'Bucket list'

10 Kasım 2009 00:31 / 1927 kez okundu!

 


"Bucket list" diye bir film izlemiştim. İki adam ölmeden önce yapmak istedikleri şeylerin listesini yaparlar ve bunu gerçekleştirmeye karar verirler. İstediklerini yaptıkça da listeye bir "check" atarlar.

Sizin böyle bir listeniz var mı? Yoksa, muhakkak "ölmeden önce yapılacaklar" listesi oluşturun. Kalbinizden geçen ne varsa yazın. Şu an oluşması mümkün değil diye sakın yazmamazlık etmeyin ya da olursa neler olur, hayatım altüst olur diye yazmaktan da korkmayın. Hayatınızın altının üstünden daha iyi olmadığını nereden biliyorsunuz?

Ben bu aralar hayallerimden birini daha oluşturdum. Yani bir "check" daha attım. Yakında bunu sizlerle paylaşacağım. Şimdi bu süreçte yaşananları sizinle paylaşmak istiyorum.

Kendinizi hayatınıza bir yenilik katarken hayal edin. Bu yenilik sizi çok heyecanlandırırken aynı zamanda zorlasın. İşte bu süreçte bir tarafınız "yap, yap" derken diğer yanınız bütün endişelerinizi, korkularınızı, sınırlandırıcı düşünce ve inançlarınızı ortaya çıkarsın. Yani "sabotajcı" iş başında olsun! Hepimizde var, yalnız değilsiniz. 

İşte bu süreç mükemmel bir süreç. Kendiniz hakkında çok şey öğrenebileceğiniz, kendinizi kısıtladığınız her yanınızın farkına varabileceğiniz, tek gerçek engelin kendiniz olduğunuzu anlayacağınız; aynı zamanda gücünüzü hissedebileceğiniz ve onunla nasıl temasa geçebileceğinizi göreceğiniz bir süreç bu. "Son"un aslında pek de önemi yok. Nasıl sonlandığından ziyade, sona giden süreci nasıl değerlendirdiğiniz önemli.

Bir “koç” olarak ve "kendinin farkında" yaşamaktan zevk alan bir “koç” olarak böyle süreçlerde kendimle ilgili çok büyük keşiflerim oluyor. Kolay mı oluyor? Hayır, her zaman değil. Çok zorlandığım zamanlar da oluyor. Ancak artık bildiğim "olana güven, her zaman olman gereken yerdesin" yasası ve kalbimin beni yönlendirişi ile sonunda gerçeği görüyorum. Olayın içindeyken büyük resmi görmek her zaman kolay olmuyor. Ancak olaylar yaşandıktan ve geriye dönüp bakıldıktan sonra büyük resmi görüyoruz. O resmi görene kadar geçen sürede "hayata, yaşama güven" ise benim pusulam oluyor.

Bu pusulayla birlikte bir de adım attınız mı, karşınıza sürekli mucizeler çıkıyor. Olmaz sandığınız şeyler oluveriyor; oldurmak için hayatınıza "melekler" giriyor (insan kılığında); o güne kadar kapanan kapılar açılıveriyor; tesadüfler (!!!) ardı ardına yaşanıyor. Neden? Çünkü hayat eylemi alkışlar. Korksanız da, adım atmaya "cesaret" deniyor ve bunun ödülleri de peş peşe geliyor.

Yani, size söylemek istediğim kalbinizi dinleyin, yaşama güvenin, ne istediğinizi bilin ve adım atın! Hepsini yapın ama en önemlisi adım atın!

Adım atın, hayalinizi gerçekleştirme sorumluluğunu alın! Ve yaşadığınızı hissedin!

Dolu dolu yaşamak, hayatının sorumluluğunu ele almak, elini taşın altına koymak, kendini tanımak, gücünü bilmek, yeteneklerini fark etmek ve bunu hepimizle paylaşmak!..

Hepimiz senin yeteneklerini bize göstermeni bekliyoruz. Bizi bundan mahrum etme.

Hadi at o adımı, evrende seni bekleyen o noktayı varlığınla doldur, yaptığın şeyi sevgiyle yap, sevgi ver, sevgi al!

Hepimizin buna ihtiyacı var.

Ben yaptım, sen de yapabilirsin!..

Tüm sevgimle,
 

Violet Alaluf
Yaşam Koçu-İzmir
10.11.2009

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.