Çocukların her gün ant içmesi? - Serdar M. Değirmencioğlu

03 Ekim 2013 12:10 / 4016 kez okundu!

 

Çocukların her gün ant içmesi? - Serdar M. Değirmencioğlu


"Andımız" konusu gündemde iken Doç. Dr. Serdar M. Değirmencioğlu'nun Haziran 2009'da yazdığı bu yazıyı hatırlamakta fayda var diye düşündük. Değirmencioğlu'nun dediği gibi: "Bu satırlar, insana aykırı eğitim sistemine bir armağan olsun..." (İzmirizmir.Net)

-----------------------------------------------------------------------------------------

Taze Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’ya ilköğretim öğrencilerine her gün ant içirilmesi konusunda görüş sorulmuş. Bakan “uygulama tartışılabilir”, belki de “tartışmaya hazırım” anlamına gelebilir bir yanıt vermiş. Bu yanıt duyulunca milliyetçi kuruluşlar bakanın söylediklerini reddeden, “ölürüz de vermeyiz” cinsinden açıklamalar yapmak için yarıştılar. Eğitim Sen ise uygulamanın hemen kaldırılmasını istedi.

Bakan Çubukçu gelen sert tepkiler üzerine hemen savunmaya geçti ve bu konuda henüz görüş oluşturmadığını açıkladı. Demek ki, hem Bakan Çubukçu’ya, hem de bu konuda kafası karışık kişilere yardımcı olmakta yarar var.

Bunu yapabilmek için öğrencilere ant içirilmesi konusunu olabildiğince sakin kafayla ele almak gerekli. Alevli açıklamalara neden olan içerik olduğu için meseleyi andın içeriğinden bağımsız olarak düşünmek işi kolaylaştıracaktır.

Zora dayalı

Her gün tümüyle kural gereği, hiçbir şekilde isteğe bağlı olmadan söylenen sözlerin, bu sözleri söylemek zorunda bırakılanlar için anlam taşıması söz konusu olamaz. Bu yalnız ant için değil, şarkı, marş, dua vb. için de böyledir.

Bir kuruluşta böyle bir uygulama ancak zorlama kök salmış ve kurumsallaşmış ise mümkün olabilir. Bu da meselenin militarizm ile bağlantısını gösterir. Ant içme gibi sık yapılan törenler ancak askeri zihniyetin ve dayandığı zorun var olduğu ortamlarda görülür.

Bu uygulama insana aykırıdır çünkü zora dayanır. Zorlama kaldırıldığında ortadan kalkar. İnsanların kendi istekleri ile her gün ant veya marş söylemeleri ancak faşizan, paramiliter örgütlenmeler içerisinde görülür. Toplum uzun süre faşizme ve paramiliter örgütlenmelere maruz kalırsa, kitlelerin törensel uygulamalara istek veya rıza göstermesi sağlanabilir. Topluma özgürlük sızarsa, bu üretilmiş rıza yerini redde bırakır.

Dayatmacılık

Bir örnek verelim. Tüm öğrenciler bal yemeye bayılıyor olsun. Her gün “bal yemeyi seviyorum” diye bağırmaya, hatta bal yemeye zorlanırlarsa, kısa sürede baldan soğurlar. Okullarda aslında bu yaşanmakta.

Dahası, törende konuştukları, güldükleri, düzeni bozdukları, hatta biraz büyüyünce törenden kaçtıkları için nice öğrenci dayak veya ceza yiyor. Oysa sorun öğrencide değil, dayatmada. Dayatma, sevilen bir andı bile istenmeyen bir şeye dönüştürebiilr. Bunun artık anlaşılması gerek.

Bir de ant içmek, marş söylemek özel gereksinimleri olan öğrencilere nelere mal olmakta düşünmek gerek. Andı belleğinde tutamayan, ezberlemeyen çocuklar var. Andı veya marşı söylemeleri istendiğinde heyecanlanan, takılan, şaşıran çocuklar var. Bu çocukların nicesi nice kötü muameleye maruz kalıyor, utandırılıyor, küçük düşürülüyor.

Bir de içeriği kim belirlemiş düşünmek gerek. Belli ki, andın içeriğini yetişkinler belirlemiş ve çocuklar anlasın almasın okutulmasına başlanmış. Andın içerdiği kimi kavramlar, ilköğretimin başındaki çocuklar için çok soyut ve anlamsızdır. Bu da ant içme töreninin ne denli anlamsız ve dayatma olduğunun bir diğer göstergesidir. Burada istenen aslında, öğrencilerin küçük yaştan ant içmeye, törenlere, esas duruşa ve “ben Türküm” kalıbına alışmalarıdır.

Militarizm

Ant içirme uygulaması dogmacılık, milliyetçilik ve militarizmle şekillenmiştir. Öğrencilerin sorgulayıcı olması değil; milliyetçiliği ve diğer dogmaları bellemeleri ve benimsemeleri isteniyor. Militarizm tam da bu nedenle devreye giriyor. Askeri düzende zorla belletme, kural ve ezber asıldır. Üstler, astların kurala her koşulda uymasını isterler. Ant ve marş da kuraldır. Müzik ve sözüyle marş, her vurgusu ve sözüyle ant bir kalıp olarak bellenecektir. Söyleyen inansın ya da inanmasın sözlerin söylenmesi gerekir. Kural yerine geldi mi, üstler tatmin olur. Bu şekilde düzenin güçlü ve kalıcı olduğu her gün vurgulanır.

Ant içirme uygulaması tek başına düşünülmemelidir. Öğrencilere ant içirilmesi, “rahat”, “hazırol”, “dikkat” gibi komutların kullanılması, öğrencilerin rap rap asker gibi yürütülmesi militarizmdir. Bunların hiçbirinin okulda yeri yoktur. Okula sızmış olmaları, eğitim sisteminin insancıl ve özgürlükçü olmamasından kaynaklanmaktadır.

Okullar, katı hiyerarşi ve azınlığın çoğunluğu yönetmesine dayalı olarak işliyor. Bu, mutlak otorite, tepeden yönetilme ve denetlenme, öğrencilerin sınırlarının ve haklarının sürekli çiğnenmesi demek. Çocukların gelişmesi için gerekli olan istekle öğrenme, beceriler edinme ve mutlu olma hep arka planda bırakılmaktadır.

Millet ve devlet

Cumhuriyet tarihinin “bir millet - bir devlet” yaratma çabası çığrından çıkarak okulları kaplamıştır. Buna şaşırmamak gerekir çünkü milliyetçilik ve militarizm bir virüs gibi yayılmacıdır. Eğitimde akla dayalı gidişat ve direnç noktaları yıkıldıkça, yayılma kolaylaşmıştır. Öğrencilerin her gün “ben Türküm”, “kendimi benden yüce bir şeye armağan ediyorum” diye bağırtılmasına varılmıştır. Uygulama, milletin ve devletin insandan önce geldiğinin her gün yinelenmesidir ve trajikomiktir. Bu uygulama mutlaka değişmelidir.

Milliyetçilik ne kültürü, ne insanı değerli görür. Bu toprakların halklarının biri dışında hor görülmesi, yok sayılması ve dahası yok edilmesi milliyetçiliğin doğal sonucudur. Rum, Ermeni, Kürt, Süryani, Arap ya da başka bir etnik kimlikten bir öğrenciye her gün okulda ben “Türküm” dedirtmek ise tümüyle akıl dışıdır.

Sakız gibi çiğnenen andın etkisi küçüklerde çok belirgin değildir. Ama etnik kimliğiyle çelişen sözleri her gün yineleyen öğrenciler yaşları büyüdükçe hem kızgınlık, hem de tiksinme hissedebilir. Öte yandan, etnik farkındalığın güçlü olduğu ortamlarda etnik kimliklerine daha çok sahip çıkabilirler. Yani ant içirme ters de teper. Milliyetçi ve militarist yaklaşım bunları da görmeyecek denli dogmatiktir.

Bu satırlar, insana aykırı eğitim sistemine bir armağan olsun...

*Doç. Dr. Serdar M. Değirmencioğlu
Ögretim üyesi

Kaynak.

www.ozgurhaber.netwww.kuyerel.com

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
10 Haziran 2009 16:05

nuhungemisi

Elinize sağlık Sayın Serdar Değirmenci... kanımca çocuklarımız her gün ant yerine hergün süt içerse daha yararlı olur. Sevgiler...

Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.