Halkı ölümden soğutmak suçsa...
10 Haziran 2011 13:40
Ahmet Altan “Erdoğan ve kof kabadayılık” yazısı nedeniyle, Yasemin Çongar ise askerî kanununa muhalefet ettiği iddiasıyla yargılandılar. Çongar, “Halkı ölümden soğutmak suçsa ben bu suçu seve seve işlemeye devam ederim” dedi
Taraf Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve Başyazarı Ahmet Altan “Erdoğan ve kof kabadayılık” başlıklı yazısı nedeniyle, Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı Yasemin Çongar da, askerî kanuna muhalefet ettiği iddiasıyla dün hâkim karşısına çıktılar. Altan ve Çongar, suçlamaları reddederek beraatlerini talep ettiler.
Kadıköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada Ahmet Altan, “Erdoğan ve kof kabadayılık” yazısı nedeniyle Başbakan Erdoğan’ın açtığı ceza davasında savunma yaptı. Kars’taki “İnsanlık Anıtı” heykelinin yıkılmasını eleştirdiği için iki yıla kadar hapis istemiyle yargılanan Altan, yazdıklarının arkasında durarak şunları söyledi: “Başbakan çirkin bulduğu herhangi bir Atatürk heykeline ya da camiye ‘ucube’ diyebilir mi, onları yıktırabilir mi, cesareti buna yeter mi? Onlara dokunamayan birinin sahipsiz bir heykeltıraşın heykelini aşağılayarak yıktırması nasıl tarif edilebilir? İçi boş gösterişçi bir yiğitlik, kof bir kabadayılıktır bu, kolay bir hedef seçip üzerinden çıkar sağlamaktır.”
Ahmet Altan savunmasının ardından beraatini talep etti.
Ben asker değilim, gazeteciyim
Yasemin Çongar ise 5 Mayıs 2010’da yayımlanan “Baskının korkunç hikâyesi, dağda unutulan karakol” başlıklı haberi nedeniyle yargının önündeydi. Çongar, “askerî ceza kanununa muhalefet ve açıklanması yasaklanan gizli belgeleri temin etmek”le suçlandığı davada savunma yaptı.
Savunmasında kendisinin asker olmadığını ve sivil olduğunu vurgulayan Çongar, şöyle devam etti: “Anladığım kadarıyla hakkımda iki ayrı suç isnat edilmektedir. Birisi askerî ceza kanununa muhalefettir. Ben basın mensubuyum. Askerî ceza kanununa tâbi değilim. Şu anda da adlî bir mahkemedeyim. Siz askerî bir hâkim değilsiniz. Ben asker bir kişi değilim. Türkiye’de de askerî bir rejim yok.”
Türkiye çift hukuklu bir devlet değil
Suç unsuru kabul edilen söyleşinin askerî mahalde yapılmadığını anlatan Çongar, şunları söyledi: “Söyleşi yaptığım şahıs askerî görevini tamamladıktan sonra terhis olmuş sivil bir kişidir. Şimdi bunun neresi, askerî ceza kanunu kapsamında yargılanabilir? Adlî hukuka tâbi bir savcının Jandarma Genel Komutanlığı’nın ihbarını emir telakki ederek kendisini bir anda askerî hukukun bir sözcüsü haline getirmesini anlayamıyorum ve buna itiraz ediyorum. Türkiye çift hukuklu bir devlet değildir, biz siviller sivil mesleklerimizi icra ederken Anayasa ve onunla belirlenen adlî hukukun sınırlarına bağlıyız.”
Türkiye’de 2007’de Dağlıca, 2008’de Aktütün ve söyleşiyi yapmasına neden olan 2010’da Sarıyayla olmak üzere üç büyük karakol baskını yaşandığını belirten Çongar “Dağlıca da 12, Aktütün’de altı, Sarıyayla’da da dört asker öldü ve bütün bu çocuklar, vatanî görevleri için bu karakollarda olan çocuklar bir yanlışın kurbanıdır. Dağlıca, Aktütün ve Sarıyayla’nın hikâyelerine baktığımızda, bu yanlışın en kötü ihtimalle bir danışıklı dövüş, bir şike ve en iyi ihtimalle de korkunç bir aymazlık ve muazzam bir ihmal olduğunu görüyorsunuz” dedi.
Başka baskınlar olmasın diye
“Eksiklikler, yanlışlıklar, ihmaller, kasıt şüphesi uyandıran uygulamalar hepsi de Sarıyayla Karakolu’nda bizzat görev yapmış, bu baskında öldürülen dört askerle birlikte hizmet vermiş, yan yana uyumuş, yan yana nöbet tutmuş bir askerin terhis olduktan sonraki feryadıdır” diye konuşan Çongar, şöyle devam etti: “Gerek bu kişi, gerekse ben ve bizim gazetemiz bu feryadın duyulmasının, bu eksikliklerin bilinmesinin, bu aymazlığın deşifre olmasının yeni karakol baskınlarının tekrarlanmaması, tekrarlandığında da yine 19- 20 yaşındaki birkaç aylık erlerin, üstleri gerekli uyarılara uygun karşılığı verip, gerekli önlemleri almadığı için, tesbit edilen uydu görüntüleri bir baskını haber verirken, bu çocukları oraya gönderen komutanlar hiçbir şey yapmadıkları için, bu kadar riskli bir bölgedeki bir karakolda, yılda dokuz ay yağış alan bir yerde yağmurda çalışmayan tüfeklerden başka kendilerine silah verilmediği için ölmelerinin önüne geçmek adına elzem olduğuna inanıyoruz...
Gizli belge dedikleri nedir
Savcının “açıklanması yasaklanan gizli bilgiler” dediği şey sınır bölgesindeki bir karakola zorunlu görevle gönderilen erlerin dört kardeşlerini kaybettikten sonra, o karakoldaki eksikleri, hataları kamuoyuna duyurarak belki de komşu karakoldaki kardeşlerinin hayatını kurtarma çabasıdır. Savcının “açıklanması yasaklanan bilgiler” dediği şey, bir ordunun, bir genelkurmayın, son tahlilde bir devletin utanması gereken bir tablodur. Toplum bu tablodan ne kadar haberdar olursa bu eksikleri, ihmalleri ne kadar bilirse bu ölüm tablosunun değişmesi o kadar kolaylaşır.”
AİHS’e de aykırıdır
Ayrıca 10 Kasım 2010’da yayımlanan “Asker olmak istemiyorum” yazısı nedeniyle de savunmasını veren Çongar, “Öncelikle halkı askerlikten soğutma diye bir suçun kanunda düzenlenmiş olmasına bile muhalefet etmek zorundayım, bu kanun maddesi bizatihi ifade özgürlüğünün reddidir, sınırlanmasıdır ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırıdır” dedi. “Askerliği sevmemek, askerliği ve bunun mecburi hizmet olmasını eleştirmek, vicdani red hakkını savunmak AİHS’de güvenceye alınmıştır” diyen Çongar, “Ama biz maalesef eksikli bir demokrasiyiz. Şuanda mevcut kanun çerçevesinde yargılandığımı biliyorum. Zaten bir gazeteci olarak bu eksikliklerin farkında olduğum için mevcut sınırlayıcı kanunları ihlal etmeme özeni içinde yazan biriyim” şeklinde konuştu.
“Genelkurmay’ın bu ihbarı, benim askerliği bir hizmet olarak ya da bir kurum olarak hedef aldığım ve bu ülkenin gençlerine askere gitmemeleri yönünde telkinde bulunduğum imasını içeriyor” diyen Çongar “Askerlik bir ödevdir, şu anki mevcut yasalar çerçevesinde. Ama bu ülkenin nüfusunun yarısının, erkeklerin, gencecik yaşta bu ödevi yerine getirmesini isteyen devlet de, onları yasa ile buna zorunlu tutan devlet de, onlar bu ödevi yerine getirirken, onların insan haklarını ihlal etmemekle, onların yaşama hakkını savunmakla yükümlüdür. Ben bu yazıda bu yükümlülüğün ihlalini eleştiriyorum” dedi.
Genelkurmay önce ölümleri araştırsın
Çongar, şunları söyledi: “Genelkurmay benim hakkımda halkı askerlikten soğutmak suçundan ihbarda bulunacağı yerde, bu eksiklikleri ve ihlalleriyle, canları aileleri tarafından kendisine emanet edilmiş çocukların hayatlarını korumaması, ölümlerini soruşturmaması, ölümlerin üstünü örtmesi, intihar olmayacak vakalara intihar deyip çoğu zaman gerekli Adli Tıp incelemesini bile yaptırmaması konusunda, öncelikle o ailelere sonra da bütün topluma hesap vermelidir. Halkı askerlikten soğutmak suçunu işlemediğimi biliyorum ama halkı ölümden soğutmak bir suçsa, ben bu suçu seve seve işlemeye devam ederim.”
Taraf

