COPPOLA'DAN MİSTİK BİR AYİN - Emin Yeğinboy

13 Eylül 2008 19:04 / 1983 kez okundu!

 

GEÇ GELEN GENÇLİK – YOUTH WITHOUT YOUTH YÖNETMEN: FRANCIS FORD COPPOLA OYUNCULAR: TIM ROTH, BRUNO GANZ, ALEXANDRA MARIA LARA Sonsuz gençlik insanlığın en büyük arzusu değil midir? Francis Ford Coppola on yıllık aradan sonraki dönüş filmini bö

Profesör Matea (Tim Roth) yaşamını insanlığın ilk konuşma dilini bulmaya adamış bir dil bilimcisidir. Yaşamının eserini bitiremeyeceğini anladığı gün yıkılır, intihar düşüncesi benliğini kaplar. 1938 yılının yağmurlu bir gününde cebinde intihar mektubu yıldırıma çarpılır. Tüm vücudu yanmış olarak uzun bir tedaviye alınır. Yavaş yavaş uyanır ve gençleşmeye başlar. Dişleri değişir, saçları çıkar ve otuz, otuz beş yaşlarında bir insana dönüşür. Hem de insan üstü yetenek ve inanılmaz bir hafıza gücü kazanarak. Tedavisini yapan doktor Roman Stanciulescu (Bruno Ganz) bu olağan dışı vakayı tıp alemine tanıtır. Vaka ile sadece tıp dünyası ilgilenmez, sonsuz gençlik Nazilerin de ilgisini çeken bir temadır. Bu konuda deneyler yapan doktor Joseph Rudolph’un ve Gestapo’nun ilgisi Matea üzerine yoğunlaşır. Artık ülke ülke kaçmaya başlayan bir Matea vardır. Gençlik aşkı Laura ile bu kez Veronica kimliği altında karşılaşır ve aralarında tutkulu bir aşk başlar. Laura geçirdiği hipnoz krizleri esnasında en eski Sanskritçe lisanını konuşmaya başlar.



Coppola çok katmanlı, gerçek ve rüya arasındaki bulanık çizgide dolaşan bir öyküyü beyaz perdeye uyarlamış. Şamanizm ile ilgilenmiş olan yazar Mircea Elida romanında bu inancın başka ruhlarla ilişki kurma, çift bedenleme, geleceği görme, yeniden doğuş gibi psişik unsurları kullandığı bir dünya kurmuş. Bu mistik öğelere sonsuz gençlik, tutkulu bir aşk, en eski arkaik lisanı keşfetmek, gerçeği tartışmak, hatta casusluk gibi farklı konu başlıkları harmanlanmış. Bu kadarı Coppola gibi bir usta için bile kolay olmamış.



Her birisinden ayrı bir film yapılabilecek onca tema sanki kurgu masasında birleştirilmiş farklı filmlermiş gibi duruyor. Coppola’yı her halde en fazla öyküdeki mistik dünya anlayışı, gerçeğin farklı yansımaları etkilemiş olsa gerek.



Ustaca resimlenmiş sahnelerin varlığına rağmen ne yazık ki ‘Geç Gelen Gençlik’ seyirciyi yoran, içine giremediği bir filme dönüşüyor.


Coppola gibi usta bir yönetmenin dönüşü ustalığını görkemli sergilediği bir filmle taçlanmalıydı.



13.09.2008

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.