Çocuk da yaparım kariyer de
24 Mayıs 2008 20:28 / 1850 kez okundu!
Merhaba, ben Yonca Buğdaycı. 39 yaşındayım. Saint Benoit Lisesi'nden sonra Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi'nden mezun oldum. Reklam yazarlığı ile başlayan iş serüvenim 17 yıldır aralıksız hızlı bir tempo ile sürüyor. Halen Cadbury Kent şirketinde i
İş yaşamımdan hamilelik ve doğum sonrası dahil olmak üzere sadece 4,5 ay kopabildim. İşleri daha da rayına koyma, güçlü iş kadını olma motivasyonları altında son ana kadar karnım iki metre dışarıda çalışmaya devam ettim. Doğum sonrası dönem ise tüm tatil haklarımla birlikte yine yoğun motivasyonlar altında 4.ay da bitti. Bunları yazarken kimseye haksızlık etmek istemiyorum çünkü “motivasyon” larla motive olmak benim seçimimdi. Burada yeni anne adaylarına nacizhane bir öneride bulunabilirim ancak; kanuni haklarınızı mümkün olduğu kadar kullanın. Bunu hem miniklerinizle daha fazla beraber olmak için, hem de kendinizi fiziken ve ruhsal olarak rehabilite etmek için yapın.
“Çocuk da yaptım kariyer de”
Komik çelişkiler var:
Çocuk; yaptım demekle bitmiyor, süresiz bağımlılık –aşkın, tutkunun, özün olduğu yer. Bence Reenkarnasyonumuz.
Kariyer (fransızca kökenli :meslek , uzmanlık), hertürlü kalabalığın, huylunun huysuzun, egoların, paranın, teknolojinin, hırsın, terin olduğu yer- geçim kaynağımız, yetilerimize göre edindiğimiz sıfatlarımız ve bir gün bitiyor.
Ama bitinceye kadar günlük yaşantımızın çok büyük bir alanını “kendini mesai saatleri içinde sıkıştırmaksızın “ kaplıyor. Profesyonel çalışma hayatına ekonomik özgürlük, kimseye muhtaç olmama durumu, geleceği garantileme çabası vb bakabileceğimiz gibi insanın kendini yetiştirdiği alanda söyleyecek sözünün, kaldıracak taşının olması, yediğini, içtiğini, dünyadan aldıklarını bir şekilde yerine koyma biçimi olarak da bakabiliriz.
Yaşamın bu standartları oluşturan bölümünde, attığımız her olumlu adımla birilerinin hayatına dokunuyoruz. Birbirimizi bu alanda etkiliyoruz.
Sözün özü kendi anakaramızda “bir insan yetiştirmek” projesi ne kadar anlamlıysa, iş hayatımızda emeğimizin doğru bir şekilde daha iyi bir gelecek için aktarılması da bir o kadar önemli bana göre.
İş, günümü daha verimli geçirmemi sağlıyor ve eskiden çoook eskiden ne kadar boş zamanım varmış ve amaçsız harcanmış diye hayıflanıyorum.
Örneğin:Daha az uyuyor (ort:5,5 saat) uyku süremin kalitesi için çaba harcıyorum.
Artık bizi terkeden bakıcıların ardından sinir krizleri GEÇİRMİYORUM. 6 yılda ilk 3 yıl çift bakıcı olmak üzere 12 bakıcı değiştirdikten sonra “bedbaht“ olma hallerini başka okazyonlarda kullanmaya karar verdim. Buradan sevgili eşime böyle düşünmemi sağladığı için teşekkür etmek istiyorum.
Ayrıca bakıcılarımızı, çocuklarım onlara daha fazla sevgi gösteriyorlar diye KISKANMIYORUM.
Doktorumuz annelerin bu tip hisler duyabileceğini söylediğinde suçüstü yakalanmış gibi kıpkırmızı kesilmiştim.
Tüm bu profesyonel açıklamaların veya itirafların arasında işle kariyer arasında kalbime batanlar aklımı çalanlar bölümünü de bundan böyle bu sayfalarda tüm içtenliğimle paylaşmak isterim.
Kızlarımın ilklerini, yakalanabilmişse kasetlerden seyretmek, yakalanamamışsa eskimiş haberler olarak dinlemek canımı acıtıyor.
Onların “Sen zaten gelemezdin herhalde...“ diye başlayan cümleleri de...
Neredeyse tüm haftayı göremeden geçirip Cumartesilerimizi, genel bir ÖC ALMA , tepki gösterme günü olarak ve kısa zamanda hem otorite, hem köle hem özlemiş hem özlenmiş bir anne kaosuyla yaşamayı sevmiyorum.
Yorgun olmaktan ve/veya hep yorgun olarak algılanmaktan hoşlanmıyorum.
Hala bakıcılarımızı anlık olarak kıskandığım oluyor.
Son olarak, iki andan ve bu anlardan kendime çıkardığım dersten bahsederek bu yazıyı bitirmek istiyorum;
Kızlarımla ne zaman başbaşa kalsak oyunlar, sohbetler, faaliyetlerin sonunda kendi dünyalarına çekildikleri ve gerçekten bunu talep ettikleri bir zaman mutlaka geliyor.
Evlenmeden önce babamın iş yolculuğunda olduğu bir gece, ben kendimce anneme karşı özveride bulunarak o gece arkadaşlarımla program yapmadım ve o gururla eve geldim. Annem ise hazırlanmış, giyinmiş evden çıkmak üzereydi.
İş, kendi çevremiz ve çocuklarımız. Tek söyleyebileceğim bu dengenin kişiye özel olduğu gerçeği.
Mümkünse kendi özel alanınızı yaratın.
Ve koşullarınız uyuyorsa “çocuk ta yapın, kariyer de, keyif de”.
Sevgiyle kalın.
Yonca Buğdaycı
25 Mayıs 2008



