DİKİZ AYNASI
22 Temmuz 2016 13:37 / 2367 kez okundu!
"Onlar zaten 28 Şubat 1997'ye de darbe girişimi demekte bile zorlanmışlardı. O dönemin Refah'ını, Erbakanı'nı, baş örtülülerini sürekli aşağılayanlar; Susurluk protestosu olarak doğru biçimde başlayan ışık açıp kapatmalarının, giderek darbeyi hazırlayan yolun köşe taşına dönüştürüldüğünü fark edememişlerdi. Fark edenler ise tıpki Gezi eylemlerinin ilk 3 gününden sonra nasıl desteklerini çektilerse; o günlerde de ışık açıp kapamaktan 5-6 günden sonra vaz geçmişlerdi."
---------------- - ---------------- - -----------------
"DİKİZ AYNASI" sadece "geri", "geçmiş" değildir belki de TARİH'tir, yararlanmayı bilene...
Aynaya bakın ve bir an için samimi olun, bu kıvranma tablosunda kendinizden bir şey bulduysanız, susun ve "bana ne oldu?" diyerek düşünün.
"Dikiz aynasından bakarak geleceği göremezsiniz" diyenler de düşünsün...
O "dikiz aynası" dediğiniz belki de "tarih" dediğimiz şeydir. Geçmişi doğru yorumlamayanlar, doğrudur, geleceği göremezler. Geçmişte 27 Mayıs darbesine "makbul darbe" olarak bakanların, bugünkü darbeye darbe diyemeyip kekelemelerini böylece daha iyi anlıyoruz.
Onlar zaten 28 Şubat 1997'ye de darbe girişimi demekte bile zorlanmışlardı. O dönemin Refah'ını, Erbakanı'nı, baş örtülülerini sürekli aşağılayanlar; Susurluk protestosu olarak doğru biçimde başlayan ışık açıp kapatmalarının, giderek darbeyi hazırlayan yolun köşe taşına dönüştürüldüğünü fark edememişlerdi. Fark edenler ise tıpki Gezi eylemlerinin ilk 3 gününden sonra nasıl desteklerini çektilerse; o günlerde de ışık açıp kapamaktan 5-6 günden sonra vaz geçmişlerdi.
Biraz daha geçmişe bakalım, dikiz aynasından...
Tarihe arada bir akıllı bakışlar şart. Ne de olsa kimi arkadaşlarımıza darbe beğendiremiyoruz, direniş beğendiremiyoruz, halk beğendiremiyoruz :(
Kimi arkadaşlar esas olarak bir muhtıra ile başlayan, şapkasını alıp giden politikacılar ve aceleyle asılan 3 gençle anımsanan 12 Mart 1971'e darbe diyebiliyor ama bugün yaşananlara darbe girişimi bile demeye dilleri varmıyordu. Neden?
Nedeni belli, o darbe aslında o dönem ordudan bir solcu darbe bekleyenlere zarar verdi... O halde mutlaka "darbe"ydi.
O dönemde "Suni denge"yi sarsmak için yanlış biçimde silahlı isyan yolunu seçen gençleri (ki bir kısmı öldürüldü, bir kısmı hapse atıldı 3'ü de aceleyle asıldı) (*) umutlandıran askerlerin "sol darbe" girişimi, 9 Mart 1971'de tasfiye edildi. Zaten onlar başarsaydı da gençler, "asker-millet" elele diyen kötü bir 27 Mayıs taklidi Baasçı yönetiminin kullanışlı aracı olacaklardı.
Sağ kesimin hâkimiyetinde gerçekleşen 12 Mart 1971 muhtırasıyla da Demirel sessizce şapkasını alıp gitmişti. Darbeye utangaç destekler sunan CHP'den Nihat Erim başbakan oldu, içinde bir çok CHP'linin de olduğu "bağımsız" hükumeti kurdu. Partinin bu tavrına karşı o zaman genel sekreter olan Bülent Ecevit karşı durdu, istifa etti, sonra da İnönü'yü devirip başkan oldu ve 1973 seçimlerinde bu tavrı nedeniyle de halktan ek destek gördü ve birinci parti seçildi. Dikiz aynasına (tarih) hiç bakmayanlar bu destekte, onun askere az da olsa karşı çıkışının rolü olduğunu göremedi, doğru sonuçları asla çıkaramadılar.
Ardından gelen 12 Eylül 1980 darbesi de benzeri nedenlerle kafası karışıklar için de elbette "darbe"ydi ama bugünkü girişim "hiç kuşkusuz" tiyatro... Vay canına... Bu nasıl oluyordu? Sebep aynı, çünkü bu darbe girişimi de (12 Eylül 1980) bir yanıyla size/bize karşıydı, o yüzden mutlaka darbe girişimiydi ve zaten bu darbe girişimine karşı o zaman çıkıp sokağa çıkan kimse de olmayınca girişim "darbe" olmaya çoktan hak kazanmıştı kimilerimizin de nezdinde... Ama işin ucu bir biçimde sadece kendine dokunmuşsa ses veren bu "egoist" bakıştakilere göre bugünkü olan darbe olamazdı çünkü doğrudan onlara karşı değildi ve zaten millet ilk kez sokağa çıkıp direndiği için de başarısız olmuş, cuntacılar da bu yüzden bölününce yapılan, "girişim" aşamasında kalmıştı.
Sana karşı olunca 12 Mart muhtırası bile darbe oluyor; hepsinden daha gaddar bile olsa RTE'a karşı olunca, tiyatro... Bunu da kimse anlamıyor sanılması daha bir garabet. Hele de pek beğenmediğiniz o halk sokağa dökülüp direnmişse, bu yüzden de girişim başarısız olmuşsa; ona mutlaka burun kıvırılmalıdır, alaycı olunmalıdır, darbe tırnak içine alınmalıdır, hatta tiyatro denmelidir... Kategorik karşıtlıkların insanları getirdiği nokta ne yazık ki, burası...
Ne acıklı bir durum... Daha da acıklısı kerli ferli, geçmişlerinde mutlaka "makbul darbe"si (mesela 27 Mayıs 1960) olmuş adamların, hala inatla bu bakış çevresinde dönüp duruyor olmaları :(
Şimdi durun, bu tabloya yeniden bakın ve hangi aşamalarını içinizden geçirdiniz, hangisini yazdınız, sonra hangisini sildiniz aceleyle ve şimdi hangi noktasında notlar yazmaktasınız? Bunlarla yüzleşin.
Bir an olsun dürüst olun ve tutarlı darbe karşıtlığına dönün, halkınızla barışın. Eksikleri, yanlışları, önerileri öylece dile getirin, sahici demokrasi için birlikte çabalayalım.
Vesselam.
İlhami Mısırlıoğlu
(*) NOT: İdama neden karşı olmamız gerektiğine bir neden daha, idam olmasaydı o gençler yaşıyor olacaklardı ve hepimiz şimdi daha iyi biliyoruz ki onların yaptıkları yanlıştı ama bugünkü gaddar darbecilerin yaptıklarıyla kıyaslanamazdı bile.

Son Güncelleme Tarihi: 22 Temmuz 2016 21:55



