Gezginin Güncesi: Brezilya

06 Aralık 2010 17:34 / 3897 kez okundu!

 


Rio de Jeneiro: “Ocak ayı nehri” anlamına gelen kent.
Aralık ayı yazın başlangıcı: Geldim. Gördüm. Sevdim. Yenildim.

Dünyanın en güzel şehirlerinden biri olan Rio de Jeneiro, Güney Amerika kıtasının turizm mabedi olarak biliniyor.

İstanbul’ dan sonra Paris. Paris’ ten de Rio. Aktarmalı uçaklarla yolculuk tam 17 saat. Yorucu.Türkiye’ ye göre Brezilya 4 saat geri. Dolayısıyla burada ilk gün için 4 saat daha fazla yaşıyoruz aynı günü. Vücut iflas etmek üzere. Üstüne bir de ister istemez şehir turu. Sıkıştırmasalar olmaz sanki; yol yorgunuyuz dinlenmek isteriz, mümkün mü? Ne yazık ki otele giriş saat 14.00 de ve daha 5 saat var. Mecburen şehir turu atacağız. Hadi hayırlısı.

Önce Silva Köprüsü, Guana Bara Körfezi, Copa Cabana ve Ipanema Plajları, Dünyanın en büyük stadyumu olan Maracana, Katedral son olarak Corcovada tepesine tarihi bir trenle çıkıyoruz.

Tüm şehre tepeden kuşbakışı harika. Tepede İsa Heykeli’ nin ayaklarının dibindeyiz. Paris’ teki Eiffel Kulesi’ nin mimarı olan Eyfel’ in çizimini yaptığı heykel. Ancak kendisine yapmak kısmet olmuyor. 1931 yılında Brezilya’ lı bir mimar aynı projeye başlayıp 1934 yılında bitiriyor. Tek parça halinde olan heykelin elleri ve kafası sabun taşından yapılmış. Toplam 28 metre uzunluğunda ve ağırlığı 1145 ton. Herkes fotoğraf çekmek ve çektirmekle meşgul.

Güney Amerika’ da Portekizce konuşan tek ülke Brezilya aynı zamanda kıtanın 2/3 oranında büyüklüğüne sahip. Türkiye’ nin yaklaşık 12 katı kadar büyük bir coğrafya. 8,5 milyon metre karelik yüzölçümü ve 200 milyon nüfusu mevcut. Rio de Jeneiro’ nun nüfusu ise 14 milyon.

1492 yılında Kristof Kolomp, Hindistan’ a gideceğim düşüncesiyle hep batıya giderek önce Küba, Karayip Denizi, Mayami’ ye geliyor. Sonra buranın yeni bir kıta olduğunu keşfediyor. Güneye ve kuzeye dağılıyor İspanyollar. Brezilya’ ya ilk gelenlerse Fransızlar.

Protestan Fransızlar Papa’ ya başkaldırdıklarında Katoliklerin lideri Papa tarafından “gavur” ilan ediliyorlar. Papa, “yeni dünya bulundu gidin Fransızlarla savaşın” diyor.

Portekizler de Papa’ nın sözlerini üzerlerine vazife bilip, Brezilya’ ya geliyorlar. Brezilya ‘ da her yer nasılsa çıplak uğrunda savaşılacak bir yer değil burası diyerek Fransızlar kaçıyor. Papa Güney Amerika kıtasını ortadan ikiye bölüyor. Batıyı İspanyollara doğuyu da Portekizlilere veriyor.
1800 yılında Napolyon Avrupa’ yı işgal edince Portekiz Kralı Brezilya’ ya kaçıyor. Brezilya’ yı sömürge ülke olarak 300 senedir idare eden Portekiz Afrika’ dan getirilen kölelerle birlikte; Osmanlı Pasaportu taşıyan Rum, Ermeni, Kırımlıları kalifiye - nitelikli eleman olarak Brezilya’ ya gemilerle taşıyorlar.

Brezilya insanları sakin ve ağır kanlılar. Günde altı saat çalışıyorlar. Sabah 10.00 ile 16.00 arası. 10 yıl önce evsizlerin, sokakta yatanların dolasıyısla işsizlerin nüfusa oranı % 40 mış. Şimdi bu oran işsizlikte % 7’ ye düşmüş. Çok ucuz neredeyse faizsiz ev kredileri vermeye başlamış devlet. Halk göce rahatladığından olsa gerek akşam olsa da biramızı içsek, eğlensek diyor. İngilizce de bilmiyorlar, öğrenmek de istemiyorlar. Turistlerle tarzanca konuşuyorlar.

Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva döneminde ülkede, sosyal politikalar ve ekonomi gibi konularda çok ileri gidiyor. Ekonomik programın üç direği artan döviz oranları, enflasyon-hedefli rejim ve sıkı mali politikalar olmuş. Brezilya aniden dünya sahnesine girmiş gibi görünüyor, 2016 yılında olimpiyatlara, ayrıca 2014 yılında da dünya futbol kupasına ev sahipliği yapacak. Brezilya’ da petrol bulunup işlenmeye başlandıktan sonra dünyanın sekizinci büyük ekonomisi haline geliyor. Bu durum iç ve dış borçları olan ilk sekizde yer alan ülkeleri de dikkate aldığımızda Brezilya’ nın dördüncü sıraya yükselmesine neden oluyor. Zira Brezilya, İMF’ ye dış borcunun tamamını tek kalemde ödedikten sonra bankalarla krizi çözüp iç borcu da sıfırlayınca tut tutabilirsen olmuş. Gelir vergisi oranı sadece % 5. Katma değer vergisi (KDV) diye bir şey yok. Vergi kaybı azalmış.

Brezilya ekonomisi, bu yılın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,8 oranında büyümüş. İMF’ ye kredi verecek duruma yükselmiş.
Gelecek vadeden bir ülke. Genç olsam kesin buraya yerleşirdim.

Brezilyalılar görüntüye hiç önem vermiyorlar. Lükse para harcamıyorlar, son model ve pahalı araba çılgınlığı yok denecek kadar az. Tüm tüketimleri eğlenceye. Tarımın ve hayvancılığın da ekonomilerinde çok önemli bir yeri var. Yüzölçümlerinin % 97 sini tarım alanı olarak kullanıyorlar. Kış ağaçları ve meyveleri yetişmiyor. Dünyanın temiz suyunun % 17’ si Brezilya’ daymış. Şehrin merkezsinde tatlı su gölü var. Gölün ortasına en büyük yılbaşı ağacını demirden yapıyorlar. Çam yetişmiyor çünkü.

Hükümet 10 yıldır döviz kullanımını yasakladığından ülke içinde kendi para birimi geçerli. Döviz bozdurmak için karaborsacıya götürdü rehberimiz. “Biz bunları geçmişte de yaşamıştık” dedi içimizden biri. Kredi kartı kullanımı epey yaygın.

2014 Dünya Futbol Kupası maçları Rio’ da yapılacak olduğundan Brezilya’ ya sırf bunun için 29 milyar dolar para verilmiş. Kentte var olan gecekonduları ıslah etmelerini istemişler. Bu nedenle de gecekondu mahallelerinin ağalarını polis toplamış, göz altına almış. Kasım ayı son haftasında sokak çatışmalarının yaşandığı bölge merkezde değil. Rio adında eyalette gerçekleşmiş. Şimdi asayiş berkemal.

Gecekondu bölgelerine “Favella” diyorlar. Daha çok tepelerde kurulan, insana acı veren mahalleler. Kentin merkezinde mavi gökyüzü, pırıl pırıl güneş, mavi deniz ve tepelerinde çöplük “favella” lar. Favella denilen yerleri anlamak zor geliyor insana. Akıl almaz kötü bir koku var. Evler sıradan tuğlalı. Sıvasız. Çatıların çoğu oluklu çinkoyla örtülü ya da teneke. Avlular dışarıdan göründüğü kadarıyla yıkık-dökük. Kiminde pencere var kiminde yok. Ama hepsinde bir yığın çocuk var. Polis bu bölgelere dışarıdan insan sokmadığı gibi kendisi de giremiyor. Oraya gidenin kokain alacağından şüpheleniyor. Bu bölgelerde yaşayanlar kendi düzenlerini kurmuşlar yani “getto düzeni” ni. Ayrı bir dünya. Rio’ da 650 adet gecekondu bölgesi var. Dışarıdan bu bölgelere müdahale edemiyorlar. Bu bölgelerde yaşayanlar vergi ödemiyor, elektrik ve su parası da yatırmıyorlar. Hayat tarzları çok farklı.

Her yer de olduğu gibi kent içinde deniz kıyıları güvenli ve zenginlerden oluşuyor. Deniz çok dalgalı. Yüzme imkanı yok denecek kadar az. Deniz açığa çekmiyor aksine dalgalar yüzen kişiyi kıyıya atıyor. Yüzenler dalga nedeniyle ayak bileklerini burkulmasıyla çokça karşılaşıyorlar. Boğulma tehlikesi yok gibi. İki saat güneş altında kalındığında ise hastanelik olmak işten değil.
Rüzgar da çok yakıyor. Aralık ayı yazın başı burada. Sıcaklıklar 25-30 derece arasında değişiyor. Yazın Ocak ve Şubat ayları havanın en sıcak olduğu aylarmış 45 48 derece arası. Nemle hissedilir sıcaklık 60 dereceyi buluyormuş. Kış ayları ise Temmuz ve Ağustos. Ancak kışında sıcaklıklar yazı aratmayacak şekilde, sadece daha çok yağmur yağıyormuş…


Bülent Tokuçoğlu

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.