'Boş vaatleri bırak, Türkiye soluk alsın!'

19 Mart 2009 22:10 / 1905 kez okundu!

 

Sokaklar, rengârenk parti bayraklarıyla, genel başkanların en gülümseyen, sempatik resimleriyle donatılmış. Televizyonlar atışma ve sataşmadan geçilmiyor.

Başbakan, “Ben valimi Baykal’a yedirmem” derken, ana muhalefet lideri Baykal cevabını yapıştırıyor: ''Ne demek 'Ben Valimi yedirmem'. Benim Vali yemek gibi bir alışkanlığım yok. Eğer yiyeceksem, Kırşehir'in 'höşmerim'ini yerim...”

Öyle anlaşılıyor ki, Türkiye eskilerin deyimiyle, şeçim sath-ı mâiline girmiş. Ama, adı “yerel” olan seçimlerin özünde yerellikle, yerel sorunların çözümüne ilişkin üretilen politikaların tartışılması ile ilgisi yok. Alternatif siyaset üretmek adına, “ortak adaylar” olarak öne çıkanlarca da, -bir kaç istisna dışında- ülke genelinde yürütülmekte olan seçim çalışmalarının özü bu. Oysa, demokrasinin en önemli işleyiş mekanizmalarından başlıcası yerel yönetimler değil miydi? Nerede, yarışacak alternatif yerel politikalar? Neyse ki, böylesi karamsar bir tablo içinde “umut” vaat eden bazı çalışmalar var. Kıran kırana yürütülen ve birer "rant dağıtım" kaynağı olarak görülen “belediyeleri ele geçirme” yarışını oluşturan bu yerel seçimlerde, onca “gürültü” arasında çok öne çıkamayan, bazı çalışmalar da oluyor elbette. Özellikle de bazı sivil toplum örgütlerinin ürettikleri politikalar bu seçimlerde siyasetçilere, siyasetçi adaylarına sunulan birer seçim “taahhütnamesi” olarak öne çıkıyor.

Bu taahhütnameler bir kere, kentlerde sadece pahalı arsaların, yüksek binaların, “el çabukluğu” ile biçim değiştirip, yeşil alandan, arsaya dönüştürülen alanların dışında kafa yorulacak başka şeylerin olduğunu ortaya koyuyor. Bir de bu ‘rant kaymağını kapmaca’ yarışında yeterince önemsenmeyen insanların dışında, başka canlıların da kentlerde yaşadığının altını çiziyor. Bunlardan ikisine dikkat çekmek istiyorum.

‘TÜRKİYE SOLUK ALSIN’

Bu yerel seçimlerin ortaya çıkardığı kampanyalardan biri Greenpeace (Yeşil Barış)’in “Soluk al” kampanyası. Kampanya ile Greenpeace;

“Kömür santrali planlanan 19 şehir başta olmak üzere tüm şehirlerdeki başkan adaylarından, iklimi koruyacaklarına dair söz vermelerini ve Greenpeace’in hazırladığı ‘Güneş için Belediye Başkanları’ bildirgesini imzalamalarını” talep ediyor. Greenpeace, “Boş vaatleri bir yana bırakın. Seçmen olarak gücünüzü kullanın ve internet eylemimize katılarak tüm adayları sorumluluk almaya davet edin. Sizin de yardımınızla Türkiye soluk alsın” diyor. (Bknz: www.solukal.org)

ÖNCELİK TÜM CANLILARIN YAŞAM HAKKINA

Kampanyalardan bir diğeri de, Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) tarafından başkan adaylarına imzalatılmaya çalışılan “taahhütname”. "Doğanın ve hayvanların ne çıkarlarını koruyacak 'sendikaları', ne haklarını savunacak 'avukatları' ne de 'oy hakları' var. Ama bunun bilincinde olan, yaşamın eşit ve adil paylaşılmasını savunan duyarlı insanların, yaşam savunucularının ‘oy hakları' var..." şeklinde bir yaklaşım geliştirip, sık sık ifade eden biri olarak, bu seçim sürecinde bu yaklaşımın, yaşama geçmesi yolunda adım atılmış olmasını önemli buluyorum. ”Yok eden değil, yaşatan bir belediye anlayışını tüm calışanlarımın uygulamasını sağlayacağım”, “At ve eşek gibi hayvanların, sahipleri tarafından iyi muameleye tabi tutulmasını sağlamaya yönelik tedbirler alacağım ve bu tür hayvanların hastalık ve terk edilme durumlarında yaşamlarının son dönemlerini insan merhamet ve şefkatini hissederek geçirecekleri bakımevlerini kuracağım” yaklaşımını da içeren 8 maddelik taahhütname başkan adaylarının vermesi umulan şu “söz” ile bitiyor:

"5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'nu titizlikle uygulayacağım ve ayırım yapmadan tüm hayvanların yaşam haklarının korunmasına ilişkin konularda gönüllüler ve STK'larla işbirliği içinde çalışacağım. Başkanlığım süresinde, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanlar doğal koşullardaki bakımevlerinde güven içinde yaşayacaklar. Kısırlaştırılması gerekenlerle, hasta olan ve tedavisi yapılacaklar ise hayvan hastaneleri ve merkezlerde tedavi görecek ve rehabilite edileceklerdir. Başkanlığım süresince, hiç bir hayvan belediye ekiplerince zehirlenerek öldürülmeyecek, ormanlara ve dağlara atılmayacaktır...." (İzleyebildiğim kadarıyla ilk imzalayanlar ya da onayladığını beyan edenler arasında, İzmir Büyükşehir Belediyesi bağımsız ortak Başkan adayı, Arif Ali Cangı, Solun, Sosyalistlerin DTP’den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Akın Birdal, Yeşiller İzmir, Konak Belediye Başkan adayı Derya Özgüzel, Adana/Seyhan belediye başkanı Ahmet Özlü, CHP Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Prof. Dr. Mustafa Akaydın, CHP Antalya, Muratlı Belediye Başkan adayı Süleyman Evcilmen, CHP Antalya, Kepez Belediye Başkan adayı Zeki Başaran yer aldı. Umarım duyarlılık gösterenler artarak çoğalır.)

* * *

Bir yandan, Başbakan ”valilerini” Baykal’a yedirmemeye çalışsın, diğer yandan da Baykal, “Vali değil, ‘höşmerim’ yerim” desin dursun. Bu yerel seçimlerde “Türkiye’ye soluk aldıracak”, “yaşamı savunacak” çalışmalar da filizleniyor. Haberiniz olsun!... 

11.03.2009

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.