Devlet, Gezi Parkı’nda suç işliyor - Ertan Altan

31 Mayıs 2013 09:09  

 

Devlet, Gezi Parkı’nda suç işliyor - Ertan Altan

GEZİ Parkı’nda üç gündür süren yıkımın yasal dayanağı yok

Taksim Gezi Parkı’nda polisi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin paramiliter yöntemlerle hareket eden ekiplerini üç seferdir durduran BDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ısrarla soruyor: “Belediyenin kamyonu burada ne geziyor, niye hafriyat çekiyor? Zabıta araçları burada ne geziyor? Bu polis şirketin polisi mi? Burada engellenmesi gereken yasadışı iş yapan bütün bu kepçeler, dozerler, polislerdir.”

Önder, iş makinelerinin ve polis kordonunun önüne geçip bunları söylediğinde gecenin en karanlık saatinde Gezi Parkı’na dalan polisler ve iş makineleri sessiz sedasız geri çekiliyor. Neden? Sırrı Süreyya Önder’in milletvekili olmasından mı çekiniyorlar? Ya da boyundan posundan mı korkuyorlar. Hayır. Çünkü Önder’in haklı olduğunu, kanunsuz iş yaptıklarını biliyorlar. Yasamanın bir üyesi karşılarına geçip bunları söyleyince geri çekilmek zorunda kalıyorlar.

Son birkaç yıldır özellikle İstanbul’da adeta bir derebeylik kuruldu. Sulukule’de, Tarlabaşı’nda, Balat’ta, şimdi de Taksim’de hukuksuzluğunun, yasa tanımazlığın zirvelerine çıkılıyor.

Gezi Parkı’nda üç gündür polis ve zabıta şiddetine maruz kalan bütün vatandaşların vakit geçirmeden dava açmaları gerekiyor. Çünkü memleketin herhangi bir parkında bu türden bir saldırıya maruz kaldıklarında hangi hukuki haklara sahiplerse polis ve zabıta karşısında da aynı haklara sahipler.

Büyükşehir Belediyesi’nin ekipleri Gezi Parkı’nda üç gündür hiçbir yasal dayanağı olmayan bir işlem yapıyor. Polis de özel bir şirkete ait bu hukuksuz çalışmayı engellemeye çalışan vatandaşlara gaz sıkıyor, şiddet uyguluyor.

Taksim Meydanı Yayalaştırma Projesi, İstanbul 2 No’lu Koruma Kurulu’nun önüne geldiğinde kurul üyeleri önce sıkı bir siyasi baskı altına alındı. Uzun tartışmaların sonucunda Kurul projede yer alan, Sıraselviler ve Gümüşsuyu caddelerinde tünel açılmasını reddederek yalnızca Tarlabaşı-Harbiye yönünün kazılmasına izin verdi. Şirket de bu yönde çalışmalarına başladı.

Gezi Parkı’na yapılacak Topçu Kışlası replikası ise, bu yapının özgün modelinin ortada olmaması nedeniyle reddedildi. Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Yönetmeliği replika inşaatlarının nasıl yapılacağını tarif ediyor. Bilimsel olarak Topçu Kışlası’nın replikasının yapılması mümkün değil.

Bunun üzerine Başbakan Erdoğan “reddi reddedeceğiz” açıklamasını yaptı ve bürokratlardan oluşan Koruma Üst Kurulu, kışlaya onay verdi. Bu onay için hiçbir gerekçe gösterilmedi. Yalnızca “uygundur” dendi. Kışlanın, replikalarla ilgili evrensel mimari kurallara uygun olmadığı açık. Peki, neye uygundur? Başbakan’ın isteğine.

Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Yönetmeliği’ne göre üst kurulun verdiği uygunluk kararının ardından Gezi Parkı’na yapılacak kışlanın detaylı bir projesinin yeniden İstanbul 2 No’lu Koruma Kurulu’na gitmesi, ardından planın askıya çıkması gerekiyor. Bugüne kadar Kurul’a hiçbir proje gitmedi.

Büyükşehir Belediyesi 27 mayıs gecesi Taksim Gezi Parkı’nın Alemdağ tarafında yaptığı yıkım ve ağaç sökme işlemi için “Meydan yayalaştırma projesinin yol genişletme çalışması” açıklamasını yaptı. Yani “Topçu Kışlası ile ilgisi yok” dedi.

Meydan ve Gezi Parkı tarihî sit alanı kapsamında. Bu bölgede yapılacak bütün işlemlerde Koruma Kurulu’nun onayının alınması yasal bir zorunluluk. Koruma Kurulu’nun Taksim Yayalaştırma Projesi ile ilgili onay verdiği plan Tarlabaşı-Harbiye arasını kapsıyor. Bu planın hiçbir yerinde yol genişletme için sit alanı olan Gezi Parkı’nın bir bölümünün yıkılması, ağaçların sökülmesi yer almıyor.

Yasalara ve ilgili yönetmeliğe göre yayalaştırma çalışması kapsamında Gezi Parkı’nın da yer aldığı bir yol genişletme çalışması yapılması için Koruma Kurulu’nun onayı gerekiyor.

Eğer yıkım işlemi Büyükşehir’in açıkladığı gibi yol genişletme için değil de Topçu Kışlası içinse yine Koruma Kurulu’nun önüne yeni bir plan gitmesi gerekiyor.

Üç gündür Gezi Parkı’nda yaşananların hukuki sorumlusu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’tır. İstanbul polisi de bu hukuksuz uygulama için vatandaşları darp ederek hukuksuzluğa ortak oldu.

İstanbul Şehir Plancıları Odası, hukuksuz uygulamalar için idare mahkemelerinde dava açtı. Şimdi bunun yanına bir de ceza davası eklemek gerekiyor.


ertan.altan@gmail.com

Taraf

Son Güncelleme Tarihi: 31 Mayıs 2013 09:35

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz*:
Facebook'ta paylaş
0