Ülkemizdeki yaşlı nüfus bazı AB ülkelerinden fazla

01 Ekim 2018 11:24  

 

Ülkemizdeki yaşlı nüfus bazı AB ülkelerinden fazla

Ülkemizdeki yaşlı sayısı azımsanmayacak düzeyde. Prof. Dr. Emine Özmete, ülkemizdeki yaşlı nüfus sayısının 6,9 milyon kişi ile bir çok Avrupa ülkesinin toplam nüfusundan daha fazla olduğuna dikkat çekerek; artan yaşlılığın emeklilik ödemelerini, sağlık giderlerini, sosyal ve kültürel yaşamı etkileyeceğini bildirdi.

Ankara Üniversitesi Yaşlılık Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (YAŞAM) Müdürü Prof. Dr. Emine Özmete, Türkiye’de 65 ve daha büyük yaşta 6 milyon 895 bin 385 kişi bulunduğunu belirterek, “Ülkemizdeki yaşlı sayısı bazı Avrupa ülkelerinin nüfusuna eş değer olup, azımsanmayacak düzeyde.” dedi. Özmete, 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, ekonomik, sosyal ve çevresel kalkınma için yaşlıların potansiyel bir güç olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Dünyada nüfusun yaşlanmasının toplumları ekonomik, sosyal ve kültürel boyutlarıyla etkilediğine dikkati çeken Özmete, yaşlı nüfusun ihtiyaçlarına ilişkin konular değerlendirilirken, yaşlı nüfusun önemli bir potansiyel olduğunun unutulmaması gerektiğini vurguladı. Özmete, Japonya’da ve en yaşlı kıta olan Avrupa’da doğum artış hızının yükselmesi için yeni nüfus politikaları ve sosyal programların uygulanmaya başlandığını hatırlattı. Aşamalı olarak 2030, 2050 ve 2070 yıllarının nüfus projeksiyonları ve yaşlı nüfusun artması açısından dönüm noktaları olduğuna işaret eden Özmete, Avrupa başta olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde nüfus azalırken Afrika’nın nüfusunun artmaya devam edeceğini söyledi. Avrupa kıtasının 742 milyon olan nüfusunun 2050 yılında 716 milyona düşeceğini, 1 milyon 256 bin olan Afrika kıtasının nüfusunun ise 2050 yılında 2 milyon 528 bine yükseleceğini belirten Özmete, yalnızca üretimde insan gücü açısından değil, yaşlı bakımı konusunda da dünyanın Afrika’nın emeğine ve insan iş gücüne ihtiyaç duyacağını kaydetti. Özmete, bu nedenle Afrika’daki beşeri sermayeye yapılacak her yatırımın çok önemli olduğuna işaret etti.

65+ ÜSÜ KESİM YÜZDE 22'YE ÇIKIYOR

Gelişmekte olan ülkelerde hızla artan, dünya nüfusunun yüzde 9’una denk gelen “yaşlı nüfus”un, 2050 yılına kadar yüzde 22’ye yükseleceği tahmin ediliyor. Halihazırda dünyada her 8 kişiden biri 60 yaş ve üstünde. 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü vesilesiyle, dünya nüfusunun güncel durumuna, bölgesel artış eğilimlerine ve yaşlı nüfusun dağılımına ilişkin veriler derlendi. BM Nüfus Fonu’ndan edinilen bilgiye göre, günümüzde dünya nüfusunun yüzde 59,6’sı (4,54 milyar) Asya’da, yüzde 16,9’u (1,3 milyar) Afrika’da, yüzde 9,7’si Avrupa’da (742 milyon), yüzde 8,5’i (652 milyon) Latin Amerika ve Karayipler’de ve kalan yüzde 5,3’ü (404 milyon) de Kuzey Amerika ve Okyanusya’da yaşıyor. Erkek nüfusunun kadınlara oranla daha fazla olduğu dünyada her 100 kadına karşılık 102 erkek yaşıyor. BM Nüfus Fonu’nun “2017 Dünya Nüfusunun Durumu Raporu”na göre ise gelişmiş ülkelerin nüfusu 1 milyar 260 milyon, az gelişmiş ülkelerin nüfusu 6 milyar 290 milyon, dünya nüfusu ise 7 milyar 550 milyon. Gelişmiş ülkelerin toplam nüfusunun yüzde 16’sı 10-24 yaş, yüzde 65’i 15-64 yaş, yüzde 18’i ise 65 yaş ve üstü insanlardan oluşuyor. Bu oranlar, az gelişmiş ülkelerde 10-24 yaş aralığı için yüzde 28,15-64 yaş aralığı için yüzde 65, 65 yaş ve üstü için ise yüzde 7 olarak belirtiliyor. Rapora göre, dünya nüfusunun yüzde 26’sı 10-24 yaş aralığında, yüzde 65’i 15-64 yaş aralığında, yüzde 9’u ise 65 yaş ve üstünde.      

ZAMANLA MAKRO DENGELER BOZULACAK

Prof. Dr. Özmete, yaşlı nüfus artışımızın gelecek üzerine etkileri konusunda da sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin nüfusu 80 milyon 810 bin 525 kişi olup bunun yüzde 8.5’i, 65 ve daha büyük yaştaki bireylerden oluşuyor. Türkiye’de 65 ve daha büyük yaşta 6 milyon 895 bin 385 kişi bulunuyor. Ülkemizdeki yaşlı sayısı bazı Avrupa ülkelerinin nüfusuna eşdeğer olup, azımsanmayacak düzeyde. Yaşlı nüfusun artması, makro düzeyde ekonomik olarak aktif işgücü piyasası, emeklilik ödemeleri, sağlık hizmetleri, sağlık harcamaları gibi konuların yanı sıra sosyal ve kültürel yaşamı da etkiliyor. Mikro düzeyde geniş ailelerin sayısının azalarak, çekirdek aile yapısının yaygınlaşması, genç aile üyelerinin istihdam ya da eğitim amacıyla başka illere ya da ülkelere göç etmesi yaşlılarımızın sosyal destek sistemlerinin azalmasına neden oluyor.” Tüm yaş gruplarında ailenin en önemli sosyal destek sistemi olduğunun altını çizen Özmete, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de doğuşta beklenen yaşam süresinin uzadığını dile getirdi.

karar.com

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz*:
Facebook'ta paylaş
0