Anayasanın İlk Dört Maddesi bu haliyle kalamaz!

11 Mayıs 2024 21:41 / 147 kez okundu!

 

 

Peşinen söylüyorum hiç kimse Anayasanın şu maddesini, bu maddesini değiştiremezsiniz şeklinde bir söz söyleme hakkına sahip değildir. Kişi fikrini söyler, medeni ölçüler içinde mücadelesini verir ama toplu tehdit etmeye hakkı yoktur, haddini bilmelidir. 85 Milyon vatandaşın hiç birinin benden daha fazla sesinın yüksek çıkmaya hakkı yoktur, çünkü hepimiz vatandaşız, bu ülke hepimizin. Kimse kimseye parmak sallayamaz!

 

****

 

Anayasanın İlk Dört Maddesi bu haliyle kalamaz!

 

Peşinen söylüyorum hiç kimse Anayasanın şu maddesini, bu maddesini değiştiremezsiniz şeklinde bir söz söyleme hakkına sahip değildir. Kişi fikrini söyler, medeni ölçüler içinde mücadelesini verir ama toplu tehdit etmeye hakkı yoktur, haddini bilmelidir. 85 Milyon vatandaşın hiç birinin benden daha fazla sesinın yüksek çıkmaya hakkı yoktur, çünkü hepimiz vatandaşız, bu ülke hepimizin. Kimse kimseye parmak sallayamaz!

 

Bu maddelerden biri eğer bu milletin huzur, sulh ve selametine gölge bırakıyorsa onu değiştirmek yasama organı olan Meclisin tasarrufundadır. Eski karanlık günler gibi birileri meclise parmak salıyorsa ona verilebilecek en büyük cezayı vermek lazım.

 

Başka bir ifade ile birileri gizli saklı aba altında Meclise sopa gösteriyorsa o tür kimseler de “çık meydana ulan!” diyen birileri olmalı. Ne zamana kadar TBMM vesayet altında olacak? Hem o kişi kimdir?  kimden güç alıyor ki şu maddeyi bu maddeyi değiştiremezsiniz diyor?
 

Gelin medeni bir insan olarak anayasanın ilk dört maddesini beraber inceleyelim.


MADDE 1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

 

Anladık Devletin yönetim tarzı Cumhuriyettir, ama bu Cumhuriyetin Fransa, Almanya, İtalya, İsviçre hukukuna muhtaç eden o menhus ruhun yavruları hala “bu sefil durum böyle devam etsin” diyorlarsa, kendilerine birileri “dur yolcu!” diye bilmeli. Hadi o gün birileri toydu, kes yapıştır usulü bu sistemi getirdi, biz niye devam ettiriyoruz?   

 

Bu cumhuriyet sistem açısından İslam hukukunu tanırsa; 23 Nisan 1920 tarihinde bir Cuma günü dualarla açılan kurucu meclisin ruhu ile barışık, İstiklal Marşının temasıyla uyumlu, Vade hutbesinden ilham alıp hak ve adalete endeksli bir sistem halini alsa fena mı olur? O zaman birinci maddede sorun yok, ama izaha muhtaçtır.

MADDE 2- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

 

Bu maddenin içinde geçen  “Atatürk milliyetçiliği” ve “laiklik” kavramının kesinlikle anayasadan çıkması lazım. İkisi de sakıncalıdır, bu toplumun özünü bozmuş, benliğini yitirmiş, her tarafa sirayet ederek ülkeyi heykel cumhuriyeti haline getirmiştir, bu milletin yüz yılı böyle paldır küldür gitti, ikinci yüz yılı, ya da yeni yüzyılını bir daha bu iki kavrama kurban veremeyiz, buna en çok Türk vatandaşlarımızın tepki göstermesi lazım. Ben hakikati söylerim herkes kendine yakışanı yapar, istediği şeyi savunur, fakat birileri dese ki; “bu maddeye zinhar müdahale edilmemeli, kelimesi kelimesine kalacak, yoksa cingar çıkar” ben de “Allah senin belanı versin” der geçerim. Artık Meclis bu modası geçmiş, köhnemiş zihniyetin devamı durumunda olan kimselerin sesini ne kadar dikkate alır? orasını bilemem.

MADDE 3- Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.
Başkenti Ankara’dır.


Bu maddeye hiç kimsenin itirazı olur mu? Hayır, peki niye birileri bunu değiştiremezsiniz diye nara atsın? Yani “ben buradayım ha!”, yahu sen orda olsan ne yazar? olmasan ne yazar? Bu ülke Yasama, Yürütme, Yargı üçlüsüyle ayakta olmak durumundadır. Senin orada homurdanman bir işe yaramıyor?

 

Bekli bu maddeye bir ekleme yapılır, ”ülkede var olan diğer bölgesel dilleri devlet resmen tanır, sahiplenir, geliştirir, yerel kurumlarda gerekirse kullanabilir.” Şeklinde bir ifade zaten Kürdçe’nin iki lehçesi olan Kürmanci ve Zazaki lehçeleri dışında diğer dilleri de devlet tanıyor.


MADDE 4- Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

 

İşte bu dördüncü madde “oy birliğiyle” kaldırılmalıdır. Bu medeni bir devlete yakışan bir madde değildir. Meclisin özgür çalışmasına sınır koyuyor.

Hem siz Atatürk Milliyetçiliği ve Laikliği anayasanın ilk maddelerinden çıkarmazsanız sonraki maddeleri yapamazsınız, “Atatürk milliyetçiliği” diye bir ucube kriter bir kabus gibi başının üstünde durur, Anayasa komisyonda iki kelimeden biri olarak kullanılır; şu uygundur, bu uygundur, şu oldu bu olmadı… şeklinde boşuna vakit geçirmiş olursunuz.

Laiklik belası yünden İslam hukukunun bir maddesinden dahi faydalanamazsınız, Faiz, Kumar, İçki, Zina serbest olmaya devam eder, peki geriye ne kaldı ki? aro/garo hukuki prensipleri. Bu kriterlere dayalı hazırlanan bir anayasa ile de bu millet huzur bulmaz, benden söylemsi.

 

Yasa ve anayasa yapılırken şu iki kavramı kullanan iki sınıf insanın sözüne kıymet vermeyin derim; “Şu bölücüdür, bu haindir” diyenler.

Bölünme kavramını Kürtler için kullanıyorlar bu Kürtlere yapılan bir iftiradır. Çünkü Kürtler ülkesini kimseye bırakmazlar.

Evet Atatürk getirdiği zihniyetle foter kafalı hainler bu ülkede yetiştiği gibi Öcalan da onun gibi bir avuç Kürdü hain olarak yetiştirdi, ama bunlar azınlıktadır. Eğer bunlar iç dünyasını cesaretle açıp “kafir” olduklarını beyan etseler çarşı pazarda halk yüzlerine tükürecek! ama münafıklı yapıyorlar, galiba bundan sonra o da tutmaz.

Bu halka hem din hem dünya lazım, demokrasi, insan hakları ve özgürlük diyen kimselerin Gazze’de nasıl da çuvalladığını hala göremeyen varsa gözleri kör, kulakları sağırdır.

 

Dolayısıyla ilk dört maddenin neyini vatandaş değiştirir, neyini değiştirmez orası karanlık dehlizlerde saklanan kişilere düşmez. TBMM bilir, en doğrusunu en iyisini de yapar, ben bu kanaatteyim. Bu ülkeyi “Encümen-i danış” vb. oluşumlardan kurtarmak lazım. Artık yaparsınız yapmazsınız o benim sorunum değil, ben kimseyle ne inatlaşırım, ne kavga ederim, benim görevim hakkı dillendirmektir.

 

Buyur ilk dört madde bundan ibarettir. Herkes içini, içeriğini bilsin. Şunu unutmayın bir insan istiklal marşında “Hakkıdır hakka tapan milletimin istiklal” dese, diğer açıdan da heykele selam verirse burada bir tezat var.

 

Gelin hep beraber ülkemize sahip çıkalım derim.

 

Selam ve dua ile.

 

Eyüphan KAYA

muslumandunya.com.tr genel yayın yönetmeni

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.