TARİHİN TEKERLEĞİ - Nurettin Akbaş
25 Nisan 2008 03:20 / 2146 kez okundu!
Evet bir yasa meclis görüşmelerinde kabul edildi. Kabul edilme gerekçesi benzeri yasalarda olduğu gibi vatan millet aşkına ve geleceğimiz adına. Hatta iki maddede milletvekileri neye oy vereceklerini şaşırdılar ve bu maddelere ilişkin olarak tekrar görüşm
Yasa geleceğimize, yani çocuklarımıza önemli avantajlar sağlıyor artık kızlarımız 58 yerine 65 erkeklerimiz 60 yerine 65 yaşında emekli olacaklar.
Üstelik maaş bağlanmasında yüzde 20 lik kayba uğrayacaklar.
Hükümet veya iktidar denilen kurum lütufta da bulunmayı ihmal etmedi; dediki biz dokuz bin gün prim ödemenizi istiyorduk ancak siz istediniz diye yedi bin iki yüz güne çektik kötüleştirmemizi.
Daha neler var saymakla bitmez, belki kitaplara sığmaz.
Yukarıda saydığımız kötüleştirmeler için 30 nisan 2008 son gün. O güne kadar sigortalı oldunuz oldunuz veya çocuklarınızı sigortalı yaptınız yaptınız, yapamadınız ise yeni kanunun uygulama alanındasınız.
Köşe yazarlarımız, radyo televizyonlarımız uzmanları aracılığı ile sıfırdan sonsuza sigortalı olamayanlar için akıl üzerine akıl verdiler. Kimimiz olanaklarını kullandı kurtardı bir sorunun bir kısmından kendini ve çocuğunu. Ya gerisi. Ya gerisi. Televizyon konuşmacılarının unutmadığı bir rakam var,yetmiş milyonun huzurunda söylüyorum der ya; olanaksızlar, ya olanaksızlar. Sanıyorum bir milyon gelecek badirenin bir kısmını atlattı ya kalan milyonlar.
Şu saatte onu düşünüyorum. On sekizin altında kaç milyon çocuğumuz var. Sayıyı siz yorumlayın bu konuda yeni rakam yazmak istemiyorum.
Bu ülkenin vatan millet meselesinin içine bir türlü insan giremedi. Bir çok rakam girdi, insanı temsil anlamında, ancak bunlar rakam dı; her hangi bir anda rakam olamadı.
Bildiğiniz gibi son günlerde iyice rakam haline geliyoruz. Sosyal güvenliğe ilişkin nolarımız vardı. Yakınlarda da kimlik numaralarımız oldu. Şimdilerde de adrese dayalı numaralarımız var. Her gün biraz daha rakam oluyoruz.
Tüm bunlar olurken içinde bulunduğumuz samanyolu kümesini küçük bir kümesi olan dünya kümesindeki insanı değeri biraz daha azalıyor. İnsan her yerde azalır veya küçülürken ülkemizde bizler biraz daha fazla küçültülmeye çalışılıyoruz.
Eski gelenekleri bulundukları sandıklardan çıkararak, insana sunmaya çalışıyoruz. Sandıktan çıkan sadaka. Evet sadaka. Üretim ilişkilerinin en eskisine yani köleci topluma uygun bir sosyal model sadaka yöntemi.
Bu yöntem tarihsel süreci ile uzun bir tartışma yazısı olabilir. Burada uzatmayı düşünmüyorum. Bu konu için söyleyeceğim şu. Gıdanın her gün biraz daha pahalandığı dünyamızda tutunulacak son ateş topudur. Buna tutunan herkes yanacaktır.
Sosyal güvenliğimizi köleci üretim ilişkisinin bir boyutu haline getirmeye çalışanlara son sözüm, tarihin tekerleğinin geriye döndürülmesi fikrinin aptallık olduğudur.
Nurettin Akbaş



