Uras’ın önü şimdi açıldı...
06 Şubat 2009 00:33 / 1864 kez okundu!
İstanbul’da oturduğum bölge itibariyle oyumu doğrudan kendisine veremedim. Şahsen, Sabahat Tuncel’e verdiğim oydan da hiç pişmanlık duymadım. Memnunum vekilimden. Ama Ufuk Uras’ı da daima kendi vekilim saydım ve sayıyorum.
(BKNZ. 28 Temmuz 2007, BirGün gazetesi ve Sesonline.net'teki yazım: Nihayet temsil ediliyorum) Sadece İstanbul’un farklı bir seçim bölgesinde oturanlar değil, tıpkı ülkenin değişik kentlerine dağılmış sosyalistler gibi. O nedenle, süreci biraz daha yakın ilgiyle izlemeye çalışıyorum hep.
* * *
Biliyorsunuz, İstanbul Milletvekili Ufuk Uras; ÖDP Genel Başkanı sıfatı ile yaptığı “Türkiye Solu uzun süredir tarihinin en ciddi krizlerinden birini yaşıyor. Kurucu Genel Başkanı olduğum ÖDP de bu krizden payına düşeni alıyor” şeklindeki tespiti ışığında, parti tüzüğünün kendine verdiği yetkiyi kullanarak ÖDP’yi Olağanüstü Genel Kurul’a götürdü. Tabii, Uras’ın ÖDP’yi Olağanüstü Genel Kurul’a götürmesine neden olan en temel çatışma, “ÖDP'de Ergenekon'a sıcak bakanların bulunduğuna” ilişkin tespitini çeşitli gazetelerle paylaşması üzerine yaşandı. Kendi ifadesine göre, Uras kongreyle; “ÖDP’nin politik sorumluluklarını yerine getirebilmesi için, merkez karar organlarında ortaya çıkan uyumsuzluğu” gidermek istiyordu.
Geçtiğimiz hafta gerçekleşen ÖDP’nin Olağanüstü Konferansı ve Kongresi sonuçlandı. Milletvekili Uras, partisini kendi eliyle götürdüğü kongreden ÖDP Genel Başkanlığını kaybederek çıktı.
Bu durum karşısında, en kaba hatlarıyla sosyalist solun hesabına, ‘tarihe düşülen not’ sanıyorum: “Sosyalistler on yıllar sonra makûs talihlerini yenerek Meclis’e soktukları milletvekilini partilerinde alaşağı etti” şeklinde olacak. Garip bir durum.
Aynı garip durum, Karadeniz kıyısındaki Artvin’in şirin ilçesi Hopa’da da yaşandı. Hopa’da başarıyla Belediye Başkanlığını sürdüren, kendisine duyulan sempati ilçe sınırlarını çoktan aşmış sosyalist Yılmaz Topaloğlu’nun başına gelen de ‘tarihe not düşülecek cinsten’. Çünkü, sosyalist Topaloğlu’nun Belediye Başkanlığı serüveni de Hopa parti örgütündeki ‘egemen zihniyet’ tarafından ‘tasfiye’ edilmesiyle son buldu.
* * *
Hatırlamakta yarar var. Ufuk Uras, 22 Temmuz 2007 Milletvekili genel seçimlerinde yüzde 3.85 oranında 81.486 oy alarak İstanbul 1. Bölge'den “solun ortak bağımsız milletvekili” olarak 23. dönem meclisine girmişti. Yani Uras, sosyalist kimliği ile, partisinin ülke genelinde aldığı oydan çok daha fazlasını sadece İstanbul’un 1. bölgesinden elde ederek meclise girmeye hak kazanmıştı. ÖDP içindeki ‘gelenekçi’ yapı tarafından genel başkanlıktan düşürülmesi ile, Ufuk Uras’ın seçmenlerine olan taahhütleri ve milletvekilliği de sona ermiyor elbette. Şimdi her zamankinden daha çok, ‘yeni sol’u oluşturmanın, yapılandırmanın zamanı. Üstelik, Ufuk Uras’ın eli şimdi daha da rahat. Partide ‘dengeleri koruyacağım’ endişesi de yok artık. Bu vesileyle belki ‘üstü örtülü’, ‘ortalamacı’ konuşmanın kendisine verdiği zararların da farkına varır. Böylelikle daha net bir politika izler ve olup bitene daha açık tutum da alır.
* * *
ÖDP konferansı ve kongresi sonrası çeşitli değerlendirmeler yapıldı, yapılıyor. Benim yaptığım da bunlardan biri. Ama, en ilginç ve ‘fıkra gibi’ hoş değerlendirme, yıllardır “HA-VET”çi tutum politikasını partinin önüne koyduğu ileri sürülen “abi”den geldi. Yazımı o değerlendirmeyi sizlerle paylaşarak noktalıyorum: “Bu sonuç, başkan merkezli parti anlayışının, onun yürüttüğü siyasi çizgiyle birlikte reddedilmesi anlamına gelir. Geleneksel lider sultası diye yakınılan siyasi yapıları doğuran anlayışları reddeden ÖDP kendi kuruluş ilkelerine dönmüştür...” (BirGün gazetesi, 3 Şubat 2009)
06.02.2009



