Teşekkürler Hayat

11 Şubat 2009 14:31 / 2536 kez okundu!

 

Bu dünyada iyi şeyler de yapıldı...
Tanju Okan "Kadınım" dedi. Giuseppe Tornatore "Cennet Sineması"nı, Metin Erksan "Sevmek Zamanı"nı çekti. Da Vinci ilahi güzellikte çizdi. Vahi Öz "Horoz Nurimiz" oldu. MFÖ "Gözyaşlarımızı bitti mi sandın"ı, James Taylor "You've got a friend"i söyledi. Celaleddin-i Rumi hayatın özünü anlattı.

Mimar Sinan ve Antoni Gaudi masalsı şehirler yarattı. Bülent Ortaçgil "Benimle Oynar mısın? "dedi. 
Robin Williams "Günaydın Vietnam" diye seslendi. Halil Cibran "Ermiş"i
yazdı. Sadri Alışık "Turist Ömer", Yeşil kurbağacık ise "Kermit" oldu
güldürdü. "Küçük Prens" büyük sözleriyle düşündürdü.

Ve nice sanatçılar.., nice bilgeler...

Anlattılar, şekil verdiler, yazdılar, seslendiler, çizdiler,
oynadılar, boyadılar, dans ettiler.

Hissetti ve hissettirdiler.

Hissetmemizi canlandırmak, hatırlatmak ne denli zor ve ne denli
kolaydı belki de. Buna hazır olmamızdı asıl önemlisi... ne kadar
duygumuz var içimizde? Nedir bizleri onların söylemek istediklerine
bağlayan, onları hiç ama hiç bir zaman için unutmamamızı sağlayan?
Küçüktüm ve radyoda dinlediğim şarkıyı söyleyen şarkıcının ismini sol
avucuma bir tükenmez kalemle yazmıştım... Bu ismi unutmamalıyım
diyerek. Stevie Wonder'ı bir daha hiç unutmadı kalbim... Sol avucumun
içi de unutmadı... Onların bize neler verdiğini ise bugün yaşadığımız
her şey belli ediyor... Ama hala onların neler verdiğini hatırlamakta
direnebiliyorsak elbette...

Güzeldi...

Dedikleri, hissettirdikleri gerçekten hissedebilmemiz içindi.
Öylesine çok sanatçı, bilge insan öylesine çok şey verdi ki. Hatta
bazıları, bugün yaşamasalar bile seslerini, renklerini, biçimlerini,
düşüncelerini söylemeye hep devam ettiler, edecekler... Bedenleri
yeryüzünde artık olmasa bile söylemeye, izletmeye, hissettirebilmeye
devam etmeleri onların hayatımızda hep varolacakları, hep yaşayacakları
anlamına gelmektedir. Artık varolmasalar da hissettirmeye devam ediyor
olmaları ne kadar gerçeküstü bir durum aslında...

Madde olarak yaşam içerisinde "yok"sun... Ama aslında öylesine "var"sın
ki, belki de yaşadığın zamandan daha fazla varsın...

Küçücükken duyduğumuz bir akordeon sesi bilinçaltımızın hangi
köşesine yerleşmiştir kim bilir? Bunu biz özenle arasak da
bulamayabiliriz... Ama bir anda öylesine bir anımızla gelir ki... İşte
o an, o ses yılları, renkleri, kokuları da getiriverir beraberinde...

Anılar...

Ve o anıları kendimizin hatırlamasının yanı sıra, benzerlerini ya da
belki de yakın anıları yaşamış insanları aramaya çalışmaz mı kalbimiz
eninde sonunda?

Ortak hisler, ortak ya da benzeri anılarla daha da anlam kazanmaz mı?

Paylaşabilmenin özellikle de hissetmeyi paylaşabilmenin, zaman
içerisinde en büyük lüksüm olabileceğini düşünemezdim.

Neyse ki ve ne mutlu ki zaman zaman yalnız olmadığımı, birileri bazı
cümlelerinin içinde bana hissettirebiliyor...

Herkes kendi geçmişini, kendi anılarını yaşıyor. Hepimizin sesleri,
renkleri, hisleri ve anıları belki çok ayrı, çok farklı. Ama dönem var
yaşanılan...Elimizde olmadan yaşanılan dönemler bunlar... Sadece
yaşamamız gerektiği için yaşadığımız dönemler ve bunun beslemiş olduğu
duygular.

Duygular ...

Hangi dönemi yaşamışsa yaşasın, verilenleri alabilen bireylerin
duyguları eninde sonunda bir isim, bir şarkı, bir kitap, bir resim, bir
filmde bir şekilde birleşebiliyor. Hayat çok tuhaf sürprizlerle
yüklü. Ve ne pahasına olursa olsun yaşamaya , hissetmeye değer. Çünkü
tüm sunduklarıyla bize verilmiş olan en büyük ödül, "Hayatın" ta
kendisi...

Kalbimizin en derin köşelerindeki tüm sesler, görüntülerin sonucunda
bizi biz yapan her türlü görünen ve görünmeyen değer için...

Renkler, sesler, düşünceler, biçimler, kelimeler ve kokuların
oluşturduğu anılar için...

Ve anılarımızın oluşmasına neden olmuş, gördüğümüz ya da hiç
görmediğimiz ya da hiç bir zaman göremeyeceğimiz "insan"ların varlığı
için...

Sunduğu güzellikleri algılayabilmemize izin verdiği için...

"Hayata" teşekkür ediyorum... 


10. 02. 2009

İstanbul / Dolunay Zamanı

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
23 Şubat 2009 16:25

mehmet_akif

Sayın Demirtaş, kimseye ders vermişliğim yok. Aksine ders almışlığım var.  Haddimi bilenlerden olmaya çalışırım. Herşeyin başında Ayşegül hanımın değerinden şüphem yok. Ben yazarı değil yazıyı eleştirdim. Fikrimi beyan ettim. Saygısızlık yapmak istemedim. Yazı inanılmaz pozitif ve çok hoşuma gitmişti kendime engel olamadım zor şartlarda (uykusuzken :) ) yorum yaptım. Neden böyle yapma gereğini duyduğuma gelince; teşekkürün kime yapılacağını avam bir dille iki cümlecikle anllatım. Bundan sonra merak etmeyin yorumda bulunmayacam. Kurallarınıza uymaya çalışacam asla  terlikli ve uykuluyken yorumda bulunmayacağım (malum emir kipleri kimseni hoşuna gitmiyor). "Yapmayacaksınız" diyebiliyorsanız yakın dostu yada bizat kendisi yada yazarı incitmiş olma ihtimaline binaen sadece yazılarını okuyacam. Yorumlarım bulut gibi üstünde gezinse bile bir tek damla düşmeyecek. Nasiplenmemek zor iş. Ben okuyup nasiplene bileceğim. :)

Saygılarımla....
Mehmet Akif
22 Şubat 2009 12:33

cansu demirtaş



    Sayın Mehmet Akif, uykuluysanız yorum yapmayacaksınız..Sizin yorumunuzu okuyunca tekrar yorum yazmak istedim..Bence siz takip etmeyin..Çünkü Ayşegül Hanım çok değerli biridir..Onun yazılarını anladığınıza eminim..Yalnız neden böyle bir şey yapma gereği duydunuz anlayamadım..Okuduğum anda şahsıma yazılmış gibi sinirlendim..Ayrıca ders vermeye çalıştığınız kişinin kim olduğunu öğrenmek zor değil..Bence bir okuyun, tanıyın..Eleştirel olmanız güzel, ders vermeye kalkışmak büyük hata..Benim bu yazımı şahsınıza ait bir "ELEŞTİRİ "olarak alırsanız sevineceğim..Cansu Demirtaş
22 Şubat 2009 02:49

dolphin

"Hayata " teşekkür etmek...."Sunduğu güzellikleri algılayabilmemize izin verdiği için " hayata teşekkür etmek...
Bu teşekkürde,-şahsınıza ait olsa bile-, ne derece önemli ve ne derin anlam yüklü olaylar,kişiler,anılar var....yaşamın her anı....dünü,bugünü,yarını var bu  teşekkürde....Yaratan ve yaratılan her şey için  teşekkür, YAŞAMIN KAYNAĞINA ŞÜKÜRDÜR...siz sevgili Ayşegül Yeşilnil,bu güzellikleri algılayabildiğiniz gibi,bizlerle de paylaştığınız için iyi ki varsınız diyorum....ve sevgiyle,herkesin algılarının, en az sizin kadar açık olabilmesine izin verilmesini diliyorum....

19 Şubat 2009 05:18

mehmet_akif

Bu yazıyı ilk okuduğumda yorum yapacaktım ancak işlerim inanılmaz yoğun. Şimdi de uykum var :). Yazı kalite. Ancak hayata teşekkür edilmez. Resim beğenilir, ressama ortaya çıkardığı sanat için değer verilirş taktir  ve teşekkür  edilir.

 "Madde olarak yaşam içerisinde "yok"sun... Ama aslında öylesine "var"sın
ki, belki de yaşadığın zamandan daha fazla varsın... " belkisi dışında konunu özeti bence.
 
Ayrıca Halil Cibranın değişiyle zaman; 

 "Içinizde zamana bagli olmadan varolan öz,
yasamin zamandan bagimsizliginin zaten farkindadir;
Ve bilir ki, dün bugünün anisi, yarin ise bugünün rüyasidir. "

Yazılarınızın takipçisi olmaya gayret gösterecem. Ve bir daha uykusuzken yorum yapmayacam

saygılarımla...

15 Şubat 2009 10:18

cansu demirtaş

Zaman zaman farkında olamıyoruz hayatın her şeye rağmen nasıl bir güzellik olduğunu.. Hatırlattığınız için teşekkürler..
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.