İzmir'imi çok seviyorum! - Ayşegül Yeşilnil
25 Ocak 2008 20:23 / 2530 kez okundu!
"İzmir’imi çok seviyorum" .. Bu cümleyi kimbilir ne kadar çok tekrar ettim... Üstelik her geçen gün, her geçen yıl, daha da fazla... Ama bu üç kelimenin ardında neler neler gizli? Biriktirilmiş hangi anılar bana bu üç kelimeyi durmaksızın söyletiyor?
Karşıyaka’da geçen çocukluk ve ergenlik yılları... Sabah mis gibi yosun kokusu ve oksijenle uyanmayı yaşamış olabilmek... Erken saatlerde, Karşıyaka iskelesinin hemen yanıbaşındaki olta satan amcadan, dedemin o gün tutacağı çipuralar için gerekli olan balık yemlerini almaya gitmek…
O dedenin Kaf-sin-kaf'ın efsanevi kalecisi "Panter Malik" (Yaylım) olmasının gizli gururu... "Dedeciğiiiim gene mi çipuraaa" demelerimiz... Her akşam üzeri kocaman bir sepet dolusu çipuranın komşularımıza armağan edilmesinde mahallemizde yaşanan sevinç... Deniz kaplumbağalarının ve palmiyelerinin tarifsiz güzelliği... Anlatacak kadar çok anı, söyleyenecek o kadar çok söz var ki…
İzmir bizlere, samimi ve sıcakkanlı olmayı öğretti… Sahiciliği ve dolaysızlıği, içi dışı bir olmayı, dürüst olmayı, cinsiyetimizden tedirginlik duymadan güvenle yollarda yürüyebilmenin huzurunu, saygıyla selamlaşmayı, "merhaba"nın en güzel kelimelerin başında geldiğini öğretti. Yeniliklere açık olmayı, telaşsızlığı, her yaşta insan tarafından kullanılan "bisikletin" aslında en güzel ulaşım aracı olduğunu... Her zaman bakımlı, temiz ve güzel kokulu olmayı…
Vapur pervanesinin köpüklerine dalıp hayaller kurmayı. Güleryüzlülüğü... Estetik duyguları kuvvetlendiren tarihsel dokunun gizemini... Yaratıcı hislerle dopdolu olabilmeyi... Kültürlü, aydın ve erdemli olmayı…
Atatürk'ü çok ama çok sevmeyi… Atamızın sesinin dinletildiği okul törenlerinde duygulanıp, ağlamayı... Yasemin kokusunun kıymetini… İnsana saygı ve sevginin, nefes almak kadar doğal olması gerekliliğini… Saygıdeğer olabilmenin, aslında en büyük hazine olduğunu.... Akordeon – gitar - mandolin seslerinin sıcacıklığını… Temiz, hakiki hislerle sarıp sarmalanmanın ayrıcalığını… Sadece bakan değil "görebilen" insan olmayı...
İşte İzmir beni böyle büyüttü…
Büyüdüğüm şehirden, ailemden ve öğretmenlerimden çok şey öğrendim.. . Edinmiş olduğumuz bilgilerimizi ve donanmış olduğumuz değerlerimizi, bir mücevher gibi korumaya devam edebilmenin ise, hala kendi ellerimizde olduğuna inanıyorum…
Ürettiğim resimlerde, yazdığım ve yorumladığım şarkılarda ise, bu toprakların kızı olmamdan kaynaklanan özgür ve güçlü duygularla doluyum… Üstelik hala "umuttan" ve "sevgiden" yana olma inatçılığını sürdürerek... Yakında tekrar büyüdüğüm yerlere dönüp bilgilerimi paylaşmak, aktarmak ve İzmir'imde yaşamak istiyorum…
Benim gözlerimde İzmir; boynunda ışıl - ışıl pırlantadan gerdanlık takılı, görkemli, gizemli, sihirli bir güzelliğe, kültüre ve koruyuculuğa sahip olan "Ana Tanrıça"dır... Onu görebiliyor ve hissediyor olabilmek ise büyük bir şölen sevinci yaşamaya benziyor...
Bu ülkede ve bu coğrafyada yetişmiş olmaktan, "İzmirliyim" ve "Karşıyakalıyım" demekten, her zaman onur duyuyorum…
" Hep hikaye kitaplarındaki Ayşegül’ün kendisi olduğunu zanneden,
Ailesini, arkadaşlarını, pamuk helvayı, rüzgarı, kırlangıç çırpıntısını, sallanan atı, balıkları, çikolatayı, kağıttan kayığı, horoz şekerini, denizatını, saçsız plastik bebeğini, zümrüd-ü anka kuşunu, gökteki yıldızları, denizi, kaf dağını, aydedeyi, kedisi Sürmeli’yi, bulutların üstünde olmayı ve "İzmir’ini" çok seven Ayşegül "…
Ayşegül Yeşilnil
www.yesilnil.com
aysegul@yesilnil.com


