"12 Eylül dönemi avukatlarýndan, yeri doldurulamaz hak savunucusu Av. Kemal Kýrlangýç Hakk'a yürüdü, Kemal abiyi kaybettik.
Kemal Abinin en büyük dertlerinden birisi de 12 Eylül hukukuydu, 12 Eylül'ü aþmak için sürekli çabaladý.
En son söyleþisi de 12 Eylül'le ve yargýlanmasýyla ilgiliydi.*
Kemal Abi, partimizin üye formu doldurmayan üyelerindendi, ne zaman katký istesek hep bizimle oldu.
Kemal abiyi arayacaðýz, mekaný cennet olsun, tüm sevenlerinin baþý sað olsun.
Cenaze bugün (7 Ekim 2012 Pazar) saat 16.00'da Narlýdere Cemevi'nden kaldýrýlacaktýr." (EDP Ýzmir Ýl Örgütü)
***
12 Eylül’ün karanlýk günlerinde, faþist diktatörlüðün hukuk tanýmaz saldýrýlarýna karþý direnç ve kararlýlýkla mücadele eden, yüzlerce devrimci, sosyalist ve komünistin davalarýna hiç bir maddi çýkar gözetmeden, gönüllü olarak katýlan
TÖB-DER üyesi, Öðretmen Avukat, KEMAL KIRLANGIÇ vefat etmiþtir.
Cenazesi 07.10.2012 Pazar günü saat: 16.00'da NARLIDERE CEM EVÝ’nden kaldýýrýlacaktýr.
Ailesine, yakýnlarýna ve tüm sevenlerine baþ saðlýðý diler, acýlarýný paylaþýrýz...
ONBEÞLER BÝRLÝK DAYANIÞMA
BÝLÝM VE KÜLTÜR DERNEÐÝ
-----------------------------------------------------------------------------
* Kemal Kýrlangýç: Onlarýn 'sanýk' etiketini yemeleri bile önemlidir
12 Eylül dönemi avukatlarýndan Kemal Kýrlangýç, Hürriyet Uymaz’ýn sorularýný yanýtladý
O, Ege Bölgesi'nde iþkenceden geçmiþ, hapse düþmüþ, idamý ya da onlarca yýl hapsi istenmiþ gençlerin Kemal Abi'si. Öyle böyle bir abilik deðil onunki; avukatlarýn dahi korktuðu için dava almadýðý 12 Eylül döneminin cesur avukatlarýndan biri o. Tehditlere aldýrmayarak gecesini gündüzüne katýp, kendi dört çocuðunu ihmal etme pahasýna, fraksiyon gözetmeden iki bini aþkýn solcu genci, daraðacýndan, hapisten almak için uðraþan, iþkence tespit raporlarý hazýrlatýp Emniyet'e dava üstüne dava açan bir avukat;Kemal Kýrlangýç. Öyle ki bugün "Ege Bölgesi'nde 12 Eylül döneminde en fazla davaya bakan avukat" ünvaný ona ait.
Darbenin baþ mimarlarý emekli generaller Kenan Evren ile Tahsin Þahinkaya yargýlanmaya baþlamadan önce, o karanlýk günleri avukat Kemal Kýrlangýç'a, nam-ý diðer Kemal Abi'ye sorduk.Ýþte bir avukatýn gözünden 12 Eylül Dönemi!
12 Eylül Dönemi'nde savunduðunuz kiþi sayýsý ne kadardýr?
Tam sayýsýný bilemiyorum. Ýdamý istenen müvekkil sayýsý 130'du, 2 bin civarýnda da sol siyasi görüþlü çocuk oldu. Türkiye solundaki çocuklarý hiç ayýrmadým, görüþlerime taban tabana zýt da olsa, "Bunlarýn savunmaya ihtiyacý vardýr. Bu dar günde bunlarý savunmasýz býrakmak davaya ihanettir" dedim ve ayrýmsýz savundum.
Sizden baþka Ýzmir'de solcu gençleri savunan kaç avukat vardý o zaman?
Ýkiye ayýrmak lazým. Tek tük girenler vardý, onlarýn dýþýnda yoðun olarak girenler vardý. Ege rekoru sanýrým bendedir. Beni topraðý bol olsun, adý yaþasýn, Fehmi Çam izler, onu da Gültekin Suvarlý ile Kasým Sönmez. Aðýrlýk bizdeydi, Uþak'tan, Denizli'den, Soma'dan gelenler vardý ama giren insan sayýsý oldukça azdý ve avukat bulmakta sýkýntý çekiliyordu. Bizim iþ yoðunluðumuz zaman zaman çekilmez boyutlara ulaþýrdý; ister istemez gece yarýlarýna kadar evde çalýþýrdýk, akþam sekiz-dokuzlara kadar duruþma yaptýðýmýz oldu, bazen karakol önlerinde, toplu olaylarda bir yerlerde beklemek, sahip çýkmak durumumuz da oldu. Fizik olarak da zorlandýk ama bir gün bakýyorsun ki önemli þeyler yapýlmýþ.
CHP, kendi belediye baþkanýna sahip çýkmadý
Korkunun yaný sýra, destek de yok muydu?
Bunlara alkýþ tutan büyük bir kitle de vardý. Hatta kendi partilisine sahip çýkmayan da vardý. Örneðin, büyük bir beldenin belediye baþkaný A.E, ''polis katili'' diye suçlanarak siyasi þubeye alýnmýþ, sonra kaburgalarý kýrýlmýþ hatta kulaðýnýn biri iþitmez hale gelmiþti. O, CHP'nin belediye baþkaný olduðu halde ve Ýzmir'de binlerce CHP'li avukat olduðu halde kimse sahip çýkmamýþtý. Ailenin de ricasýyla ben sahip çýktým ve idamdan beraat etti. Kendi partilisine, kendi tabanýna bile sahip çýkmayan, kendini ''sol'' diye yutturan birileri de vardý yani. Emperyalistler ve onun iþbirlikçileri 12 Mart'tan çok ders almýþlardý, öyle dersler almýþlardý ki bu sefer 12 Eylül'de sistemli, planlý, tam bir toplum mühendisliði'yle geldiler.Ýlkin örgütleri yok ettiler, tabii sol örgütleri. Saðdan ufak tefek yaptýklarý vardý ama genelde solu yok etmek için geldiler. Örgütler yok olunca insanlar karga sürüsü gibi sahipsiz kaldý ve hepsini tek tek avladýlar.
Bu davayla 12 Eylül dönemi yargýlanabilecek mi?
Ben 1988'den beri 12 Eylül darbesini doðrudan yapan darbecilerle, onlara destek verenlerin insanlýk suçundan dolayý yargýlanabileceklerini, bunda zaman aþýmý olmadýðýný, olamayacaðýný savunur dururum. Zaman aþýmý olayýný kesme yönünden bu kesimin, özellikle beþibiryerde'nin kendi özel gayretleri, baskýlarý, zorlamalarý hatta yer yer silahlý tehdite varan davranýþlarý nedeniyle Anayasa'ya konan bir maddeyle yargýlanmalarýný kendileri önlemiþt, zaman aþýmýný yok etmeye çalýþmýþlardýr. Bu birini öldürüp, ölüyü gizleyip, uzun zaman çýkarmayýp, sonra baþkalarý kanalýyla cesedin çýkmasý olayýna benzer. Onun için ben onlarýn yargýlanmasý gerektiðine inanýyorum.
Bunlarýn 'sanýk' etiketini yemeleri bile önemlidir
Ýddianame hakkýndaki görüþünüz?
Öðrenebildiðim kadarýyla daha çok darbe hareketini suçlayan bir iddianame haline gelmiþ. Bence insanlýk suçu olarak iþkenceler, toplu öldürmeler, kýyýmlar, yok etmeler üzerinde durulsaydý, daha iyi olurdu ve insanlýk suçu olduðu için de zaman aþýmý iþlemezdi. Þu anda da katýlanlarýn müdahaleleri ve ortaya koyacaklarý ile dosyanýn, bir insanlýk suçu halinde karþýmýza çýkabileceðini, eðer mahkeme samimiyse, bu deðerlendirme sonucunda bu insanlara ceza verebileceði gibi bunlarýn altýnda olan ve büyük çapta yardýmcý olan Danýþma Meclisi'nden Bakanlar Kurulu'na, Sýkýyönetim Komutanlarýndan il, ilçe yöneticilerine varan bir geniþ að da yargýlanabilmeli bence.
Gerçek anlamda bir yargýlama olmasý için, yalnýz bunlar deðil, bunlarla birlikte hareket eden iþveren kuruluþlarýndan baþlayýp tüm destekçi ve yönlendiricilerini sorguya çekmeleri gerekirdi. Biraz göstermelik oluyor ama göstermelik bile olsa bunlarýn sanýk sandalyesine oturtulmasý gene de küçümsenecek bir þey deðil. Bunlarýn, sanýk etiketini yemeleri bile önemlidir.
12 Eylül'de iþkence görenleri dilekçe vermeleri konusunda teþvik ediyor musunuz?
Biz basit olaylar hariç, baþvuruyu teþvik ediyoruz.
"Basit olaylar'dan kastýnýz nedir?
Mesela, iki gün gözaltýnda kalmýþ, iki tokat yemiþ. Asýl büyük olaylar, bu tür olaylarýn gölgesinde kalmamalý bence.
Baþvuran oldu mu hiç tokat yediði için?
Var, öyleleri de var. Ama asýl gölgede kalmamasý gereken büyük olaylar.
Halkýn Kurtuluþu'ndan bir genç hadým edildi
Mesela..
Bu tür iþkence olaylarýnýn Türkiye'de en az olduðu bölge olarak Ege ve Ýzmir bilinir, öyle de söylenir. Oysa benim saptamalarýmýn tümü, alýnan raporlara, mahkeme önündeki anlatýmlara veya doðrudan görgüye dayalý bilgilerdir. Ege gibi uygar, Ýzmir gibi demokratik bir kamuoyu olan bölgede dahi yapýlan iþkencelerin adýnýn sayýlmasý bile korkunçtur. Bunlarý kitabýmda da yazdým. Ege Sýkýyönetim Komutanlýðý, o dönem Balýkesir'den, Antalya'ya, Uþak'a kadar bütün Ege'yi kapsýyordu. Bütün yargýlamalar burada(Ýzmir) yapýlýyordu. Buradakilerden daha korkunçlarý Diyarbakýr'da, Metris'te, Bayrampaþa'da filan uygulandý ama bu bölgeden gelen, Ýzmir 1 ve 2 no'lu Sýkýyönetim Mahkemesi'nde görülen davalarýn öncesinde yapýlanlar da az korkunç deðildir. Mesela, kasap askýsý, filistin askýsý, mesane askýsý(erkeklik organý asýlýyor).. Öyle bir müvekkilim oldu, Halkýn Kurtuluþu'ndandý. Mesane askýsý uygulanmýþ, koçlarýn, boðalarýn burulduðu gibi burulmasý saðlanmýþ ve erkeklik organý cinsel yönden kullanýlamaz duruma gelmiþti.
Diðer iþkence metotlarý ise þunlardý:Tek kol çarmýh, çift kol çarmýh, ayaklardan asma, saçlardan asma(özellikle kýzlarda uygulandý), vücutta sigara söndürme(bu çok yaygýndý), mengene( vücudu sýkýþtýrma), tezgahta gerdirme, suda akým verme(iz býrakmayan yöntemlerden biridir), erkeklik ve kadýnlýk organýna açýk akým verme, falaka, ýslatýp vantiratöre tutma, pencereden sarkýtýp korkutma, gözlere þiddetli ýþýk verme, yaralý ayaklarla cam üzerinde gezdirme(bu halen var), tek ayak üzerinde tutma, zorla tuzlu hamur yedirme, kýzlarýn zorla ýrzýna geçme, cop sokma ki daha çok erkeklere yönelik, þiþeye oturtma, kum torbasýyla dövme(bu da iz býrakmayan bir yöntem), iðneleme, parmak aralarýna sert cisimler koyarak sýkýþtýrma, aç, uykusuz býrakma, þuur bulandýrýcý ilaçlar verme.
DEV-YOL'CU MMÇ, kapý koluna kendini asarak intihar etmedi
Hiç unutamadýðýnýz müvekkilleriniz oldu mu?
Mesela, TKP'den bir memur kýzýmýz vardý, gözaltýnda iþkence görünce bebeðini kaybetti. Ayný gruptan bir diðeri, ikinci kez cezaevinden emniyete alýnýnca, baþkalarýnýn adýný vermemek, sorgudan kurtulmayý saðlamak için nereden temin ettiyse, dilini kesmiþti jiletle. Yine ayný gruptan bir baþka müvekkilim, tarihi Asansör binasýndan kendini aþaðý atmýþtý ama ölmedi. Ayrýca, Manisa'da iþkenceden öldüðü halde "Kapý koluna kendini asarak intihar etmiþtir" þeklinde rapor düzenlenerek gömülen Dev-yol'dan Alaþehirli MMÇ.Ýþin daha acýsý; o kadar yoðun bir korku yaþatýyordu ki Sýkýyönetim ve 12 Eylülcüler ve onun avanesi, anasý, babasý vekalet veremedi ki çocuðunun hakkýný arayalým.
Ýþkencede akli dengesini yitirenler de oldu, bizi de aðlattý. Eþme'den bir bayan Ýngilizce öðretmeni M.A, iþkence esnasýnda akli dengesini yitirdiði için duruþmalara getirilmiyordu, illa ýsrar etmiþ, bir gün duruþmalara getirilmiþ, annesi, babasý da "Hakim bey, dayanamadýk, getirdik" dedi. Bu arada kýz bir parladý "Annemle, babam kötü adamlar, beni duruþmaya getirmiyorlar"diye. O güzel kýzýn o hali bizi o duruþmada aðlattý. Dev-yol'dan bir kýzýmýzdý, onun abileri de yargýlanýyordu idamla. Ýdamdan kurtardýk ama içerde epey kaldýlar. Sonra gidip Uþak'ta abileriyle görüþtüm. Ýyileþti, dediler ama ben pek de iyileþebileceðini düþünmüyorum.
Tecavüz edilen PKK'lý 16 yaþýndaki kýz kendini yakarak intihar etti
Devlet Güvenlik Mahkemeleri(DGM) döneminde nasýldý?
DGM döneminde de ayný iþkenceler devam etti. 16 yaþýndaki bir kýz müvekkilim, polisler tarafýndan tecavüz edildiði için kýzlýðýný kaybetmiþti.Yaþýný büyütmeye kalktýlar. Sonra Çanakkale cezaevindeyken kendini yakarak intihar etmiþti. PKK'liydi bu kýzýmýz.
Ýþkence için nasýl bir yol izlediniz?
Biz iþkence gören adamlarla ilgili hemen Sýkýyönetim Baþsavcýlýðýna dilekçe veriyorduk, iþkenceyi tespit ettirmeye çalýþýyorduk çünkü bu tespit kýsa zamanda olunca izlerini yok edemiyorlardý. Tespit ettirebiliyorduk ama gözü baðlý iþkence yapýldýðý için kimse isim veremiyordu ya da orada tanýk da olmadýðýndan, dýþardan Emniyet Siyasi Þube Müdürlüklerinden kanýt ve tanýk da bulunamadýðýndan rahatlýkla iþkence yapýp iz býrakmayan yöntemler uyguladýklarýnda, fazla bir þey yapamýyorduk ama iz býrakan yöntemler uyguladýklarýnda derhal rapor alýp suç duyurusu yapýyorduk. Manevi olanlarsa hiç iz býrakmýyor. Oysa, en büyük hakaretler, küfürler, insanlarýn onurunu kýrmak bakýmýndan öbür iþkencelerden bile berbat.
Halkýn Kurtuluþu'ndan çocuk falakadan sakat kaldý
Ýþkence yaptýðý için yargýlatabildiðiniz polis oldu mu?
Birkaç tane oldu ama sonradan Yargýtay bozdu. Örnek vereceðim. Zaten kitabýmýn üzerindeki ayak da onun ayaðý.Gültepe karakolunda yapýlmýþ iþkence. Halkýn Kurtuluþu'ndan bir çocuk. Polis, "Asker yaptý" diyor, askerler de "Polis yaptý" diyor. Polisin yaptýðýna karar verildi, ceza yediler. Yargýtay, "Asker mi yapmýþ, polis mi yapmýþ tespit edilsin" diye bozdu. O ona attý, o ona attý, nihayetinde suç ortada kaldý, Yargýtay onayladý.
N'oldu o çocuk?
Sakat geziyor þimdi ortada. Falakadan sakat kaldý. Geçen yýlki 1 Mayýs'ta Basmane'den Konak'a doðru yürürken geldi, yanýma, "Kemal abi, beraber yüreyebilir miyiz?" dedi. Ben de kucakladým, öptüm, zorlanýyor yürüyüþte. Konak'a kadar aðýr aðýr yürüdük. Halen Menemen'de sað ve yaþýyor bu arkadaþýmýz ama ayaðý sakat.
Ýþkenceden ölen insanlarla ilgili de bazý bilgilerimiz var. Mesela, Ömer Aydoðmuþ'u sorgulayan ekibin ifadeleri gelmiþti, bizim kurcalamamýz sonucunda sorgu ekibiyle, resmi sorgu ekibi farklý oluyor. O farký ortaya koyduk. Kimin yaptýðý ortaya çýkardý ama o da ört bas edildi.
Þöyle durumlarý çok yaþadýk; mesela, Halkýn Devrimci Öncüleri Ödemiþ Davasý'nda hepsi Köy- Koop, Or- Köy yöneticileri, üniversite hocalarý falan, almýþlar iþkence yapmýþlar. O dönem Sýkýyönetim vardý, komutanýn emriyle bir davaya ister Sýkýyönetim Mahkemesi bakar, ister Sivil Mahkeme bakardý. Sýkýyönetim Mahkemesi, bu davaya Ödemiþ Aðýr Ceza baksýn, demiþ. Gittik 7 tane iþkence raporu aldýk, þikayetçi olduk. 2 No'lu Sýkýyönetim Mahkemesi'nde dava açtýrdýk. Muhlis Zincibi adlý bir baþkomiser beni tehdit etmeye baþladý. "Elimize düþersin, seni kimse kurtaramaz" diye . "Gücün yetiyorsa yap, dedim" ben de. Fakat bu sefer de 7-8 aileye tek tek baský yaptýlar, hepsini þikayetten vazgeçirdiler, ben vekaletsiz kaldým ve tabii ört bas edildi o. Mahkeme hep korudu iþkencecileri. Ben þuna inanýyorum hep: Mahkemeler, Savcýlýk ve Ýdare, iþkencecileri korumasa kimse iþkence yapamaz. Bunlarýn korumasýdýr onlarý ayakta tutan, bir yerlere getiren. Ondan sonra ne oluyor? Ýþkenceden rapor alýyorsunuz, kýzlýðý gitmiþ, çocuk lekelenmiþ, kimin yaptýðýný söyleyemedi, kovuþturmaya yer olmadýðýna karar veriyor savcý. Ona itiraz edttiðinizde de ayný gerekçeyle reddediyor. Dava, gidip gelirken kapanýyordu. O zaman Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesi de yoktu. Böyle bir sürü olay yaþadýk. Sonra baktýlar ki biz durmadan iþkence raporlarý alýyoruz, dava açtýrýyoruz, polis rahatsýz oluyor falan, beþibiryerde, cuntayý kastediyorum, bir emriyle "Bundan böyle iþkence þikayetleri sýkýyönetim savcýlýklarýna yapýlmayacak, komutanlýklarýmýza yapýlacaktýr" demeye baþladý. Aðýzlarýndan çýkan kanundu zaten.
Komutanlýklara baþvurduðunuzda ne oluyordu?
Komutanlýklara da baþvurduk mu mesela, A.Ö'nün iþkencede kaburgalarý kýrýlmýþtý, erkekliðini de yitirmiþti. Ben iþkencenin tespitini istedim, müvekkilimi hemen Aydýn'a naklettiler, Aydýn'a dilekçe verdim, Burdur'a gönderdiler, Burdur'a dilekçe verdim, Ýzmir'e getirdiler. Bu bir buçuk- iki ay demekti. Gene bazý izler tespit ettirebilsek de o da kimin yaptýðýný söyleyemiyordu çünkü gözü baðlý yapýlýyordu iþkence.
Baþbaðlar sanýklarý beraat edip, tazminat bile kazandý
Ýdamlýk müvekkilleriniz ne oldu?
Onlar kurtuldu. Yalnýz Dev Sol'cu olan ikisi Antep Cezaevi'nden kaçtý;Ýbrahim Yalçýn Erkan, Denizli'de daðda vuruldu. Diðeri amcamýn torunu olan Ali Kýrlangýç'ýn da Ýstanbul'da 80'li yýllarýn baþýnda bir operasyonda vurulduðu haberi dergilerinde yayýmlandý. Dosyada benim vekaletim olduðu ve soyadým da tuttuðu halde bana ölümü hakkýnda resmi bir bilgi gelmedi, kimseye de gelmedi. Hala içimizde bir yerlerde "Ali sað olabilir "diye bir umudumuz var.
Bu arada, meþhur Baþbaðlar Davasý'nda en çok sanýðýn avukatý da benim. O dava 3-4 sene Ýzmir'de sürdü, bitti. Buradaki 22 sanýktan hepsi Tunceli Ovacýk'ýn Kozluca köyü ile Hozat'ýn bir köyünden. Onlarýn davasýna kimse girmek istemedi. Riski vardý; devlet var, sað-sol var, Kürt-Türk var, Alevi-Sünni var, her þey var. Geldiler, boyunlarýný büktüler, girdik. Ama sonra ne oldu biliyor musunuz, o iþkenceyle ifadeleri alýnan, idamla yargýlanan insanlarýn hepsi beraat etti. 20 kiþi'den 19'u bende beraat etti. Biri ayrý bir davadan ceza aldý. Hepsi Emniyet'te " O köyü yaktýk, 33 köylüyü öldürdük" demiþler iþkence altýnda. Mesela biz, kadýnlarýn "O da öldürdü" dediði iki çocuðun o gece karakolda olduðunu ispat ettik. Hepsine kanýt bulduk, beraat ettiler. 0n tane haksýz tutuklama davasý açtýk, kazandýk, yedisinin tazminatýný ben alýp verdim, üçü kendi aldý. Burada þu anda adýna diziler yapýlan bir vali ve adamlarý, o zamanki Erzincan valisidir. Yani, bu halka iþkenceciler "kahraman" olarak lanse ediliyor, devam ediyor bu. Bana göre, 12 Eylül halen devam ediyor. Ufak tefek deðiþiklikler yeterli deðil. 12 Eylül kurumlarý en baþta Anayasa'sý yüzde 90'ýyla duruyor, YÖK Yasasý duruyor, MGK ufak deðiþiklikle duruyor. Askeri Yargý duruyor. Halen Yüksek Þura'nýn birkaç ufak deðiþikliði dýþýnda hala bütün þeyleri yargý denetimi dýþýnda.
Bugüne kadar bu konuda yapýlanlar yeterli deðil. Diðer tarafta, darbe geleneði de yeni deðil. Osmanlý'dan Yeniçeri Ocaklarý'ndan beri hep oldu. Son darbecileri de ABD ve Avrupa desteklemediði için, bir de kendi aralarýnda bölündüklerinden beceremediler. Yoksa "kahraman" diye alkýþlayacaktý birçoðu. Þimdi sýrtýmýzda onlar boza piþiriyor olacaktý. Biz sosyalistler olarak ýrkçýlýða, dinciliðe karþýyýz ama militarizme de karþýyýz. Militarizm konusunda bazý geriletmeler var fakat öbür taraftan korkum; Türk-Ýslam Sentezi'nin ýrkçý ayaðýydý bunlar, onlar da dinci ayaðý; þimdi bu iki ayak yere basmaya baþladý mý, iþte o zaman biz hapý yuttuk, demektir. Asýl o zaman Türkiye hapý yutmuþ olur.
T24
05.04.2012
http://t24.com.tr/haber/kemal-kirlangic-onlarin-sanik-etiketini-yemeleri-bile-onemlidir/201056

