TÜRKLERÝN DEFALARCA YAÞADIÐI HÜSRAN: "KANDÝL BUNU HEP YAPIYOR"

27 Ocak 2026 08:58 / 143 kez okundu!

 

 

"Terör/terörist aþkýnýn, canlý bombacý fedai tugaycýlýðýnýn, çocuk askerciliðin, ayrýlýkçýlýðýn, baþý açýk gerilla kadýn masalýyla genç kýzlarýn daðda katline sebep olup kendi çocuklarýný Avrupa ve Amerika'da okutmacýlýðýn sonu geldi. Örgülü saç fantazileriniz de kâr etmeyecek! DEMli arkadaþlar! Yol aðzýndasýnýz. Yanlýþ seçiminiz yüzlerce genci ölüme götürür. Doðru seçiminiz tüm coðrafyayý refaha, zenginliðe, barýþa götürür. Vesselam. ❤🤲" ÝM.

Mehmet Çek, vardýðýmýz noktayý çok güzel anlatmýþ. Buyurun, okuyun, okutun lütfen!

 

***

TÜRKLERÝN DEFALARCA YAÞADIÐI HÜSRAN: "KANDÝL BUNU HEP YAPIYOR"

Tuncer Bakýrhan`ýn tercümesi zor deðil, `kürtlerin yaþadýðý duygusal kýrýlma` derken sözünü ettiði DEM`den SDG`ye kadar uzanan PKK kabilesinin incinmiþliði, Suriye`de yaþadýklarý hüsran. 

Keþke bir gün bu ülkenin kendiler dýþýnda kalan çoðunluðunun, Türklerinin hatta kendiler dýþýndaki kürtlerin, Araplarýn penceresinden bakmayý da becerebilseler?

Artýk bu insanlara nasýl görünüyorlar acaba?

Bu ülkenin birlik ve beraberliðinden yana, bu ülkenin huzur ve güvenine büyük kýymet biçen toplumunun gözünde nasýl birer nefret objelerine dönüþtüklerini de görebiliyorlar mý acaba? 

Görüþtüðüm DEM`liler, kendilerine destek vermiþ hepsi isim sahibi medya mensublarý. Niçin hepsinde "Allah kahretsin yine ayný yanlýþlar" psikolojisi hakim?

Bu ülkenin bir Kürdü ve son süreç dahil bütün süreçlere en üst perdeden destek vermiþ biri olarak söylüyorum; Yok bunlarla olmaz kardeþim.

Rahmetli Hrant, Ermeni diasporasýnýn ruh halindeki Türk ve Türkiye düþmanlýðýný `damarlarýndaki zehir` olarak tanýmlýyordu.

PKK/DEM/SDG`nin yaþayan nesilleri de öyle.

Bu nesiller zehirlenmiþ, damardan Türk-Türkiye düþmanlýðýyla zehirlenmiþler. 

Tuncer Bakýrhan bu ülkenin savunma bakanýndan `Türkiye`nin Savunma Bakaný` diye sözediyor, Nusaybin`da bayraðý indirenler sevinç çýðlýklarý içinde adeta kendilerinden geçiyorlar. 
Ýzleyin bayraðý indirdikleri görüntüleri 23.121 evin devletten sosyal yardým alarak geçindiði Nusaybin`den sözediyoruz. 

Ýstediði kadar Öcalan `Türkiye`yi devletim olarak görüyorum` desin. 

Yakýn tarihdeki deneyimler ýþýðýnda artýk bu mesele ile yakýndan ilgili herkesin malumu ki Kandil için çözüm süreçleri ve ateþkeslerin iki anlamý var: 
1. Örgütün hakimiyet alanlarýný artýrmak 
2. Daha büyük bir savaþ için hazýrlýk yapmak. 

Oslo, Habur, 2013 Barýþ ve Çözüm süreçleri gibi süreçlerin yumuþak, toleransý bol, geliniz-geçinizli ortamýnda yasal siyasi arenada belli bir meþruiyet, belli bir güç kazanýlýyor. Cephaneler stoklanýyor, dað kadrolarý þehirlere yerleþtiriliyordu. 

Þimdi Halep`te ne yapýldý? Aynýsý.

Bu anlamda belli bir noktaya kavuþulduðu düþünüldüðü anda ise yeniden savaþýn düðmesine basýlýyor.

Kandil bunu hep yapýyor.

Siz 100 yýllýk hesaplarýn kapanýp, 50 yýllýk sistematik terörün tasfiye edildiðinin hayallerini kurarken onlar daha hep daha büyük savaþlarýn hesabýný yapýyorlar. 

Yani PKK/SDG/YPG familyasý ateþkes dediðinde artýk herkesin aklýna ilk gelenler bunlar: Daha büyük savaþlar için dinlenme ve hazýrlýk arasý istiyorlar.

Bu yeni bir þey deðil.
Kandil bunu hep yapýyor.

Aktaracaklarýmý dikkatle okuyunuz lütfen:

Nisan 2015, yani siz Barýþ Ve Çözüm sürecinin hala sürdüðünü sanýyorsunuz.

PKK`nýn resmi yayýn organý olan SERXWEBUN Dergisi’nin Nisan 2015 tarihli sayýsýnda örgüt “Dördüncü stratejik mücadele dönemi-4 Devrimci Halk Savaþý’nýn hedefleri” baþlýklý yazýda bir sonraki adýmlarýný örgüt kadrolarýna þöyle anlatýyordu: “....Demokratik Özerklik çözümünü gerçekleþtiremedik. Bunun için gerekli müzakere, uzlaþma oluþmadý. Bu gerçekleþmedi ve bu biçimde de artýk gerçekleþmeyeceði kanýtlanmýþ oluyor. Bu durumda yeni bir eylemi, stratejik deðiþikliði, Devrimci Halk Savaþý’ný gündeme getiriyoruz.."

Dikkat edin Nisan 2015 ve siz hala Barýþ Ve Çözüm sürecinin sürdüðünü sanýyorsunuz.?

1,5 ay kadar sonra 7 Haziran Seçimlerinde %13`lük bir siyasi zaferle çýkmalarý savaþý baþlatmalarýna mani olmak þöyle dursun bu seçim zaferini savaþ çizgilerinin halk tarafýndan onaylanmasý olarak kabul ettiler ve ilk demeç KCK`den geldi: “Öcalan sürecin akýbeti hususunda karar veremez“

Sonrasýný biliyorsunuz:
11 Temmuz: KCK, "askeri baraj" yapýmý gerekçesiyle ateþkesi bozdu (m.t24.com.tr…/kck-ateþkesin-bittiðini-açýkladý-bund…)
15 Temmuz: Beþe Hozat: Yeni süreç, devrimci halk savaþý sürecidir (Özgür Gündem Gazetesi)
20 Temmuz: Cemil Bayýk, halka "silahlanýn" çaðrýsýnda bulundu.

En nihayet yeniden yaktýlar ateþi ve 4. Devrimci Halk Savaþý yada Þehir savaþý diye adlandýrdýklarý yeni süreci baþlattýlar. O noktadan sonrasýný hep birlikte izledik, 2 il ve 5 ilçede özerklik ilanlarý, hendekler, mayýnlar vb. vb.

Yaþanan bütün o baharý AK Parti hükümetiyle baþlayan demokratikleþme politikalarýna, parti kapatmalarý sonlamalarýna, meclisde kalýcý bir gruba, belediyelere kavuþtuklarýný unuttular.

AK Parti hükümetinin Kürt sorununda daha ilk günden itibaren siyasi çözüm tercihinde ýsrarýnýn meyvelerini yediklerini unuttular.

Ellerinde 81 Milletvekilliði ve 104 belediye varken yeniden silaha sarýlmayý tercih ettiler.

Barýþ ve Çözüm adýna kendilerine uzatýlmýþ bütün elleri kýrmayý tercih ettiler.

Üstelik daha ileri gidip bu defa savaþý þehirlere taþýyarak bölge halkýnýn hayatýný cehenneme çevirip, evlerini baþlarýna yýkýp, binlerce insanýn kanýna girdiler. Bu ülkenin bir parçasý olmak yerine Uluslararasý karanlýk güç odaklarýnýn bu ülkeye karþý yürüttüðü savaþta bir enstrüman olmayý tercih ettiler. 

Yetmedi, sýrtlarýnda Amerikan üniformasý, ellerinde Amerikan silahlarýyla sýnýrlarýmýza dayandýlar.

Bir belediye baþkaný "Türkiye`ye karþý iç savaþ yürütüyoruz" diyordu mikrofonlara bir diðeri kendi yönettiði þehirde, kendisine teslim devletin iþ makineleriyle hendek kazdýrtýp "Özyönetim ilan ettik!" diyordu.

Kandil bunu hep yaptý, yapar.

Kandil’deki terör aðalarý için Kürtlerin hiç bir kýymeti yoktur. Onlar ‘Türkiye`yi rahatsýz et’ ihalesi almýþlardýr ve bu yolda harcamayacaklarý hiç kimse yoktur. 

Sonra bir ara burunlarý sürtünce;
 
Silvan'da saldýr, ateþkesi boz, sonra çýk "hata yaptýk" de;

Habur'da barýþý bir þova feda et, Sonra çýk "hatalýydýk" de;

Oslo tutanaklarýný sýzdýr, görüþmeler çöksün, yansýn yine ortalýk. Efendim "Nasýl olduðunu anlayamadýk?" 

Ya Silvan'dan, Habur'dan, Oslo'dan sonra ölenler n`olacak?

Barýþ ve çözüm sürecinde Bayrak provokasyonunu yap, yemeyince özür dile;

Heykel provokasyonunu yap, tutmayýnca özür dile;

6-8 Ekim olaylarýnda onlarca sivil savunmasýzý katlet sonra çýk "Yanlýþ anlaþýldýk" de.

Ya o aralarda ölenler ne olacak ?

Saysak sayfalar almaz, nice katliamlar, provokasyonlar için özür dilemediler ?

Fakat bu neyi deðiþtirir ?

Þimdide hiç bir þeyi deðiþtirmeyecek.

Bunlar deðiþmez, bunlar iflah olmaz. 

Bunlarýn iradeleri kendilerinden menkul deðil.

Yýllar içerisinde `Türkiyelilik` ruhlarýndan uçup gitmiþ bunlarýn ve bu ülkeye düþmanlýktan geri durmayacaklar. 

Bunlarýn kafalarýndaki Suriye planý da asýl olarak -Ýsrail patentli- Türkiye`nin `Terörsüz bölge` hedefini sabote etmekten ibarettir. Bütün vazifeleri de budur; Türkiye`nin yanýbaþýnda iç savaþlarýn, istikrarsýzlýklarýn Suriyesi`nin devamý.

Mehmet ÇEK

 

Bu yazýyý Facebook'ta paylaþabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaþ
0
Yorumlar
Uyarý

Yorum yazabilmek için üye olmalý ve oturum açmalýsýnýz.

Eðer sitemize üye deðilseniz buraya týklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eðer üye iseniz oturum açmak için buraya týklayýn.