'Sırrı Bey' artık çok sıkıcı olmadı mı? - Şenol Karakaş

09 Ocak 2011 02:46  

 

'Sırrı Bey' artık çok sıkıcı olmadı mı? - Şenol Karakaş

Sırrı Süreyya Önder, bir 'Radikal' gazetesi yazarı. Bir süredir tam zamanlı olarak, “yumurtanın nimetleri” üzerinden uzmanlık yapıyor.

Geçenlerde, doğruları söylemeyen, gerçeklerin çok uzağında bir yazı yazdı. Benim de içinde olduğum siyasi hareketin, 'her önüne gelene “Ergenekoncu” vs. dediğini', tartışmanın karşı tarafındakilerin ise 'böyle bir topyekûn suçlama içinde olmadığını' yazmıştı.

Son yazısı, daha önceki yazısıyla da çelişiyor, hani yazarın benimsediği grupça, 'Yetmez ama, Evet'çilere “AKP’ci, liberal” denmiyordu? Kendi yazısından birkaç yazı sonra bile aynı suçlamaları icat ediyor Sırrı bey.

Belli ki, S. S. Önder kendini yönlendirilmiş yazılar yazmaya adamış. Kendine, toplumsal muhalefet içinde hakemlik ve 'hamilik' rolü oynama misyonu yüklemiş. Ama, bizden söylemesi; önce bu muhalefetin aktif bir parçası olmakta fayda var. Olmazsanız, belli ki bazı masalarda kim ne fısıldıyorsa ortalığa, onu gerçek kabul edip yazmak zorunda kalırsınız.

* * *

Sırrı beyin hataları saymakla bitmez ama, bir tanesine şöyle bir değinmeden geçmeyeyim. Bu nedenle, bu zat'ın hatasını yüzüne vurabilmek için, küresel anti kapitalist harekete uzanacağım.

Küresel 'antikapitalist hareket' ve 'küresel savaş karşıtı hareket' gelişmeye ve Türkiye’de de özgün ifadesini bulmaya başladığından beri, bazı kurumlar, alışılageldik kortejler, düzenli sıralı kortejler oluşturmadan yapılan renkli, eğlenceli, coşkulu, politik açıdan çok net sloganlara sahip eylemleri ve yürüyüşleri çoktan liberal bir tarz olmakla, palyaçoluk yapmakla suçlamaya başlamışlardı.

Küresel kampanyalarla, aynı küresel ağlar içinde örgütlenen bir dizi kampanyanın 'emperyalizmin oyunu' olduğunu, 'Sorosçu' olduğunu iddia etmeye başlamışlardı.

2007 yılında ordu tarafından verilen muhtıradan sonra gelişen 'darbe karşıtı' etkinliklere ise; 'AKP yandaşlığı' damgasını basmaya yönelmişlerdi.

Sözü dolandırmadan, Sırrı bey'in hatasına getirirsek; sözünü ettiği ve benimsediği grupların, o ilk yazısında söylediği gibi; 'topyekûn suçlama içinde olmadığı' yönündeki savı bütünüyle doğru değildi.

Sırrı beyimiz acaba darbeye karşı çıkan, darbeye karşı en geniş eylem birliğini örmeye çalışanlara 'AKP yandaşı' ve 'liberal' yaftasını yapıştıran yazıları hiç okumamış mı? Okumak için pek çaba harcamıyor belli ki. Kulaktan dolma, bir şekilde katılmıştı tartışmaya ve “Siz de o kadar ağır bir dil kullanıyorsunuz ki, arada bir yumurta da sıyırıp geçebilir, ne var ki” der olmuştu, Roni Margulies’e atılan yumurtalarla ilgili.

SIRRI BEY DE MODAYA UYMUŞ...

Şimdi bilgisayar oyunlarında olduğu gibi level atlamış Sırrı bey. Modaya uymuş. Benim de üyesi olduğum, Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP)'ni karalamaya yönelik merkezi bir şekilde kampanya yürütülüyor. Bu merkezi ve sistematik kampanyanın bazı 'merkezi tezleri' var. Merkezi olarak üretiliyor bunlar, zoka haline getirilip merkezi olarak piyasaya sürülüyor. İşte Sırrı bey de, yanlış bilgilerle alel acele bu zokayı yutmuş...

Bu zokanın en büyüğü, en saçması, en pespaye olanı hükümetin uygulamalarından, “Yetmez ama evet”çileri sorumlu tutan tez. Yapmayın Sırrı bey! Bu kadar da gaza gelmeyin!

Bugüne kadar bu çarpıtmayı yapanları önemsemedim ben kendi payıma. Yine de önemsemiyorum aslında. Ama Sırrı bey bu zokayı öyle bir yutmuştur ki; kendisine biçtiği yılların 'sol içi hakemi' ve 'hamisi' rolüne fazlasıyla inanarak DSİP ve EDP arasında da bölünme yaratmayı, evet diyen iki sosyalist partinin de uzlaşmaz bir biçimde “benim sloganım seninkinden daha doğruydu” diye birbirine mesafelenmesini sağlamaya çalışıyor. Eşitlik ve Demokrasi partisi (EDP) “AKP zihniyetine hayır…” diyerek “Evet” çağrısı yapmıştı referandumda. Benim de üyesi olduğum DSİP'in ise, bu kadarını bile beceremediğini söylüyor.

Hem, “yetmez ama evet” kampanyasının polis şiddetinin, anayasal geriliklerin, torba yasanın sorumlusu olduğunu, pardon, “sağdıç”ı olduğunu, hem de “Evet” diyenler arasında, da en, ama 'en günahkar' olduğunu anlatıyor.

“Yetmez ama evet” kampanyası üzerine bu kadar çok çarpıtma, gerçekten de yetti. Bunları yazarken, siz hiç sıkılmıyor, yüzünüz kızarmıyor, burnunuz uzamıyor mu Sırrı bey?

SİSTEMATİK KARALAMA

Nasıl bu kadar çarpıtılabiliyor gerçeklik, bu nasıl bir dedikodu zemini, bu nasıl bir politik cehalet?!

Bu sistematik karalama kampanyasının sorumlu elemanları, sabah akşam belli ki oturup, bu “Yetmez ama Evet”in hesabını nasıl dürsek diye düşünüp, bunun da sorumlusu, şunun da sorumlusu bu ‘Yetmezciler’” diyerek birbirlerini gaza getiriyor...

Eh, Sırrı beyimiz de bu yüzden gaza gelmiş.

Gaza gelmenizde sorun yok, tehlikeli olan, "birilerini de" gaza getirmeyi amaçlıyorsunuz gibi görünmeniz. Konuya vakıf olmadığınız belli.

Eğer mesele, referandumda yanlış tutum alanlarla hesaplaşmak isteği olsaydı, örneğin “Hayır” diyenlere çatardınız biraz. “Hayır”cıların şefliğini yapan MHP’ye çatardınız, ırkçı, milliyetçi “Hayır” kampanyası yapan İP’e çatardınız.

“Hayır” oyu veren yüzde 42’yi, Türkiye’nin en zengin ilçelerinin hayır oyu veren çoğunluklarını 'solcu' ilan eden şaşkınlara çatardınız.

“Hayır” oyu çağrısı yapan ama tüm seçim kampanyasında bir kere ağzına Kürt lafı almayan bir genel başkanla hareket eden CHP’ye çatardınız. Kenan Evren’e çatardınız belki.

Belki AKP karşıtlığını devrimcilik sanıp, kampanyasını Kürt düşmanlarının kampanyasından ayrışmayanlara çatardınız.

“Yetmez ama, Evet” diyen tek sosyalist parti, evet, DSİP’ti. DSİP, Sırrı beyin de, bugünlerde DSİP’in geçmişini araştıran ulusalcı sosyalistlerin de görmezden geldiği bir başka vurguya daha sahipti. DSİP, batıda “Yetmez ama evet", Kürdistan’da boykot” tutumunu almıştı.

“Yetmez ama evet” de, içinde sadece sosyalistlerin bulunduğu bir kampanya değildi. Kampanyanın içindeki sosyalist parti, Kürt illerinde "boykot" diyen BDP’nin desteklenmesi gerektiğini sesi yettiğince duyurmaya çalıştı. Bu biiir.

Bundan sonra, hakemlik ve hamilik yapacaksanız bari bilerek yapın. Bu tutumu bilseydiniz de, “Yetmez ama evet” kampanyası yapan sosyalistlerin AKP’den her hangi bir ayrımları olmadığını iddia edebilir miydiniz? AKP de, Kürt illerinde “Boykot” tutumunu mu savunuyordu? Bu yüzden mi ayırt edilemiyoruz?

* * *

Bu da ikiiii. Duymadıysanız, böyle bir yazı yazmadan önce sorabilirdiniz gelişmeleri iyi izleyenlere,

“ulusalcı sosyalistlerin” kimyasını bozan kampanyanın esas tarihi aslında 28 Ağustos’tur. “Yetmez ama evet” kampanyasının büyük İstanbul yürüyüşü. Çok şeyler söylendi o yürüyüşe dair. O yürüyüşte, en çok atılan iki slogan şöyleydi: “Kürt halkının özgürlüğü için, yetmez ama evet” ve “İşçi sınıfının özgürlüğü için, yetmez ama evet...”

BATIDA KÜRT HALKININ DOSTU TEK KAMPANYA: 'YETMEZ AMA, EVET'

Batıda Kürt hareketinin dostu olan, sadece bir tek kampanya vardı: “Yetmez ama evet” kampanyası.

Ve üüüüççç. Demokrasi ve özgürlüklerin nasıl gelişeceği konusunda Sırrı bey kendini kandırıyor olabilir ama herkes kanmak zorunda değil bu çocuksu iddialara. Sıkıcı olduğunun farkında olmadan 12 Eylül referandumu sonrası yaşanan devlet saldırganlığına, baskılara atıf yapıyor ve şunları söyleyebiliyor: “Hiç referandumda size vaat edilen o cenneti çağrıştırıyor mu? Ne acıdır ki, egemenlerin gerdeğine sağdıçlık ettiniz.”

İlahi Sırrı Bey, Referandumda kim kime cennet vaat etmişti? Bir referandumdan ne kadar çok şey beklemişsiniz siz. Siz ayrıca, AKP’den ne kadar çok şey bekliyorsunuz. Sahi, AKP’yi kendi kendine demokrasiyi geliştirecek güç olarak görüyorsunuz gizliden gizliden. Ki bundan ötürü hayal kırıklığınma uğrayıp, soruyorsunuz. Nedir bu durumunuz? Siz hariç, bırakın sosyalisti, hangi solcu, bir referandumla bir toplumsal cennete ulaşacağını düşünür?

Maço bir üslubun sevimli olduğunu düşünüyorsunuz belki ama Sırrı bey, "gerdekle" falan işi olmadı bizlerin.

“Yetmez ama, Evet” kampanyası çok sade bir metne sahipti. Bir hatırlayalım mı Sırrı Bey? “Bizler, yıllardır, sivil, demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi bir anayasanın gerekli olduğunu savunuyoruz. 12 Eylül Anayasası’ndan ve ruhundan tümüyle kurtulmamızı sağlayacak yeni bir anayasa istiyoruz.” diyor ve bir dizi demokratik hakkı içeren değişiklik paketine evet oyu verilmesinin bir ilk adım, evet, sadece bir ilk adım olacağını savunuyordu çağrı metni.

YETMEZ AMA, EVET KAMPANYASI CENNET VAAD ETMEDİ Kİ...

“Yetmez ama evet” diyenler, kampanya boyunca, cennetten söz etmediler. Referandumda “Evet” çıktığında her şeyin güllük gülistanlık olacağını ise asla ilan etmediler. Zira Sırrı bey gibi AKP konusunda kafa karışıklığına, bir referandumla burjuva siyasal ilişkilerin topyekun değişeceği ve demokratlaşacağı gibi burjuvaziden medet uman fikirlere sahip değillerdi kampanya yürütücüleri.

Aşağıdan mücadele gibi, hakların söke söke alınması gibi, kitlesel mücadele gibi, kazanılan her hakkın ayrıca korunması gibi, elde edilen hiçbir reformun, aşağıdan ve yaygın bir mücadele örgütlenmezse kalıcı hale gelemeyeceği, kalıcı hale gelse bile günlük yaşamı rahatlatan bir öğeye dönüşemeyeceği iyi biliniyordu kampanya yürütücüleri. Peki siz, reformlar için radikal ve kitlesel mücadele vermeden sosyalizm mücadelesi vermenin kuru slogancılık olacağı gibi cümleleri hiç mi duymadınız?..

“Sadece kapı aralamak”, açmak değil, devrim değil, 12 Eylül anayasasının bir dizi maddesinden kurtulmak, yeni bir anayasa için bir zemin elde etmek, silahlı askeri bürokrasi dışında ilk kez halkın anayasa değişikliğinde etkin olması için, “Yetmez ama Evet"-Kürdistan’da "boykot” diyenler, bu kadar sade bir vurguya sahipti.

* * *

Sırrı bey, tamamı hayal mahsulü, yönlendirme yüklü nasıl köşe yazısı yazmak bu? Siz aslında bana göre gerçeği gizliyorsunuz. Söyleyin, aslında “Hayır!” demek istemişsiniz ama Kürt hareketinin yaygın gücünün dışında düşmemek için “Boykotçu” gibi davranmışsınız...

Son bir öneri size Sırrı Bey; samimi iseniz, öfkenizi egemenlere yöneltin, sosyalistlere değil. Sosyalistleri hedef göstermekten ve gerçekleri çarpıtmaktan vaz geçin!

* * *

12 Eylül referandumu, AKP’nin oylanması değildi!

12 Eylül referandumunun özünü unutturamazsınız! 12 Eylül’de 12 Eylül anayasasının değiştirilip değiştirilemeyeceği oylandı. Bir kısım seçmen, 12 Eylül Anayasası’nın az da olsa değişmesine oy verdi, bir kısım 12 Eylül anayasasını savundu. Onun değişmemesi için çalıştı.

Aslında, muhasebe bu kadar basit ve açık!

Sırrı Bey, her gördüğünüz gazete manşetine inanmayın! Yüzde, 42’yi solcu sananıp gazetelerine manşet atanlara ise hiç inanmayın!

* * *

Sırrı Bey, siz hiç Türkiye'de yaşamamış ve daha önce hiç polis terörü görmemiş gibisiniz. Türkiye sanki işkenceyle ölümlerin ülkesi değilmiş gibi, 'faili meçhuller', gözaltında kaybedilenler, asit kuyularındaki cesetler, işçi memur eylemlerine gazlı saldırı, cezaevlerinde işkence hiç yaşanmamış gibi. Bu devlet refleksinin, bu pratik ve siyasi sorumluluğu sadece devlet bürokrasisi ve hükümetlerde olan nobranlığın sorumlusu olarak sosyalistleri, demokrasi için mücadele edenleri göstermeye çalışmaktan vaz geçin!

Faşist MHP’nin saldırganlığını ve izlediği politikaların sorumlusu olarak “Hayır”cıların tümünü göstermek ne kadar ucuz politika yapmaksa, hükümet uygulamalarının sorumlusu olarak “Yetmez ama, Evet” kampanyasını yapanları göstermek de -maksatlı değilse- aynı ucuzlukta burjuva politikası yapmak değil mi?

* * *

Biliyor musunuz, Sırrı Bey, Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu'nun 'Kürt Sorunu' panelinde, Ceylan Önkol’un öldürülmesinin ardından düzenlenen protesto gösterisinde. “BDP’li tutsaklar serbest bırakılsın” derken sokaklarda, “Kürtler Kürtçe konuşur” derken şimdilerde konuşmalar yaptığı “Özgürlük İstiyoruz İnisiyatifi”'nde, bütün bu gösterilerde ve toplantılarda 'hayırcılar' ile değil, bilgisizce eleştirdiği o siyasi partinin üyeleri ve dostları ile birlikte oldu.

Son yazısında, “Kardeşler, hayat şimdi size, her zaman sunamayacağı bir onurlu vazgeçme fırsatı sunuyor. Yoksulların 6 ayına sebep oldunuz, seçime de 6 ay var. Ortada 12 Eylül generallerinden sorulacak bir hesap zırvalığı da kalmadığına göre ne yapacaksınız? Solcular, işçiler, yoksullar, Kürtler bir araya gelerek önümüzdeki seçimlerde bu zulüm çarkına çomak sokmaya çalışıyorlar. Onlardan bir aferin almak istemez misiniz?” demiş.

Son olarak şunu da vurgulamadan geçmeyeyim.

“Verdiğin bilgiler doğru değil Sırı Bey, sistematik bir karalama kampanyasının etkisi altında kalmışsın, “Yetmez ama Evet”çilerin 'yoksulların 6 ayına sebep olduğunu' söyleyebilmek için, parlamento, hükümetler, muhalefet partileri ve parlamento dışı sosyalist partiler gibi bir dizi gerçeği karıştırmış olman gerekir. Üstelik, Sosyalistler kimseden aferin almak için mücadele etmezler. Kürt halkının özgürlüğü, işçi sınıfının birliği ve özgürlüğü için hareket, onların zaten asli işidir. 'Aferin' alma işi ve çabası sana kalsın Sırrı Bey...


Sesonline.net/08.01.2011


 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz*:
Facebook'ta paylaş
0