ERDOĞAN'A SAHİP ÇIKMA NÖBETİNİN DEVİR TESLİM TÖRENLERİNE DİKKAT!

26 Haziran 2016 21:54 / 1214 kez okundu!

 

 

Vatan Partisi ve benzeri siyasal yapılanmaların, bu arada MHP'nin öne sürdüğü bir düşünce var.
Onlara göre, Erdoğan ve AKP gerçekleri gördü, anti-emperyalist veya milliyetçi çizgiye geldi.
Benzer bir tespit(!) de bir başka düşünce kampından ayna tersi olarak yapılıyor.
Ferhat Kentel’ler Ahmet Altan’ların öncülüğünü yaptığı diğer kampa göre de; derin devlet Erdoğan'ı ele geçirdi ya da Erdoğan değişti.

Her iki tespit(!) de gerçeklerden uzak bir noktada birbirleriyle buluşuyor.

Bu nokta, öncelikli olarak Erdoğan'ın değiştiği varsayımı üzerinden yürütülen "mazeret alışverişi" ve nöbet değişim noktası...
Bugün diktatör olarak tanımladıkları Erdoğan'la bir zamanlar neden "can ciğer kuzu sarması" olduklarına mazeret aramak üzere bu noktaya gidenler, yine bir zamanlar Erdoğan'a Amerikan projesi diyenlere, aynı mazeret üzerinden Erdoğan'a sahip çıkma nöbetini -geçici olarak- devrediyorlar.
Ortak mazeret: "Erdoğan değişti"
Birbirine zıt gibi görünen iki düşünce kampı, bu mazereti senkronize bir kampanya şeklinde işliyor. Bana göre tehlikeli bir aymazlık, hatta art niyet taşıyor.
Erdoğan'ın kafasındaki ayrışmaya, daha doğrusu bölünmeye uygun bir algı yaratıyor.

Erdoğan olası bir erken seçim ya da bir anayasa referandumu öncesi etrafında İslamcı-milliyetçi bir cephe oluştururken, Laik kesimi de kendisi ve Kürt Hareketi (PKK ve sempatizanları, teşne sol) arasında tercih yapmaya zorluyor.

Kullanılmaktan laçkalaşmış, ama hala piyasada alıcı bulan bir kavram olan "Tek devlet, tek bayrak, tek millet" söylemi ile kendine yeni bir imaj yapıyor.
Hepimiz biliyoruz ki bu kavramla Erdoğan bağlasan bir arada durmaz.
Yetmiyor, kendisiyle uyum içinde olmayan herkesi PKK ile işbirliği içinde göstermek istiyor.
Oysa Oslo’dan başlayarak PKK ile birlikte aldığı yol hala belleklerimizde.
Kürt ilçelerinde PKK ile birlikte organize ettiği arenalarda yüzlerce şehit ve ölümlere yol açtığı gerçeği de çuvala girmeyen mızrak gibi ortada.

O yüzden yalancı şahitlere ihtiyaç var.
Yardım birbirine zıt gibi görünen iki düşünce kampından eş zamanda geliyor.
Doğu Perinçek ve Ahmet Altan “Erdoğan değişti” tespitleriyle(!) Erdoğan'ın bu mantıksal tutarsızlığına deva oluyorlar.
Tekrar vurguluyorum. Çok tehlikeli bir işbirliği bu…

Erdoğan sadece kılık değiştirdi, kafasındaki cepheleşmeyi, dolayısıyla tek adam diktatörlüğünü pekiştirdikten sonra asıl kılığına geri dönecektir.
Kaldı ki şu geçici kılığı da yeteri kadar kötü ve tehlikeli...
Bir süre sonra bu kılıkla yeteri kadar kötülük yaptıktan sonra kılık değiştirdiğinde yeni 'Erdoğan'a sahip çıkma nöbeti' değişimleri de olacaktır.
Ama ne cepheleşmeden ne de pekiştirdiği diktatörlükten geri dönülemeyecektir.
Üstelik önce Laik-dindar cepheleşmesi şeklinde başlayan süreç kısa sürede Türk-Kürt cepheleşmesine dönüşecektir ki bu en kötüsüdür. İç savaştır.
Belki fazla iddialı olarak algılanabilir ama “Erdoğan değişti” şeklindeki gerçeklik dışı tespitten yola çıkacak bir siyasi konumlanmanın varacağı nokta budur.

Bütün bu tespitlerin(!) haricinde, bambaşka bir mecrada trendlere uymayan, reytingi olmayan sıradan gerçeklerin toplandığı gölgede bırakılmış bir düşünce alanı daha var.
Türkiye'nin yol aldığı karanlık yoldan geri dönmesinin tek yolu, doğru ittifaklar oluşturup, Erdoğan'ın kafasındaki cepheleşme tuzağına düşmeden oluşturulacak, emek tabanlı, ulusal, demokratik, aydınlanmacı bir hareketten geçiyor.
Haziran Hareketi bu yönde bir umudu bünyesinde taşıyor.
Ancak gerek “Sureti Haziran’dan” görünen müfettişlerin gerekse hemen bütün Türkiye Solunun üzerinde hissedilen Türk ve Kürt Budunculuğunun ağır vesayeti Haziran Hareketinin hareket kabiliyetini biraz kısıtlıyor gibi.
Bileşenlerinin ve meclislerinin demokratik etkinliğini somutlaştıracak, çağdaş iletişim olanaklarından yararlanarak demokrasi mekanizmaları kurduğu takdirde bu karanlık yolculuğun önünde demokratik ve yığınsal bariyerler oluşturabilir.
Bu lanetli kervanı dağıtabilir.
Ve yapılacak ve tartışacak bir çok şey…
Şimdilik Erdoğan'a sahip çıkma nöbetinin devir teslim törenine ve sonraki nöbet değişimlerine dikkat çekmekle yetiniyorum.
İstemeden de olsa, şimdi ya da sonra bu törenin bir parçası olmayalım.

Nadi Öztüfekçi

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.