İHD’den tüyler ürperten toplu mezar iddiası

22 Eylül 2011 00:15  

 

İHD’den tüyler ürperten toplu mezar iddiası

İnsan Hakları Derneği’nce toplu mezarlarla ilgili 20 ilde yürüttüğü çalışmalarda elde edilen verilerle toplu mezar haritası çıkardı. İHD Diyarbakır Şube Sekreteri Raci Bilici, 20 ilde, yapılan çalışmalarda 253 toplu mezar noktasının tespit edildiğini ileri sürerek, “Bu toplu mezarlarda 3 bin 248 kişi yatıyor” dedi.

ENGİN ÖZTÜRK / STAR

İHD, uzun süreden beri çalışmasını yürüttüğü ‘Türkiye’de Toplum Mezarlar’ raporunu tamamladı. Çok kapsamlı hazırlanan raporda, ülkede 30 yılı aşkın bir süreden beri yaşanan çatışmalı ortamın halka hep acı, gözyaşı ve cansız bedenler getirdiği belirtildi. Özellikle Doğu ve Güneydoğu coğrafyasında yaşanan tahribatın daha büyük olduğu belirtilen raporda, bu tahribatlardan birinin de son kazılarda gün yüzüne çıkan toplu mezarlar olduğu belirtildi.

İHD Diyarbakır Şube Sekreteri Raci Bilici, yaşanan ölümler sadece istatistikî veri olarak işlendiğini belirterek, “40 bin insanımızın yaşamını yitirdiğinden bahsedilmektedir Ancak istatistikî veri olarak önümüze sunulan rakamların her birinin altında; genç yaşta ölen militanlar, annelerinin bağrından koparılarak askere alınan gencecik askerler, faili meçhule kurban giden masum siviller ve yakınlarının hala bir umutla eve dönmesini beklediği binlerce kayıp insanın acısı vardır” dedi.

“ARİF DOĞAN İTİRAF ETMİŞTİ”

İstatistikî veri olarak önlerine sunulan 40 bin kişiden çoğunun mezarı dahi bulunmadığını öne süren Bilici, “Yaşanan çatışmalarda yaşamını yitiren militanlar ve karanlık güçler tarafından katledilen sivil vatandaşların cenazeleri, dönemin gerek sivil, gerekse askeri yetkilileri tarafından insanlık dışı bir muameleyle toplu halde gömülmüşlerdir. JİTEM’in kurucularından Arif Doğan’ın, “PKK’lilere bir de mezar mı yapacaktık. Tabi ki toplu halde gömdük” şeklindeki beyanları bu gerçeği perçinlemiştir. Aslında yapılan bu itiraflar, toplu mezarlarla ortaya çıkan bu vahşetin bir devlet politikası olduğunu gözler önüne sermiştir. Raporumuzda da göreceğiniz üzere, binlerce insan toplu halde halen toprak altında. Kimi bir dağın yamacında, kimi bir derenin kenarında, kimi yakılan ormanlık alanlarda, ya da sahipsiz bir mezarlıkta. Kimi ise Bitlis’te olduğu gibi insanlık onurunu ayaklar altına alan bir şekilde çöplüklerde ortaya çıkıyorlar. Yoğunluklu olarak 90’lı yılarda yaşanan bu insanlık dışı uygulamalar, başta ulusal mevzuata, uluslararası sözleşmelere ve savaş hukukuna aykırıdır. En önemlisi de insan hakları ve onuruna aykırıdır.” Diye konuştu.

“TOPLU MEZAR İHBARI YAĞMAYA BAŞLADI”

Kamuoyuyla paylaşılan Toplu Mezar Raporu’nun, uzun uğraşlar sonucu, birçok belge, bilgi ve tanık beyanları dikkate alınarak hazırlandığını aktaran Bilici, “Çoğu derneğimiz şubelerine yapılan başvurular, şubelerimizin yaptığı araştırmalar, görgü tanıklarının beyanları ve basın yayın organlarında yayınlanan haberlerden oluşan rapor, bir döneme ışık tutacak niteliktedir.

11 Şubat 2011 tarihinde açıkladığımız ilk toplu mezar raporu bizim için önemli bir milat olmuştur. Çünkü o tarihte raporu açıkladıktan sonra neredeyse her gün toplu mezar ihbarı yağmaya başladı. Nitekim bugün açıklayacağımız rapordaki rakamsal veriler, açıkladığımız ilk raporu neredeyse üçe katlamaktadır. Açıklayacağımız bu rapor dışında Türkiye’de bir ilk olan ve toplu mezarlar konusunda önümüzdeki döneme ışık tutabilecek önemli bir çalışmayı da gerçekleştirdik. Raporumuzda yer alan verilerin içerisinde yer aldığı İnteraktif Toplu Mezar Haritası’nı oluşturduk” şeklinde konuştu.

AİLELER HALA UMUTLU

“Bu coğrafyada insanlar hala bir umutla bir yerde açılacak mezarda kendi çocuklarının olabileceği ihtimalini düşünüyor” diyen Bilici, yaşamını yitiren çocuklarının cenazelerine ulaşmak istediğini, bunun için yıllardır devletin resmi organlarına başvurular yaptıklarını ancak bir sonuç alamadıklarını ifade ederek şunları söyledi; “Bizler insan hakları savunucuları olarak bu insanlık dışı uygulamaların ortaya çıkması, sorumluların yargılanması için çalışmalarımızı ve girişimlerimizi sürdüreceğiz. Ancak daha sağlıklı bir sonucun ortaya çıkması için, acil bir şekilde hakikatleri ortaya çıkaracak bir komisyonun oluşumuna gidilmesi gerekmektedir. Bizler, bu coğrafyada her faili meçhulün, kayıpların ve çatışmalarda yaşamanı yitiren insanlarımızın akıbetlerinin ne olduğunun devletin bilgisi dahilinde olduğunu biliyoruz. Bu nedenle çağrımız şudur ki; Türkiye, artık bölgede yaşanan toplu mezarlar gerçeği ile yüzleşmeli ve bu mezarları açılması konusunda yetkilerin bir an önce harekete geçmesi gerekmektedir. Ancak bu bir kaç savcının iyi niyetli çalışması ile sonuçlandırılacak bir çalışma değildir. Bu nedenle gerek askeri, gerekse de sivil yetkililerin elinde bulunan tüm veriler kamuoyu ve savcılıklarla paylaşılmalı mezarları açılması konusunda ciddi bir iradenin ortaya konulması gerekmektedir. Açılacak toplu mezarlardaki insanların sağlıklı bir şekilde kimliklendirmeleri yapılabilmesi için başka yerlerde kullanılmaması kaydıyla bir DNA veri bankasının oluşturulması ve tüm kayıp yakınlarından alınacak örnekler ile sağlıklı bir şekilde karşılaştırılmasının yapılması sağlanmalıdır. Ayrıca delilerin kaybolmasının engellenmesi amacıyla mezar açımları sırasında Minnesota Protokolü’nde teknik ayrıntıları belirtilen hususlara uyularak mezarlar açılmalı”

İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi’nin yaptığı araştırmalar sonucu elde ettiği veriler ışığında var olduğu iddia edilen ve bir kısmı da açılan toplu mezarların listesi ve ayrıntılı verileri şöyle;


İLLERE GÖRE TOPLU MEZAR RAKAMLARI
































 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz*:
Facebook'ta paylaş
0