izmirizmir.net : Ali Rıza ÜLEÇ/Almanya - LAİK TOKAT

LAİK TOKAT

19 Kasým 2010 16:33 / 2299 kez okundu!

 


Ben orta ikinci sınıfa kadar namazında niyazında bir çocuktum. İlkokul son sınıftayken babamın ayağı hastalığından dolayı bileğinden kesilmişti. Ben, babam gibi iyi bir insana bu cezayı layık gördüğü için Tanrıya küsmüştüm. Tam da bu zamanlara denk gelmişti sanki din derslerinin okullarda serbest kalması. İsteyen girer, istemeyen girmezdi.

Ben Tanrıya öfkemi, kızgınlığımı göstermek istercesine din derslerini protesto ediyordum. Madem bir zorunluluk yoktu ben de girmeyecektim.

“Laik Cumhuriyet”in bu kıyağına güvenerek nasıl istiyorsam öyle davranacaktım.

Bir gün okul müdürü beni odasına çağırmış.

Eski, güzel, yüksek çam ağaçlarının arasında yükselen, beyaz bir binaydı Suphi Koyuncuoğlu orta okulu. Mermer merdivenlerinden çıkıp yine bembeyaz mermer olan uzunca bir terastan sonra, sınıflara yönelince zemin ahşaptı. Tahta merdivenlerden üst kata çıkılıyordu. Üst katta dershane var mıydı, varsa da kaç dershane vardı hatırlamıyorum. Ama müdürün odası üst kattaydı.

Kapıyı çaldıktan sonra gir sesi gelince, kapıyı açıp içeri girdim. Buyur evladım, hayrola niye geldin diye soran babacan, yumuşak bir ses. Aslında sahibine ne kadar yabancı; etrafına şefkat dağıtan bir ton zorla yüklenmişti sanki.

Şefik Önder. Bu ismi unutmuyorum. Oysa adını hatırlamadığım ne kadar çok öğretmenim var. Bazılarının da adı aklımda olmakla birlikte soyadlarını unutmuşum. Ama bu ad hala aklımda.

Şefik Önder.

-Niye geldin oğlum?
-Siz çağırtmışsınız hocam.
-Adın ne senin? Hangi sınıftansın?
-Ali Rıza Üleç hocam. 2-E sınıfındanım.
-Ha öyle mi, demek o sensin…
-Kimim hocam?
- Şimdi sana gösterecem kim olduğumu…

Koltuğundan yavaşça ayağa kalktı Şefik Önder. Gözlüklerini çıkararak masasının üzerine bıraktı. Masasını dolanarak bana doğru yürümeye başladı.

Bir şeyler sezinledim ama…

Burnumun ucuna kadar yaklaşarak önümde durdu.

-Kimsin lan sen? Kızılbaş mısın, yoksa gomonist misin benim başıma?

Ufak tefek ama şişman bir adamdı Şefik Önder. Saçları döküldüğü için, kalan bir tutam saçını olabildiğince uzatmış, sağdan sola doğru da tarayarak kelini gizlemeye çalıştığı çok açık belli oluyordu. Yürürken arkadan baktığınızda ayaklarının, gövdesini ne acılar çekerek taşıdığı görülebiliniyordu.

O gün üzerindeki kahverengi takım elbisesini bile hala hatırlıyorum. Boyuna ince beyaz çizgili kahverengi takım elbise…

Sevimsiz, itici bir tipi vardı. Okulda o kadar çok sevecen, yüreğindeki çocuk sevgisi gözlerinden çakmak çakmak fırlayan öğretmenler dururken, neden bu sevimsizleri seçerlerdi anlayamıyordum. Benim aklımdan bunlar geçerken sanki aklımdan geçenleri okumuşçasına suratıma bir tokat indi ki... Ben en az iki metre geriye fırladım. Duvara çarparak yere oturdum.

- Kalk ulan dinsiz, imansız velet. Hangi ana doğurdu lan seni, kitapsız. Sen nasıl din derslerine girmezsin lan? Bir yandan küfür ediyor, bir yandan da sağ elinin içi ile kelinin üzerinde uzamış bir tutam saçını toplamaya çalışıyordu. İçimden gülmek geçiyordu ama gülersem Şefik Önder daha sinirlenir ve daha çok dayak yerdim. Kendimi zor tuttum.
- Hocam serbest dediydiniz ya.
- Serbest dediysek derslere girmeyin mi dedik? Neden girmiyorsun din dersine. Ulan sen yoksa sünnetsiz misin?
- Yok hocam iki sene önce oldum.
- İki sene önce mi?
- Neden o kadar geç?
- Ev sahibi sünnet ettirdi bizi. Kardeşimle yani. Biz, yani babam hocam…
- Sus, tamam tamam uzatma. Sittir git şimdi. Bundan sonra din derslerine gireceksin tamam mı?
- Cevap yok…
- Tamam mı diye ısrarla bir kaç kez daha sordu ve arkasından…
- Hadi girme de göreyim diye de bir tehdit savurarak beni odasından kovdu.

Öfkem daha da keskinleşmişti sanki. Girmeyecektim işte. Ne olurdu, en fazla dayak yerdim. Olsun varsındı. Dayağı göze almıştım, girmeyecektim din derslerine. Madem seçmeliydi, ben seçmiyordum işte, girmeyeceğim diye kendime söz verdim.

Oysa bu okulu ne kadar çok seviyordum. Okul binasının aslında daha önceleri bilmem ne parti adında birine ait bir köşk olduğu anlatılırdı. Üst katın dört tarafı da balkondu sanki. İşlemeli mermer sütunlar üzerine oturtulmuştu balkonlar. Köşkte okuyoruz diye caka satardık bazen. Daha sonraları köşk ilk sahibinden İzmir’in iş adamlarından Suphi Koyuncuoğlu tarafından satın alınarak, eğitime kiraya verilmiş. Köşk hala yerinde midir ya da hala köşkte eğitim yapılır mı bilmiyorum. Ama bu köşkün üst katında müdürün oda kapısını bir kez daha çaldığımda dayak yemeye hazırdım. Din derslerine girmemekte inat ediyordum.

Müdür sanki bu defa ilkinde attığı tokattan pişmanmışçasına benle konuşmayı deniyor.

- Neden girmiyorsun oğlum din derslerine?
- Hocam ben oradaki duaların hepsini biliyorum zaten.
- O zaman oku bakalım bir fatiha. Oku bakalım amentü…

Ben duaları okuyunca da girmem için beni ikna etmeye çalıştı. Din derslerine ortaokul bitene kadar girmedim. Şefik Önder de attığı tokatla kaldı ya da ben tokadı yediğimle kaldım. Ne zaman din derslerinin seçmeli ya da zorunluluğu tartışılsa benim aklıma hala Müdür Şefik Önder’den yediğim, unutamadığım o tokat geliyor…


Ali Rıza Üleç

17.11. 2010, Almanya


 

Bu yazýyý Facebook'ta paylaþabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaþ
0
Yorumlar
20 Kasým 2010 21:10

kizilcam

Sevgili Atýlgan,
ilginiz için teþekkürler. Bildiðiniz gibi din derslerinin serbest býrakýlmasý yeniden ülke gündemine girdi ve tartýþýlýyor. Paylaþtýðým anýmda anlatmak istediðim asýl zihniyetlerdir. Serbest býrakmak yetmiyor... Þefik önder gibilerinin de zihniyetini deðiþtirmedikçe yasalar tek baþýna nasýl çaresiz kalýyorlar.
Baþlýk "Laik devletin" yasalarý uygulamadaki þiddete atýftýr.
Babama gelince. Babam sað ayaðýný ve sað kolunu daha sonra da hayatýný sigaraya feda etti. Neden böyle yaptý bilemiyorum.
Bunu sormak isterdim ama çok geç.
Sað ayaðý bileðinden kesilmiþti ilk önce. (sanýrým bunu "Hayat öpücüðü"nde anlatmýþtým) ve ben o zaman tanrýnýn babamý cezalandýrdýðýný düþünüyordum. Çünkü babam acýlar içinde kývranýrken ben sana ne yaptým da bu cezayý bana verdin diye tanrýya acýlarýný dindirmesi için yalvarýyordu. Belki de bunun için ben cezalandýrdýðýný düþünmüþtüm.
Hikaye bir baþka baþlýk altýnda daha da geniþ olabilirdi kuþkusuz. Din derslerinin serbest býrakýlmasýnýn tek baþýna yeterli olmayacaðýný anlatmak isteyince siz de anlamakta zorlandýnýz. Baþlýk belki de biraz duygularýmýn etkisi olabilir. Daha özenli olmam gerekiyor herhalde.
Tekrar teþekkürler.

Ali Rýza Üleç
20 Kasým 2010 17:43

ÝSMAÝL HAKKI ATILGAN

Sayýn ÜLEÇ

Çocukluða dair çok güzel akýcý bir aný yazýsý olmuþ.

Yazýyý okuduktan sonra bir defa, bir defa daha okudum. Durdum, düþündüm bir defa daha okudum anlayabilmek için. Bu olayý yaþadýðýnýza emin oldum, bir hikaye deðildi bu.

Acaba dedim kendi kendime, sayýn ALÝ RIZA ÜLEÇ' in babasýnýn ayaðý neden rahatsýzdý? Hastalýðýnýn sebebi dindar oluþu muydu da bu çocuk bu kadar tanrýya küsmüþtü, onun için din derslerini boykot etmiþti.

Her neyse;

Zaten o devirde her aile çocuðunu ahlaklý dindar yetiþtirmek için küçükten ya (tatilde) hocaya, ya da kuran kurslarýna gönderiyorlardý. Ben de buna benzer çocukluk geçirdim. Hatta Kuraný iki sefer hatim bile ettim.1960 darbesiyle o günün demokrasisi rafa kalkýnca, tüm buna benzer kurslar ve cami eðitimleri ortadan kalktý. Orta okul derken yarým kalan meslek lisesi eðitimi ve hayat okulu devam ediyor hala.

Benim merakým, aný yazýsýyla baþlýðýn arasýndaki nedeni, iliþkiyi bir türlü kuramamamda. Sanki anýyý anlatma amacý LAÝKLÝK'in zora dayalý, sadece dinle ilþiþkili olduðunu anlatmak içinmiþ gibi anladým.

O günlere dönersek, en fazla (din istismarý) 1965 ila 2000 li yýllarýn arasýnda yapýldýðýný görebiliriz. Mesela barajlar kralý (Çoban Sülo) ve (faþist Evren) yasalarýyla, onlarýn zamanýnda en fazla CAMÝ teþvik edilmiþ ve yapýlmýþtýr. Onlarýn zamanýnda laiklik asýl anlamýndan uzaklatýrýlarak oligarþi ile halkýn arasýna duvarlar örülmüþtür.

Biraz garipsedim baþlýðý bu yüzden, kusura bakmayýn. Umarým 1980 sonrasý anýlarýnýzla asýl laikliði daha çarpýcý açýklarsýnýz.

Bu birikimin sizde olduðunu biliyorum.

Saðlýklý ve esen kalýnýz.

Uyarý

Yorum yazabilmek için üye olmalý ve oturum açmalýsýnýz.

Eðer sitemize üye deðilseniz buraya týklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eðer üye iseniz oturum açmak için buraya týklayýn.