Bir başka açıdan Golf ve 'Golfçü Paşa'...

12 Ekim 2008 14:41 / 1720 kez okundu!

 

Türkiye ‘şiddetin’ ve ‘savaşın’ kurbanı olan gençlerine üzülürken, diğer yandan da ‘Golfçü Paşa’ Türkiye kamuoyunun gündemini işgal ediyor. Kanlı Aktütün baskını sırasında, özel giysileri, ona uygun pahalı ayakkabıları

Türkiye’de silahlı askeri bürokrasi, ancak, totaliter rejimlere özgü dokunulmazlıklara sahip. Bu nedenle, Genelkurmay’ın, generallerin eleştiri yağmuruna tutulması, “istifa”ya çağrılması bu karanlık tablonun umut verici yanı elbette. Eleştiriye, hele de “istifa” çağrılarına hiç alışık olmayan bu “imtiyazlı” kesim, alışkın olmadıkları eleştiriler karşısında adeta şaşkınlığa düşmüş vaziyette. Orgeneral Baboğlu; önce “baskından anında haberim olmadı ama sonra müdahale ettim” şeklinde açıklama yapıyor. Genelkurmay’ın “Cumartesi günü akşamına kadar haberi yoktu” şeklindeki açıklaması üzerine ise; “evet cumartesi akşamına kadar haberim yoktu” diyerek kendi kendisini düzeltiyor.


Diğer yandan ise; “Aydoğan Babaoğlu’nun hava üslerine golf sahası yaptırdığı ortaya çıktı” başlıklı haberler birden ortalığı kaplıyor. Öğreniyoruz ki, meğer “Golfçü Paşa” kanlı çatışmalar olur, gencecik insanlar hayatlarını kaybederken oynamayı bırakmadığı golf tutkusunu çok daha geniş bir alana yaymış... Çok vahim bir tablo aslında ortaya çıkan.


Ben burada, meseleye çok haklı ve yerinde olarak kamuoyunda tartışılan boyutu ile bakmayacağım. Diğer bir vahim yanının da bu vesile ile kamuoyunun gündemine girmesine çalışacağım.


DOĞA DÜŞMANI ZENGİN EĞLENCESİ GOLF!


Toplumsal hafızamız zayıf ama, hatırlayacaksınız. Akdeniz bölgesinde, özel çevre koruma bölgesi ilan edilen alanın neredeyse tamamının “golf” ve “konaklama alanı” olarak tahsis edilmesiyle başlamıştı her şey. Golf sahaları için çok değerli ağaçlar kesilmiş, tüm bitki örtüsü ile ormanlar feda edilmeye çalışılmıştı. Binlerce bitki ve hayvan türüne ev sahipliği yapan, Türkiye’deki en önemli kuş halkalama istasyonlarından birinin de içinde bulunduğu Sorgun Ormanı da feda edilenler arasında yer almıştı. Sorgun ve Belek’te “yaşam savunucuları”nın büyük mücadeleleri ile bazı girişimler püskürtülmüş, bazıları ise maalesef durdurulamamıştı. Mücadele halen de sürüyor elbette...


Bilimsel verilere göre; bir golf sahası yılda hektar başına ortalama 10 bin ile 15 bin m3 suya ihtiyaç duyuyor. 100 hektarlık bir golf sahasının bir yılda tüketeceği su miktarı yaklaşık 1 milyon m3. Bu da 12 bin nüfuslu bir yerleşimin ortalama “yıllık su tüketimine” eşit. Yani, Golf sahaları, kullanılan kimyasal kirleticilerden, aşırı su kullanımına kadar, vurdumduymaz “zengin tüketicilerin” zevki için pek çok açıdan geri dönüşü olmayan zararlı, doğa düşmanı uygulamalar. (Bu arada, sahi, ülkemiz kurak bir ülke değil mi, susuzluktan kırılmıyor muyuz?)


Yaşam savunucuları, ‘üzerinde yaşadığımız gezegen gün geçtikçe daha fazla çatırdıyor’ diye seslerini yükseltiyor. Dilimin döndüğü, kalemimin yazdığınca bir yaşam savunucusu olarak ben de, türümüzü diğer canlı türlerinin yaşam hakkına saygılı olmaya çağırarak “Dünya yalnız bizim değil” diyorum. Diğer yandan da sürekli “insan türünün doğadaki ayak izlerini azaltacak” girişimlerin geliştirilmesi gerektiğinin altını çiziyorum.


Şimdi “Aktütün baskını”yla ortaya çıkan ‘gizli’ “Golfçü Paşa” vesilesiyle öğreniyoruz ki, hava üsleri de birer birer milyonlarca dolar sarf edilerek golf sahasıyla donatılıyormuş. Yazık! Demek, Türkiye’de doğa kaynaklarını kurutma, yaşam alanlarını yok etme girişimlerine Hava Kuvvetleri de katılmış, belki de bütün ordu...


Toplumda, silahlı askeri bürokrasiye, orduya bakış yavaş da olsa değişiyor. “Paşalar” da eleştirilebilir oluyor. Askeriye ile ilgili bir yaygın kanaat vardı toplumda. Bu olayın tetiklemesi ile demek ki o kanaat da hızla değişecek. Eskiden “en yeşil alanlar, bakımlı ağaçlıklar askeriyede...” denirdi. Ordunun doğayı koruduğuna inanılırdı.


“Terörist barınıyor” gerekçesi ile “yakılan” ve içinde barınan binlerce “canlı türüyle” birlikte kül olması seyredilen Doğu ve Güneydoğu’daki ormanlardan sonra ordunun bir de “Golf aşkı” ortaya çıkınca...


* * *


Bu vesile ile şunu da hatırlatmadan geçmek istemiyorum. 2006 yılında Türkiye Golf Federasyonu, “Golf ‘doğa dostu’ bir spordur” şeklinde bir tanıtım filmi hazırlayarak televizyonlarda gösterime sokmuştu. Yaşam savunucuları ve “Sorgun Platformu” da hemen Reklam Özdenetim Kurulu’na başvurarak, “toplumu yanıltıcı” reklamın yayından kaldırılmasını sağlamıştı...


12.10.2008

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.