Ermeni aydınlar anıldı: 'Türk İslam Eserleri müzesi =1915'te cezaevi'
27 Nisan 2012 13:08
İstanbul'daki 24 Nisan Ermeni Soykırımı anma toplantılarının ilki İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, 'Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon' tarafından 97 yıl önce bugün, Ermeni aydınların tutulduğu, şu anda Türk-İslam Eserli Müzesi olan cezaevi önünde gerçekleşti.
Londra'daki Gomidas Institute Müdürü Ermeni Tarihçi Ara Sarafian ve Almanya'da kurulu Soykırım Karşıtları Derneği temsilcisi de hazır bulundu. Gerçekleştirilen anma eyleminde "1915 soykırımdır. Soykırım insanlık suçudur" yazılı pankart üzerinde Ermeni aydınların isimlerinin yazılı olduğu karanfiller bırakıldı. Bugün Türk-İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılan cezaevi önüne, soykırım kurbanları için karanfiller bırakıldı. Eylemde, Ermeni aydınların fotoğrafları ve "Ermeni aydınlar ölüm yolculuğuna çıkarılmadan önce burada tutuldular", "Türk İslam Eserleri müzesi=1915'te cezaevi" dövizleri taşındı. Eylemciler, buradaki anmanın ardından Ermenistan'daki Katolikos Eçmiyadzin hazretleri ve Beyrut'a sürülen Kilikya Katolikosu 1. Aram Hazretleri'ne Sirkeci postanesinden mektup gönderdi. Daha sonra ise 24 Nisan 2011'de askerlik yaptığı sırada öldürülen Ermeni asker Sevag Şahin Balıkçı'nın mezarı ziyaret edildi.
İHD İstanbul Şube Başkanı Abdülbaki Boğa'nın yaptığı konuşmanın ardından, Londra'daki Gomidas Institute Müdürü Ermeni Tarihçi Ara Sarafian yaptığı konuşmada şunları ifade etti:
"Bugün Ermeni soykırımının 97. yıl dönümünü anmak için burada toplanmış bulunuyoruz. Osmanlı sınırlarında bulunan 200 bin Ermeni yerleşim birimi ve yaklaşık 1 buçuk milyon Ermeni'nin katledilişini anmak için bir araya geldik. Muhtemelen bugün burada soykırıma kurban gitmiş bir aile bulunmuyor. Sadece son yıllarda 1915'teki gerçekler hakkında konuşabiliyoruz. 1915 hakkındaki görüşlerimizi ifade ederken Türkiye devletinin hâlâ baskıları ile karşılaşıyoruz. Bizim bütün yıl yaptığımız çalışmalar bu gerçekliğin ortaya konulması üzerine ve bunu artık Türkiye'de de görmekten, memnunuz ve yüzleşmeden umutluyuz..."
* * *
Sirkeci postanesinden Katolikos Eçmiyadzin hazretleri ve II. Karekin Hazretleri ve Kilikya Katolikosu 1. Aram Hazretleri'ne gönderilen mektuplar şöyle:
Sayın, Tüm Ermeniler Katolikosu
Eçmiyadzin
ERMENİSTAN
Sayın Katolikos II. Karekin Hazretleri,
Bugün 24 Nisan 2012. Ermeni Soykırımı’nın başlangıcını temsil eden, İstanbullu Ermeni aydınların tutuklanışının 97. yıldönümü.
Dünyadaki tüm Ermenilerinin ruhani önderliğini temsil eden Katolikosluk makamınıza bu mektubumuzu, Soykırım sürecinde katledilen, tüm malvarlıklarına, her anlamdaki zenginliklerine el konulan, geçmişteki izleri bile silinmek için büyük çabalar harcanan Osmanlı Ermenilerinin anısı önünde utanç ve saygıyla eğildiğimizi belirtmek için yazıyoruz. Mektubumuzu, katliamdan kurtularak dünyanın dört bir yanına dağılan kurbanların çocuklarının ve torunlarının gasp edilen haklarının savunucusu olduğumuzu size duyurmak için yazıyoruz.
Türkiye’de Soykırım’ın inkarı yalnızca bir devlet politikası olarak değil, toplumsal yaşamın büyük bir bölümüne egemen anlayış olarak varlığını 97 yıldır sürdürüyor. Size bu mektubumuzu Soykırım gibi insanlığa karşı işlenmiş bir suçun inkarının başka ihlallere de yol açan, düşmanlık ve nefreti besleyen bir insan hakkı ihlali olduğuna inandığımızı ifade etmek için yazıyoruz.
2006 yılında İstanbul’u, Ekümenik Patriklik ve Türkiye Ermenileri Patrikliği’nin davetiyle İstanbul’u ziyaret etmiştiniz. Ziyaretiniz Türkiye’deki nefret odakları tarafından şahsınıza ve makamınıza yönelik saldırılara yol açmıştı. Bunun başlıca nedeni, basın toplantısında size yöneltilen bir soruya verdiğiniz cevaptı. Cevabınızda, “Bizim halkımız için, Soykırım bir araştırma konusu değildir, vuku bulan gerçek bir olaydır, kabul edilmelidir,” demiştiniz. Bu sözünüz, bizim Türkiye’de mücadeleyi görev bildiğimiz Türk Ceza Yasası’nın 301. maddesi kapsamında soruşturmaya tabi tutulmuştu.
Size bu mektubumuzu, basın toplantısında dile getirdiğiniz bu görüşe insan hakları savunucuları olarak tümüyle sahip çıktığımızı, düşmanlık ve nefretle beslenen çevrelerin size karşı yürüttüğü kampanyayı ve Türkiye yargısı tarafından açılan soruşturmayı insan haklarına yapılmış bir saldırı olarak kabul ettiğimizi belirtmek için yazıyoruz.
96. yıl dönümünde, bizler Soykırım’ın başlangıcını simgeleyen 24 Nisan 1915’te tutuklanan aydınları İstanbul’da anarken, Batman’da zorunlu askerlik görevini yaptığı sırada Sevag Şahin Balıkçı, aynı gün, 24 Nisan 2011 tarihinde vurularak öldürüldü. Yetkililer yanıltıcı bilgiler vererek, tanıkları yönlendirerek bu ölümün kaza olduğunu ilan etti. Soruşturma ve incelemeler ise cinayetin kasıtlı olduğuna işaret ediyor. Sevag Şahin Balıkçı’nın katli, 1915’ten bu yana Türkiye’de Ermenilerin can güvenliğinin olmadığının, soykırım sürecinin devam ettiğinin, 97 yıldır süren inkarcılığın soykırımı kalıcılaştırdığının kanıtıdır.
Biz bu mektubu, 24 Nisan 1915 tutuklamaları ile İstanbul’da başlayan, Ermenilerin, aynı dönemde Süryani ve Anadolu Rumlarının imhasını da kapsayan soykırım sürecinin 97. yılında, adaletin ancak, Soykırım’ın tanınmasıyla ve Ermenilerin el konulan malvarlıklarının iadesi ve tazminiyle yerine geleceğine dair inancımızı doğrudan size ve temsil ettiğiniz Soykırım kurbanlarının tüm dünyadaki çocuklarına iletmek için yazıyoruz.
Saygılarımızla,
İnsan Hakları Derneği
İstanbul Şubesi
Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon
TÜRKİYE
* * *
Sayın, I. Aram Hazretleri
Kilikya Katolikosu
Beyrut
LÜBNAN
Sayın Kilikya Katolikosu I. Aram Hazretleri,
Bugün 24 Nisan 2012. Ermeni Soykırımı’nın başlangıcını temsil eden, İstanbullu Ermeni aydınlarının tutuklanışının 97. yıldönümü.
24 Nisan 1915’te İstanbul’daki tutuklamalarla başlayan Soykırım süreci sonucunda, tarihi Batı Ermenistan’ın yüzyıllardır yalnızca ruhani merkezlerinden biri olmakla kalmayıp, kültürel ve sosyal kimliğini de temsil eden Kilikya Katolikosluğu, ait olduğu topraklardan kovularak Beyrut’a sürüldü. Türkiye’de insan hakları savunucuları olarak bizler bu mektubu, Katolikosluğunuzun ait olduğu yerin bu topraklar olduğu inancımızı ifade etmek için yazıyoruz.
Size bu mektubumuzu, Soykırım sürecinde katledilen, tüm mal varlıklarına, her anlamdaki zenginliklerine el konulan, geçmişteki izleri bile silinmek için büyük çabalar harcanan Osmanlı Ermenilerinin anısı önünde utanç ve saygıyla eğildiğimizi, katliamdan kurtularak dünyanın dört bir yanına dağılan kurbanların çocukları ve torunlarının gasp edilen haklarının savunucusu olduğumuzu belirtmek için yazıyoruz.
31 Ağustos 2011 tarihinde, gayrımüslim vakıflarının bir kısım mal varlığının iadesine yönelik bir mevzuat değişikliğiyle ilgili olarak, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’na bir mektup göndermiş ve “Ermeni halkı, 1915 Ermeni Soykırımı günlerinde Türk devleti tarafından el konulmuş olan sayısız kilise, hastane, huzurevi, yetimhane, mezarlık ve farklı milli ve dini mal varlıklarının hukuki mal sahibi olarak kalacaktır,” demiştiniz. Ve devam etmiştiniz: “Ermeni halkı, Osmanlı Türk hükümeti tarafından planlanıp uygulanan Soykırım’a kurban gitmiş olan atalarının mirası olan evler, işyerleri ve mal varlıklarının hukuki mal sahibi olarak kalacaktır.”
Mektubunuzda, Ermeni halkının, Ermeni Soykırımı’yla ilgili Türkiye’ye yönelik adalet talebinden, insani haklarının yeniden tesisi talebinden hiçbir zaman vazgeçmeyeceğini belirtmiş ve şöyle demiştiniz: “Sayın Başbakan, adalet ve insan haklarına yönelik açıklamanız, ancak Ermeni Soykırımı’nı tanıdığınız zaman belgelenmiş olacaktır.”
Biz bu mektubu size, taleplerinizin en temel insan hakları gereği olduğuna inandığımızı ve bunların bizim de taleplerimiz olduğunu, size ve şahsınızda dünyanın dört bir yanındaki Ermenilere duyurmak için yazıyoruz.
24 Nisan 2011’de, Soykırım’ın 96. yıl dönümünde, bizler Soykırım’ın başlangıcını simgeleyen 24 Nisan tutuklamalarını İstanbul’da anarken, er Sevag Şahin Balıkçı Batman’da Türk ordusu saflarında zorunlu olarak askerlik yaptığı sırada, aynı gün, 24 Nisan 2011 tarihinde vurularak öldürüldü. Yetkililer yanıltıcı bilgiler vererek, tanıkları yönlendirerek bu ölümün kaza olduğunu ilan ettiler. Soruşturma ve incelemeler ise cinayetin kasıtlı olduğuna işaret ediyor. Sevag Şahin Balıkçı’nın katli, 1915’ten bu yana Türkiye’de Ermenilerin can güvenliğinin olmadığının, Soykırım sürecinin devam ettiğini, 97 yıldır süren inkarcılığın soykırımı kalıcılaştırdığının kanıtıdır.
Biz bu mektubu, 24 Nisan 1915 tutuklamaları ile İstanbul’da başlayan, Ermenilerin, aynı dönemde Süryani ve Anadolu Rumlarının imhasını da kapsayan soykırım sürecinin 97. yılında, adaletin ancak, Soykırım’ın tanınmasıyla ve Ermenilerin el konulan malvarlıklarının iadesi ve tazminiyle yerine geleceğine dair inancımızı doğrudan size ve temsil ettiğiniz Soykırım kurbanlarının tüm dünyadaki çocuklarına iletmek için yazıyoruz.
Saygılarımızla,
İnsan Hakları Derneği
İstanbul Şubesi
Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon
TÜRKİYE
Sesonline.net
Son Güncelleme Tarihi: 27 Nisan 2012 13:14

