DÜNYA 'ESKİ' DÜNYA DEĞİL
03 Ağustos 2018 14:37 / 1284 kez okundu!
Eski dünya derken çok uzağa gitmeye gerek yok. Eski dünya düzeninin sonlandığı tarih ikinci milenyumun başlangıcıdır. Yeni dünyanın şekillenmesini tetikleyen ise 11 Eylül 2001 saldırılarıdır. Böylece iki kutuplu dünya sisteminden ve bunun sonlanmasından sonraki yaklaşık 15 yıllık bir 'boşluk’ döneminden sonra başka bir sistemin inşasına geçildi.
****
DÜNYA 'ESKİ' DÜNYA DEĞİL

Eski dünya derken çok uzağa gitmeye gerek yok. Eski dünya düzeninin sonlandığı tarih ikinci milenyumun başlangıcıdır. Yeni dünyanın şekillenmesini tetikleyen ise 11 Eylül 2001 saldırılarıdır. Böylece iki kutuplu dünya sisteminden ve bunun sonlanmasından sonraki yaklaşık 15 yıllık bir 'boşluk’ döneminden sonra başka bir sistemin inşasına geçildi.
Amerika Birleşik devletleri için bu sistem, tek kutuplu olmalıydı. Benim zihnimde 11 Eylül saldırıları göründüğü gibi değildir. Bu saldırılar kendiliğinden oldu da Amerika bunu kendi amaçları doğrultusunda kullanmayı fırsat mı bildi yoksa bu saldırılar Amerika'nın gelecek tasarımına ön açmak için mi yapıldı sorusu gelecek yıllarda da çık tartışılacak ve belki de bununla ilgili bir takım belgeler ortaya çıkacak. Usame Bin Ladin canlı ele geçirilip gerçeklerin ortaya çıkması sağlanmadı. Öldürüldü ve cesedi de kimsenin ele geçiremeyeceği bir şekilde yok edildi. Öldürülüp okyanusa atılanın Usame olduğu bile net değildir.
Ama dünyanın objektif koşulları yeni sistemin şekillenmesinde Amerika'nın yapmak istediğinden yana değildi. Sovyetler Birliği'nin yerine geçen Rusya Federasyonu kısa sürede kendini toparladı. Avrupa Birliği sağlam adımlarla kuruluşunu geliştiriyordu. Bunların yanında Çin, Malezya, Hindistan, Güney Kore, Brezilya, Meksika, Türkiye gibi ülkeler de yükseliş içindeydiler. G7 ülkeleri G20 ye ulaştı. Bu durum tek kutupluluktan çok, çok kutuplu bir dünya düzeninin sinyalini veriyordu. Amerika Birleşik Devletleri kendi amaçladığı düzeni bu ülkelere dikte edebilmek için onları geriletmek zorundaydı. Amerika'nın hemen tüm dünya ile içine girmiş olduğu çatışma böylesi bir durumun ürünüdür.
Amerika yaklaşmakta olan 2008 mali krizini önceden görmüştü. Bu krizin tüm yükü dünyanın, Amerika dışındaki geri kalanına yıkılmalıydı. Böylece Amerika dünyanın tek efendisi olabilirdi. Yüzüklerin efendisi olabilmek için tüm yüzüklerin ele geçirilmesi gerekiyordu. Bu uğurda bütün şer güçleri harekete geçirildi. Bush JR politikaları bunu sertçe yapmak amaçlı olduğundan öteki dünyanın tepkisini çekti. Onun yerine Obama döneminin daha yumuşak görünümlü politikalarının konulmasına ihtiyaç duyuldu. İlk başlarda iyi gidiyormuş gibi görünen bu politikalar, başarılı olamadı. Bu kez yeniden sertlik yanlısı ve zora dayalı politikalara dönüldü. Amerikan yönetimine bu işe yatkın Trump ekibi geldi. Trump ekibi içindeki yeni konsepte uygun olmayan isimler elendi ve Amerika'nın tüm dünyanın patronu olmasına daha sıkı sarılacağı düşünülen isimlerle bu yönetim güçlendirildi.
İşte şimdi saldırı zamanı. Aykırılık çıkaran her merkez boyun eğdirilmeli. Amerika'nın uluslararası politikaları Trump'ın 'deliliğinden' ya da Evanjelistlerin uçuk Armageddon efsanelerinden kaynaklanmıyor. Tamamen sosyal ve ekonomik Amerikan toplumu çıkarlarından kaynaklanıyor. Amaç, yeni dünya düzeninin tek efendisi olmak ve bütün diğer ülkeleri haraca bağlayarak kendi sosyal refah düzenlerini devam ettirmek. Trump da, Evanjelistler de bu amacın kaldıraçlarıdır. Esas olan, Amerikan kapitalist-emperyalist sisteminin daha da sağlamlaştırılarak devamını sağlamaktır. Bu uğurda diğerlerinin hiç bir önemi yok. Herkesi, her devleti gözden çıkarmaya ve harcamaya, hatta yeni bir dünya savaşı çıkarmaya hazırdır Amerikan emperyalizmi. Evanjelist teoriler bu amaca dayanaklar sunuyor.
Artan büyük savaş tehdidi diğer devletler tarafından da görülmekte, bunun önüne geçebilmek için tedbirler alınmaktadır. Türkiye ve İran gibi ülkeler başka devletlerin bankalarındaki altınlarını ülkelerine getirdiler. Venezuella altınlarını İsviçre yerine, daha güvenli olduğunu düşündüğü Türkiye'de sertifikalandırmayı tercih etti. Putin, sanayi kuruluşlarına, bir savaş ihtimali gündeme geldiğinde savaş sanayine geçebilmek için hazırlık yapmaları yönünde talimatlar verdi. Avrupa Birliği, artık Amerika'ya güvenemeyeceğini kavramış, kendi imkanlarını değerlendirme, kendi ordusunu kurma ve kendi güvenliğini alma derdinde.
Bu süreç yaşanacak. Amerikan'ın saldırganlığı bir süre daha süreceğe benziyor. Bu saldırganlığın dizginlenebilmesi, Amerika'nın uygulamakta olduğu Deli Dumrul politikalarının geriletilmesinden geçiyor. Eğer dünyanın geri kalanı bir birlik oluşturabilirse bu mümkün. Savaş tehdidi de geriletilebilir ve Amerika boyun eğdirilebilir. O zaman tek başına egemenlik sistemine değil, çok kutuplu bir dünya düzenine geçilir ve daha adil bir sistem kurulabilir. Bunu sağlayabilecek güç var. Bu gücün içinde Avrupa Birliği'nden İngiltere'ye, Rusya ve Çin'e, Uzak doğu, Afrika ve Latin Amerika'nın gelişmekte olan ekonomilerine kadar hepsine ihtiyaç var. Daha eşitlikçi uluslararası bir düzenin sancılarını yaşıyoruz. Hegemonya altındakiler başkaldırıyor. O düzenin sonuna gelindi. Ama savaşsız, ama savaşla; çok kutuplu (daha doğrusu kutupsuz) bir dünyanın önü açılacaktır.
Firuz TÜRKER
03.08.2018



