Hadi Biz de Suç İşleyelim: Şiir Okuyalım!
26 Mart 2010 13:33
Adana’da 2008 yılında düzenlenen Kadınlar Günü kutlamalarında Nâzım Hikmet’in ‘Akın var güneşe akın, güneşin zaptı yakın’ dizelerini okuyan Mehmet Pekinoğlu, 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Gazete Habertürk’ün haberine göre Adana’da, Dünya Kadınlar Günü kutlamasında Nâzım Hikmet’in şiirini okuyan Mehmet Pekinoğlu 10 ay hapis cezası aldı. 30 Nisan 2008’deki kutlamada Nâzım Hikmet’in, “Akın var güneşe akın / güneşi zapt edeceğiz / güneşin zaptı yakın” dizelerini okuyan Pekinoğlu hakkında, “Örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla Özel Yetkili Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.
Yargılanırken diğer sanıklarla birlikte tahliye edilen Pekinoğlu, savunmasında, herhangi bir örgütle bağlantısının olmadığını belirterek, “Yürüyüşte yasal slogan attım. Çıplak sesle Nâzım Hikmet’in şiirini okudum. Nâzım Hikmet’in şiirinin suç olduğunu bilmiyordum” dedi.
Davanın son duruşmasında Pekinoğlu’nun avukatı, “Şiir okuma dışında herhangi bir eylem söz konusu değildir” diyerek müvekkilinin beraatını istedi. Mahkeme heyeti, Pekinoğlu’nu önce 1 yıl hapse mahkûm etti. Pekinoğlu’nun duruşmadaki iyi hali nedeniyle bu cezası 10 aya indirildi.
Şimdi söz konusu şiiri yüksek sesle bir okuyalım:
GÜNEŞİ İÇENLERİN TÜRKÜSÜ
Bu bir türkü: -
toprak çanaklarda
güneşi içenlerin türküsü!
Bu bir örgü: -
alev bir saç örgüsü
kıvranıyor;
kanlı, kızıl bir meş’ale gibi yanıyor
esmer alınlarında
bakır ayakları çıplak kahramanların!
Ben de gördüm o kahramanları,
ben de sardım o örgüyü,
ben de onlarla
güneşe giden
köprüden
geçtim!
Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi
Ben de söyledim o türküyü!
Yüreğimiz topraktan aldı hızını;
altın yeleli aslanların ağzını
yırtarak
gerindik!
Sıçradık;
şimşekli rüzgara bindik!
Kayalardan
kayalarla kopan kartallar
çırpıyor ışıkta yaldızlanan kanatlarını.
Alev bilekli süvariler kamçılıyor
şaha kalkan atlarını!
Akın var
güneşe akın!
Güneşi zaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!..
Düşmesin bizimle yola:
evinde ağlayanların
göz yaşlarını
boynunda ağır bir
zincir
gibi taşıyanlar!
Bıraksın peşimizi
kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar!
İşte:
şu güneşten
düşen
ateşte
milyonlarla kırmızı yürek yanıyor!
Sen de çıkar
göğsünün kafesinden yüreğini;
şu güneşten
düşen
ateşe fırlat;
yüreğini yüreklerimizin yanına at!
Akın var
güneşe akın!
Güneşi zaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!..
Biz topraktan, ateşten, sudan,
demirden doğduk!
Güneşi emziriyor çocuklarımıza karımız,
toprak kokuyor bakır sakallarımız!
Neş’emiz sıcak!
kan kadar sıcak,
delikanlıların rüyalarında yanan
o “an”
kadar sıcak
Merdivenlerimizin çengelini yıldızlara asarak,
ölülerimizin başlarına basarak
yükseliyoruz
güneşe doğru!
Ölenler
döğüşerek öldüler;
güneşe gömüldüler.
Vaktimiz yok onların matemini tutmaya!
Akın var
güneşe akın!
Güneşi zaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!..
Üzümleri kan damlalı kırmızı bağlar tütüyor!
Kalın tuğla bacalar
kıvranarak
ötüyor!
Haykırdı en önde giden,
emreden!
Bu ses!
Bu sesin kuvveti,
bu kuvvet
yaralı aç kurtların gözlerine perde
vuran,
onları oldukları yerde
durduran
kuvvet!
Emret ki ölelim
emret!
Güneşi içiyoruz sesinde!
Çoşuyoruz,
çoşuyor!..
Yangınlı ufukların dumanlı perdesinde
mızrakları göğü yırtan atlılar koşuyor!
Akın var
güneşe akın!
Güneşi zaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!..
Toprak bakır
gök bakır
Haykır güneşi içenlerin türküsünü,
Hay-kır
Haykıralım!
Nazım HİKMET
Yeşil Gazete

