izmirizmir.net : Ali Rıza ÜLEÇ/Almanya - KOL DÜĞMELERİ

KOL DÜĞMELERİ

04 Nisan 2010 21:35 / 2333 kez okundu!

 


Referandum 12 Eylül öncesi DİSK’e bağlı birçok sendika üyesinin ama özellikle de T. Maden-İş üyelerinin çok fazla dillendirdikleri önemli bir talepleri idi. O zamanlar referandum isteklerimiz olmadık sudan gerekçelerle hep geri çevriliyordu.

12 Eylül‘de kafalarımıza yediğimiz dipçik darbelerinin sersemliği ya da bizzatihi darbecilerin kendi yarattıkları terörün bitmiş(!) olmasının verdiği huzurla, anayasa referandumunda evet oyu veren halk; ‘evet‘ lerinin üzerlerine giydirilen deli gömleği olduğunu sonraki yıllarda çok iyi anladı.
28 yıl sonra yeniden referandum tartışır olduk. Neden? Mecliste anayasa değişiklikleri konusunda hükümetin meclise sunduğu öneriler nedeniyle.
Yaklaşık bir haftadır önerilerin hukuksal olarak ne anlama geldiği ya da ne getirip ne götüreceği etraflıca tartışıldı, daha da tartışılacak.
Ben referandum konusunda bu üç farklı süreçteki tutumumu kendimce gözden geçirmeye çalıştım.
Her parti belli bir çıkar grubunun politik temsilcisi ise, AKP de bir çıkar ya da sermaye grubunun politik temsilcisidir. Basında tartışıldığı kadarıyla da bu sermaye; Türkiyedeki toplam sermayenin yüzde onunu ya da belki biraz daha fazlasını oluşturmaktadır.
Peki daha büyük sermaye gruplarının politik temsilcileri şu an doğrudan parlementoda temsil edilmediklerine göre AKP’nin onları da temsil ettiğini söyleyebilir miyiz? Bence söyleyemeyiz.
Neden diye sorarsak nedenleri ayrı bir yazı konusu olabilir. Ama gelin biz “Büyük sermaye” ya da ”İstanbul sermayesinin” hem politik, hem ekonomik, hem de sosyal temsilciğini yapan TÜSİAD neler söylemiş hatırlayalım.
“Partiler ve seçim yasalarının değiştirilmesi ve çoğulcu demokrasi anlayışına uygun hale getirilmesinin değişikliklerden daha önemli“ olduğunu söylüyor TÜSİAD genel başkanı Ümit Boyner. Bu talepler hemen tüm toplum tarafından desteklenebilir taleplerdir. Ancak parlemetonun bu haliyle bunu başarabileceğine inanmak, dahası böyle bir değişime istekli olacaklarını düşünmek de gerçekçi olmaz. Tabii her şeye rağmen bunlar da tartışılmalıdır.
Dönelim sendikaların yetki belirlenmesi için referandum isteklerine.
Referendumu niye istiyorduk?
Yetkili sendikayı belirlemek için.
Yetkili olunca ne yapacaktık?
Sözleşme yapacaktık.
Kiminle sözleşme yapacaktık?
İşverenle.
Neden sözleşme yapacaktık?
Çalışma ve yaşam koşullarımızda iyileşmeler sağlamak için.
Bunun için de işyerlerinde toplu sözleşme komitelerimiz vardı. Komiteler işçilerden gelen istekleri toplarlar ve genel bir değerlendirmeden sonra taslak halinde yeniden işçilere gider son kez tartışılır, sonuçlar komitelerde değerlendirilir ve işverenle sözleşme masasına doğrudan işçilerin öneri ve istekleriyle oturulurdu.
Böyle bir süreç işçileri doğrudan sözleşme sürecine dahil ettiği için de, işçiler kendi isteklerine sahip çıkar ve onlar için mücadeleyi göze alırlardı.
Peki, bu gelenekten gelen bir işçi, eski bir Maden-İş üyesi olarak bu referanduma nasıl yaklaşmalıyım.
Anayasalar toplumsal sözleşmelerdir denir. Öyle midir?
Ya da 12 Eylül anayasası tplumsal bir sözleşme olarak kabul edilebilir mi?
Elbette ki hayır diyeceğim.
Neden?
Hem içeriği hem koşulları bakımından demeliyim kestirmeden.
12 Eylül anayasasının değiştirilmesi için toplumsal uzlaşma var mıdır?
Vardır.
Peki değişiklik önerileri üzerinde toplumsal uzlaşma var mı?
Elbette ki yok diyeceğim.
Yok.
Benim bu konuda bir hazırlığım ya da altarnatiflerim var mı?
Olabilir.
O zaman bu alternatif önerilerin tartışılmasını var olan örgütlülüğümün olanakları ölçüsünde gerçekleştiririm. En azından bu konuda ne düşündüğümü halka anlatırım. Bu süreç en azından bana 12 Eylül anayasasını ve darbenin kendisini anlatabilme şansını verecektir.
Artık omzu kalabalıkların vesayeti altında yaşamak istemediğimi söylerim. Sanıyorum bu anlamdada geniş bir destek alırım toplumdan.
O zaman hükümetin değişiklik önerilerinin aynı oranda toplumsal destek görmesi mümkün mü?
Değil.
Hükümetin değişiklik önerileri genel anlamda bir toplumsal beklentiyi karşılamaya yönelik değil. Özellikle de tıkandığı bazı noktalarda hem önünün açılmasını hem de kendine yönelik demokratik olmayan ve 12 Eylül Anayasası’ndan beslenen saldırılardan kendini korumaya yönelik öneriler olarak algılanabilir mi?
Mümkündür.
Bu haliyle bile benim çıkarıma mıdır bu değişiklik önerileri?
Elbette.
Bütünüyle anayasanın değiştirilip demokratik bir anayasanın yazılması daha doğru bir tutum olmaz mı?
Olmaz.
Bu biraz toplu sözleşme komitelerinde işçilere;
İşverenlerden yaşam ve çalışma şartlarımızı iyileştirmek için isteklerde bulunmak yerine kurtuluşunuz sosyalizmdedir demek gibi bir şey olur.
Peki, hükümetin önerilerini desteklemek AKP‘li olmak mıdır ya da AKP‘yi desteklemek midir?
Kesinlikle hayır. Ben çıkarlarımın nasıl bir anayasa ile güvence altına alınacağını biliyorum. Ama benim istediğim gibi bir anayasayı gerçekleştirecek gücüm yok. Benim dışımda toplumda böyle bir uzlaşma da yok. İstemek tek başına önemli, ama dönüştürücü değil.
Alternatif bir anayasa taslağım var ve bunun propagandasını yapıyorum. Mecliste anayasal değişiklikler kabul edilirse sorun yok, ben işimi yapmaya devam ederim. Yok, referandum söz konusu olunca tavrım ne olmalı?
Evet mi? Hayır mı?
İyi düşünmeliyim.
Her şey o kadar karmaşık ki.
Oysa bu anayasanın birçok maddesi AB uyum yasaları çerçevesinde değiştirildi. Yasallaşması için ömrümüzün onlarca yılını feda ettiğimiz, uğruna hapis yattığımız, işkencelere maruz kaldığımız dahası canlar verdiğimiz istemlerimizin bir kısmını mecliste 10 dakikada kalkıp inen eller değiştiriverdiler. Ben bir tuhaf oldum. 10 dakikada her şey değişebiliyordu ise; bu kadar insan neden heba oldu, toplumun en değerli insanları neden harcandı? Değiştiren ben değildim. Tüm dünyayı saran değişimin kendisi değiştiriyordu. Kısaca AB uyum yasaları… İçimi burkan acı şaşkınlığım bundandı.
Bu defa ben sürecin içinde olmalıyım diye düşünüyorum. Aynı acı şaşkınlığı yaşamamak için sürecin içinde olmalıyım. Yeterli olmasa da topluma giydirilen deli gömleğini çıkarmak için kol düğmelerimi çözüyor bu değişiklikler. Bence gömleği çıkarıp atmak için kol düğmelerini çözmekle işe başlanabilinir.
Her şey bende bitiyor. Bu sürece hem çok güçlü hem de örgütlü katılmam gerekiyor. Nasıl güçlü olacağım. Haklarımı genişletmek için mücadele ederek.
Anayasa değişikliklerinde hükümeti destekleyeceksin, haklarının genişletilmesi ve kazanılması içinde hükümete karşı mücadele edeceksin. Bu çelişki değil mi?
Değil. Ben hükümeti desteklemiyorum. Aklım, referandum olursa çıkarlarıma uygun bulduğum için değişikliklere evet demem gerektiğini söylüyor. Ben evet dememim çıkarlarıma uygun olduğunu düşünüyorum.
Bir de halkın gerçekten referandumda iradesini yansıtabilecek yeterli bilincinin olup olmadığı tartışılabilinir. Bu sorunun cevabı da bence” halk, sırtında bir deli gömleği olduğunun ne kadar farkındadır?” sorusunun cevabında saklıdır.



Ali Rıza Üleç
03.04.2010-Almanya


 

Bu yazýyý Facebook'ta paylaþabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaþ
0
Yorumlar
06 Nisan 2010 02:10

kizilcam

Sayýn Birol Akdemir,

Öncelikle "asker vesayetinin kaldýrýlmasý ve darbecilerin yargýlanmasýný" talebi gibi ortak bir noktadan bir kez daha demokrasi ile ilgili düþüncelerimizi açýklamakta yarar var.
Ben demokrasinin aranarak deðil uðruna mucadele ederek kazanýlmasý gerektiðine inanýyorum. Bu inancýmý da bir çok yazýmda defalarca dillendirdim.
Ama yine de doðru bildiðiniz bir adres varsa yazmanýzda fayda var.
"Meclisin atadýðý yüksek yargý üyeleriyle ülkenin daha demokratik olacaðýný" düþündüðümü nasýl çýkardýnýz. Ben böyle bir þey söylemiyorum.

Üstelik taslakta önerilen deðiþikler yalnýzca yüksek yargýyýyla sýnýrlý deðil. Tümü üzerinden deðerlendirme yapmak daha doðru olur diye düþünüyorum. Ama sizin yargý ile ilgili deðiþikliklere karþý çýktýðýnýzý anlýyorum. Oysa bugünkü haliyle önerilenleri yanyana koyup deðerlendirdiðimde ben, önerilen deðiþiklerin 12 Eylül anayasasýnda var olandan daha ileride olduðuna inanýyorum.

Öyle sanýyorum ki bir þeyi sizde teslim edeceksiniz. Anayasalar hakkýnda sizin de yaþamýnýz boyunca þahit olduðunuz en yoðun tartýþma ve bilgilenme ortamýný halkýmýz AKP hükümetleri döneminde yaþamýþtýr. Bu bakýmdan da halkýzýn hem bilgilenmesi hem de biliçlenmesi için bence küçümsenmeyecek bir süreç yaþanmaktadýr. Ben insanlarýmýzýn bu sürece aktif katýlmalarýndan yanayým. Özelliklede iþ yerlerindeki toplu söyleþme süreçleriyle kýyaslamamýn amacý bu. Kýsacasý bir þey istiyorsanýz onun için mucadele edeceksiniz. Taslak benim istediðim bir taslak deðil. Ancak eskisinden ileri bir önerilerin bulunduðu bir taslak ve ben bunun için destekliyorum.
Samimiyet konusunda her kes kendisi kendisiyle hesaplaþmalý bence.

Bence önerilen deðiþiklikler vesayet rejiminin kalbini besleyen önemli damarlarý týkayacak.
Seçim ve partiler yasalarýnýn deðiþtirilmesi barajýn aþaðýya çekilmesi bu paket içinde olsaydý kuþkusuz çok iyi olurdu.Bence olmamasý samimiyetsizlik deðil cesaretsizlik. Bu parlemetoda bu cesareti gösterecek bir parti varmý.
Bence biraz sabýrlý olmak gerekiyor. Mecliste maddeler tek tek tartýþýlýrken içerikleri daha iyi anlaþýlacak ve neye muhalefet edip neyi desteklememiz gerektiði daha net görülecektir.

Ben Türkiyede yaþanan deðiþim sancýlarýnýn iç dinamiklerden deðil; AKP kaynaklý deðil yazýmda da belirttiðim gibi tüm dünyayý saran deðiþimin kendisinin yarattýðý sancýlar olduðuna inanýyorum.

Düþüncelerimi daha geniþ açýklayabilme olanaðý yarattýðýnýz için teþekkür ediyorum. Salt eleþtirilerden sýyrýlýp düþüncelerimizi tartýþabildiðimiz oranda inanýyorum ki birleþebileceðimiz çok þeyimiz olduðunu da farkedeceðiz.

Sevgiler




05 Nisan 2010 00:01

birol

Demokrasiyi yanlýþ adreste arýyoruz , AKP için demokrasi amaç deðil , islam devleti hedefine ulaþmak için kullanýlacak araçtýr. bunu önceden bir çok kez ifade ettiler. (videolarýný saklýyorum)
Demokrasi istiyorlarsa sadece secim yasasýný deðiþtirmek, barajlarý tamamýyla kaldýrmak bile çok büyük iþler olurdu,
Asker vesayetinin kaldýrýlmasýný, darbecilerin yargýlanmasýný tüm kalbimle desteklerim (bir zamanlar o cuntanýn içinde yer almýþ olmama raðmen)
Memura vermeleri gereken toplu sözleþme hakký için 7 yýl beklemeleri mi gerekiyordu, onlara kim engel oldu?
Meclisin atadýðý yandaþ yüksek yargý üyeleriyle ülkenin daha demokratik olacaðýný nasýl düþünebilirsiniz, RTÜK meclisin atadýðý üyelerden oluþuyor ve durumu ortada,
AKP nin huyudur 1 doðrunun yanýna 3 yanlýþ katmak, samimilerse anayasa deðiþikliklerini paket halinde deðil; tek tek yapsýnlar,
hepsinin gözlerinden öpeyim, sizin de...
Uyarý

Yorum yazabilmek için üye olmalý ve oturum açmalýsýnýz.

Eðer sitemize üye deðilseniz buraya týklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eðer üye iseniz oturum açmak için buraya týklayýn.