2008'in 'kan kokan' ünlüleri
23 Aralık 2008 14:29 / 1785 kez okundu!
Kürkü bir kumaş gibi algılayıp, giysi tasarlayan "modacılar" hâlâ var. Koleksiyonlarında en yüksek fiyatlı ürünler arasında "kürklü" tasarımlara yer veren ünlü markalar ve firmalarsa "ekonomik kriz" falan dinlemiyor.
Kürkü bir kumaş gibi algılayıp, giysi tasarlayan "modacılar" hâlâ var. Koleksiyonlarında en yüksek fiyatlı ürünler arasında "kürklü" tasarımlara yer veren ünlü markalar ve firmalarsa "ekonomik kriz" falan dinlemiyor. Kış aylarında, Noel, yılbaşı, 'Sevgililer Günü' gibi tüketimi kamçılamaya yönelik teşvik günlerinde 'kürk' ve 'kürklü ürünlerin' satışları daha da artıyor.
Buna karşılık, benim 'yaşam savunucuları' diye tanımladığım, duyarlı insanların, hak savunucularının eylem ve protestoları da dünyanın dört bir yanından yükseliyor elbette. Bir milyonu aşkın üyesi ile küresel bir örgüt konumunda olan PETA (People for the Ethical Treatment of Animals / Hayvanlara etik Davranış İçin Mücadele Edenler Birliği) gibi örgütler dünya ölçeğinde çeşitli şekillerde ses getirecek eylemler yapıyorlar.
"Hayvanları bütün sömürü ortamlarından kurtarmak, hayvan sömürüsünden kâr elde eden endüstrilere ekonomik zarar vermek, kapalı kapılar ardında hayvanlara uygulanan canavarlıkların ve zulmün açığa çıkarılmasını sağlamak; bunları yaparken de insanlara veya hayvanlara zarar vermemek için gereken bütün önlemleri almak" şeklinde görüşlerini açıkladığı için, ABD'de Bush yönetiminin FBI'a hazırlattığı 'en tehlikeli örgütler' listesinde yer alan doğa, çevre ve hayvan hakları örgütlerinden ALF (Animal Liberation Front /Hayvan Özgürlük Cephesi) de, irili ufaklı diğerleri de kendi tarzında etkili eylemlerini sürdürüyor. Kendini 'en akıllı', 'en zeki' ilan edip, şu içinde yaşadığımız, doğayla da insan onuruyla da bağdaşmayan -her zaman krizden krize sürüklenen- 'kapitalizm' ucubesini hepimize dayatan 'kibirli' insan türünün içinden çıkan 'en akıllılara' karşı mücadele göğüs göğüse sürüyor yani. Tabii Türkiye'de de paralel örgütlenmeler giderek daha kendini hissettirir tarzda örgütleniyor, bu yönde eylemliliklerini artırıyorlar. Bunlardan biri olan "Kürke Hayır Platformu" geçtiğimiz günlerde açtığı kampanya ile ürün koleksiyonlarında hakiki "kürkten" mamûl ürünleri barındıran firmalardan biri olan MUDO firmasına karşı ilk zaferlerini elde ettiler. MUDO yönetimi 'kürk satışına son vermesi' yönünde yapılan protestolara cevaben "kürk endüstrisinin kullandığı vahşi yöntemlerden haberdar olduklarını ve üst yönetim ile yapılan toplantı sonucunda stoklardaki ürünleri tükettikten sonra mağazalarında bu tarz ürünlere yer vermeyeceklerini" açıkladı. Ama açıklamadaki bu ifade, protestocuları tatmin etmeye yetmedi. "Kürke Hayır Platformu" (www.kurkehayir.gen.tr) 'nun genç eylemcileri, web sitelerinde yayınladıkları ve bana da gönderdikleri açıklamalarında, "bu gelişme, kürk karşıtı mücadele açısından sevindirici olsa da 'stokları erittikten sonra' cevabı yerine 'hemen şimdi' satışları durdurma taleplerini" sürdüreceklerini ifade ettiler.
Gönül Yazar (Şarkıcı): 'Nişantaşı'm Derneği' tarafından düzenlenen '39 Kürk, 39 Kadın' adlı müzayedeye kürkü ile katılıp bunu 'çocuklara yardım' amacı ile yaptığını ilan etmiş. Bülent Ersoy (Şarkıcı): Uçağa binmeden önce yetkililerle kürkünün çok değerli olduğu, doğru dürüst asacak yer bulunmadığı takdirde uçağa binmeyeceğini söyleyerek tartışma çıkarmış. Bu nedenle de uçak rötarlı kalkmış. Şebnem Schaefer (Manken): Katıldığı defilede vaşak kürkü tanıtımı yaparak bunun profesyonellik gereği olduğunu, özel hayatında 'katiyen kürk giymediğini' söylemiş. Ancak kürk pazarlamanın da giymek kadar affedilmez olduğunu göz ardı etmiş... Eee, tabii 'Kürke Hayır Platformu' da affetmemiş, hemen almış yarışma listesine...
* * *
Haberiniz olsun, vahşi, gözü dönmüş 'kürk endüstrisi', neslini tüketmekte oldukları yabanıl hayat canlılarının, kürkü için özel olarak ürettikleri hayvanların yanına şimdilerde 'kedi' ve 'köpekleri' de eklediler. Merkezi ABD'de bulunan PETA tarafından yayınlanan bir videoda kürkleri için öldürülen kedi ve köpeklerin kafeslerinden vahşice çıkarılıp bağlandığı ve kaynar suya atıldığı, kürkleri yüzülen hayvanların ise; bilinçlerinin kaybolmadığı da belgelendi. [Videoyu izlemek için ziyaret edebilirsiniz: http://www.petatv.com/tvpopup/
layer=wm]
* * *
Bu yazımı, "Kürke Hayır Platformu"nun MUDO başarısından hareketle, yaklaşan Yılbaşı ve ilerleyen günlerdeki 'Sevgililer Günü'nü de hesaba katarak özellikle 'kürk' karşıtlığına ayırdım.
Hayvan hakları üzerine kafa yoran ve ALF örgütüne destek veren felsefeci Dr. Steve Best "İnsan çıkarlarının hayvan çıkarlarından önde olması türcülüktür, bu önyargılı ve ayrımcı bir inanç sistemi olup etik manada hatalı ve felsefi olarak da en az 'cinsiyetçilik' ya da 'ırkçılık' kadar temelsizdir; ama sonuç itibariyle daha etkili ve daha öldürücüdür" diyor. Bu tespitin ne denli haklı olduğunu yaşam her gün yüzümüze vuruyor.
"Kürke Hayır"cılar da, "Kürk de, bir zamanlar canlı olan bir hayvanın üzerinden alınan, dolayısı ile canlı yaşamına kasteden, bir vahşet ürünüdür. Bedeninize değerken acıyı size geçirir, ağırlığı omuzlarınıza çöker, kan kokusunu üzerinize bulaştırır..." diyor.
Ömrünüzde hiç kürk giymemiş olanlardansanız, 'Nasıl olsa bizim o kadar paramız yok, almıyoruz da giymiyoruz da' deyip ilgisiz kalmayın sakın. Sesinizi yükseltin. Suça ortak olmayın...



