izmirizmir.net : Ertuğrul BARKA - Sadık Bey Oteli, Şeyh Bedrettin'in Türbesi ve Basmane'miz

Sadık Bey Oteli, Şeyh Bedrettin'in Türbesi ve Basmane'miz

04 Ekim 2011 11:43 / 6612 kez okundu!

 


Şimdi bu sokaklarda ve hatta
yaşamda olmayan mültecilere…


Dönertaş, Oteller Sokağı, Keçeciler İçi; Basmane ve çevresi Havana’yı çağrıştırıyor insana. Zaman zaman gidip, dip bucak gezerim buraları. Her gezmemde de öyle farklı şeyler öğrenir, görür ve yaşarım ki…

İlkokul yıllarımın yaz tatillerini de anımsarım. Babama çektirdiklerimi; dikiş makinası malzemesi almağa Keçeciler İçi’ne gönderdiğinde, bütün gün geri dönmeyişlerimi… Şair Emel KAYIN,

“Bir gezgin kentlerin içinde değil,
Zaman içinde dolaşır aslında.
Bir düş taşır yüreğinde gizli bir yerde,
Anı yeniden var edebilmenin düşü.”

diyor ve ne kadar doğru söylüyor.

Son olarak, Konak Belediyesi Basmane Sanat Evi’ndeki Yusuf TUVİ ile Birol ÜZMEZ’in “Oteller Sokağı” konulu fotoğraf sergisini gezmek için gittim buralara.

Basmane Garı’ndan Anafartalar Caddesi’ne doğru girince sağdan birinci sokaktır “Oteller Sokağı”; eski adıyla Dibek Sokağı veya 1296 Sokak. Halit Ziya UŞAKLIGİL’in 1878 yılından 1893 yılına kadar kaldığı ve yapıtlarını yazdığı ev bu sokaktadır.

Arayıp, soruyorum, Halit Ziya Uşaklıgil’in kaldığı ev hangisi diye. Yanıt: “Âbi, bunlar otel; ev değil.” Tamam, biliyorum da ben yazar Halit Ziya Uşaklıgil’in vakti zamanında kaldığı evi arıyorum. “Güzel ağabeycim, anlatamadım galiba; onlar zengin adamlar burada kalmazlar yani. Sen git yıldızlı otellerde ara O’nu.” Hı, hı...

Konak belediyesi Sanat Evi’nden sorayım en iyisi, onlar bilirler. Burada da aldığım yanıt daha da ilginçti: “Beyefendi sorduğunuz şahıs bizim buraya hiç gelmediği için tanımıyoruz kendisini. Bu nedenle de nerede oturduğunu da bilemeyiz.” Yazardır, ünlüdür, diyorum, lâfım ağzımda kalıyor. ”Yok, öyle imza günü falan da düzenlenmemiş kendisi için bu sanat evinde...”

Neyse sonunda sevgili hocamız Yrd. Doç. Dr. Emel KAYIN’ dan otelin adını öğrenerek, buluyorum ve yazdığı “İzmir Oteller Tarihi”nden öğreniyorum: 1926 tarihinde, Uşakızade Sadık Beyin adını taşıyan iki otel hâlindeymiş bu yapı. Büyük Sadık Bey Oteli, 14 odalı ve kırk yataklıymış. Konaklama ücreti ise elli kuruş ile yetmiş beş kuruş arasında değişmekteymiş. Küçük Sadık Bey Oteli’nde ise konaklama ücreti sadece elli kuruşmuş. 1934 Yılında yirmi üç odalı Sadık Bey Oteli olarak işletilen otelde, tek yataklı odalar yetmiş beş kuruş, çift yataklı odalar da atmış beş kuruşmuş. Şimdilerde memleketin dibe vurmuş garibanları kalmaktadırlar burada; geceliği iki buçuk lira ile beş lira arasında değişen odalarda, bir kişi, iki kişi, beş kişi... Otele girişte hemen sol taraftaki kapı üstünde Lâtife Hanım’ın, kimsenin farkında olmadığı tarihsel bir fotoğrafı vardır. Hemen yan tarafında da Atatürk’ün bir dergiye kapak olmuş fotoğrafı.

Otelden çıkarken karşı sokaktaki “Şeyh Bedreddin Türbesi” dikkatimi çekiyor. Şeyhimin türbesi İstanbul’da. Öyleyse bu kim ki? Soruyorum hemen türbeyle karşı karşıya olan otel görevlisine. Urfalı arkadaş: ”Bu Mühim bir zattır.” diyor. Yani bütün bilgi bu kadar mı? “Âbi daha ne diyeyim ki ben sana? Bir zattır diyorum işte ya!” Yani ben daha fazla bilgi var mı hakkında demiştim. “Ha, anladım âbi, sen daha çok öğrenmek istiyorsun bu zâtı değil mi? Büyük bir zattır kendisi. Baksana âbi, kardeşi bile yanına gömülmüştür.” Anladım…

Sonunda kapağı, Dönertaş’taki Hamidiye Camisi’nin önündeki kahvehanenin bahçesine atıyorum. Adanalı Ali bakıyor bana. Dört çay iki lira. Bir çay kaşığı yoğurtla yapılmış bir maşrapa ayran da elli kuruş. Dinlendikten sonra gideyim şu Vakıflar sebiline bir de yakından bakayım, istiyorum. El arabasıyla meyve satan Mardinli arkadaşa sebilin önünü kapattığını söylüyorum. Çok fena bakıyor. “İşte dibindesin, görüyorsun ya!” diyor; “daha ne istiyor muşum ki?” Mermer döner taşı döndürüyorum bu arada. Taşı döndürdüğüme şaşırıyor Mardinli. “Ne yapıyorsun sen yahu?” diyor. Söylüyorum. “İşe bak lan sen!” diyor. “Salaklara, taşı döndürtsem, dilek tuttursam amma para kazanırım ha...” Çünkü, “memleket salak kaynıyormuş.”

İster misiniz bir daha gidişimde Mardinli dediğini kanıtlıyor olsun?


Ertuğrul BARKA

04.10.2011

----

Fotoğraf: Zafer Oğuz Albümü - İzmir Basmane Oteller Sokağı'ndan bir köşe...


Son Güncelleme Tarihi: 04 Ekim 2011 20:02

 

Bu yazýyý Facebook'ta paylaþabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaþ
0
Yorumlar
07 Kasým 2011 12:57

güzelizmir

Ahhh be Ertugrul ben sana ne diyeyim sevgili arkadaþým, sadece sadece ülken insanlarýn ve sehrin konusundaki duyarlýlýgýn için sana teþekkür etmek geliyor içimden arkadaþým, yoldaþým .....!
19 Ekim 2011 00:28

GÝRÝTLÝ KIZI

Sevgili Barka
Benim çoçukluðumun geçti hatýralarým o kadar çok olduðu bir semtir.Dedem girit'den gelince orada küçük bir otel iþletmiþ .Daha sonra kahvehane açmýþ . Ben kavehaneyi çok iyi hatýrlýyorum .anneannem her gün yemek götürürdü dedeme ve dönerkende ertesi günki yemekliðini alýrdý.Havra sokaðýndan .Ben Kemal Atatürk Ýlkokulun'da okudum hemen keçecilerin arka sokaðý ve aðoraya yakýn . 9 EYLÜL ÝZMÝR'ÝN KURLUÞU Kutlamalarý basmahaneden baþlar dedemin kahvehanesinin önünden geçerdi bizde kahvehanenin balkonundan seyrederdik. Çok Coþkulu olurdu .Keþke o eski günleri çoçuklarýmýza yaþata bilseydik .

Tabii bu güzellikleri Yaþayamýyanlar sizin ve benim neler düþündüðümüzü oradaki o aný yaþýyamaz . zaten böyle birþeyde bekliyemeyiz .
Yüreðinize saðlýk kaleminiz hiç tükenmesin ERTUÐRUL BARKA....

13 Ekim 2011 11:19

ERTUÐRUL BARKA

Sevgili Turgay Çelikörs,

Bugüne dek yapýlan yorumlara hiçbir þekilde yanýt vermedim.
Hepsi benim için saygýn ve deðerli görüþlerdi.
Þimdi de yanýt vermiyorum aslýnda; sadece yazýnýn
kimlere ithaf edildiðine dikkatinizi çekmek istiyorum.
Burada kastedilen mülteciler, Afrika'dan, Asya'dan ve benzeri
sömürülen, yaðmalanan yerlerden gelen ve Ege Denizi'nde
boðulan insanlardýr; baþkalarý deðil, olamaz da zaten.

Sizin sözettiðiniz kiþiler ise ev sahipleridir; bu ülkenin
her köþesinde özgür, eþit ve kardeþlerimiz olarak birlikte
yaþamak istediðimiz ve bu þekilde daha mutlu olacaðýmýzý
bildiðimiz kiþiler. Onlarýn Ýzmir'de veya Türkiye'nin bir
baþka kentinde yaþýyor olmalarýndan neden "iþgalciler"miþ gibi
söz edelim ki? Bu coðrafyada bizden önce yaþýyorlardý ki...
"Havra Sokaðý" baþlýklý yazýmý okuyunca beni daha iyi anlayacaksýnýz.

Ve umarým ýrkçýlýðý bana yakýþtýrmýyorsunuzdur.

Saygýlarýmla.
Ertuðrul BARKA

13 Ekim 2011 10:54

hurkus

DERSÝMÝZ ÝZMÝR TARÝHÝ:
Hani þu ölüme birlikte gittiðimiz
her belaya birlikte göðüs gerdiðimiz,
canýmýz gibi sevdiðimiz
GAVUR: GÜZEL ÝZMÝRÝMÝZÝN Yakýn Tarihi...

Selamlar;
Icim buruk, ne guzel, yasadigimiz yerlerin en azindan yakin tarihcesini
ogreniyorduk derken hic beklemedigimiz Aydinlarimiz bize artik
isgalci oldugumuzu ve isgal ettigimiz yerlerin tarihini dahi ogrenemeyecek
kadar cahil-i cuhela oldugumuzu bir saplak yaziyla hatirlatti sagolsun.
Haddimizi bildirdi, yerimizi ogretti. Kimse zorda kalmadikca (can guvenligi, gunluk yasamini
surdurecek kosullarin olmamasi, yoksulluk,...vd) dogdugu, alistigi,
dostlarinin oldugu ve yasadigi yerleri, kisacasi;
vatanini terk edip biyerlere gitmez. Gidiyorsa bir caresizlik, bir cikmaz vardir.
Bunu yerli Izmirliler de yasamistir; 12 Eylul sonrasi bircok multeci vermistir Izmir.
Bunlar unutulmamali...
Midye Dolmamizi Midyat'li uzun agabeyimizden yeriz, irisini de isteriz; ama
sikayet etmeyiz cunkü guzeldir Mardin usulu pilavla dolma MIDYEMIZ.
ENGINARIMIZI Diyarbakirli, Karsli, Vanli gencler temizlemis, size hazir hale
getirmis onemli degildir, memnunsunuzdur. Manavinizin kimligine bakmazsiniz,
sadece hiyarin korpesini, kabagin ciceklisini istersiniz onlardan.
Analari hizmetcilik yaparlar; tutun, incir, uzum fabrikalarinda sezonluk
calisirlar: donlarina kadar aranirlar uc uzum, iki incir calmasinlar diye ve
uc kurusa sadece uc aylik ve sigortasiz, ustabasinin el altindan komisyonu
olan ucte birini de keserek verdigi haftaliklariyla yasamaya calisirlar.
Hammalik yaparlar, Gevreginizi kapiniza getirirler, Karadenizden gelmis
vatandaslarimizin calistirdigi firinlarda un cuvallari uzerinde uyuyarak
yok pahasina alin terlerini satip size sicacik ekmekler hazirlarlar.
Yoresel yemeklerini ufacik mekanlarinda size ucuz ucuz ve guler yuzle
sunarlar, begenir ve mutlu olursunuz, kim olduklari akliniza gelmez.
Insaatlarda calisirlar, orada yatip orada sabahin korunde kalkarlar,
bekcilik yaparlar, siz ihtiyaciniz oldugunda onlardan iki tugla, iki biriket veya
bi avuc cimento, yarim kova kum istersiniz; onlar size tasitmaz evinize
kadar getirip hatta tamiratiniza yardim ederler: AMA KIMLIK SORMAZSINIZ ONLARA...
SORMAYIZ... Cunkü cikarlarimiz ve rahatimiz on plandadir.
Merak ediyorum; Acaba kendi acisindan ciddi bir arastirma yapmaya gittiginde
ben ve benim ailem gibi buraya gelmis kisilerle karsilastiginda kendini
veya arastirdigi sahsiyetleri ''Multeci'', dolayisiyle bizi de ''isgalci'' hisseden
bu aydinimiz gibi mi dusunuyorsunuz?
Ya da yasaminizi kolaylastiran birer eleman olarak goz mu yumuyorsunuz
her turlu defomuza ve cahilligimize?
Merak ediyorum artik cunkü en iyi niyetli ortamlarda bile IRKCILIK
gormeye basladim, bilgilerinize ve ilgilerinize...

Anadili Kurtce, Annesi Kurt, Babasi Turk, Bestepelerde Romanlarla buyumus
eski bir kavga arkadasiniz olarak yazdim bunlari...

Selamlarimla...

Turgay Çelikörs

12 Ekim 2011 13:47

nilgün özarar

Kalemine saðlýk,çok keyifle okudum, okudum da aðladým nasýl bir kültür yozlaþmasý içinde olduðumuza,nasýl bir yozluk iþgali altýnda olduðumuza ama gözyaþýmý benden baþka gören olmadý ne yazýk ki....!
09 Ekim 2011 13:05

hurkus

"Ertuðrul Bey,

Mimarlýk Haftasý ile meþgul olduðumdan ancak gördüm yazýnýzý. Çok teþekkür ediyorum duyarlý yorumunuz için; ben de sizden öðrenmekteyim her zaman; mekaný öðrenmekten, öðretmekten daha da önemlisi þu dünya yüzünde çalmamaya, çýrpmamaya, yanýp dönmemeye dair bir duruþu içselleþtirmiþ dostlarla birlikte bir akþamý paylaþmýþ olmak, bir yerin, birkaç hayatýn hikayesini ..Yýkým döküm, yalan dolan dünyadaki yürek sýkýþmasý azalýyor biraz da olsa... Bunun için de teþekkür ederim.

Selam ve sevgilerle."

Emel Kayýn

09 Ekim 2011 13:03

hurkus

Yaprak Bozkurt:

"Çok güzel yazý... Benim dedem de Þenocaklar'ýn maðazasýnda müdürmüþ. Ayný annem gibi tarif ediyorsunuz Ertuðrul bey. Duygulandým, düþündüm kaldým."

09 Ekim 2011 13:02

hurkus

Neþe Dilek:

"Kübalý yaþlýlarýn dinlediði müzikle ilgili yazý çok hoþ... ayrýca "site"ye teþekkürler, joan sebastian þarkýlarý ve "te amo" þarkýsý için... yazýnýn deðerini artýrmýþ... üyeydim ama þifremi unuttuðum için buraya yorum yazabildim... selamlar..."


06 Ekim 2011 11:17

corrrection35

Sayýn Barka;
Öncelikle içtenlikle kutluyorum. Yerinde, iç acýtýcý ve gerçek bir Ýzmirliyi derinden sarsacak yazýnýz için.
Ben bir kaç gün yazýnýzý içselleþtirmeye çalýþtým ve sonra dayanamadým dün kalktým, bir kaç saatimi ayýyarak gittim oralara.
Bir de ben gördüm. Dönertaþý çok uzun zaman önce döndürmüþtüm.Þimdi çok sert ve dönmeye hiç niyeti de yok.
Sebil'in önünde nerede olduðunu dahi bilmeyen birisi kavun satýyordu sormadým nereli olduðunu.
Biraz ilerledim Hartuniye Camisi'nin yapýlýþ hikayesi her nasýlsa sararmýþ,kirlenmiþ bir yüzey üzerinde yazýyordu.Okudum.
Ve Anafartalar sokaðýný sonuna kadar da yürüdüm.Çocukken burnuma gelen güzel kokulardan eser yoktu.
Ucube katlý otoparkýn arkasýna dolandým þükrettim ki Smyrnamýzýn Agorasý tüm güzelliði ile önüme çýktý. Artýk Agorayý görmek için "ucube"nin en üst katýna çýkmama gerek kalmamýþ.
Yanýmdan birisi geçti kulaðýna telefonunu yapýþtýrmýþ hiç anlamadýðým ve hiç te anlamak istemediðim bir dilden yüksek sesle
konuþuyordu.
Hadi Havra sokaðýnýn da hatýrý kalmasýn dedim oradan da geçtim. Ve oradaki telaþ oradaki savaþ beni ürküttü.
Havra sokaðýnýn sonundan geriye döndüm.
Ayný yerleri bir kez daha yürüdüm geriye doðru.Basmane den girildiðinde karakolu geçince köþede bilirsiniz bir lokmacý ve tatlýcý vardýr.Ben de orada aþure yedim.
Eskinin tadýný dün bir tek onda buldum.Güzeldi ''Elinize saðlýk teþekkür ederim." dedim sevinçle.
Üzülerek yürüdüm gittim.
Size, bize böylesine bir uyarý ile nerelere geldiðimizi söylediðiniz için saygýlarýmý gönderiyorum.

ÖZDENER GÜLERYÜZ


05 Ekim 2011 10:51

Hasibet

Elimizde olanýn kýymetini bilmediðmizi , yabancýnýn bunu farketmesiyle kazanç kapýsý yapmaya atlamasýný ne güzel vurgulamýþsýnýz .Eminim o Mardinli o iþi yapacaktýr. Dedelere mum adayan çaput baðlayan o kadar çok kiþi varkiiiii. Ama bu hep tarih boyu olagelen bir þey tüm dünyada deðiþmiyor. Anlatýmýnýz harika hep yazýn bizlerde keyifle okuyalým sizinle gezmiþ olalalým.
Uyarý

Yorum yazabilmek için üye olmalý ve oturum açmalýsýnýz.

Eðer sitemize üye deðilseniz buraya týklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eðer üye iseniz oturum açmak için buraya týklayýn.