'GAVUR İZMİR' Onurumuzdur, 'FAŞİST İZMİR' Utancım - Oktay Çaparoğlu

05 Aralık 2009 00:49 / 2254 kez okundu!

 


"Bir trajedi ve AYRIŞMA yaşanmak üzere ve bunun önüne FARKLILIKLARA SAYGI VE BİRLİKTE YAŞAM İÇİN EŞİT-ÖZGÜR-ADİL-GÖNÜLLÜ VE ONURLU BİR BİRLİĞİ savunarak geçilebilir. Hayatları boyunca belki ağzına KÜFÜR BİLE almamış İZMİRLİ KIZLARIN ellerinde taşlarla mazlum bir halka FAŞİSTÇE SALDIRMASIYLA değil..."

*****

'GAVUR İZMİR' Onurumuzdur, 'FAŞİST İZMİR' Utancım - Oktay Çaparoğlu

Yine bir Türkiye klasiği, yine bir ilginçlikler tragedyası. Değerli medyamız 'OLAYLARA KARIŞAN DTP' başlığıyla haberleştirirken sandım ki DTP’liler bir yerlerde bir şeyleri protesto ederken ortalık yakılıp yıkılmış ama meğer yine aynı senaryo, saldırıya uğrayan KÜRT, HRİSTİYAN, ALEVİ, SOLCU, HAK ARAMA EYLEMİNDEKİ EMEKÇİ ya da dindar olduğunda medyamız aynı şeyi hep tekrarlıyor. Sivas Olayları olduğunda YAKANLAR vatandaş, eylemleri ise AZİZ NESİN PROVOKASYONUNA VATANDAŞ TEPKİSİ olarak yorumlanmıştı. Kürt kökenli yurttaşlarımız AHMET KAYA TİŞÖRTÜ GİYDİĞİ ya da KÜRTÇE konuştuğu için LİNÇ edildiğinde yine VATANDAŞ TEPKİSİ olarak değerlendirilmişti faşist eğilimli saldırılar.

1 Mayıs'ta Taksim'e çıkmak isteyen EMEKÇİ VE İŞÇİLERE, 'Vatandaşı rahatsız ediyorlar' denilmişti. Hep resmi ideolojinin ve egemen TÜRK-İSLAM sentezine dayalı LAİKÇİ anlayışın hegemonyası üzerinden yaratılmış bir algı ile değerlendirmeye çalışıyor MEDYAMIZ olguları ve gerçekleri. Hal böyle olunca da EN FAKİR BATI İLİNİN EN FAKİR DOĞU İLİNDEN 13 KAT DAHA ZENGİN olduğu ülkemizde BATIDAKİ insanın algısı da buna göre biçimleniyor.

Ama bir gariplik daha var ki DEMOKRAT İNSANLARIYLA övünen bir şehirde BEYAZ TÜRKLERİN FAŞİZAN ÇIĞLIKLARI VE ŞİDDETLERİ yükseliyor Kürtlere karşı. Bir zamanlar kendi topraklarından sökülüp atılan insanlar (yani göçmenler, muhacirler) FIRAT'IN DOĞUSUNDA olan olayları anlayıp empati kurmak yerine tıpkı tarihleri boyunca zulme sürgüne ve katliamlara uğrayan YAHUDİLER gibi davranıyorlar. Yahudiler nasıl ki SİYONİZMİN POLİTİK UYGULAMALARINA prim vererek Filistinlilere çektirilen acılara duyarsız kalmaları ya da ortak oluyorlarsa, GÖÇMENLER de bu ülkede farklılıkları imha etmeye kalkan, asimilasyon ve zorunlu göç uygulamalarıyla yok etmeye, sindirmeye çalışan, yasakçı ve farklılıkları tehdit olarak algılayan resmi ideolojinin algısıyla ülkemizde yanlış politikalara destek oluyorlar...

Alman Faşizminin aşağılık ve barbar yöntemlerle katlettiği Yahudiler, uluslararası bir KOMPLO ile kurulan İSRAİL devleti ile SİYONİST POLİTİKALAR yürüterek bölgedeki insanlara büyük acılar yaşattılar. Bu yaşatılan acılar Yahudiler açısından sanki bir nevi geçmişin bir dışavurumu ve intikamı idi. 1912-13 Balkan Savaşları sonrasında Balkanlardaki ETNİK temelde örgütlenen çetelerin ve İttihatçıların birbirilerine dönük giriştikleri saldırılar sonrasında artık oradaki Müslümanların ve Hristiyanların bir arada yaşama şansı kalmamıştı ve uluslararası bir kararla MÜBADELE uygulandı. Anadolu’daki HRİSTİYANLAR ile Balkanlardaki MÜSLÜMANLAR yer değiştirdiler.

Büyük acılar yaşandı işin özü, bölgede çok ciddi etnik çatışmalar yoktu ama uluslararası güç dengelerinin değişmesinden ötürü parçalanmakta olan bir imparatorluktan PAY KAPMA çabasının bir ürünü olarak bu gerçeklik ortaya çıktı. Anadolu'da İTTİHATÇILARIN kışkırtmaları ve örgütlemeleriyle HRİSTİYANLAR sistemli olarak YOK EDİLMEYE ÇALIŞILIRKEN, Balkanlarda da TÜRK VE MÜSLÜMAN AZINLIKLAR ateş hattının ortasında kaldılar. Ve artık MÜBADELE kaçınılmaz bir son idi. Göçmen ya da MUHACİR dediğimiz insanlar özellikle EGE bölgesinde Marmara'da ve Doğu Anadolu Bölgesinde iskan ettirildiler. Yoğunluk elbette ki EGE BÖLGESİ ve İzmir'de idi. Geçmişin ayrımcılığının ve etnik-dinsel ayrışmasının bedelini topraklarından evlerinden koparılarak ödeyen GÖÇMENLER nedense bu ülkede YERLEŞİK BİR TOPLUM olan KÜRT ULUSUNA karşı TÜRKÇÜ hissiyatlarla derin ve köklü bir düşmanlık da geliştirdiler. İzmir, KÜRT DÜŞMANLIĞININ VE TÜRK-KÜRT ETNİK AYRIŞMASININ ciddi bir güç kazandığı BEYAZ TÜRKLERİN ŞEHRİ haline gelmeye başladı zaman içerisinde. BUDUNCULAR, DTO (DÜNYA TÜRK OLSUN) HAREKETİ, TÜRKÇÜ TAVIR gibi KAFATASÇI IRKÇILIĞIN örgütlendiği bir ALAN haline geldi. Ve göçmenler ciddi bir oranda bu anlayışlara prim verdiler. CUMHURİYET DEĞERLERİNİN SAHİPLENİLMESİ anlamında İZMİR’in tarihi aslında pek de parlak değil.

MENEMEN olayları, İzmir Suikasti gibi olaylar, FETHİ OKYAR'ın İzmir Mitinginde CUMHURİYETE KARŞI AYAKLANMA provasına dönüşen olaylar çabuk unutulmuşa benziyor. Genel algı CUMHUİYETE KARŞI KÜRTLER VE İSLAMCILAR HEP KOMPLO KURDULAR, YIKICI FAALİYETLERE GİRİŞTİLER gibi bir ÖNERMEYE sahiptir ama aslında bu önerme gerçeği tam olarak yansıtmamaktadır. Cumhuriyet döneminde dahi İZMİR dahil ülkenin birçok BATI ilinde ciddi muhalefet ve tepkiler vardı dönemin uygulamalarına karşı ama RESMİ TARİH daha çok KÜRTLERİN VE İSLAMCILARIN üzerinden bir karalama-yalan tezlerle dolu olduğu için bu algı kesin bir kabul gördü. Belleksiz bir toplum olduğumuz gerçeğini bilmeyenimiz yoktur. Ve İZMİR, bir yandan TÜRKİYE'nin genel gerçekliğine çok uzak bir AVRUPAİ havaya sahipken öte yandan bu durumla tutarsızlıklar taşıyan bir yapıya sahip.

Elbette yine gündeme FIRATIN DOĞUSU VE BATISI İÇİN CUMHURİYET REJİMİNİN NE ANLAMA GELDİĞİ sorusu geliyor. İnsanlarımız olayları NEDENSELLİK BAĞI KURARAK, ETKİ-TEPKİ YASASI üzerinden anlamak yerine sistemin ve resmi ideolojinin sunduğu biçimiyle algılayıp değerlendirmeyi tercih ediyorlar ve bu durumda HABUR SINIR KAPISINDAN GİRİŞ YAPAN 34 PKK’LİNİN KARŞILANMASI İÇİN ORADA 1 MİLYON KÜRDÜN OLMASInı dahi denklemlerinde bir yere oturtamıyorlar. 1 Milyon Kürt 34 'TERÖRİST(!)' i karşılamaya gittiyse BUNLAR KANDIRILMIŞ TERÖRİSTLERDİR, PKK AYRI, KÜRT AYRIDIR gibi söylemlerin tartışmaya açılması zorunluluğu doğuyor ama genel şablonlar bu algıyı şöyle değiştiriyor; PKK DE, KÜRT DE AYNIDIR, BUNLARIN HEPSİ TERÖRİSTTİR VE CUMHURİYET DÜŞMANIDIR, BÖLÜCÜDÜR, ÖYLEYSE HAKKINDAN GELİNMELİDİR...

Aslında nasıl algılaması gerekirdi? BU İNSANLARI BİZ KANDIRILMIŞ OLARAK DÜŞÜNMÜŞTÜK, KÜRTLERİN ASLINDA ZORUNLU OLARAK DESTEK VERDİKLERİNİ AMA TERÖRÜ İSTEMEDİKLERİNİ DÜŞÜNÜYORDUK AMA GÖRDÜK Kİ ORTADA BİZİM ALGILARIMIZI AŞAN BİR REALİTE VAR. BU SORUNUN ÜSTÜNE YENİDEN DÜŞÜNMELİYİM ÇÜNKÜ BU KONUDA BİLDİĞİM HERŞEY SORUNLU VE BÜTÜNÜ ANLAMAMA YARDIMCI OLMUYOR...

Ama elbette ki bu algının oluşabilmesi için IRKÇI referanslarla değil, İNSANİ VE TARİHSEL yönüyle sürece bakmayı başarmak gerekiyor. Birçok konuda TABULARIN YIKILDIĞI ŞEHİR olan, GAVURLUKLA itham edilen ve bu yönüyle GURURUMUZ olan İzmir, DTP KONVOYU SALDIRISIYLA zirve yapan FAŞİZANLIĞIYLA da UTANCIMIZ olmuştur. Yahudilerin ARAP FİLİSTİNLİLERE, LÜBNANLILARA VE BÖLGE HALKINA VE HATTA DÜNYA HALKLARINA DÖNÜK SİYONİST POLİTİKALARA DESTEK olması gibi, GÖÇMENLERin de kendi geçmişlerinde yaşadıkları acıları unutup KÜRT HALKINA dönük böylesi bir algıyla FAŞİZAN-IRKÇI-ŞİDDET dolu duygular içinde olması büyük bir acı ve TALİHSİZLİKTİR.

BULGARİSTAN’DA, YUNANİSTAN’DA Türk ve Müslüman azınlıkların yaşadıklarının kat be kat fazlasını yaşayan Kürtleri en çok desteklemesi gereken GÖÇMENLER, egemen-resmi ideolojinin çizdiği hatta ilerlemeyi yeğleyerek aslında TARİHSEL BİR UTANCA neden oluyorlar.

Bir trajedi ve AYRIŞMA yaşanmak üzere ve bunun önüne FARKLILIKLARA SAYGI VE BİRLİKTE YAŞAM İÇİN EŞİT-ÖZGÜR-ADİL-GÖNÜLLÜ VE ONURLU BİR BİRLİĞİ savunarak geçilebilir.

Hayatları boyunca belki ağzına KÜFÜR BİLE almamış İZMİRLİ KIZLARIN ellerinde taşlarla mazlum bir halka FAŞİSTÇE SALDIRMASIYLA değil.

Sevgiyle kalınız.

Oktay Çaparoğlu
26.11.2009


(Oktay Çaparoğlu'na yeni yazısını izmirizmir.net ile paylaştığı için teşekkür ediyoruz.)


NOT: İlgili tüm yazılar için "DEMOKRATİK İZMİR DOSYASI"nı tıklayınız:

http://www.izmirizmir.net/bilesenler/forum/forum.php?forum_no=79





 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
05 Aralık 2009 13:06

İSMAİL HAKKI ATILGAN

Sayın Çaparoğlu!

Yorum ve değerlendirmeleriniz için teşekkür ederim. Burası İZMİR. Yaşımın ilk onbeş yılını saymaz isem 47 yıdır izmirde olup bitenleri biraz biliyorum ve yaşadım. Amerikan 6. filosunun izmire geldiğinde yapılan protestoları da, o askerleri (faytonlarla) alıp gezdiren,tepeciğe götüren organizasyonlarıda hatırlıyorum.

İzmir ilk göçlerini doğu ege illerinden sonra iç anadoludan sonrada doğudan ve güney doğudan aldı. Bu insanlar önceleri tütün mağazalarında sonra limanda hamallık vetaşımacılıkla istihdam edildiler. Üzüm incir tütün yüklenen gemiler, gelirlerken torna tezgahı araba parçaları ve kimyasallar getiriyordu. Herkese iş vardı, herkes doyuyordu.

Onyıl gibi çok kısa bir zamanda 1960 ila1970 arasında sanayileşme İzmirde yeni bir işçi köylü karışımı bir sınıf yarattı. İzmirin asıl İLERİCİLİği bu dönemde ekonomik konjöktür ile beraber gelişti. Bu gelişme 1980 faşist darbesiyle en fazla zarar görme ile durdurularak geri sayım başladı.

Hep beraber hatırlıyalım İzmir aydın otobanı en kısa otoban olmasına rağmen en uzun sürede biten bir çalışma oldu. Keza metroda aynı akibete uğratıldı.Otobanın çevre bağlantıları daha iki yıl önce yapıldı, keza metro komedisi (otogara girmeyen tek metrodur) ne zaman biter allaha kalmış. Piyale,ÇBS, opel fabrikalarını kapamış, BMC Manisa Turgutluya taşınmakta, Metaş gibi birçok sanayi tesisi üretimin durdurarak atıl vaziyete geçmiştir. Yeni markalaşan tek kuruluş EFE RAKI dır.

İzmirin o aydın bilim adamları teknik adamları hep başka illerde yada yurtdışında kendilerine imkan bulmaktadır. Sanayi çalışanın yarısı Manisaya gidip gelmektedir. Aliağadaki kimya sanayisi ve demirçelik sanayi olmasa İzmir ÇORUM ekonomisi kadar küçülecek.

Bunları söylememin nedeni, ilericiliği gelişmeyi insan ilişkilerini düzenliyen yaratan gelişen ekonomilerdirde ondan. Bu gelişim yoksa geri gidiş kaçınılmazdır. dolayısıyla ilşkiler de ve anlayışlarda da geri gitmemiz normaldir, bu durumda gelişen gençlik bireysel ve provakasyona açık bir gençlik olacaktır. Amaçlı olarak gelen provakatörler o kalpaklı Atatürk bayraklarınıda, atılacak taşlarıda organize ederken Karabağlar yada gazemirde değilde özellikle üçyolu seçmeleri çok düşündürücüdür. Keza konvoyda PKK bayrakları posterleriyle ajitasyon çeken kürtlerde aynı organizasyonun bir parçalarıdır. Bunun göçmenlerle veya başka birilerinin kendiliğinden geliştirdiği etki tepki meselesi değildir.

Bugün İzmir göç alıyor, ama nereye ve kimlerin göçü var bir düşünelim. Gelenler emekli yüksek askeri ve sivil brokrasi, geldikleri yerde yakın sahil kasabaları. İlişkileride mevcut brokratik yapı.

İzmir tekrar sanayi ve teknolojik yapıya dönmez ise biz daha bu gibi sorunları çook yaşarız. Siyasi yapısı ne olursa olsun, ülkeyi yönetenlerin ve entellüektiellerin bir an önce empati yaparak bir araya gelip bu güzel şehrimizin yapısını hızla değiştirmeleri gerekiyor.

Benim olaya bakışımın temeli ekonomik, çözümüde ekonomiktir.

Sağlıklı ve esen kalınız.

02 Aralık 2009 14:29

sultan

Ya şimdi de yanlış yaparsak?
Şu medeniyetleri çatıştırmak için çalışmak başka, yatıştırmak için çalışmak başka.
Bizim şu andaki en önemli görevimiz; medeniyetleri çatıştırmamak için elimizden gelen herşeyi yapmak.
Yıkıcı olmayan sonuçlara doğru ilerlememiz için şimdinin etik manifestosunu doğru hazırlamamız ve sahip çıkmamız gerekiyor.
DİD-in-iyoruz (Demokratik İzmir Dosyası) hep birlikte! Kimimiz kökten bir yerlere bağlı, kimi uzaktan yakından bir fikirin peşinde, kimi de günümüzün özgür ve zihniyet devrimcisi olarak bir "hayal"in izinde.
Yeni bir isim buldum fena da gelmiyor kulağa sanki. Dünya hepimizin evi, misafirperverliğe en çok şimdi ihtiyacımız var.
Biraz tahammüle, biraz şefkat ve merhamete ve kendi görüntümüzün bir bumerang gibi geri döneceğini unutmayacağımız sapsade, pırıl pırıl aynalara ihtiyacımız var.
Şimdiki zaman, hızla geçmiş zaman oluyor çünkü :(

Ya şimdi de yanlış yaparsak?
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.