Mısır'daki darbeye Türkiye deneyimiyle bakmak
03 Temmuz 2013 23:33 / 1716 kez okundu!
"Tahrir'in darbe sevinci ne kadar acı. 27 Mayıs 1960 sonrasındaki "Ordu Gençlik Elele!" sevincine benziyor. Halkın bu kesiminin yakında alyanslarını ekonomik krize karşı orduya teslim edeceklerini ve 5-10 yıl sonra da acı gerçeği anlayacaklarını bilmek çok acı ama halklar kendileri yaşayarak bir deney elde ediyorlar. İşte Mısır bu tarihi nitelikli öğrenme sürecinde..."
***
Mısır'daki darbeye Türkiye deneyimiyle bakmak
Mısır'daki "bahar", darbeyle sonuçlandı. Hem de bizim geçmişimizdeki 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül jargonuyla gelen bir darbeyle!
Tahrir'in darbe sevinci ne kadar acı. 27 Mayıs 1960 sonrasındaki "Ordu Gençlik Elele!" sevincine benziyor. Halkın bu kesiminin yakında alyanslarını ekonomik krize karşı orduya teslim edeceklerini ve 5-10 yıl sonra da acı gerçeği anlayacaklarını bilmek çok acı ama halklar kendileri yaşayarak bir deney elde ediyorlar. İşte Mısır bu tarihi nitelikli öğrenme sürecinde...
Bu süreçte Mısır ordusunun kendi 35. maddesini kullanması da ilginçti; bizde kaldırmak için yasa hazırlanırken hem de...
Oluşuveren benzin darlığının aniden bitmesi de bizdeki "anarşi"yi ve 1973'deki Şili kamyoncularının grevinin, askeri darbeye zemin hazırlayıp sonra da piyasadan birden kalkıvermesini anımsattı.
Ordu, Mısır'da Müslüman Kardeşlerin hatalarından da yararlanarak "akıllı" taktiklerle ilerledi, statükosunu korumayı başardı. Mursi, sanırım şimdi ordunun statükosuyla erken uzlaşmanın ne denli hata olduğunu acı acı düşünüyordur. Muhalefet ise kanımca Pirus Zaferi kazandığının henüz farkında değil.
Türkiye Mısır karşılaştırması üzerine epeyi konuşacağız ama şurası açık ki Türkiye'deki halkın çoğunluğu darbelerin elma şekerine karşı daha deneyimli. Çok kısa zamanda şekerin bitip elde sadece bir sopanın kaldığını yalayarak, deneyerek öğrendi.
Darbeler, devrimler, halk hareketleri üzerine dersler dolu bir tarihin içinde canlı yayındayız ve Mısır'ın şiddet dışı, "duran adam" direnişine ihtiyacı hiç bu kadar olmamıştı... Darbeden ya da demokrasiden yana olmak tarihi önemde. Hem Mısır'da hem Türkiye'de...
USA'nın darbeye ilişkin yalpalamasını; Erdoğan'ın Gazze planının değişimini, İsrail'in tazminat işinde iyice ağırdan almasını izlemeye hazır olalım; Mısır'daki darbe sonrasında Türkiye'deki saflaşmanın kartlarının da yeniden dağıtılacağını bilelim; dün, dünde kaldı, saflar değişti; örneğin CHP ile AK Parti darbeye karşı bugün aynı safta.
Aradan süre geçince Tahrir'de ve Türkiye'de darbeye sevinenler kimi gerçekleri daha iyi anlayacaklar elbette... Mesele, bu gerçeği şu anda fark edip, demokrasiden yana tavır alabilmekte, demokrat kalmayı başarabilmekte... Çünkü "demokratlık", bir kez kazanınca hep takılabilecek madalya değildir; o nişan, her aşamada yeniden hak edilmelidir...
İlhami MISIRLIOĞLU
03.07.2013
Son Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2013 01:56



