Ermeni Diasporası, Ermenistan’ın mı yoksa Türkiye’nin mi diasporasıdır?
19 Ekim 2009 00:50 / 2343 kez okundu!
Sözlük Yazıları - 7
Bu yazı 23-07-2008 tarihinde Uludağ Sözlükte yazılmış bir yazının gözden geçirilmiş, güncellikler eklenmiş biçimidir.
http://www.uludagsozluk.com/e/3709803/
Diaspora nedir?
~ Fr/İng diaspora bir ulusun ve özellikle Yahudilerin dünyaya dağılması < EYun diaspōrá saçılma, tamamen yayılma ß EYun diá baştan başa + EYun speírō, spor- saçma, tohum ekme " dia+, sperm (Kaynak: Nişanyan sözlüğü)
Ermeni Diasporası
Osmanlının, İttihat Terakki`nin yaptığı `Ermeni Katliamı`yla tüm dünyaya hallaç pamuğu gibi dağıtılmış Ermenilerin, Ermenistan dışındaki varlığına verilen addır. Diasporaların en bilinenlerindendir.
Bu diaspora bir bütün değildir. İçinde Türk ve Türkiye düşmanlığı taşıyanlar da vardır, küçük bir özür ile Türkiye ile barışmaya hazır olanlar da, haksızlıkların giderilmesini, bu topraklarda kalmış mallarının bedelinin ödenmesini bekleyenler de, büyük Ermenistan hayal edenler de...
Çeşitli düşünceler içindeki bu topluluktan birileriyle yurt dışında tanışırsanız, hiç Türkiye'ye gelmeden Türkçe konuştuklarını görürseniz şaşırmayın. Bazıları "bizim evde Türkçe konuşulurdu. Annem babam başka dil bilmezdi. Evde kendiliğinden öğrendik bu dili" diye anlatırlar size. Yeme içme kültüründen, esprilere, kimi adetlere kadar ne kadar Anadolu koktuklarını anladığınızda birden yüreğinize bir daralma gelir, boğazınız düğümlenir. Size güvenirlerse konuşurlar. Her ailenin geçmişinde acı öyküler gizlidir. Bunları da çoğunlukla komşu komşusunun tavuğunu öldürmüş gibi anlatırlar. Bu sizi daha da yıkar. İşte o zaman Diaspora gerçeğini anlarsınız. Bu insanların atalarını kendi öz yurtlarından kovanlarla akrabalığınızı anımsarsınız. Acı duyarsınız. Bilmeden nasıl yetiştirildiğinizi, ‘Ermeni mezalimi’ denince sadece Ermenilerin yaptıklarını -ki yapmışlardır; o dönem bu çatışmalarda 100.000 de müslüman öldürülmüştür- öğrenerek büyüdüğümüzü, bu nedenle bu cahilliğin tüm hayatımıza, tüm satırlarımıza nasıl sızdığını yavaşça anlamaya başlarsınız. Nereden bileceksiniz ki bazı gerçekleri sonradan, işin başındaki adamın (Talat Paşa) günlüğünden öğreneceksiniz... Ki bu sayı bile 600 000 ile 800 000 arasındadır- elinizden bir şey gelmez o an, kahrolursunuz. Karşınızda duran Diaspora Ermenisi de, ilk kez kendi gerçeğine üzülen bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı görerek bir anlamda tedavi olur. Bu onun için de belki ilktir...
Bulgaristan gerçeği
Diaspora gerçeği, toptan bir çuvala doldurularak, nefret edilerek anlaşılamaz. Diaspora'nın kızgınlığını, acısını ya da nefretini ise anlamaya çalışmak gerekir, bu gerçek öğrenilmelidir.
Örneğin, 1989 yılında pasaport alıp Bulgaristan'dan kaçmaya çalışan müslümanlar için, (Bulgaristan Türkleri) Jivkovcu zihniyet şöyle diyordu: "Turist olarak çıkanlar, ülkeden ayrılanlar, göç edenler...." Yani kimse onları göndermiyor, onlar kendileri gitmek istiyorlar, demek istiyorlardı. Oysa hemen ardından Sosyalizmin de ne yazık ki adını kirleten, demokratik olmayan rejimin çökmesiyle gerçekler açığa çıkmıştı. Anlaşılmıştı ki, asimilasyon var, katliam var, mallarına el konularak zorla ülkeden atma operasyonu var...
Bulgaristan’dan dışarı “gidenler” için doğal bir hedef vardı: Türkiye. Yani ayrıca Diasporaya ihtiyaç yoktu. Gelenlerin bir kısmı sonradan geriye döndü. Artık `AB vatandaşı` olmak için Bulgar pasaportlarını haklı olarak yenilemeye gidiyorlar çünkü kendilerinin oluşturduğu bir parti artık iktidarın koalisyon ortağı. Orada hakları var, alınanlar geri veriliyor, verilemeyenlerin karşılığı ödeniyor.
Bir de bu yaşananların 100 katı kadar bir korkunçluğun bir zamanlar bu topraklarda yaşandığını varsayınız. O zaman Ermeni diasporasının ne demek olduğunu daha iyi anlayabiliriz. Bu diasporayı asıl kimin yarattığını (Osmanlı, İttihat ve Terakki) ve Ermenilerden bırakın özür dilenmesini, bırakın mallarının ya da karşılığı kadar paranın geri verilmesini, onlardan bir kuru özrün bile çok görüldüğünü anlamak için geç değil.
Türkiye Cumhuriyeti’nin hatası
Osmanlının yol açtığı bu korkunç trajediyi halının altına süpürerek bizim cumhuriyetimiz bir anlamda ona sahip çıkmış oldu ve büyük bir hata yaptı. Üstelik yeni cumhuriyetin vatandaş kimliğini bir anlamda Ermeni ve Kürt karşıtlığı üzerine oturtmuş oldu. Sonra da okullardaki eğitim ile bir resmi tarih oluşturdu. Herkesi tek tip düşünmeye zorladı. Uzun yıllar böyle geçti... Son dönem bu hatadan nasıl kurtulacağımızı kara kara düşündük. Ancak bugünlerde sağduyulu kimi adımlar atılabiliyor ama zorluklar da büyük.
Bir yanda soykırım sözünün şehvetine sığınanlar, bir yanda girilmiş bu çıkmazdan nasıl çıkılacağını bilemeyenler, çıkmaya çalışanları engelleyenler, bugün olsa aynı katliamı yine yapacağını tekrarlayanlar, bugün başka halkları asimile etmeye çalışarak, topraklarından sürerek Türkiye'nin alnına yeni lekeler sürmeye uğraşanlar, bu kirli savaşı ve eski kirlilikleri gizlemeyi sürdürmek için darbelerden, suikastlardan çekinmeyenler var. Hatta yol gösterici, demokratik kimi konferanslarda konuyu ele almaya çalışanları da “Bizi sırtımızdan hançerlediler” diye hedef gösterenler, Diaspora’yı, Türkiye’yi, Ermenistan’ı en iyi anlayan dürüst aydınlardan olan ve bugünkü açılımın mimarlarından sayabileceğimiz Hrant Dink’i hedefe koyan, onun ölümünün yolunu döşeyen, sonrasında da konunun üstünü örtenler var.
Bu nedenlerle en iyi niyetlilerimiz bile diaspora denince bunu ancak resmi tarihin verileri içinde ve onun kelimeleriyle anlıyor, anlatıyor. ‘Empati’ye en ihtiyaç duyulan noktada, ondan çok uzak durmak hala yaygın bir tavır ne yazık ki... Ne acı değil mi?
Son söz
Geçtiğimiz günlerde Taraf gazetesinin yönetici ve yazarlarından Yasemin Çongar harika bir yazı yazdı. Ermeni Diasporası’na genel bakışımızı altüst edecek bir yazıydı. Devlet adamlarına, sivil toplum örgütlerine yol gösterecek bir yazıydı. Yazının bir yerinde şöyle deniyordu:
“Madalyonun iki yüzü var, tabii... Ermeni lobisinin Türkiye’yle ilişki kurması, Ermeni diasporasının da Türkiye toplumuyla diyaloga girmesini gündeme getirecek. Bu, özünde bir “eve dönüş” adımıdır ve bunun böyle olduğunu Ankara’nın da kavraması gerekiyor. Başka deyişle, Türk diplomatları için, bunca yıl “düşman” saydıkları Ermeni diasporasının aslında kendi diasporaları olduğunu idrak etmekten başka seçenek kalmayacak bundan böyle.
Ermeni diasporası, “Ermenistan’ın diasporası” değil, aslında “Türkiye’nin diasporası”dır... Ermeni diasporasının mensupları, Güney Kafkasya’dan değil, Anadolu’dan, Trakya’dan göç etmek zorunda bırakılmış ailelerin çocuklarıdır. California’nın Glendale, Massachussetts’in Watertown gibi bugün Amerika’da “küçük Ermenistan” diye adlandırılan kentlere gidin. Tanışacağınız “Ermeniler” memleketlimizdir bizim, hemşehrimizdir; Elazığlı, Adapazarlı, Malatyalı, İstanbulludurlar... Ağızları, Batı Ermenicesine yatkındır; yemekleri Anadolu mutfağındandır; “eski memleket” diye Ağrı’nın doğusunu değil batısını anlatırlar.”
Bu gerçekleri kavramaya başlarsa Türkiye kazanacaktır, Ermenistan kazanacaktır, Ermeni diasporası kazanacaktır.
Çongar’ın yazısının tamamı şurada: http://taraf.com.tr/makale/7931.htm
İlhami Mısırlıoğlu
18 Ekim 2009, İstanbul



