Şark kurnazlığından Batı Rasyonalizmine - Sedat Tunalı

31 Ağustos 2011 15:04  

 

Şark kurnazlığından Batı Rasyonalizmine - Sedat Tunalı

Diyelim ki, bir köşesinde çakal beslemeyen orta alt zekâları bile ikna edecek şike ve çete diyaloglarından ve belgelerinden tutuklanarak cezaevine konan kişiler, –o her suçlunun sığındığı masumiyet karinesine göre suçu kesinleşene kadar elbette suçsuzdur– ve diyelim ki sizin zekâ düzeyiniz de bu skalalarda geziniyordur.

Adınızın ah Hakan met Hakan olması, içinden çıkılan kabuğu beğenmeyişe geçiş süresi bir Nişantaşı baharını bile nihayete erdiremeyen bir figür olması, ana haber bülteni sunarken bu ülkenin en büyük merhamet hortumuna dair salya sümük haber okurken bugün ideal adamı oynuyor olması, saklamaya çalıştığı kompleksi kendi eliyle açığa çıkarmaktan başka bir işe yaramamıştır. Recep İvedik’e muhalif olmanın ödülü olarak Nişantaşı cafelerinde “fazladan” bir gülümseme lütfedilebilir ve fakat Fenerbahçe yaranmacılığı yapacağım diye Trabzonspor camiasını küçük düşürme çabalamasının geri dönüşü aynı tebessümü acı ile yoğurabilir, aman dikkat!

Bu ülkenin polisi ve savcısında “ yüksek düzeyde şike şüphesi” kanaati uyandıran ve bu ülkenin belki başbakanından bile daha etkin ismini cezaevinin soğuk duvarlarıyla buluşturan şeyler ah Hakan met Hakan için bir şey ifade etmiyor da olabilir, ama laf olsun torba dolsun ya da rüzgârın yönüne göre sallanan kalemler sadece vicdanlara değil Google arama motoruna da kaydını düşüyor, Hakan ve O’nun gibi gerçeğin ve vicdanın değil, ikbalin ve hayalin şövalyeliğini yapanlar ya aynadaki yüzden ya da gerçeğin kendisinden utanacaklardır.

Türkiye sınırları içinde her türlü yolu deneyerek emniyet şeridinden Avrupa’ya açılmak gibi bir şarkiyat enstitüsü tez çalışması hazırlayan Fenerbahçe yönetimi ve onun medyadaki kalemşorları, masum ve kalbî Fenerbahçelileri de büyük bir düş kırıklığının özneleri haline dönüştürmüş ve şark kurnazlığının bitip Batı rasyonalizminin başladığı yerde acı gerçeği Osmanlı tokadı kıvamında yüzünde hissetmiştir.

Siz, Fenerbahçe yönetiminin ve kimi figürlerinin “madem suçluyuz bizi bir alt lige düşürün” efelenmelerinin samimiyetine ne kadar inanırsınız bilmem, ama hepsinin “kolpa” olduğu çok kısa sürede anlaşılmış, yöneticilik iddiasındakilerin asıl derdinin markayı değil kendilerini kurtarmak olduğu da eylem-söylem çelişkileriyle açığa çıkmıştır. İçine düşülen krizden kurtulmak için ellerini ceplerine atmak yerine “tribünlere oynayan” mevcut Fenerbahçe yönetimi, Fenerbahçe’nin en büyük şanssızlığıdır. İsteyen kendini kandırmaya devam etsin ama gerçeğin er-geç açığa çıkmak gibi bir huyu olduğunu bir kez daha hatırlatmak isterim.

Türkiye’de “devlet kayıtlarına geçmiş” ilk teşvik primini alan takımın, İstanbulspor’un teknik direktörü olarak bildiğimiz Aykut Kocaman’ın, gelinen noktada “emeğimizin karşılığını alamadık, yazık değil mi bizim akıttığımız terlere” serzenişlerine ne denebilir bilemiyoruz. Kocaman açıklama yaparken sağında ve solunda iki futbolcu oturmuştu, ne desek boş!

Bildiğimiz şu ki; yöneticileriniz sizlerin “işini kolaylaştırırken”, sizin gibi ter akıtmayıp da benzin yaktığını düşündüğünüz rakiplerinizin işini de zorlaştırıyor, dolayısıyla da size avantaj sağlıyordu. Bu nasıl bir çifte standarttır, hayat gerçekten bu kadar hırsa değer mi? “Evet hak etmediğimiz bir kupa kazandık” diyerek arınma şansı var iken, bu hırs, bu inat, bu “ben, ben, ben” vurgusu masumiyeti hangi gayyalara indirecek göremiyor musunuz? Sarı-lacivert renklerle gönül bağı dışında bir ilişki kurmayan milyonlarca kişiyi, ikbal geminizin yelkenlerine “üfletör” olarak kullanmaktan artık vazgeçin, zira melodram boyutunu aşarak trajikomik boyuta çoktan geçtiniz.

Türk medyasının ahlak sınavı sürüyor

Onuru, amatör ruhu, ahlakı ve masumiyeti öteleyerek, sadece beslendikleri bahçenin güzel meyveli ağaçlarını düşünen Türk medyası, UEFA’nın ağır darbesi ile sendelemiş ve yeni bir “kolpa” arayışına girmiştir. Elbette ki bu ülkenin ve bu mesleğin namusunu kurtaran gazeteci arkadaşlarımız ve büyüklerimiz de var, ancak o kadar azlar ki...

Bu temizlenme şansını Fenerbahçe’ye yönelik bir “oyun” olarak sunma gayretkeşliğine soyunanların önemli bir kısmı aslında gerçeği bilmekte, ancak misalen FB TV’den çuvalla para alırken gerçeği söylemek de çok zor gelmektedir. Son tahlilde aslolan saf taraftar sevgisini banka hesaplarına yönlendirme becerisi ise, çok başarılı olduklarını itiraf etmek zorundayız. Kimler olduklarını sormayacaksınız, biliyorum, biliyorsunuz...


sedattunalim@gmail.com

Taraf

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz*:
Facebook'ta paylaş
0