Rebetler ve rebetissalar - Ark. Şükrü TÜL

18 Temmuz 2008 07:01 / 3313 kez okundu!

 

İzmir ve çevresinin özgün müziklerinin 1922 olayları ve ardından Lozan Antlaşması uyarınca gerçekleşen 1923-24 Mübadele işlemleri yoluyla bir bellek dağarcığı olarak kıta Yunanistan’a geçişi, önemli bir kültür olgusudur. Bu geçiş, müzik öğretisi ya

REBETİKO


İzmir ve çevresinin özgün müziklerinin 1922 olayları ve ardından Lozan Antlaşması uyarınca gerçekleşen 1923-24 Mübadele işlemleri yoluyla bir bellek dağarcığı olarak kıta Yunanistan’a geçişi, önemli bir kültür olgusudur. Bu geçiş, müzik öğretisi ya da tarzının daha sonra bir proleter alt kültür müziği olarak Rebetiko/Rebetika diye gelişmesi demektir. Çeşitli yasaklama dönemleri geçirmiş olsa da Rebetiko, “Küçük Asya Felaketi” denen olayın, özellikle de İzmir kökenli sanatçıların kıta Yunanistan’da yarattıkları bir tarzdır ve günümüzde bir bakıma İzmir müzik anlayışı, yaşamını hala sürdürmektedir.



Kelimenin kökeni İzmir ve çevresinde, İstanbul’da konuşulan Yunanca’nın eski İyon lehçesi gibi köklere inebilecek sözcüklerinden biri olmalıdır. Eski Yunanca konusundaki en yetkin sözlüklerden Liddel Scot Leksikon’unda, “rembomai” fiili kararsız olmak, raslantısal davranmak olarak açıklanıyor. İ. P. Panayotidou’nun Yunanca-Türkçe Leksikon’unda Rebet biçiminden çok, sözlüğün basıldığı 1898 yılındaki kök sözcük yer almaktadır. “Rembos”, serseri, avare demektir. Aynı kökten türetilen “Rembodis”, dalgın, zihni meşgul ve perişan, dikkatsiz olarak verilmiştir. Rebetlerin bir başka temsilcisi olan sözcük “Manga” ise aynı sözlükte çapkın, külhan beyi, çete, güruh, zümre, takım karşılıklarıyla verilmiştir. Panayotidou, sözlüğünde “Mangas” sözcüğünü çapkın yaramaz, külhan beyi ile karşılıyor. Bu iki önemli sözcük rebetiko kültürünün anahtarlarıdır. Mangalar yaşamın aşkla karışmış acılarını çeken insanlardır. Rebetler ise bu acıyı dillendirmede daha ileri örgütlenmiş kişiler olarak gözükmektedirler.



19. yüzyıla bakıldığında kıta Yunanistan’da müzik türleri birkaç bölge tekelinde ve kendi içinde genetik bir havuzla sınırlıdır. Yanya bölgesinin “Yanyotika”, Mora’nın “Moraitika” ve genel olarak da Attika ile Mora kesiminde bir yaşama tarzı olan koyun hırsızlarının müziği “Kleftika”, kıtadaki müzik türlerinin ana eksenini yaratır. Küçük Asya ya da Asya Türkiyesi’nde ise iki tür belirginleşmiştir. Birincisi tarihsel kökleri nedeniyle İstanbul, kısaca Konstantinopolis’den galat “Politika” diye anılır. İkinci gurubu ise “Smirnaika” gurubu oluşturmaktadır. İzmir’de 1845’de, Andrea Singrou’nun bildirdiğine göre güzel sesli okuyucular bulunmaktadır ve İstanbul’da söylenen şarkılar gibi 19. yüzyılın halk şarkıları genel olarak Rebetiko sınıfına sokulurlar. Sokrates Prokopios’a göre Türklerin ve Rumların çaldıkları çalgılar ve yöntemler şunlardır: dümbelek, gitar, mandolin, santur ve keman. Başlıca müzik türleri arasında karşılama gibi danslar “kibariko” diye tanımlanırken, “yerliso” denen türün önde gelenleri olarak “çiftetelli”, “zeybekiko”, “kasapiko” gösterilir. Gazel anlamına gelen “Amanedes” ve “kantades” daha çok profesyonel okuyucuların müzik türleridir.



İzmir Kordon’unda yer alan “kafe şantan”lara tezat yaratan “kafe aman”lar daha çok kentin derinliklerindeki müzik odaklarıdır. “Kafe aman”ların müzik türü ise gazellerdir. Bu türden tekkeleşmiş yerlerin en güzel betimini Dido Sotiriou, “Kanlı Topraklar Üzerinde” adlı romanında verir. Aya Dimitri mahallesinin ötesinde, Meles caddesinin sonunda Ogdondakis’in işlettiği Louloudyas hanı böyle bir yerdir. Burada birikenlerin çektiği parasızlık ve işsizlik, 15 Ağustos’ta kuru incirin İzmir limanına gelmesi ve incir mağazalarının açılması ile bir parça olsun hafiflemektedir. Afyon içmenin, esrar çekmenin yaygın olduğu bu tekkeler, suçluları saklar. Şarkılar da bu yaşam tarzına paralel acıları dillendirmektedir. Kordon’a yakın ya da Kordon’daki seçkin yaşam ise kilise koroları, solistleri ile batılı müzik arasında biçimlenir. Frenk mahallesindeki uzun havalara, gazellere benzer “minore”lere bir kibarlık atfetmek gerekir. Plaklara yansımış minorelerin en eskilerinin seslendirilmesinde kilise kökenli koro ve topluluklar, bu arada “Elliniki Estudiantina” denen topluluklar önem kazanmıştır.



Bu türden aşk kantatlarının eşlik edicisi gitar ve mandolindir. İtalyan kökenli mandolinin arkasındaki şişkin tekne görünümü, pek çok fotoğrafta kolay seçilmez. Günümüze ulaşmış birkaç örnekte görüldüğü gibi bu enstrümanın batılı perde ve tınılara sahip olması, teknesinin bağlama gibi geriye doğru derinlikli olması, daha sonra, 1930’larda Yunanistan’da ortaya çıkacak yeni bir enstrümanın yaratılışını müjdelemektedir. Louis Corletti gibi üreticilerin mandolinlerinin kıyı müziği ve plak dünyası ile içli dışlı olması bir Frenk tarzı yaşam kalitesinin sonucudur.



Oysa içteki sokaklarda ve hanlarda icra edilen müzik tümüyle yerli çalgılardan oluşur. Keman, ud, kanun, bağlama, cura, darbuka egemendir. Rebet tarzındaki müziğin ilginç eşlik edicileri arasında çalpara denen zilli maşa gibi araçlardan da yararlanılır. Öte yandan rebetler ya da mangalar ellerine iki rakı kadehi alarak tespihleriyle bardaklara vurarak da ritim yaratabilirler. Çalgı çalanın içtiği esrar sarılı sigara ise serçe parmağı ile yüzük parmağının ucunda tutulur ve çalgı çalmaya engel oluşturmaz. Günümüze fiziksel olarak ne “kafe şantan”lar ne de “kafe aman”lardan örnek kalmadığı gibi betimlemelerine ilişkin neredeyse hiçbir şey kalmamış gibidir. Kent içindeki müzik odaklarının dışında, kent dışındaki su başlarının müzik türü ve adı da vardır:”Glencedika”. Türkçe’deki eğlence sözcüğünün karşılığı olan bu türden müzikler daha çok halk şarkıları ve onlara yakın bestelerdir. Bu türün içine sokabileceğimiz anonim müzikler de vardır ki Türkçe versiyonları olan pek çok örnek bu türe girer.



Frenk yaşamına yakınlık demek olan minorelerden en ünlüsü Lefteris Menemenlis’in 1911’de plağa okuduğu “Smirniko mane minore”dir. “Cibaeri mou” yani “cevahirim” de önemli bir minore olarak anılmalıdır. Gazellerin en ünlüsü arasında “Tabakhaniotiko”, tabakhane gazeli anılabilir. Öte yandan halk şarkıları arasında “Aptal havası”, “Menemen zeybek”, “Adamaman” bulunur. Tüm bunların dışında konulu şarkılara bakıldığında toplumsal olayların yansıdığı örnekler de vardır. Genelde anonim bırakılmış bu şarkılar, giderek artan uluslararası doku uyuşmazlığı söyleminin bir sonucudur. Elli’nin öyküsü bunlardan biridir. Elli, Urla’da bir zabit Türk’e aşık olarak kendi ulusuna, daha doğrusu dinine ihanet eder. Artık şeriat hükümlerince iki kenarı da keskin bıçakla öldürülmesi gerekir. Bu türden bir şarkı daha sonra genç kızlara uyarı/tenbih olarak toplumsal ortamlarda kullanılır. Bunlardan birine örnek Dido Sotiriou tarafından Kanlı Topraklar Üzerinde adlı romanda aktarılmıştır. Kirkince yakınlarındaki Güzelköylü bir Türk beyine aşık olmaya hazırlanan bir genç kız, amele Rumların Elli şarkısını söylemesi ile uyarılır.



İzmir’in eski müzik yaşamına, Rebetiko’nun köklerine ilişkin günümüzde bulgulara rastlamak zordur. Ancak boncukla işlenmiş, üstünde “Phylaki” yani hapishane yazan keselere, beyaz metalden yapılmış afyon sakızı kutularına rastlamak olasıdır. Smyrne başlığı ile basılmış Favorite, Orpheon marka 1910-1922 sürecinin plakları güçlükle ortaya çıkmaktadır. İstanbullu müzik yayıncısı Christidis’in basmış olduğu birkaç nota kitapçığı da buna eklenirse kentin müzik belleğine ilişkin derlenebileceklerin sayısı sınırlıdır. Günümüzde 1922 öncesinin malzemesinin ortaya çıkarılmasını Avrupa, Amerika gibi uzak diyarlara ulaşmış plaklara borçluyuz. İzmir’in güncel yaşamında ise Rebet ya da Manga yaşamından kalma ayrıntıların başında ayakkabı kültürü gelir. Yunanistan’da da Rebetler arasında moda olan ayakkabı, biçim olarak şöyle tanımlanır: “Topuğu ile tabanı arasından bir fare geçebilmeli!”. Bu türden sivri burunlu, yumurta topuklu ayakkabı, İzmir kentinde aynı ekonomik toplumsal sorunları yaşayan iki bölgede görülmektedir. Eşrefpaşa ve Buca’da hala eski gelenek ve kalıplara göre ayakkabı üreten yerler bulunur. Rebet kültürü içinde bu türden ayakkabı ile birlikte dar paçalı pantolon giyme adeti de aktarılmıştır. Paçaları dar pantolonların kerata ile giyildiği söylentisi bile vardır. Beyaz gömlek ve koyu renk takım elbise giymek, tespih sallamak, kulak arkasına karanfil sokmak Rebetlerin tipik görünümleridir. Efkârlı mangalar içinse daha ileri tanımlamalara ortaya çıkmıştır. Bunlardan birisi “Banabakides” tanımı, Türkçe’deki külhan kelimesinin tam karşılığıdır. “Kuçabakides” ise çalımlanan ancak yiğitlik bakımından içi boş olan Manga demektir.



Kıta Yunanistan’a göçeden İzmirliler’in toplaştığı Pire’de kısa sürede oluşan tekkeler, yoksulluk içinde yapılmış göçün tek kalıtı olan müziği hemen örgütlediler. Getirilen birkaç sazın dışında ses ve bardak, tesbih gibi nesnelerle müzik hemen oluşturuldu. Pire’den çıkan müziğin çoğunluğunu Hicazkar makamı şarkılar oluşturduğu için bu makam “Pireiotiko” diye anılmaya başladı. Pikinu adlı birisinin kendi birahanesinde öldürülmesi gibi toplumsal olaylar üstüne yakılan şarkılar repertuarı zenginleştirdi. Saronik körfezindeki adalarda zulalarlarda içilen esrarın yerini 1930’larda Güney Amerika’ya ulaşan Yunanlı veya Rum göçmenlerin sağladığı kokain aldı. Sefalet arttıkça şarkıların hüznü ve acısı çoğalıyordu. Hırsızlıklar şarkılara konu oluyor, polisler hicvediliyor, balıkçılıkla kazanılan kolay olduğu varsayılmış yaşamın ayrıntıları övülüyordu. Kapetan Andrea Zepos balıkçıların en önde geleni olarak şarkılara geçmiştir. Bu tarzın yarattığı etki 2. Dünya Savaşı sırasında Almanlar’dan benzin çalarak geçinenlerin bile konu olduğu şarkılar ortaya çıkarmıştır.



Plak sektöründe ise önce 1922-1932 arasında eskiden kalma şarkıların yinelenmesi dönemi söz konusudur. Bu arada mandolinden türeyen buzuki gelişme göstermiş ve plaklara, orkestralara girmiştir. Buna rağmen ilk buzuki ile Rebetiko plak kaydı 1933’de gerçekleşmiştir. İstanbul ve İzmir kökenli sanatçıların yarattığı bu İzmir döneminin ardından takımlara giren ve zeybek, kasap havası bestelemeyi, çalmayı öğrenen yeni rebetler ortaya çıkmakta gecikmemiştir. En ünlüleri olan Markos Vamvakaris, Syra adasından gelerek bu dünyanın içinde en önemli bestecilerden biri olur. 1937’de Metaksas iktidarının doğu tarzı şarkıları yasaklamasına dek durum sürer gider. 1942’lerden sonra ise doğu etkisinin Mısır kökenli filmlerle açılması süreci gelir. Ve en sonunda aristokratlar için Rebetiko şarkılarını Manos Hacıdakis, “Eksi Laikes Zoğrafies” -Altı halk resmi- başlığı ile yeniden düzenler.



-İ. P. Panayotidou, Leksikon Ellino Tourkikon, 2 cilt, İstanbul 1898



-Aristomenis Kalivyotis, Zmirni-İ Mousiki Zoi 1900-1922, Atina 2002



-Gail Holst, Rembetika, çev. V. Çelik Akpınar, İstanbul 1993






İZMİRLİ REBETİKO BESTECİLERİ



Panayotis Toundas (1885/86-1942)



1885 ya da 1886 yılında İzmir’de doğan Panayotis Toundas erken yaşlarda dönemin en ünlü enstrümanı olan mandolin öğrendi. Genç yaşlarda İzmir’deki başanı Sideras’ın çektiği Politika/Kentlice orkestrasına katıldı. Dönemin sanatçıları Ogdondakis(Yannis Dragacis), Vangelis Papazoğlu ve Spiros Peristeris ile çalıştı. Yaklaşık 1910’da beste vermeye başlayan sanatçının yapıtları, 1922 öncesinde çok sayıda plağa kaydedildi. Mısır, Afrika ve Avrupa yolculuklarının ardından 1923 yılında Atina’daki Nea Zmirni semtine yerleşti. Tavernalarda bir sure mandolinci olarak çalışan Toundas, 1924 yılında Odeon Plak şirketi’nin müdürü oldu. Besteleri kısa sürede Yunanistan’da tanındı ve ülke dışında da şarkıları plağa aktarıldı. 1929 yılında Cicifyes Taverna’sında şarkı söyleyen Roza Eskenazi’yi keşfeden Toundas, bu İstanbullu okuyucuyu 1930’larda yüceltti. 1931 yılında Columbia’nın müdürü olan Toundas, Andonis Dalgas, Rita Abacı, Kostas Roukounas gibi Küçük Asyalı sanatçılarla çalıştı. 1934 yılında buzuki ve bağlamanın plak kayıtlarına girmesini sağladı. Bu sure öncesinde buzuki ve bağlama Yunanistan’da yeterince yaygın değildi. 1941 yılında başlayan Alman işgaline dek bu parlak yaşamını sürdüren besteci, 23 Mayıs 1942 tarihinde Nea Zmirni’deki evinde öldü. Panayotis Toundas’ın yapıtları günümüzde de pek sanatçı tarafından seslendirilmektedir. Özellikle İzmir tarzı besteleri ve tınıları ile İzmir müziğinin kıta Yunanistan’daki temsilcisi olmuştur.



-Panayotis Toundas, Panayotis Kounadis’in albüm kitapçığındaki yazısından, LP-Ta Tsilika/Haris Aleksiou, Minos Plakevi [Atina] 1983



Vangelis Papazoğlu (1897-1943 )



Torbalı’da 1897 yılında bir demiryolu memuru ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Kıta Yunanistan’da Markos Vamvakaris ile Rebetiko’nun en önde gelen bestecisi sayılır. İzmir’deki müzik çalışmalarını Spiros Peristeris’in kurmuş olduğu müzik gurubu Ta Politakia ile yaptı. 1922 Felaketi ile Yunanistan’a Atina kentine geçti. Yunanistan’a gelmeden önce gitar, banço, keman ve mandolin çalıyordu. İlk bestelerini 1925-26 yıllarında vermeye başladı. 1933 yılında ilk plak kayıtlarını yapan Papazoğlu’nun bu verimli dönemi, 1937/38 yıllarında Metaksas diktatoryası nedeniyle kesintiye uğramıştır. Bu süreçte 30 kadar yapıtı plağa geçirilmiştir. Bunlar arasında cüzdan hırsızlarını anlatan “Oi Lakhanades” (=lahanacılar) ve “İ Babessa” sayılabilir. Bundan sonar Atina’da Kokinia semtinde ikinci eşi, İzmirli bir okuyucu olan Vangeliki ile yaşamış ve 27 Temmuz 1942 yılında ölmüştür.



-Vangelis Papazoğlu Panayotis Kounadis’in albüm kitapçığındaki yazısı, LP-Ta Tsilika/Haris Aleksiou, Minos Plakevi [Atina] 1983



Yannis Dragacis (1886- 1958)



Takma adıyla Ogdondakis, ünlü Dido Sotiriou’nun Kanlı Topraklar Üstünde; bizdeki adıyla benden Selam Söyle Anadolu’ya adlı romanında anılır. 1886 yılında İzmir’de doğan Yannis Dragacis, Rebetiko müziğinde Selanikli Dimitris Semsis ile birlikte keman solisti olarak tüm zamanların en iyisi olarak bilinir. 1923’de Yunanistan’a geçişine dek İzmir’deki “mağaza”larda çalışmıştır. 1925-26 yıllarında ilk plak kayıtları halk şarkılarında türünde gerçekleşmiştir. 1928 yılında ilk kez kendi bestesini plağa kaydeden Ogdondakis, 1938 yılına dek 30 kadar beste vermiştir. Columbia şirketi ile plak çalışmalarını bildiğimiz Ogdondakis, 1958 yılında ölümüne dek keman çalmayı sürdürmüştür. Çalıştığı okuyucular arasında Marika Françeskopoulos, takma adıyla “Politissa” önem taşır.



-“Yannis Dragatzis” Panayotis Kounadis’in albüm kitapçığındaki yazısından, LP-Ta Tsilika/Haris Aleksiou, Minos Plakevi [Atina] 1983




ATİNA’DA İZMİRLİ ŞÖHRETLER:



Apostolos Hacıkristos (1902-1959)



İzmir’de Kokaryalı’da 1902 yılında doğdu. 1922 yılında Atina kentine geçti. 1930’ların başında buzuki çalmaya ve dönemin orkestralarında şarkı söylemeye başladı. 1937 yılından 1940’a dek “Kokkiniotissa” adlı şarkısının getirdiği şöhretle yaşadı. 1955 yılına dek İkinci Dünya Savaşı sonrasında çok sayıda Rebetiko takımı ile çalıştı ve ürün verdi. Yannis Lelakis, Yannis Fotidas, Khristos Basiliadis, Konstandinos Manesi gibi dönemin en iyi söz yazarları ile çalıştı. En tanınmış yapıtlarından biri “Kayıkçı”dır. 5 Temmuz 1959 yılında Atina’da öldü.



-Apostolos Hacıkristos, Panayotis Kounadis’in albüm kitapçığındaki yazısından, LP-Ta Tsilika/Haris Aleksiou, Minos Plakevi [Atina] 1983



Anestis Delias (1912-1944)



Anestis Delias 1912’de İzmir’de doğdu. Ailesi ile birlikte Yunanistan’a geçerken çocuk belleği ile birlikte İzmir müzik geleneğini taşımış oldu. 1922-1932 döneminin en ünlü yapıtlarını vermekte gecikmedi. Drapetsona’daki 40 bin kişinin yaşadığı göçmen çadırlarında öğrendiği müzik ve acılar onu biçimlendirdi. Müzik yaşamına gitar ile başladı, 1930’lara doğru Markos Vamvakaris ile birlikte Rebetiko müziğinin yolunda ilerledi. Doğal olarak narkotiklerle yaşadı ve ünlü şarkılarını besteledi. Besteleri içinde Rast Neva Gazel, Uşak şarkı:Gurbet şarkısı, Kuçabaki (zeybek), Dağa Çıkan Mangalar(zeybek) anılabilir..



-Anestis Delias, Panayotis Kounadis’in açıklama yazısı, LP-Anestis delias 1912-1944, Falirea Kardeşler Plakevi, [Atina, tarihsiz]




İZMİRLİ SESLER



Yorgo Vidalis (1884-1948)



1922’den önce İzmir’deki plak kayıtları bilinen en eski seslerden biridir. 1884 yılında İzmir’de katolik bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. 1903 yılında Anna Bıçakçı ile evlendi ve Petros adında bir oğlu dünyaya geldi. Plaklarının pek çoğunu “Elliniki Estudiantina” denen toplulukla gerçekleştirmiştir. Ayrıca dönemin orkestrası “Ta Politakia” ile çalışmıştır. 1910 dolaylarında plakların üretimin hız kazanması sırasında Theodoros Mavrogenis, Lefteris Menemenlis, Yannis Çanakas gibi seslerlerle şöhrete kavuşmuştur. 1922 yılına dek kent merkezinde şarkı okumayı sürdüren Vidalis, bozgun sonrasında Atina’ya geçmiş, 1924-1931 arasında 100 kadar Anadolu kökenli halk şarkısına plağa okumuştur. Hafif müzik çalışmaları da bilinen Vidalis dönemin sanatçıları Con Biliaris, Yorgo Savaris, Spiros Peristeris ile birlikte yaptığı çalışmalarda, mandolin egemenliğinden buzukiye geçiş sürecine hizmet etmiştir. Haziran 1948 yılında ölen Vidalis, İzmir ile Kıta Yunanistan Rebetolojisinin geçiş sürecini temsil eder.



- CD-The Greek Archives Vol 7, Unknown Recording of Songs from Smyrna 1922-1940, [Atina-yılı belli değil], Petros Tabouris’in albüm kitapçığındaki yazısından.



- Aristomenis Kalivyotis, Zmirni-İ Mousiki Zoi 1900-1922, Atina 2002




Andonis Diamantidis/Dalga (1892-1945)



Daha çok Andonis Dalgas diye bilinen sanatçı, 1892 yılında İstanbul’da doğdu. Sesinin dalgalanması ona takma adını getirdi. 16 yaşında eğlencelerde şarkı söylemeye başladı 1917’den 1922’ye dek pek çok kez Yunanistan’a şarkıcı olarak çalışmaya gitti geldi. 1923-1930 arasında ise Atina’daki İzmir tarzı şarkılar dünyasında çalıştı. 1930’lardan 1945’deki ölümüne dek gitar ve ud sanatçısı olarak çalıştı. Plaklara okuduğu şarkılar arasında Yorgo Karra’nın Aise/Ayşe, Hüzzam dertli Gazel, yine Yorgo Karra’nın Bucalia, Dimitris Semsis’in O Sevdalis ve Mevlana Sabah Gazel sayılabilir..



-CD-The Greek Archives Vol 7, Unknown Recording of Songs from Smyrna 1922-1940, [Atina-yılı belli değil], Petros Tabouris’in albüm kitapçığındaki yazısından.



-Andonis Dalgas, Panayotis Kounadis’in açıklama yazısından, -D Andonis Dalgas-Aise, Eros Plakevi, Atina 1994



Kostas Nouros-Marsellos (1892-1992)



1892 yılında İzmir’de doğan Nouros, İzmir kentinde dinsel müzik okuyan en önemli isimlerden birisiydi. 1922’de Atina kentine geçti 1926 ile 1933 arasında sayısız plak doldurdu. Atina kentinin göçmen uyduları olana Kokkinia ve Podonifti’de şarkı söyleyen sanatçı 1949 yılında Yunan ordusu için Kahire’de konser vermiştir. 1962 yılında şarkı söylemeyi bırakan Nouros, tam yüz yaşında 1992 yılının 26 Mayısında öldü. Plağa okuduğu parçalar arasında Dido Sotiriou’nun romanında Ogdondakis ile ilgili olarak konu ettiği “Aman Memo, Kaymak Memo” önemle anılmalıdır. Bornovalı Gazeli, Tzivaeri mou gibi parçaların yanısıra Piraiotiko türü yani Hicazkar, Uşak, Rast ve Sabah makamı şarkı ve gazellerin ustası Nouros’un plağa okuduğu Memo’nun sözleri şöyledir: Ah aman, sevdalım aman, güzelim aman/ Şu derede boyun ermiş/Varın bakın neler olmuş/Aman Memo kaymak Memo!



-CD-The Greek Archives Vol 7, Unknown Recording of Songs from Smyrna 1922-1940, [Atina-yılı belli değil], Petros Tabouris’in albüm kitapçığındaki yazısından.



-Konstandinos Nouros, Panayotis Kounadis’in sunuş yazısı, -LP Konstandinos Nouros-Smirneiko Rebetiko kai Amanedes apo 1928-eos 1932, Falirea kardeşler Plakevi, Atina 1993



İZMİRLİ REBETİSSALAR



Rita Abacı



1914 yılında İzmir’de doğan Rita Abacı, 1930’larda okuyuculuğa başladı. Tür olarak “Smyrneika” ve “Dimotika” (=halk türü) okuyan sanatçı döneminde Roza Eskenazi ile birlikte 78 devirlik taş plakların kraliçesi olmuştur. Dönemin ünlü bestecileri Panayotis Toundas, Vangelis Papazoğlu, Kostas Skarvelis, Spiros Peristeris, Dimitrios Semsis, Markos Vamvakaris, Vasilis Tsitsanis ile çalışan Rita, 1969 yılında ölmüştür. Kızkardeşi Sofia Karivali ise kısa süreli plak doldurma dönemi yaşamış ablası gibi müzik dünyasında uzun sure kalmamıştır.



-CD-The Greek Archives Vol 7, Unknown Recording of Songs from Smyrna 1922-1940, [Atina-yılı belli değil], Petros Tabouris’in albüm kitapçığındaki yazısından.



Sofia Karivali



1918 yılında İzmir’de doğdu. Ailesi ile birlikte 1922 yılında Yunanistan’a göçmen olarak gitti. Pire’nin bir ucundaki Kokkinia’da öteki göçmenlerin yaşamını paylaşarak büyüdü. 1936 yılında evlendiğinde rebet müziği dünyasına okuyucu olarak adımını atmıştı. Girit’e yaptıkları yolculuğun ardında Sofia tek başına okumaya, eşi ise onu tavernaların köşelerinde beklemeye başladı. Kızkardeşi Rita Abacı, Rebet müziğinin özellikle de İzmir tarzı müziğin önde gelen isimlerindendir. Sofia bir süre Pire’de ve Yunanistan’ın öteki bölgelerinde halk şarkıları söyledi ve buzuki eşliğinde şarkı söyleyen ilk kadınlar arasında sayıldı. 1940 yılında müziği bırakaraktıktan çok sonra 1988 yılında yayınlanan televizyon programında söylediği bir rebet şarkısı ile ölümsüzleşti. Az sayıda plak kaydı bilinmektedir.



-CD-The Greek Archives Vol 7, Unknown Recording of Songs from Smyrna 1922-1940, [Atina-yılı belli değil], Petros Tabouris’in albüm kitapçığındaki yazısından.



Roza Eskenazi



19. Yüzyılda İstanbul’da doğdu. İzmir kökenli şarkıların en önemli okuyucularından biri. Ailesinin Selanik’e göçetmesi ve ardından Atina’ya geçmeleri 1922 olayları sırasında gerçekleşti. Yaşamına bir dansöz olarak başladı, ancak kısa sürede ulaştığı ün onun Rita Abacı’ya rakip olmasını getirdi. İzmir kökenli besteci Panayotis Toundas tarafından keşfedilmesi yaşamını değiştirdi. İzmir’in bu ünlü halk müziği bestecisi sayesinde 1930 yılında ilk plağını doldurdu. Okuduğu şarkı türleri dimotika, gazel, smyrneika, kaşıklıdika ve rebetika olarak ayrılabilir. Dönemin ilk kuşak rebetiko bestecileri olan Vangelis Papazoğlu, Spieros Peristeris, Kostas Skarvelis ve Markos Vamvakaris’in yapıtlarını yorumlamıştır. Balkanların en iyi kemancısı olan Dimitrios Semsis, Roza’nın en yi plaklarının yaratılmasına neden olmuştur.Daha sonra da ikinci kuşak bestecilerden Manolis Hiotis ile çalışan Roza, 1950’lerde şöhretini yitirse de 1954’de İstanbula gidip gece kulüplerinde çalıştı. Ardından yaptığı Amerika yolculuğu onu göçmen şarkılarına eğilmeye yöneltti. Yaşamınn geri kalan kesiminde Rebetiko okumayı sürdüren Roza bir ara Haris Aleksiou ile birlikte plak yaptı. 1980 yılında öldüğünde ardında bir söylence bırakmıştır.



-CD-The Greek Archives Vol 7, Unknown Recording of Songs from Smyrna 1922-1940, [Atina-yılı belli değil], Petros Tabouris’in albüm kitapçığındaki yazısından.



Marika Papagik



1890 yılında Kos adasında doğan Marika Papagika, İzmir tarzı şarkıların öndegelen okuyucularından biridir. Gençliğinde ailesi ile birlikte İskenderiye’ye geçmiş, burada Rum topluluklarının devam ettiği kulüplerde okumaya başlamıştır. 1915 yılı sularında Amerika Birleşik Devletleri’ne göçetmiş ve 1920’lerde kocası Kostas ile New York’ta bir kulüp açmıştır. Marika’nın tarzı Avrupalı hafif müzik türleri ve özellikle de İzmir rebetikosudur. Kendisine kemancı Athanasios Makedonas eşlik etmiştir. 1929 yılındaki ekonomik kriz sırasında kulüplerini kapatmak zorunda kalmışlar ve 1930’da da plak üretimi sona ermiştir. Marika 1943 yılında New York’ta ölmüştür.



-CD-The Greek Archives Vol 7, Unknown Recording of Songs from Smyrna 1922-1940, [Atina-yılı belli değil], Petros Tabouris’in albüm kitapçığındaki yazısından.



Rebetiko Kronolojisi



1884 Yorgo Vidalis İzmir’de doğdu.



1896 İlk Türkiye kökenli Rumca müzik kaydı.. (silindir üstüne, New York’ta “Greek Melody No.1” etiketi ile, tenor Mikhalis Arakhintzis tarafından bir Türkçe, yedi rumca şarkı dizisi biçiminde..)



1905 Rebetiko karakterli ilk şarkı kaydı (Yankos Psamatianos tarafından İstanbul’da, “Tik-tak“)



1922-1932 İZMİR DÖNEMİ İzmir etkisinin yoğunlaştığı evre



1925 Yunanistan’da ilk kez içinde buzuki olan bir orkestranın plak kaydı.



1933 Yunanistan’da ilk kez buzuki ile Rebetiko kaydı..(Columbia, G. Batis, “Narksosouna re manga mou”)



1932-1942 KLASİKLER ÇAĞI



1934 Pire’deki Sarantopoulo Tavernası’nda ilk kez bir buzuki orkestrası olan “İ Tetras”ın programa başlaması…

1936 Metaksas diktatoryası ile Rebetiko’nun yasaklanması...



1942-1952 POPÜLER ÇAĞ



1948 Manos Hacıdakis’in ilk kez Karolus Koun Tiyatrosu’nda Rebetiko üstüne konferansı…



1950 Manos Hacıdakis tarafından Eksi Laikes Zoğrafies/Altı halk şarkısı başlığı altında Rebetiko’nun yorumlanması…



1968 İlias Petropoulos tarafından “Rebetiko Şarkılar” başlıklı kitabın yayınlanması…



1981 Agathonos İakovidis tarafından hiç bilinmeyen Rebetiko şarkılarının seslendirilmesi…



Ark. Şükrü TÜL

http://www.aidiniko.blogspot.com/

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.