HER ŞEY SENİN ELİNDE
10 Nisan 2011 14:44 / 1789 kez okundu!
Döne dolana aynı noktaya geliyoruz. Bir yandan sinsi bir biçimde Ergenekon soruşturmaları sulandırılmaya, uzlaşma ile gerçek sorumlulara ulaşılması engellenmeye çalışılıyor, diğer yandan da hayat mı dersiniz, zaman mı dersiniz dayatıyor. Toplumun en dinamik güçleri yenilenme sürecine aktif katılmadıkça bu yürüyüş böyle ağır aksak devam edecek.
Yurdun dört bir yanından fışkıran sivil inisiyatif hareketleri, katılım bilincinin gelişmesi bakımından hem demokrasi mücadelesini hem de demokrasi bilincini zenginleştiriyor.
İzmir'den yükselen küçük Millet Meclisi çalışmaları, ayrıca seçilmişleri denetlenebilmeleri olanaklarını yarattığı gibi, yerel politikanın zenginleşmesine de katkıları kaçınılmaz olacaktır.
Diğer yandan “sivil itaatsizlik“ olarak adlandırılan ve Kürt sorunun çözümüne doğrudan katkısı tartışılmayacak dört istemle yeni bir mücadele alanı açan Kürt hareketinin eylemleri de hem Kürt siyaseti üzerinde yaratılmış olan önyargıların kırılmasına katkısı olacağı gibi, barış umutlarının yaşatılması bakımından da yeni demokrasi deneyleriyle dolu. Kuşkusuz bu girişimleri ve örgütlenmeleri çoğaltmak mümkün.
Öte yandan işçiler, devam eden sözleşmeleri süresinde mücadelelerini ekonomik istemlerle sınırlamadıkları gibi, sorunlarının çözümünün güvenceli çalışma olanaklarını yaratacak, sendikal örgütlenmenin önündeki engelleri kaldıracak, taşeronlaşmaya son verecek yasal düzenlemeler için de siyasi mücadele deneyimlerini zenginleştirmektedirler.
Yaklaşan 1 Mayıs işçi ve emekçilerin uluslararası birlik-mücadele ve dayanışma günü kutlamalarının seçimler öncesine gelmesi de ister istemez işçilerin politize olmalarına doğrudan bir katkı sağlamaktadır.
Hükümet bir çok bakımdan geçen seçimdeki gibi avantajlı durumda değildir. Her ne kadar seçimin galibi olacağı kamu oyu yoklamalarıyla belli olsa da, bu üstünlük pek de daha önceki dönemler gibi uzun vadeli olmayacak gibi görünmektedir. Ancak yine de AK Parti manevra kabiliyeti güçlü bir parti. Yıpranmış kadrolarını değiştirerek ve büyük bir ihtimalle de kadrolarını gençleştirerek oy oranını yükseltme şansı bulabilir. Fakat sonuçta üç dönem hükümet olmak her parti gibi onları da yıpratacaktır.
Muhalefet olarak gerek söylemlerinde gerekse seçim çalışmaları ve aday yoklamalarında izlediği yol nedeniyle CHP'yi gerçekten de ilginç gelişmeler beklemektedir. Kuşkusuz listeler açıklanana kadar beklemek en doğrusudur ama gelişmelere bakarak Alevi desteğini sağlamak için Balkız‘ın aday adaylığı ile Ergenekon davasında Balkız‘ı yok etmeyi planlayanları, Baykalcılarla, Önder Sav destekçilerini vb.lerin adaylıkları kesinleşince nasıl bir CHP‘yle karşılaşacağımızı hep beraber göreceğiz.
Sistem; giderek CHP‘deki farklılaşmayı da düşünerek söylüyorum, iki partili sisteme kaymaktadır. AK Parti ve CHP dışındaki partiler ya muhalefet edecekler ya da bu iki partiden biriyle koalisyon yaparak hükümet ortağı olacaklar.
Ancak bu resme bakarak gelecek adına umutlarımı ben yine de parlamento dışındaki muhalefete ve özellikle de halkların sivil girişimlerinin sürekliliğine ve gücüne bağlıyorum…
Gelecek dönemde hükümetler de kolay hükümet edemeyecekler. Yerel yönetimlerde zorlanacaklardır.
Partilere adaylık için başvuranlar hala parti merkez organları tarafından incelenmekte, ayıklanmakta. AK Parti 6.000'e yakın aday başvurusundan neredeyse 5.000 başvuruyu elediğini açıkladı. Kesin listeler şu ana kadar açıklanmadığı için parti vitrinlerindeki değişiklik henüz bilinmiyor.
Bilinse ne olur? Programlar değişmedikçe, kafalar değişmedikçe iki kaleli maç yapacağız. Bir o kaleye, bir bu kaleye...
Her ne kadar ilginç bir parlemeto kimliği ortaya çıkacak olsa da, halk sorunlarına sahip çıkmaz ve çözüm için partiler ve parlemento üzerinde baskı ve denetim sağlayabilecek kanallar yaratamazsa, değişen pek bir şey olmayacak. Halk mutlaka vitrine oynayan partileri değil, sorunlara çözüm üretebilen partileri tercih edecektir.
Başbakan, sık sık artık çıraklık- kalfalık dönemlerinin bittiğini, artık ülke yönetiminde ustalık döneminin başlayacağını söylemektedir. Bir sonraki dönemde herhalde uzmanlık dönemleri olacaktır.
Bir şeyi yeniden tekrarlamakta fayda var: Çıraklık ve kalfalık dönemlerini rekabetsiz bir alanda muhalefetsiz geçiren bir iktidarın çıraklığının da kalfalığının da eksik olduğunu söylemeliyiz. Hükümet vesayetle çatışırken kuşkusuz bir şeyler öğrenmiştir. Usta olmaya aday kalfalar ancak bilgi ve yetenekleri kadar cesaretleri ile de ustalığı hak ederler. Bu anlamda AK Parti asıl ustalaşacağı alanlarda cesaretsiz olmuştur. Ürkek davranarak, dahası uzlaşarak ustalık belgesini halk adama layık görmez. Dahası, parlemento içindeki sözüm ona muhalefete rağmen değil, neredeyse desteğiyle aldığınız diplomayla usta olamazsınız. Halk, umutları için destek vermiştir. Halk, umutlarına ne zaman sahip çıksa, demokratik çözümler üretmek yerine, halk üzerine gazla, orantısız güçle gidilmiştir.
Hak ve özgürlük vaadleri söylem düzeyinde kalmış, dahası zorla bastırılmış ya da soruşturmalarla KCK davasında olduğu gibi tutuklamalar gerçekleşmiştir.
Asrın davası olarak devam eden soruşturmalardaki hukuki sorunlar bizzatihi davaların geleceklerini tehdit eder hale gelmiştir.
Demokrasinin ilerisi-gerisini halk yaşayarak öğrenmektedir. Partiler yasasını değiştirmeden, seçim barajını düşürmeden, dokunulmazlıkları kaldırmadan, çalışanların yaşam ve çalışma örgütlenme özgürlüklerini garanti altına alacak yasal önlemleri almadan siz en önde koşturduğunuzu düşünebilirsiniz. İleri demokrasi hayalleri içinde bir arkanıza bakarsınız ki, yapayalnızsınızdır.
Türkiye'de demokrasi ağır aksak ilerlemektedir. Ama bu ilerlemenin başını hak ve özgürlükleri, sorunlarının çözümü için yaratıcı örgütlenme ve eylem biçimleri geliştiren halkların aktif kesimleri çekmektedir.
Halk olmadan olmaz.
Halk katılmadan tamamlanmaz.
Hak-adalet-barış-ve özgürlükler sen istemeden gerçekleşmez.
Sen katılmadan demokrasi ilerlemez.
Her şey senin için, her şey senin elinde…
Ali Rıza ÜLEÇ
08.04.2011-Almanya



