''Yeşilçam...''

30 Mart 2008 18:08 / 2260 kez okundu!

 

Masamda bir davetiye... Çok şık, büyük boy siyah bir zarf içindeki davetiyeyi merakla açtım. Zarfı açtığımda içinden çıkan davetiye beni hem çok sevindirdi, hem de siyah-beyaz yıllara götürüverdi birden. Ayfer Tunç’un Yapı Kredi Yayınları’ndan

Beni sevindiren aynı zamanda da “siyah-beyaz” yıllara götürüveren şey “Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı (TÜRSAK)” ile “Beyoğlu Belediyesi”nce düzenlenen "1. Yeşilçam Ödülleri" törenine ilişkin “o” davetiye idi işte.



24 Mart Pazartesi akşamı, gerçekleştirilecek tören için Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nın yolunu tuttum. Salonun ve soluklanma alanlarının dekoru her ne kadar kafamda canlandırdığım ülkede yaşayan hemen hemen herkesin aynı şeylere güldüğü, aynı şeylere ağladığı o “siyah beyaz yıllar”ı anımsatmaktan uzak, çok renkli ve hareketli bir ortamsa da en azından giysilerdeki ağırlık siyahtan yana idi...



* * *



1973-74 yıllarında idi sanırım. Kuruluş yıllarında Yönetim Kurulu üyeliğini yaptığım “İzmir Sinema Kültür Derneği (İSKD)’nin kurucu ve yürütücülerinden, şimdinin Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyesi Prof. Oğuz Makal’la da, yıllar sonra bu törende karşılaştım. Meşguldü. Fazla konuşamasak da, o yılları anımsadım birden. İSKD yıllarında her hafta ya İstanbul’a otobüsle gelir rahmetli Onat Kutlar’dan (Sinematek) çuval içinde o hafta göstereceğimiz filmin kocaman bobinlerini alır, ya da o bir otobüs şirketine kendisinin vermesini temin edersek, İstanbul’a gelmeden gidip garajdan alırdık...



O yıllarda gösterime soktuklarımız Yeşilçam filmleri değildi. Dünya sinemasının ya da Sovyet Sineması’nın örneklerinden oluşurdu hep. Tabii arada da Yılmaz Güney filmleri...



* * *



Ödüllerin verileceği törenin başında konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, “Türkiye’de ilk kez, sinema alanında bir ödüle “Yeşilçam” adının verildiğine” dikkatimizi çekti. “Yeşilçam zaten Türk sinemasıyla özdeşleşmiş bir isim. Dolayısıyla bu çok doğru bir seçim” dedi. Sayın bakanın katıldığım en anlamlı cümlesi ise bana göre; “Yeşilçam’ın bir zamanlar bir kuşağın neredeyse bütün ‘duygu dünyasını’ kapladığını” dile getiren cümlesiydi. Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan da “Yeşilçam’daki büyüklerinin kendisine zaman zaman ‘Beyoğlu’na sahip çıkın’ dediklerini, kendisinin de ancak böylesi bir organizasyonla ilçeye sahip çıkılacağını düşündüğünü” ifade etti. Sayın Demircan’ın bu girişimin kalıcı ve giderek Uluslararası bir hal almasına olanak sağlayacak girişimleri yaptığını vurgulaması da çok sevindirici idi.



* * *



Konuşmaların ardından Behzat Gerçeker ve Enbe Orkestrası’nın sahnedeki “beyaz perdeden” filmlerin görüntülerinin yansıtılmasına eşlik eden Türk filmlerinin müziklerinden örnekleri seslendirdiği an ise, yaşamaya değerdi doğrusu...



Yarışmanın jürisi de diğerlerinden değişik özelliğe sahip. Bu kez, filmlerin ön seçimini sinema emekçilerinin oluşturduğu "üretenler jürisi" yapmış. Sinemacıların yanı sıra, iş, kültür ve medya dünyası ve akademisyenlerin yer aldığı jüri de, her daldaki 5 aday içinden "Yeşilçam Ödülleri"nin birincilerini belirlemiş. Gerçi gazetelerden TV’lerden sonuçları öğrenmişsinizdir ama, yazının bütünlüğü içinde Abdullah Oğuz’un yönettiği “Mutluluk” filminin “En İyi Film”, “En İyi Kadın Oyuncu” ve “En İyi Müzik” ödüllerini kazandığını, Fatih Akın “En İyi Yönetmen” olurken; Şener Şen’in de, “Kabadayı” filmindeki rolüyle “En İyi Erkek Oyuncu” seçildiğini de belirteyim.



Bir dönem çok eleştirmiş olsak da, seni seviyoruz “Yeşilçam”. Siyah-beyaz yıllarımızın rengi, duygu dünyamızın kaynağı, sen çok yaşa...



Yalçın Ergündoğan


 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.