Devletin işlediği cinayetler ve oluşturduğu cinayet şebekeleri çözülüyor

21 Aralık 2011 22:15  

 

Devletin işlediği cinayetler ve oluşturduğu cinayet şebekeleri çözülüyor

ANKARA- 'Devletin işlediği cinayetler' ve oluşturduğu 'cinayet şebekesi' çözülüyor... Savcılığın başvurusu üzerine, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Çarkın'ın faili öeçhul cinayetlerde öldürülenlerin gömüldüğü 'yerleri gösterme' talebi kabul edildi. İnsan Hakları Derneği (İHD) verilerine göre kayıtlara 'faili meçhul' olarak geçen cinayetlerin sayısı 18 bin'e yaklaşıyor.

Susurluk hükümlüsü eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın, devletin cinayet şebekesinin faaliyetlerini deşifre ederken, bir dönem devletin tepesinde yer alan bazı isimleri de suçladı. Ankara Özel Yetkili Savcı Hakan Yüksel’in odasında 1 saat 40 dakika kalan Çarkın, 90’lı yıllarda "PKK ile mücadele" adı altında yapılan infazların amacını şöyle anlattı: “Orada PKK’lılara yönelik, terörle mücadele adı altında infazlar, operasyonlar yapıldı. Amaç, doğuda uyuşturucu ticareti yaparak, büyük paralar kazanan Kürt baronları infaz edip, yerine geçmekti. Bu infazlarla bunu başardılar. Yapılan infazlarla kendileri baron oldular.” İfadesinde, 2 Mart 1995’te kaçırıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan MİT muhbiri Tarık Ümit’in öldürüldüğünü tekrarlayan Çarkın, dört ay önce İstanbul Özel Yetkili Savcı Hakan Karaali’ye verdiği ifadede cesedin gömüldüğü yerin krokisini verdiğini söyledi.

Çarkın, adliyeden ayrılırken “Karanlıklar aydınlanacak” dedi. Ayhan Çarkın’ın itiraflarının ardından tutuklanan eski özel timci Ercan Ersoy da dün tutuklu bulunduğu Elmadağ Cezaevi’nden getirilerek ifade verdi. Çarkın’dan önce adliyeye getirilen Ersoy’a Ömer Lütfü Topal cinayeti ve o dönem yaşanan süreç soruldu.

"ÖZGÜR GÜNDEM'İN BOMBALANMASI İLE BAŞLADI"

Devlet içerisindeki oluşumun ortaya çıkışının Özgür Gündem gazetesinin bombalanmasıyla başladığını söyleyen Çarkın, Susurluk’la ilgili “Susurluk soruşturmasını araştıran hâkim Akman Akyürek bana göre infaz edildi. Susurluk o gün, bugündür çözülmedi” dedi.

Ayhan Çarkın, devlet içindeki oluşumun liderleri olarak bazı önemli isimleri suçladı. İşte o isimler ve haklarındaki suçlamalar.

DEVLET ÇETESİNİN ELEBAŞLARI

» Mehmet Ağar: Bu işleri 'devlet bekası için yapılan işler' olarak açıklıyor. Yalan söylüyor. Bu işlerin içerisinde elebaşlarından biridir.

» Mehmet Eymür: Savcıya bir takım bilgiler vermiş ancak onlar bilinen şeyler. Doğru dürüst bir şey anlatmamış. Kendisi bu işlerin içerisinde, merkezinde, her şeyden haberdar olan biridir. Doğruları anlatmamış. O da bu yapılanmada yer alıyor.

» Özer Çiller: Tansu Çiller’in kocası Özer Çiller, 16 yıl önce oluşan ortamı kullanmıştır. Özer Çiller, bu ekibin başındaki Ağar ve diğer isimlerle işbirlikçi ve götürücüdür.

» Hanefi Avcı: Susurluk Komisyonu’nda bazı bilgiler vermiş. Ancak Avcı da bu ekipteki diğer isimler kadar suçludur. Olan bitenden tamamen haberdardır.

» İbrahim Şahin: Benim de içerisinde yer aldığım özel harekatçıları yöneten, bu infazların emrini ileten ve ekibi organize eden isimdir.

'KROKİYİ VERMİŞTİM'

Ankara Adliyesi’ne gelerek Özel Yetkili Savcı Hakan Yüksel’e ek ifade veren Ayhan Çarkın, kaçırıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan MİT muhbiri Tarık Ümit olayıyla ilgili şunları söyledi: “Taraf gazetesinde yer alan röportajım tamamen doğrudur. Gazetedeki ifademde olduğu gibi ben Tarık Ümit’in gömüldüğü yeri biliyorum. Ümit’i infaz edildikten sonra köy yolunda bir çukura üzerinde kıyafetleriyle birlikte attık. Bu konuda İstanbul’da verdiğim ifademde savcıya yer gösterme yapabileceğimi söylemiştim. Hatta Ümit’in atıldığı çukurun krokisini çizip verdim. Bugüne kadar neden gidip bakılmadı anlamadım. Eğer oraya beni gösterirseniz oradaki kemiklere DNA yapılır durum ortaya çıkar.”

ÖMER LÜTFÜ TOPAL CİNAYETİ

28 Temmuz 1996’da İstanbul’da kaçırılıp öldürülen Kumarhaneler Kralı Ömer Lütfü Topal cinayeti ile ilgili “Topal cinayetinin perde arkasını en iyi bilen isim Mesut Yılmaz’dır. Yılmaz’da cinayetine ilişkin tüm belgeler var. Söz konusu dokümanların bir kısmı Uğur Dündar’da da var. Topal cinayetiyle ilgili asayiş polisleri tarafından alınmış kamera kayıtları var. Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Kemal Yazıcıoğlu da cinayete ilişkin tüm detayları biliyor” diyen Çarkın, dün de savcıya şunları anlattı: “Ömer Lütfü Topal cinayeti, kumarhanelerde söz sahibi olabilmek için işlendi. Kumarhanelerde o dönemde büyük rant dönüyordu.”

EFEOĞLU DOMUZ BAĞI İLE ÖLDÜRÜLDÜ

Çarkın üniversite öğrencisi Ayhan Efeoğlu ile ilgili de şunları söyledi: “Cumartesi Anneleri 16 yıl önce kaybolan çocuklarını arıyor. Ölüsünü veya dirisini görmek istiyorlar. Bunlardan Ayhan Efeoğlu’nu bizzat ellerimle gömdüm. Bana şu bombayı imha et diye paket verdiler. Götürdüm içerisinden insan çıktı. Bu şahsın Ayhan Efeoğlu olduğunu öğrendim. Domuzbağı ile bağlanmış bir vaziyetteydi. Onun cesedinin bulunduğu yeri de gösterebilirim.”

YAMAN VE GÜL'ÜN İNFAZI

Çarkın, Savcı Hakan Yüksel’e 5 Mayıs 1992 yılında gözaltına alındıktan sonra bir daha haber alınamayan üniversite öğrencileri Hüsamettin Yaman ve Mehmet Soner Gül’ün infaz edildiğini söyledi. Çarkın, Yaman ve Gül’ün infazından özel harekat polislerini sorumlu tutarken, bu iki infazdan MİT’in haberdar olduğunu öne sürdü. Çarkın, Dev-Sol lideri Dursun Karataş’ın öldürülmesiyle ilgili de bilgi verdi. Çarkın, ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım ile ilgili bildiklerini anlatırken ise şunları söyledi: “Bizim Yeşil ile hiç bir işimiz olmadı. Ancak Yeşil’in çok güçlü olduğunu biliyorum. Yeşil ve ekibi bizden ayrı hareket ediyordu. Bizim ekip onların yanında bir hiçtir. Yeşil’in vurduğu vurduk kırdığı kırdık... Biz bu cinayetleri ve infazları devlet için yaptığımızı düşünüyorduk. Ancak daha sonra devlet için yapmadığımızı birilerinin çıkar ve menfaatleri için yaptığımız öğrendik. Vicdanım sızlıyor. Diğer arkadaşlarımın da konuşması lazım. Vicdanı olan herkesin bu olayları aydınlatması lazım.”

"...KARANLIKLAR AYDINLANACAK"

Çarkın, savcılık ifadesinden önce koridorda gazetecilerin "i>“Arkadaşlarınız tahliye edildi ne düşünüyorsunuz?” sorusuna “Ben adalete karışmam. Ancak üzerime düşeni yaparım” yanıtını verdi. Bir başka gazetecinin <“Büyük başlar da bu soruşturmaya dahil olacak mı?” sorusuna
“inşallah” yanıtını verdi. Çarkın, “Tehdit alıyor musunuz?” sorusana “Beni kimse tehdit etmedi” derken, adliyeden ayrılırken “Karanlıklar aydınlanacak” diye slogan attı. Çarkın’ın avukatı Gülay Koçyiğit, çıkışta yaptığı açıklamada ‘’Müvekkilim, eski beyanlarını tekrar ettiğini ve bir gazeteye yaptığı açıklamaların arkasında olduğunu söyledi” dedi.

Sesonline.net

Son Güncelleme Tarihi: 21 Aralık 2011 22:38

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz*:
Facebook'ta paylaş
0