Clint Eastwood'un "Grand Torino"su
06 Mart 2009 19:41 / 1882 kez okundu!
Yönetmen: Clint Eastwood
Oyuncular: Clint Eastwood, Be Wang, Ahney Her
Seksen yaşına yaklaşan Clint Eastwood inanılmaz bir dinamizm ile yönetmen ve oyuncu olarak yeni filmler çevirmeyi sürdürüyor.
Kısa süre önce vizyona giren Sahtekar-Changeling'den sonra kendisinin başrolde oynayıp yönettiği Gran Torino bu yılın en mükemmel filmlerinden birisi olmaya aday.
Kore savaşında ölümü ve savaşın dehşetini tanımış olan Walt Kowalski rolünde Eastwood ön yargılı, huysuz bir ihtiyarı canlandırıyor. Mitleştiği kovboy kahramanların, Dirty Harry gibi sert polislerin yaşlanmış bir sureti gibi duran bu ırkçı, geçimsiz Kowalski kendisinin tek beyaz Amerikalı kaldığı bir mahallede yaşamaktadır. En yakın komşuları çekik gözlü Hmong göçmenleridir. Çevresindeki göçmenlerden ölesiye nefret eden Kowalski karısının ölümünden sonra oğullarının kendisini bakım yurduna yerleştirme tekliflerini de şiddetle reddeder. Günlerini evin küçük tamiratlarını yaparak, bol bira içerek ve köpeği Daisy ile uğraşarak geçirir.
Sakin bir banliyö havasında başlayan film garajında duran 72 model Gran Torino’nun çevredeki göçmen çetelerin dikkatini çekmesiyle farklı bir kulvara geçer.
Komşu çocuğu Thao çetenin zorlamaları sonucu arabayı çalmaya çalışırken Walt’a yakalanır. Komşularının özürlerini isteksiz kabul eden Walt onların yargıladığı gibi insanlar olmadığını zamanla anlar. Thao ile arasında doğan dostlukta adeta onun öğretmeni, ağabeyi olur. Ön yargıları yıkılır. Çetenin komşu aile üzerindeki baskıları kısa bir süre sonra şiddete dönüşür. Kowalski’nin bir şeyler yapma zamanı gelmiştir.
Amerika’nın şiddet yanlısı dış politikasını ve bunun uzantısında Amerikan halkında oluşan yabancı düşmanlığını eleştiren Eastwood finalde çözümü kendisinden beklenen kahramanca bir davranış ile gerçekleştiriyor. Yaşlı bir Harry’den veya Joseph Losey’den farksız.
Seksen yaşına yakın kahraman duruşundan hiçbir şey yitirmeyen, kamera arkasında da aynı başarıyı tekrarlayan bu büyük sinema adamından bir kez daha baş yapıt düzeyinde bir film.
Sinemanın klasik anlatım kalıplarına sadık, sözünü direk ve samimi söyleyen bir film.
06.03.2009



