|
hurkus
|
İzmirizmir.net üyelerinden Sevgili Murat Şahin, aşağıdaki yazısında bizlere çok özel kitap ve dergiler tanıtıyor..
Biraz ağır bir yazı olacak farkındayım. Fakat unutmayalım ki ölüm sözcüğü bizde acıyı ve sıkıntıyı hatırlatır.
Ötelediğimiz, yok saydığımız, günlük yaşam içerisinde hiç aklımıza gelmeyen ölüm bir anda karşımıza çıkar. Hepimiz korkarız ölümden, ölmekten. Çoğu zaman yok sayarız, gözümüzün önünde olmasın diye, bize ölümü hatırlatmasın diye, şehirlerin köylerin kasabaların dışına yaparız mezarlarımızı. Bir yakınımızın ölümü getirir bizi kendimize... Ölüm... Ölmek... Hayatın son bulması... Şairin "Ölüm Dörtlüğü" şiirinde yazdığı gibi; "Ölüm her aklına geldiğinde ah edip vah edip inleme, bu halinle Tanrıyı incitmiş olacaksın. Ecel kapını çaldığı zaman evi telaşa verme, O geldiği zaman sen gitmiş olacaksın..." İşte tam bu noktada size Elias Canetti'nin bir kitabından bahsetmek istiyorum. Bir gün hepimizin yüzleşeceği ölüm korkusu ile Canetti otuz yedi yaşında yüzleşmeye karar vermiş ve bu yüzleşmesini bir kitaba dönüştürmüş. Kitabın adı "Ölüm Üzerine". Payel yayınevinden Gürsel Aytaç çevirisi ile çıkan kitap okurlarıyla buluşmayı bekliyor.
Elias Canetti Türk okuruna yabancı bir isim değil, çoğu okur onu "Körleşme" kitabı ile tanır. Aslında "Körleşme" tüm dünyaya adını duyuran kitaptır. "Ölüm Üzerine" kitabına babasını nasıl kaybettiğini anlatarak başlıyor Canetti. Tam bir bilmece babasının ölümü, Altı yaşında kaybettiği babasının kendi yaşamını, annesinin yaşamını ve annesiyle olan ilişkilerini nasıl etkilediğini anlatıyor. Belki de bir aile dramı diye düşünebilirsiniz.
Kitabın çoğunluğu 1942 ile 1993 yılları arasındaki yazarın notlarından oluşuyor bunlara aforizmalar da denebilir.
Yazarın kitapları arasında en çok dikkati çeken diğer bir kitap ise 1960 yılında yayınlanan fakat 1998 yılında Gülşat Aygen tarafından Türkçeye çevrilen ve Ayrıntı Yayınları tarafından 1998 yılında basılan "Kitle ve İktidar". Canetti bu kitabında, Kitle ve İktidar olguları arasındaki ilişkileri antropolojik, sosyolojik ve psikolojik açıdan incelemiş ve bu iki olguyu birbirleri arasında ilişkilendirmiştir. Bu arada bir parantez açayım; iktidar olmak üzerine ve iktidara geçen kişinin ya da kişilerin eğer bunu kötü kullandıklarında ne gibi sonuçlar doğduğunu anlatan roman bence George Orwell' in yazdığı Celal Üster'in Türkçeye çevirdiği, Can Yayınları’nın bastığı "Hayvan Çiftliği", bence herkes bu kitabı okumalı.
Şimdi tekrar gelelim Canetti'nin Ölüm Üzerine kitabına.. şunu söyleyeyim, bir gecede okuyup çok beğeneceğiniz bir kitap. Muhakkak arada bir kitaba dönüşler yapmak isteyecek, çok sevdiğiniz bir çok bölümü tekrar tekrar okuyacağınız, altını çizeceğiniz bir kitap.
İçinizden şunu geçirenler vardır mutlaka; keşke hiç ölmesek ölümsüz olsak, camilerde ya da mezarlıklarda yazan "Her fani ölümü tadacaktır" sözüne inat biz tatmasak. Ne güzel olur değil mi? Peki acaba gerçekten güzel olur mu, bu bizleri kaosa götürür mü? Eğer bunları merak ediyorsanız size hemen iki kitap önereyim.
EEEEEE yok öyle armut piş ağzıma düş havaları. Birinci kitabımız Türkiye İşbankası Yayınlarından çıkan Nattaile Babbıtt' in yazdığı "Ölümsüz Aile" İkinci kitabımız Nobel edebiyat ödüllü yazar Jose Saramago'nun Merkez Kitaplardan çıkan "Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş" kitabı.
Ölüm üzerine kitabından bir alıntı aktarıyorum size:
"Eğer günün birinde olacaksa -demek ki olacak-, kesinlikle olacaksa, o zaman elimde sarı kurşun kalemle ölüme karşı yazdığım tehditkar bir sözcüğün başında ölmek isterim" 1993
"Ölüm Üzerine" adlı kitaptan sonra şöyle içinizi açacak, aydınlatacak herkesin tamam işte diyeceği, kimsenin es geçmeyeceği, içinde bir şeyleri canlandıracağı, uzaklara çok uzaklara gidecekleri bir konuya geçelim:
"AŞK"
Âşık Veysel'in dediği gibi; "Güzelliğin on par'etmez bu bendeki aşk olmasa" Ben şimdi buradan aşk ile ilgili ahkâm kesecek değilim ama aşk üzerine okunacak kitaplar neler, hangi dergiler de aşk sayısı işlenmiş bunları anlatacağım sizlere.
İlk kitabımız Sel yayınlarından çıkan, ki bu kitabın (ilk baskısı Yapı Kredi Yayınlarından çıkmıştı) Alain de Botton' un "Aşk üzerine" kitabı bu kitapta yüzyılımızı, aşklarımızı, yenilgilerimizi, ihtiraslarımızı tam da "Ah, ben de öyle düşünmüştüm / hissetmiştim / yapmıştım" dediğimiz yerden yakalıyor. İçinde yaşadığımız dünyanın "aşk" diye adlandırdığı şeyin, doğum günü hediyelerinden, hafta sonu kaçamaklarından, yılbaşı partilerini beraber geçirmekten başka bir şey olduğunu düşünenler için harika bir kitap.
İkinci kitabım Metis yayınlarından çıkan Carl-Johan Vallgren yazdığı "Bir Garip Aşk Hikâyesi" On dokuzuncu yüzyılın başlarında, Königsberg’deki bir genelevde bir hilkat garibesi doğar. Doğarken annesinin ölümüne sebep olan bu canavarımsı yaratık sağır, dilsiz ve ürkütücü bir şekilsizliktedir. Ne var ki çok gizli bir yeteneğe de sahiptir: İnsanların zihnini okur, kalplerinin en derininde olup biteni bilir. Herkül adı verilen bu bebeğe hayatın bahşettiği en büyük armağan, onunla aynı gün genelevde dünyaya gelen güzeller güzeli Henriette Vogel ile birbirlerine duydukları kopmaz aşktır.
Ama içinde yaşadıkları dünya –tahmin edebileceğiniz gibi– böyle bir aşkı kaldıramaz, âşıklar birbirlerinden uzağa savrulurlar. Yeteneği başına bela olan, çetin düşmanlar edinen Herkül, on dokuzuncu yüzyıl boyunca aşkının peşinde Avrupa’yı bir ucundan diğerine dolaşır. Tımarhaneler, ucube sirkleri ve manastırların içinden geçerken, dönemin yüksek kurumlarındaki mühim şahısların içyüzüne tanık olur, dehşete kapılır: Gözlerimizin önündeki, kan, hırs ve toplumsal baskıyla, çürüme ve kutsalın kötüye kullanılmasıyla dolu bir tarihtir. İnsan olmanın anlamını sorgularız kahramanımızla birlikte, ama her şey bir yana, garip de olsa sarsılmaz bir aşk öyküsüdür dinlediğimiz.
Aşkı en güzel dizeler anlatır bize, ben en çok Nazım Hikmet'in şu dizelerini severim:
Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey, Dünyanın en güzel sesinden En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey... Fakat artık ümit yetmiyor bana, Ben artık şarkı dinlemek değil, Şarkı söylemek istiyorum.
Aşk öyle güzel bir duygudur ki her şey düşünmekle başlar. Mutlu olmakla devam eder. Ümit etmekle biter...
Burada bütün kitapları tanıtmam çok zor ben iki kitap seçtim. Dergilere gelince; Doğu Batı dergisinin 26 ve 27 sayıları Aşk üzerine daha doğrusu "Aşk ve Doğu" "Aşk ve Batı" olmak üzere iki sayıda toplanmış. Diğer dergimiz ise Yapı Kredi Yayınlarının çıkardığı Cogito dergisinde aşk 4. sayıda yer alıyor yanlış hatırlamıyorsam bu derginin en son 51. sayısı çıktı.
Aşk dolu sevgi dolu bir yaşam diliyorum herkese...
Bir türküde geçen şu dizelerdeki gibi "Yetişmiyor sana sesim bekliyorum gelmiyorsun..." tadında olsun aşklarınız, hep sesinizin yetişmesi bekleyeninizin gelmesi dileğiyle...
İyi okumalar,
Murat Şahin
|