BARIŞ İÇİN CESARET

10 Kasım 2009 12:17  

 

BARIŞ İÇİN CESARET

Hükümetin, "Demokratik Açılım" veya "Kürt Açılımı" olarak adlandırdığı süreç toplumun geniş kesimlerinde büyük umut uyandırdı. Bu insanlarımızın barışı ne derece özlediklerinin bir göstergesidir.

Bu süreçte yıllardır çözülemeyen / çözülmeyen, Kürt Sorunu'nun çözümü doğrultusunda atılan ilk somut adım, 34 Kürt yurttaşımızın Kandil Dağı ve Mahmur Mülteci Kampı’ndan ülkeye gelişleri oldu. Ancak "Barış ve Demokratik Çözüm" yolunu büyütmek amacıyla geldiklerini açıklayan 34 yurttaşımızın coşkuyla karşılanması, barış özleminin dışa vurumu olarak etki yapmak yerine, toplumsal atmosferi hızla gerdi.

Sokaklarımız, gerilimin tırmandırıldığı, komsularımızın ötekileştirilmek istendiği, dostlarımızın yabancılaştırıldığı ve 25 yıllık çatışma ve şiddet dönemi boyunca oluşmuş toplumsal yaralarımızın kaşındığı alanlara dönüştürülmek istendi. Bu süreçte yeni kırılmalar yaşandı, umutsuzluk yeniden baş gösterdi.

Egemen siyasetçinin ve şoven siyasetin dili sokağı kışkırtıyor, Kürt Sorunu'nun çözümsüzlüğünün sonucu dökülen gözyaşları, yaşanan acılar ve alınan derin yaralar yok sayılıyor. Ayrıştırıcı ve ötekileştirici politikalar insanlarımızın duyguları ve duruşları çatıştırma tehlikesi barındırıyor.

Bu durum, Türkiye Barış Meclisi üyeleri olarak bizleri kaygılandırıyor. Kaygımızın kaynağını 25 yıl boyunca yasadıklarımız, çatışma ve savaşı daha fazla yaşayacak olmamız oluşturuyor.

Silahların susabilmesine hiç bu kadar yakın olmadığımız bir anda, sürecin fazlasıyla belirsizleşmesi, sorunu daha fazla içinden çıkılmaz hale getirecek diye, endişeleniyoruz.

Son günlerde yaşanan bu gelişmeler, Kürt Sorunu'nun çözümünü isteyen her kesimin, her bireyin ve esas olarak da çözümün temel muhatapları olan siyasal öznelerin çok daha fazla cesaretli olmalarını öğretmiş olsa gerek.

Yaşananları "Kürt Açılımı milletten geri döndü, ihaneti millet durdurdu" biçiminde siyasetin diline çevirenlerin, sokağı kışkırtanların, farklılıklarımızı potansiyel tehlike olarak gören ve gösterenlerin barışın yolunu tıkamasına izin vermemeliyiz.

Bu ülkeye barışın, ancak toplumun bütün kesimlerinin hassasiyetleri gözetilmesiyle ve başkalarından özveri istemeden önce, kendimiz özveride bulunma becerisi gösterdiğimizde geleceğini unutmamalıyız.

Bu nedenle suçlamadan ve itham etmeden önce ötekinin yerine kendimiz koymayı, duygudaşlık yapmayı becermeliyiz.

Biz Türkiye Barış Meclisi olarak, bu kritik dönemde çözümün siyasal muhataplarını, sürecin kesintiye uğramasına yol açacak her türden politika, davranış ve yaklaşımlardan vazgeçmeye ve toplumun barışa olan özlemini gerçekleştirecek tutumlar geliştirmeye çağırıyoruz.

Yurttaşlarımız, demokratik çözüm ve barış sürecinin akamete uğramasına yol açacak, kışkırtıcı ve ayrıştırıcı çağrılara kulak asmamalıdır. Halkımızı, farklı dil, kültür ve inançlardan 70 milyon insanımızın duyarlılıklarını ve istemlerini dikkate alan bir açılım süreci için, barış çabalarına destek vermeye çağırıyoruz. Çünkü herkesin onuruyla, kimliğiyle özgürce yaşaması en temel insan hakkıdır.

Türkiye Barış Meclisi olarak Kürt sorununa çözümü görüşmek üzere TBMM'nin önümüzdeki hafta toplanmasını önemsediğimizi belirtmek, TBMM'den güçlü ve somut çözüm iradesi çıkmasının toplumsal bir beklenti olduğunu hatırlatmak istiyoruz.

Türkiye Barış Meclis bu sürecin zor ve zahmetli bir süreç olduğunu farkında olarak, üzerine düşen sorumluk ve cesaretle davranacaktır. Bu doğrultuda atılacak adımların, kim tarafından atıldığına bakmadan yanında olacaktır. Herkesi ve her kesimi bu sorumluk ve cesaretle davranmaya, barışa katkı sunmaya çağırıyoruz.
 

Türkiye Barış Meclisi Sekretaryası

İstanbul-Kasım 2009

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz*:
Facebook'ta paylaş
0