23 Nisan'da Bir Eğitimciden Dünya Çocuklarına Mektup

23 Nisan 2009 15:58  

 

23 Nisan'da Bir Eğitimciden Dünya Çocuklarına Mektup

DÜNYANIN SİYAH, BEYAZ, ESMER, SARI ve KIZIL DERİLİ ÇİÇEKLERİ

Bugün emekli bir eğitimci olarak sizlere son defa sesleniyorum. Bunu ister bir ders, ister bir özür, isterseniz bir günah çıkarma olarak algılayın; ama benim için hiç bir şey ifade etmediğini bilmenizi isterim; çünkü bugün sizlere, sorumsuzca davranıp önlem almadığım, çıkarlarım için varlığını sürdürmesine izin verdiğim, sömürü düzeninin yarattığı, çatışma ve savaş alanlarında kurşunlara hedef olan minik bedenlerden akan kan selinin, anaların gözyaşı ile birleştiği ve insanlık onurunu boğacak derecede yükseldiği utanç deryasının kıyısından sesleniyorum.

Dolayısıyla hiçbir tepkiniz, onursuzca boğulmak üzere olan bir eğitimcinin acısından daha ağır olamaz veya acısını dindiremez. Oysa sizlere, bütün renklerin kucaklaştığı bir çiçek bahçesinden seslenebilme imkanım vardı; Tabi sorumluluklarımı yerine getirebilseydim.

Örneğin:

1-Demokrasilerde bireylerin sorumluluklarını yerine getirebilmesi, bizatihi siyasal süreç içinde yer almasıyla mümkündür; bu nedenle, hiç bir kesim halk kavramı dışına itilmemeli, halk resmi ve sivil olmak üzere ikiye ayrılarak, demokrasinin eşitlik ilkesi ihlal edilmemelidir. Kamu personelini parti yandaşı olur bahanesiyle siyasetten uzak tutmak yerine, yandaş olma ortamı yaratan siyasi partilerden vazgeçilmelidir; zira demokrasinin vazgeçilmez unsurları partiler değil, halktır; diyebilseydim,

2-Hizmetleri halktan uzaktaki bir yerde programlayan, bunun gereği olarak vergileri merkezde toplayıp ödenekleri merkezden gönderen, bu yapısıyla halkı kendine muhtaç ve bağımlı hale getiren, dolayısıyla bu gücü eline geçirenlerin dokunulmaz bir hale gelmesine olanak tanıyan merkezi ve dikey yönetim ile onun uydusu niteliğindeki mevcut yerel yönetimler yerine, hizmetleri yerinden planlayan, hizmetin gerçekleştirileceği yerdeki halkın bu hizmetle ilgili ihtiyaçlarını, önceliğini ve söz konusu yerin şartlarını yeterince dikkate alan, hizmetin gerçek muhatabı halkı sorumlu hale getiren, zaman ve maddi kayıplara neden olan bürokratik engellerin bulunmadığı, dengeli bir kalkınmaya vesile olmak suretiyle eşitsizlik ve bundan kaynaklanan huzursuzluklara son veren, yasa tekliflerinin halkın istek, arzu ve ihtiyaçlarının dikkate alınarak hazırlanmasını sağlayan, halka yönetim sürecini denetleme imkanı tanıyan, anlamına uygun demokratik yerel yönetimler yaratabilseydim,

3-Temsilcileri, halktan çok, parti başkanını temsil etmek ve yönetim sürecinde özgür iradesini bir kenara bırakarak, başkanın istemleri doğrultusunda oyunu vermek zorunda bırakan, dolayısıyla parti başkanını, ülke kaynaklarının da tek hakimi haline getiren, ülke kaynaklarında gözü olanların sadece parti başkanını ikna etmek suretiyle amacına ulaşabilmesine olanak tanıyan, anti demokratik feodal yapıyı kırıp, borçlu doğmanızı önleyebilseydim,

4-Tek görevleri devlet örgütünün madde ve insan kaynaklarını halk yararına en verimli bir şekilde kullanmak olan insanları, farklı çatılar altında örgütleyip, yarışma ve çatışma içine sokmak suretiyle devlet örgütü amaçlarıyla ters düşüren partileri kaldırıp, kenetlenmeyi sağlayabilseydim,

5-Halkın özgür iradesi ile beynini (temsilciler meclisini) oluşturma hakkını elinden almak suretiyle, halkın kendi beynine kendi uyarıcılarını verip, kendi kendini yönetme imkanını ortadan kaldıran, söz konusu beyni, ülke kaynaklarında gözü olan kesimlerin uyarıcılarına karşı zayıf hale getiren, dolayısıyla ülke kaynaklarının sömürülmesine olanak tanıyan partilerden vazgeçip, temsilcimi belirleme hakkımı alabilseydim,

6-Kadınların nüfusları oranında temsil edilmelerini önlemek suretiyle onları eşit saymayan, halk kavramı dışına iten, demokratik haklarını ellerinden alarak, yönetim süreci dışında bırakan, bu nedenle üzerindeki enerjiyi üretken hale getirmesini önleyen, hem ekonomik özgürlüğünü kazanmasını hem de yeni bir enerji üretmesini engelleyen, kadını, halkın elindeki enerjiyi tüketen konumuna getiren, kısacası halkı tek ayaklı bırakıp, iki ayağını kullanan toplumlar karşısında zayıf düşüren, dolayısıyla hem ülke kaynaklarının israfına, hem de yönetimin verimli kullanma ilkesine ters düşen partilerin bu davranışına, kadın erkek demeden karşı çıkabilseydim veya partisiz bir yönetim sürecine kavuşuncaya kadar bir kadın partisi kurabilseydim.

7-Partilerin, iktidara geldiklerinde, kendilerini para, medya, teknoloji vb. güçleriyle finanse eden çevrelere olan diyet borçlarını ülke kaynaklarından ödemelerine izin vermeseydim,

8-Gençliğin ve ülkenin geleceğinden çok, suni farklılıkları yarıştırmanın önemli sayıldığı bir süreçte, diğer partilere karşı güçlü olmak için, temsilci adaylarını parası, pulu, teknolojisi, kaba gücü veya oy potansiyeli olan yaşlı ve muhafazakar adaylar arasından seçen, yeniliklere açık, mevcut statükoyu değiştirme, muhafazakar kesimle ters düşme ve parti içi demokrasiyi tartışmaya açarak parti merkezinin otoritesini sarsma ihtimali bulunan gençliğe uzak duran partilerden vazgeçip, yönetim sürecini gençliğe teslim edebilseydim,

9-Varlıkları ile halkın temsilcisini belirleme, onları eğitme ve eğittiği kişiler arasından bağımsız olarak seçme görevlerini engelleyen, dolayısıyla ülke kaynaklarının ehliyetsiz ellerde ganimet malı haline gelmesine neden olan partilerin çevresinde bulunup, bu ganimetten pay kapma yarışına girmeseydim,

10-Seçimlerde getirdiği baraj sistemi marifetiyle halkın önemli bir kesiminin temsil edilme hakkını elinden alan, milli irade dışına iten, farklı uygulamalara tabi tutarak, demokrasinin eşitlik ilkesini ihlal eden, dolayısıyla halkın toplumsal örgütlenmesini engelleyerek tek vücut haline gelmesi ve güçlenmesini önleyen, kısacası halkın egemenliğine ipotek koyarak, milli iradeyi ortadan kaldıran partilerin bu davranışını, işime yaradığı müddetçe desteklemeseydim,

11-Temsilcilerin halk tarafından belirlenmesini önleyen yapısıyla liderlik sultasını yaratan ve temsilcilere dokunulmazlık zırhı giydirerek, onların halka karşı sorumluluk hissetmesini engelleyen partilerin lider sultasına boyun eğmeseydim,

12-Halkın her kesimini temsil edecek, milli hükümetlerin kurulabileceği bir oluşum yaratabilseydim,

13-Bürokratı iktidar partisinin uzantısı olmaktan kurtarıp, halka karşı sorumlu hale getirecek oluşumu yaratabilseydim,

14-Halkın gücü yerine, sermayeyi ve medyasını tercih eden, bu tutumuyla medyanın denetim dışı dördüncü güç olmasına ve toplumu yönetir hale gelmesine, yani halkın sahip olduğu kaynakların temsil yetkisi verilmemiş unsurlar tarafından yönetilmesine olanak tanıyan partilerden vazgeçebilseydim,

En azından seçim arifelerinde kampanya düzenleyen partilere, yeter artık hepinizi tanıyoruz; yok birbirinizden farkınız; bizi yarıştırıp çatıştırmaktan vazgeçin; uykularımızı kaçırıyorsunuz; gidin evinize; kampanyalara harcadığınız milli serveti de okul yaparak, hastane yaparak, kimsesiz çocukları barındırarak harcayın diyebilseydim, bugün dünya milli gelirinin birkaç katı civarına ulaştığı tahmin edilen küresel sermayenin yaratıcısı ve pazar kapma savaşlarının sebebi olmaz, sizlere bütün renklerin kucaklaştığı bir çiçek bahçesinden seslenebilmenin onurunu yaşardım.

Sizleri ileride tekelleşebilecek küresel sermayenin modern köleleri ve çıkar çatışmalarının kurbanı haline getirdiğim için üzgünüm dememin hiçbir anlamının olmadığını biliyorum; çünkü suni farklılıklarımızı yarıştırmayı size tercih ettiğimizi artık biliyorsunuz.

Keşke bir kerecik olsun sizi seviyorum diyebilme hakkım olsaydı....!

Umarım bu mektubum en az benim kadar suçluluk hisseden birileri tarafından sizlere ulaştırılır, sizler de böyle bir mektup bırakmak zorunda kalmazsınız. 

07/07/2007

M.Salih EKİNCİ - msalihekinci@ttmail.com

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz*:
Facebook'ta paylaş
0