Türkiye’nin Kürtçe şarkıyla Eurovision’da temsili

14 Eylül 2009 04:44 / 2733 kez okundu!

 


Güncelliği nedeniyle İ.Mısırlıoğu'nun 18 Mayıs'ta yayınladığımız yazısını tekrar yayınlıyoruz.

Ekşi Sözlük’ün ve onun açtığı yolda büyümüş irili ufaklı onlarca sözlüğün şu sıralarda tartıştığı konulardan birisi ülke sorunlarımızın düğüm noktasından birine işaret ediyor.

2 yıl önce 11 Mayıs 2007’de, Türkiye’deki ilk üç sözlük arasında sayılan Uludağ Sözlük’e (
www.uludagsozluk.com) nuhungemisi adıyla, 

türkiye nin kürtçe şarkıyla eurovision da temsili 

diye bir başlık (http://www.uludagsozluk.com/k/türkiye-nin-kürtçe-şarkıyla-eurovision-da-temsili/)
açıp, şu yazıyı yazarak şöyle bir tartışma başlatmıştım (büyük küçük harf ve diğer bazı minik imla kurallarının sözlükte değişik biçimde yürüdüğünü dikkate alınız lütfen) : 

www.uludagsozluk.com/e/1630424

“gerçekleştiği gün ülkemde demokrasinin, insan haklarının ayaklar altından alınıp göğe vurduğu gün olacaktır; belçika'nın bir yıl flamanca* bir yıl fransızca katılması, isviçre'nin italyanca, almanca, fransızca ve ingilizce şarkılar seçebilmesi buna örnek verilebilir;

eğer birleşik kıbrıs cumhuriyeti'ni rum tarafı da onaylamış olsaydı, bazı yıllar kıbrıs'ı türkçe parça temsil edecek ve tele-seçimin oylarını süpürebilecekti;

dünyanın en büyük kürt nüfusuna sahip devleti, türkiye cumhuriyeti'dir; buna karşılık kürtleri kürt kimliğiyle tanımamak için benim ülkem nice dolaplar çevirdi ve benim gibi türkleri de az utandırmadı;

köylerinin isimleri değiştirildi, insanlar çocuklarına istedikleri isimleri koyamadılar, dillerini geliştirmek için kurslar, enstitüler açamadılar; 250.000 türkiye cumhuriyeti yurttaşının yaşadığı hollanda'da, belirli bir sayıyı geçince okullarda çocuklara ana dillerinde ders saati ayrılmak zorunda olduğu halde biz ülkemizde kürtçeyle alay ettik, herkesi zorla türkleştirmek için eğitim dahil her yolu kullanmayı denedik; ülkemizin radyolarında ve televizyonlarında dünyanın her dilinden şarkıya yer verilirken, yıllarca kürtçeyi yasakladık; şimdilerde bile ilk fırsatta üstüne yatmaya çalışılan bir hak durumunda...

özetle, 2023'e dek türkiye’nin bir kürtçe şarkıyla eurovizyona katılmasıyla ancak bu ülke kürt vatandaşlarına borcunu manevi olarak ödeyebilir. iki halkın empatisindeki en yüksek nokta olur o gün ve kardeşlik bayrağı en yükseğe çekildiği için, ülkemin birliği en kuvvetli noktasını bulur.” 

Bu yazıya hem büyük destek hem de karşı çıkış yazıları gelmekte gecikmedi. 

Bunun üzerine aşure tadında ek yaptım: 

www.uludagsozluk.com/e/1630470

aşure tadında ek:

“eksi oylarda rekor kırmam benim ayıbım değil ne yazık ki. bunca insanın böyle düşünmesinden utanıyorum ve gelecek beni daha da ürkütüyor şimdi. mevlana'nın, yesevi'nin, yunus'un, hacıbektaşı veli'nin pir sultan abdal'ın, şeyh bedreddin'in toprağında büyümenin üstümüzdeki etkisinin bu kadar az olmasından da ayrıca üzgünüm. seçim barajını bu kadar yüksek tutarak, insan hakları, kültürel haklar konusunda bu kadar katı olup, körleştirici ulusalcılık paranoyasının etkisinde davranarak, cumhuriyeti birlikte kurduğumuz kürt kardeşlerimize türkiye'yi dar ederek, kimliklerini tanımayarak, onları zorla kuzey ırak'taki oluşuma fikren ve fiziken yaklaştırdığımızın ne kadar farkındayız? asıl farkında olunması gereken tehlike burada değil mi? asıl bölücülük bu değil mi? 1000 yıldır birlikte yaşayan kürtleri ve türkleri bu coğrafyadan kim ayırabilir? biz kendimiz bunu istemedikten sonra! unutulmasın ki, ılımlı yaklaşım her zaman kazanır, empati her daim iyidir.

mozaikten çok, anadolu bir aşure kazanıdır; nuhungemisi’nin en övündüğü yemeğidir o; o denli güzeldir ki kimilleri ona tatlı der; aşurenin içindeki her şeyin tadını ayrı ayrı hissederiz, hiç birisi öbürüne baskın çıkmaz, diğerini ezmez, ötekileştirmez ama bu tek tek güzel tadların yanında aynı zamanda aşurenin kendi başına ayrı bir lezzeti vardır, hem herkesten, her şeyden biraz almıştır hem de artık kendi olmuştur.

aşurenin ustası nuhungemisi hep bu diyardaydı, hep olacak, o kimseye git demez, terket demez, kendini bilenlerin, kendi olmuşların baş üstünde yeri vardır, kendini bilmişlere her daim kapısı açıktır.

kendi topuğuna kurşun sıkmakla ünlü türkiye'nin, sorun denileni, avantajı haline dönüştürebileceğine inancını henüz yitirmeyen, kürtçeyi kendi toprağının zenginliği bilen bir türk olarak; eurovizyon'a gönderilen kimi şarkıların geçmişte ve şimdi nasıl bir kimlik bunalımı içinde çabaladığımızı gösterdiğini düşündükçe kürtçe bir ezginin bir gün eurovizyonda herkese iyi gelebileceğini düşünüyorum.” (nuhungemisi, 11.05.2007 05:16 ~ 05:18)
 

Arada (19-02-2008) bir ek yapmışım: 

www.uludagsozluk.com/e/3028727

“adil olunacak yollar bulmadıkça her bahar karşımıza çıkacak tepe; tepeler tırmanırken yorsa da her daim ardında yeni ufuklar barındırır; ayrıca inişi de güzeldir, insanın içini bir hoş eder. denemeden bilemezsiniz. bir kürt gencinin gözünde o anın yaşlarına rastlamak, türkiye'ye bağlılığını en üstte görmek, gözünü yanlış çözümlerden, sınır ötesinden ilk kez çevirmesine tanık olmak ilginç olurdu doğrusu. özetle, ülkemin yararına olduğu su götürmez kesinlikte olan girişimdir bu.” 

Sonra ikinci ek gelmiş (08-05-2008) : 

www.uludagsozluk.com/e/3372141

“bir yıl geçti üstünden, bir bölüm yazar söylenmek isteneni anladı, türkiye'nin birlik içinde güçlü olacağını, bu birliğin de eşitlerin birliğinden doğacağın gördü; görmeyenler de genellikle görmek istemeyenler... ama dünya onların zorladığı tarafa dönmüyor bereket.

ha, hala eksi verenler, küfredecek yeni bir mecra bulmanın son keyiflerini çıkarmak isteyen gecikmiş horozlar her yerde olduğu gibi bizim çöplüğümüzde de var; yine bereket ki kendi çöplüğümüzde peygamberlik iddia edecek kadar cahil değiliz. kimseyi üzmeyiz;

yunus'u, mevlana'yı, ahmede hani'yi çıkarmış bu topraklar üç beş çapulcunun, üniformalı ya da üniformasız biçimde de olsa silaha ve şiddete tapanın peşinden gitmez.

müziğin, dansın ritmleri gün gelecek bütün sevgisizlikleri alt edecektir. biz göremesek de çocuklarımız görür hiç olmazsa.” 

2009’daki son “Hadise” üzerine ise güncel ek yaptım: 

“başlığı açarken düşündüklerime biraz daha yaklaştığımızı hissediyorum. (bkz: barış için 20 kolay öneri)

bu konuda ısrarlıyım. en azından gelecek yıl yarı kürtçe yarı türkçe bir şarkıyla katılmak ülkemize çok iyi gelebilir. kardeş türküler de bunu eminim en iyi biçimde başarır. 

(nuhungemisi, 13.05.2009 15:27)
 

Barış için 20 kolay öneri üzerine de not düşülmeliydi: 

taraf gazetesinin 12 mayıs 2009 tarihli sayısında, kürt sorununun çözümü doğrultusunda, özellikle psikolojik ortamı iyileştirecek adımlar olarak sayılmış 20 öneri; ki bunların sakin, serinkanlı biçimde konuşulması bile barış yolunda önemli bir etki yapabilir. bu uğurda artık insanların ölmemesi için 20 öneriden kimilerini hemen uygulamaya koymak, yönetim noktasındakiler için acilen gereklidir. 

( www.taraf.com.tr/haber/33549.htm
 )

 
bunlara aslında bir tane daha eklenmelidir: (bkz: türkiye nin kürtçe şarkıyla eurovision da temsili) 

#5201053 (nuhungemisi, 13.05.2009 15:22 ~ 15:24) 


Ve Son Söz yine sözlükten: 

“rusya bile yarı rusça yarı ukraynaca şarkıyla katılabiliyorsa; -ki onların milliyetçilikleri türk milliyetçiliğinden aşağı kalmaz-

israil, birisi musevi diğeri ise yarı arap olan iki şarkıcıyla katılabiliyor ise; -ki ikisinin şarkı boyunca birbirine değmeyen ama çok yakın duran, bu nedenle de gerilim yaşatan ellerinin, şarkının sonunda kenetlenmesi güzeldi-

biz bunu neden başarmayalım?

bir kısmımızın, hoşlanmayacağı hatta aldığım eksi oylardan biliyorum ki hoşlanmadığı, bellidir! ama kardeş türküler ve iki dilli bir şarkı, çoğunluğa iyi gelebilir, ülkemizin birliğine hizmet edebilir, hepimizi rahatlatabilir.

bir yılımız var, düşünmek, tartışmak ve gerçekten çözüm aramak için...

ha, davete yeni katılan ve kaleminden kan damlayan hevesli gençlerimiz için de bu zaman önemli... gelecek yıla kadar belki biraz sakinleşebilerler...

ama eğitim sistemimiz böyle kaldıkça her yıl küfürbazlar sınıfını yeniden ve yeniden dolduranlar hep olacaktır. bu da işin acı tarafı işte...” 

www.uludagsozluk.com/e/5224817

Bu yazılanlarla ilgili de hemen eksi oylar imdadıma yetişti ve nasıl bir ortamda dans etmeye çalıştığımı bana yeniden anımsattı. Ancak yılmak yok, buna hakkımız da yok, zamanımız da! 

Çünkü zamanımız neredeyse bitti! Uzatmaları oynamaktayız ve hala yeterince farkında değiliz… 

Farkındalık arayanlar için sözlük dünyasına dalmak iyi gelebilir… Ne hayale kapılın ne de umutsuzluğa ama dalıp gidin ve keyfini çıkarın sözlüklerin… Hem fikirlerinizi güncelin kaynağında sınayın, hem de öğrenin… Zamanın ruhunun politikaya attığı çentikleri bir de buralardan yakalayın… Üstelik bir çentik de size atma fırsatı da sunabiliyor sözlükler… Yeter ki sözlüklerin ruhunu gözden kaçırmayın. 

İ. Mısırlıoğlu
18 Mayıs 2009


http://www.eksisozluk.com

http://www.itusozluk.com

http://www.uludagsozluk.com

http://www.yyusozluk.com

http://www.sozlukege.com

http://www.mrmrsozluk.com

http://www.marmarasozluk.net

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.