Kendin gel gari Tanrım - Pervin Mısırlıoğlu
30 Aralık 2007 18:16 / 3012 kez okundu!
Ellediğim de diri hissettiğim kadar taze ve lezzetli idi meyveler. Buzhane işi değildi. Çaput ya da paçavra içleri yoktu açıldığında. Dişlediğinde sağlam dişlerin bile onların üstünde yolculuk edebilirdi. Ya kokusu, ya kokuları, onlara ne diyeceksiniz? Ö
Geçkin portakallar veya içine kireç karıştırılmış gibi bir durum teşkil eden şeftalilerin, mürdüm eriklerinin, kumlu elmaların düştüğü gülünç durumun suçlusunu bulmak da zor. Medeniyet desen. O hemen basar yaygarayı bugünlerde. Yok daha neler “ben sırf bu ayarlar için buradayım “der. Küresel desen “evrensel”den hafifler cezası. İnsan değil de hayvanlara yıkmalı bu işi. Oooo hayvan hakları için yırtınanlarla da geçinemem. Onlar da hayvan koruyacağız diye insanlıktan çıkmak zorunda kalıyorlar. Ne insanı koruyandan, kollayandan ne hayvana yaltaklanandan sonuç çıkmadı çıkamaz ya zaten. Herkes kendini oyalamanın matrağında.
Facebook’a girince değişir mi sizce?
Önce meyveler sonra hayvanlar alemi davet edilsin ne çıkarmış seyredin bakın.
Sözgelişi Mürdüm kendini tanıtsa ama görüntüsünün dışında ve anlattıkları dışında Facebook’ta yüzüne baksan alsan? Vay başına geleni. Pazar yeri karışık ince kabuklusu,kalın kabuklusu, çekirdeklisi, çekirdeksizi. Acı biberlerle, acısızlar hep tatlı yerine ya da tam tersi.kıymet verişine göre fiyatı haftaya daha farklı. Nar ateş pahası, siyah üzüm anti-alıcı.
Portakalı gönderelim sonra arkasından Şeftaliyi bizim facebook’a çaput, paçavra, kum, porsumuşluk yolunda. Hele kimse Facebook’ta Elmayı tanıştırmaya bile kalkmasın onun asaleti bile tartışılır oldu son zamanlarda. Hate book , enemy book, book oğlu book. Diyeceğim odur ki güzeller çirkin, çirkinler güzel bugünlerde.
Kışlar yaz yazlar kış, düşmanlar dost,dostlar düşman birbirlerine.
2007 yılında Türkiyem
her şey doğru
her şey yanlış,
aynı zaman diliminde
Devletin aklı
Milletin gerisinde
Medeniyet hem ilerlemekte, hem gerilemekte
Ölçü birimleri kg.ve metre
İstanbul Ankara daha kısa
Boğaz köprüsü tek katlı hala
İkinci elde kötü piyasa
Otomobiller gökten yağmış yollara
İnşaat patlaması var
Araziler değerli,
Yaşayanlara yer yok dünyada.
Varolan keder kutsal bir kader, mümkün değil hayat ödeyemem suçlarımı,senden aldığım gizli bir borç, saklı tutuyorum bir hazine gibi kalbimde. Derin daha derin bir insan için göz yaşlarım.
Her türlü kötü duygudan kurtulmak için, elimden henüz alınmamış şeylerin listesini yapıyorum.Özgürlüğe, kitaplara, kırlara, güneşe,aya sahip olan kim mutsuz olabilir ki?
Beni derdine ortak etmeyen dostumun matem kapılarında, ona yalvarıp tekrar tekrar ağlayabilirim.
Kederi paylaşmak tanrının sırrı gibi…
Dünyanın ihtişamında gizli. Nesnelerin varlığı pek önemli değil. Sadaka veren elim temizlenmiyor hiçbir sabunla. Ellerim taşa dönüşsün ki önemli olan ruhtur. Sürgünlükler ise bundan uzakta olmaktır. Ekmek acı, basamaklar dik, affetmek düşmana değil kendine iyilik.
Sevmek nefretten eğlenceli, Her şey başkasının başına bir de senin başına gelir. İster gün ışığında ister kızılca kıyamet bir gecede.
Gerçek…
Tevazudan giyinir
İhaleye çıkansa hayat, türlüm kılıklarda gelir sofrana
Bir an sahip olduklarından vazgeçmen şart çünkü sonsuzluk kalıcı ve anlaşılmaz.
Kalbinde hep geceyarısı. Dışarıda bir siyah bir beyaz zaman. Altın ışıltı ruhun güneşe çıkartılışı, yüz görümlüğü ise TEVAZU!!!
Dilimin ucundaki yaşlar işte bunlar şimdilerde. İnsan sevdiğine her zaman anlaşılır olamaz.
Çok uğraşsa da saf bir aptallık yapışıp kalır cümlelerine. Tersten,geriden,ileriden hiçbir sözcük kendi anlamını taşımaz diğerine. Ne bileyim Ben? İşte bu yüzden diyorum ki;
Kendin gel gari Tanrım.
Pervin Mısırlıoğlu /29 Aralık 2007



