ForumYeni kitaplar  Yeni Konu 

Darbe Yargısının Sonu - Osman Can

03 Ekim 2010

hurkus

Darbe Yargısının Sonu

Osman Can


Son zamanlarda yaptığı demokratik çıkışlarla tanıdığımız Osman Can, köhnemiş yargı sistemi içerisinden yükselen taze bir ses.

BU kitap, 1930’larda ideolojik temelleri atılan, 27 Mayıs Darbesi’yle Anayasal düzeyde kurumsallaştırılan yargı sistemimizin yapısını ve yarattığı sonuçları konu edinmektedir.

Her modern devlet, dönemin güç ilişkilerine göre renk alır. Egemen sınıf kendi egemenliğini koruyacak unsurları sisteme entegre eder. Eğer ideolojik tercihler varsa, bu ideolojik tercihlerini de sistemin oluşumu ve işleyişine yansıtır.

Her halükarda sistemin oluşumu ve ideolojik yapılandırılması, dönemin ulusal ve uluslararası siyasal atmosferinden bağımsız değildir. Türkiye’de siyasal sistemin oluşumu 19. yüzyılın sonlarından başlar, 20. yüzyılın ortalarında ise tamamlanır. Temel taşları yaratılmış sistem, 1960 darbesinin tercihi bir Anayasayla kurumsallaştırılır.

Bu, Türkiye’nin en büyük talihsizliğidir. Çünkü bu dönemde modernleşmesini tamamlamış ülkelerin, modernleşme tarihinin genellikle geç kalmış “çocukları” oldukları bilinir. Almanya, İtalya ve İspanya Avrupa’nın gecikmiş ulusları olarak kabul edilebilir. Ancak bu ülkelerin örnek olarak sayılmış olması dahi başlı başına rahatsızlık yaratmalıdır. Çünkü bu ülkelerin tamamı faşizm yıkımını yaşamış ülkelerdir.

Türkiye ise gelişmiş bir Avrupa olarak faşizmin ve ırkçılığın yükselişe geçtiği dönemin Avrupa’sının siyasal tercihlerine göre modernleşmesini derinleştirmek ve tamamlamak zorunda kaldı. Bu da ister istemez Türkiye’yle gecikmiş Avrupa ulusları arasında tehlikeli benzerliklerin ortaya çıkmasına yol açtı. Fark belki yıkımın boyutlarıydı. Fark belki, sistemler benzer olsa bile, liderler arasındaki farktı. Mustafa Kemal’in, Hitler ve Mussolini’den farkıydı. Akılcı ve pragmatik oluşuydu belki...

1945 ve sonrası (İspanya için 1975 ve sonrası) bu ülkelerin tarihlerinde bir devrimdir. Sistemler demokratikleştirildi. İlk demokratikleştirilen, devlet içinde devlet pozisyonundan çıkarılan kurum ise genelde “YARGI” oldu. Orduyu da unutmamak şartıyla…

Türkiye’de ise 1945 sonrasında ne sistem değişti, ne de ideolojisi… Aksine 1950-60 arası tecrübeler 27 Mayıs 1960’ta karanlık bir darbenin gerekçesi yapıldı ve sistem, kendini Anayasal düzeyde sağlama aldı. Bu sistem, aynı şekilde 1945 öncesi zihin dünyasına sahip bir yargıyı da dokunulmaz kıldı, devlet içinde devlet olarak kalmasını sağladı. 1980 darbesi bunu katmerleştirdi. Yeni Avrupa’da lanetlenen, Türkiye’de Anayasal düzeyde daha da sağlamlaştırdı. Buna ise, “Türkiye’nin gerçekleri” ile, “halkın cehaleti” ile, “demokrasinin kendini koruması” şakası ile, “hukuk devletinin gereği budur” ya da “Avrupa’da böyle!” şakalarıyla inandırmaya çalıştılar.

Ama artık, yürümüyor. Sistemin kodları, tarihi ve amacı deşifre oluyor.

Bu çalışma, olgular üzerinden sistemin hukuksal, yargısal ve siyasal tarihini ortaya koyuyor ve günümüzdeki “yargı” işleyişinin 27 Mayıs darbesinden bugüne kadar ana hatlarıyla hiç değişmediğini gün yüzüne çıkarıyor.

Olgusal süreçlerin ve tarihsel seyrin arkasındaki gerçek bağlamları, sosyal, siyasal ve ekonomik perspektifle analiz edip topluma yeniden ve tüm çıplaklığıyla sunuyor.

Sistemin gerekçelerinin geçersiz, uygulamasının adaletsiz, siyasetinin toplumsuz, amacının “insansız” olduğu artık inkâr edilemiyor.

Ve artık sona geliniyor.

Bu çalışma deşifre ettiği darbe sisteminin ve yargısının sonuna ışık tutarken, diğer yandan uygar dünyanın kabul ettiği esaslar çerçevesinde ilk defa laik ve demokratik bir Türkiye’nin inşa edilmeye başladığını, toplumun bu yönde önemli gelişmeler kaydettiğini de gösteriyor. “Karargah yargısı”nın tükenmeye, toplumun yargısının inşa edilmeye başladığını, başlamak zorunda olduğunu ortaya koyuyor. Bu gelişimin aktörlerinin ise siyasi partilerden çok, toplumsal dinamikler olduğunu kaydediyor. Bu yüzden kaygıya değil, umuda ve güvene vurgu yapıyor. (Önsöz: Osman Can)


haberajanda.com.tr

***

Osman Can hakkında

Osman Can, (d. 1968, Iğdır) Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi rapörtörü, yazar ve akademisyen.

Ortaöğrenimini Ankarada tamamladı. 1992 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu.

Almanyada Köln Üniversitesi Hukuk Fakültesinde “Türk ve [Alman Hukukunda Cumhurbaşkanının Hukuksal Konumu” konulu tez ile 1997 yılında yüksek lisans; yine aynı üniversitede “Düşünceyi Açıklama Özgürlüğünün Anayasal Sınırları” konulu tez ile 2000 yılında doktora eğitimini tamamladı. Doktora tezi Almanyada kitap olarak basıldı.

“Demokratikleşme Serüveninde Anayasa ve Siyasi Partilerin Kapatılması” adlı çalışmasının ardından 16 Ekim 2006 tarihinde anayasa hukuku doçenti unvanını aldı. Çeşitli üniversitelerde Anayasa Hukuku, Devlet Teorileri, Anayasa Yargısı, Temel Hak ve Özgürlükler dersleri verdi. 2002de Türk-Alman Kamu Hukukçuları Forumunu oluşturdu ve halen Türkiye koordinatörlüğünü yürütmektedir.

2 Temmuz 2002 tarihi itibariyle Anayasa Mahkemesi Raportörlüğüne atanmış ve halen bu görevini yerine getirmektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır.

3 Ekim 2008 tarihinde Çankaya Üniversitesi, Anayasa Mahkemesi Raportörü Dr. Osman Can`ın hukuk fakültesindeki görevine gerekçe göstermeden son verdi.


Doc. Dr. Osman Can biografi



Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.

Bu tartışmayı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0