Afrika menekşesi deneyi ve UNICEF - Dr. Sivilay Genç

26 Temmuz 2012 21:27  

 

Afrika menekşesi deneyi ve UNICEF - Dr. Sivilay Genç

Soru: Sevgili Sivilay Abla; Kıvanç Tatlıtuğ’a âşığım. Öl dese ölürüm o kadar. Televizyonlarda bir tanıtım filmi gördüm. Kıvanç tüm yakışıklılığıyla UNICEF isimli, çocuklara yardımcı olan uluslararası bir kuruluş için bağış istiyor. Ramazan fitremi UNICEF’e versem hem Kıvanç’ın gönlünü hem de ibadetimi yapmış olur muyum? (Rümeysa K.)

Cevap: Sevgili Rümeysa; öncelikle sen rumuz belirtmemişsin ama Kıvanç konusundaki coşkun ifadelerin Ramazan günü evde sıkıntı yaratmasın diye soyadını yazmadım.

Aslında bu sorunun muhatabı sevgili köşedaşım Ramazan Rasim. Ancak UNICEF adını duyunca bir kaç şey söylemeden geçmek istemedim.

UNICEF ve benzeri kuruluşlar, donmak üzere olan insanlara kömür yardımı götüren bir buharlı trenin yükünün yüzde 80’ini lokomotifinin kazanına atması olayıdır.

Her kurum bir organizmadır. Her organizmanın en öncelikli motivasyonu varlığını devam ettirmektir. Varlığını garantiye almak için daha çok kök salar, tüm enerjisini öncelikle köklerine verir.

UNICEF, Greenpeace hatta bizim TEMA gibi büyük örgütleri anlamak için evde hepimizin yapabileceği bir deney var:

Aynı boyutta iki Afrika menekşesi alın. Menekşelerden birini mevcudundan üç kat büyük bir saksıya dikin. Diğer menekşeye ise dokunmayın. Bu iki çiçeğe bir ay boyunca aynı bakımı yapın. Saksısı büyüyen menekşe, geniş bir alanı olduğu için tüm enerjisini köke verecek, doğru düzgün çiçek açmayacaktır. Kökleri saksısının sınırlarına dayanmış menekşe ise çiçekle dolacaktır.

Bu nedenle ben bu tür gönüllü kuruluşların belli bir hacmi geçmemeleri, olabildiğince yerel kalmaları, küçük örgütlerin birbirleriyle işbirliği yaparak büyük projelerin altına girmeleri gerektiğine inanıyorum. Örgüt büyüdükçe gönüllülük ruhu gider, ağacın kurdu gibi her organizmanın içinde saklı Matrix sisteme egemen olur. Büyür, kalabalıklaşır, ülkelerde şubeleşir, büyür, illerde şubeleşir, kalabalıklaşır, büyür, ilçelerde şubeleşir. Serpilmekten, serpilmiş bünyeyi doyurup yürütmekten derman bulduğu kadarıyla da arada bir işin ucundan da tutar.

Senin fitrenin yüzde 80’i de fitreyi çocuğa ulaştıracak kişinin yol parasına gider.


Teknoloji almak

Soru: Sevgili Sivilay Abla; Taraf’ta okuduğuma göre son 56 yılda 300 bin kişi trafik kazalarında ölmüş. Gazetenin dediği gibi bu bir iç savaş bilançosu. Ben Almanya’da yaşıyorum. Burada hiç kaza haberi duymuyoruz. Türkiye’de bu kadar çok kaza olmasının nedeni nedir? Asabiyet mi? Kronik bir ruh ve sivil hastalığı mı? Nasıl görüyorsunuz? (Ertem Solmaz)

Cevap: Sevgili Ertem; cep telefonuyla hunharca konuşmak ile trafikte iç savaş çıkmış gibi kayıp vermek aynı sebebe dayanıyor.

Almanlar Mercedes’e dedelerinin süper buluşu olarak biner, bizler paramızla bineriz. Almanya’da teknoloji, üretilen bir şey. Türkiye’de teknoloji, satın alınan bir şey. Buğday tarlası olan bir çiftçi ile buğday başağını sadece Ziraat Bankası logosunda görmüş bir şehirlinin ekmeği ısırışı aynı şekilde olmaz.

Bir de bizim yol mühendisleri, bu mesleği on yaşında, mahalledeki inşaatın kum tepeciğinde düz bir tahtayla açtıkları yollarda öğrenmişler.

***

Toplumsal Onarım ve Siyasal Rehabilitasyon

Anabilim Dalı Başkanı, Ruh ve Sivil

Hastalıkları Mütehassısı


sivilayabla@gmail.com

Taraf

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz*:
Facebook'ta paylaş
0