BU BARIŞ BİZİM BİLDİĞİMİZ BARIŞ DEĞİL
30 Ocak 2018 23:57 / 1228 kez okundu!
Türkiye'nin Afrin'e yönelik Zeytin Dalı operasyonu bazılarını 'barış' diye ayağa kaldırdı. Onların ifade ettiği bu 'barış' söyleminin, bizim bildiğimiz anladığımız barışla ilgisi yoktur. Bu 'barış' söylemi, Amerika'nın Ortadoğu paralı askerler ordusunu savunmaya uydurulmuş bir kılıftır.
Her savaş aynı değildir. Bütün savaşlar birbirinden faklıdır. Birinci dünya savaşının yaklaştığını gören II.Enternasyonal, bu savaşın bir yurt savunması değil, emperyalist bir paylaşım savaşı olacağını, bu nedenle de karşı çıkılması gerektiğini öngören bir karar almıştır. Fakat savaş çıkınca Karl Kautsky önderliğindeki enternasyonalin sosyal demokrat partileri, kendi ülkelerinin emperyalist çıkarlarını savunarak savaş yanlısı tutumlar almış ve enternasyonal dağılmıştır. Şimdiki 'sosyalist enternasyonal' bu dağılmış enternasyonalin yeniden toparlanmasıyla oluşmuştur.
İkinci enternasyonal partileri dünyayı (tabi bu arada özellikle Osmanlı topraklarını) yeniden bölüşmek isteyen kendi emperyalist burjuvazilerinin yanında yer alarak savaşı desteklediler. O tarihte 'savaşa hayır' demek ilerici bir tutumdu. Gel gör ki bu savaşın sonunda talan edilen Osmanlı topraklarının bir bölümünde bir ulusal bilinç oluştu ve işgal edilmiş toprakların hiç olmazsa bir kısmında bağımsız varlığını sürdürmek isteyen bu düşünce halkını savaşa çağırdı. Biz bu savaşa İstiklal Harbi, ya da bilindik adıyla Kurtuluş Savaşı diyoruz. Neyden kurtuluş; emperyalist işgalden. İşte bu savaşa da hayır derseniz o, gerici, emperyalist uşağı bir tutumdur.
Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. İkinci dünya savaşı sırasında kıyıcı Hitler Almanya'sına karşı savaş ilan eden bir ülkede 'savaşa hayır' demek, NAZİ yandaşlığı, faşistliktir. Soğuk savaş esnasında 'barış içinde bir arada yaşama' politikasını savunmak, dehşet dengesine karşı, 'nükleer silahların sınırlandırılması anlaşmasını' desteklemek ilerici ve hümanist bir tavırdır. Bunlara karşı çıkmak savaş kışkırtıcılığıdır. Hiç kimse Küba'nın, Cezayir'in, Kore'nin, Vietnam'ın özgürlük savaşlarına 'hayır' diyemez. Der, der de ona farklı gözle bakılır.
Gözüne ve aklına perde inmişlerin dışında pek çok kimsenin anlayabileceği bu örneklerden sonra gelelim bizim (Yani Türkiye'nin) savaşına. İlk önce altını çizelim, burada bir savaş yok. Savaş hazırlığı içinde olanlara karşı yapılmakta olan önleyici bir operasyondur bu. Modern silahlarla donatılıp eğitilerek hazırlanan bir ordu, bu savaş hazırlığının en bariz göstergesidir. Dahası betonla tahkim edilmiş tüneller, ufak ufak, 'çaktırmadan' Suriye topraklarının Amerika hesabına işgal edilmesi, bu toprakların eski sahiplerinin yerlerinden yurtlarından edilmesi ve bu işgal edilen yerlerde ABD üsleri tesis edilmesi de cabası.
Şaka gibi değil mi? Ama kötü bir şaka; yani eşek şakası. Hangi barış? Bu ordu neden ve kime karşı hazırlandı sorusunu sorma, Amerikan bayrağının yanında 'kızıl yıldızlı' bayrak taşıyor diye bunları sosyalizm heveslisi falan say, Amerika'ya yapılan yalakalanmayı ve uşaklığı görmezden gel ve 'bırakalım da hazırlıklarını rahat rahat yapsınlar' anlamından başka bir şey olmayan 'barış' kavramının arkasına sığın.
O hazırlıkları rahat rahat yapsalardı siz asıl o zaman görürdünüz bizi ve Ortadoğu'yu nasıl bir savaşın beklediğini. O savaşın hazırlayıcılarına ve başlatıcılarına 'savaşa hayır' diyecek ne vaktiniz ne de mecaliniz kalacak. Ya belki de haksızlık ediyorum; kim bilir bugün 'barış' diye kastettiğiniz aslında o gerçek savaşın önünün açılması içindir.
Firuz TÜRKER
30.01.2018
Son Güncelleme Tarihi: 30 Ocak 2018 23:58



