İyimser Senaryo Kazanmalıdır
12 Aralık 2009 03:00 / 3670 kez okundu!
PKK, Kürt sorununun (belki de Türk Sorununun) sebebi değildir sonucudur. Bu anlamda aslında Türkiye Cumhuriyeti'nin gençlik günahlarının bir sonucudur. Bu yanıyla Kürtler kendilerini isyana kalkışmakta haklı sayabilir. Ben, ne olursa olsun silaha ve şiddete başvurulmasına karşıyım ama bu benim. Birileri ise başka çarelerinin kalmadığını düşünebiliyorlar.
Haklı olmak bir şeydir elbette ve günümüz kaosunda bu haklılığı yakalamak çok da kolay değildir ama haklı kalabilmek haklı olmaktan daha zordur. Bugün, PKK artık haklı kalabilmekte de zorlanıyor. Onların politikası bütün açmazları içinde barındırıyor çünkü onlara bırakılan tek yol hep dağa çıkmak, silaha sarılmak oldu; yasal politika yapma gayretleri kanla, hapisle, parti kapatmayla, zorla engellendi. Lider diye inandıkları kişi içerde, tecritte, F tipinden bile ağır koşullarda tutuluyor. Ya savaş esiri sayacağız onun kurallarına uyacağız ya da mahkum kabul edeceğiz, ona uyacağız. Oysa kendi yasalarımıza bile uymadığımız durumlar var. Ortalık ayrıca her türlü komplo için uygun durumda. paranoyalar kol geziyor.
İşte Türklerin bölünmekten, PKK'nin ise tasfiyeden korktuğu böyle bir ortamda sokak eylemleri alıp yürüyor. Bu durumda DTP'den, Kürtlerden akılcı, hukuki çerçevede, "daha bilinçli" siyaset yapmalarını nasıl isteriz? Onların da etkilendiği en önemli akım "Türk küstahlığı" değil midir? Osmanlı, en son demlerinde bile dünyayı kendi yönetiyormuş gibi davranmadı mı? Yıllarca biz de bir çok konuyu halının altına süpürüp hiç bir şey yokmuş, bütün dünya yanılıyormuş, tek taraflı bakıyormuş gibi davranmadık mı? Kart kurt demekten daha dün vazgeçmedik mi? Bunu unutmayalım ama DTP'nin de son döneminde söylemlerinde ne yazık ki tipik Türkiye Cumhuriyeti davranışlarının kopyasını görüyorduk. Yani açılım sırasında hücre düzenlemesini biçimsiz yapmak ve bunu ortalığa iyileştirme diye sunmak ne kadar yanlışsa, bunu bahane edip mahkeme öncesinde ortalığı savaş alanına çevirmek de o kadar yanlıştı.
Bu nedenle haklı kalmakta zorlananları anlamak ama her şeye rağmen eleştirmek de doğrudur, adildir, demokratiktir. Örneğin günümüzün vicdanı olmaya devam eden Ahmet Altan ve Taraf', çoğunlukla DTP'yi hatta PKK'yi bile anlamaya çalışırken, son zamanlarda yoğun biçimde eleştirmişti. Çok da haksız sayılmazdı Taraf.
Ancak Anayasa Mahkemesi devreye girip, tartışmayı bitirdi, başka yöne çevirdi. Kürtlere şunu demiş oldu, "PKK'yı kapatamıyoruz çünkü onlar illegal, ama siz elimizdesiniz, sizi kapatacağız!" Bunun başka izahı yoktur... Alınan kararın, kanuni çerçevesi ne yazık ki vardır ama hukuk içinde olduğunu söyleyemeyiz. Hitlerin de Saddamın da kanunları vardı ama oralarda hukuk yoktu, bunu hiç unutmayalım.
Ülkemizin bir partisinin kapatılmasına sevinmek mümkün değildir. AKP'nin de kapatılmasına sevinecekler çok, MHP'nin de. Peki parti kapatmak çözüm müdür? 40 yıldır aynı nedenlerle 10-15 parti kapatıldı... Sorun çözüldü mü? Hayır... Giderek büyüdü... Demek ki yanlış yoldayız. Demokratik Açılım'ı kösteklemek ve barış umudunu yok etmek için bundan daha güzel bir girişim olamazdı. Kürtlere denmiş oldu ki: "Size yasal alanda bir şans yok. Tek çareniz dağa çıkmaktır. Kusura bakmayın!"
Özetle, şehit cenazelerinin gelmesinin devamını isteyenler kazandı. Çok yazık! Üzgünüm.
Şimdi ne olacak?
Kötümser senaryo: Yarın Tüm Türkiye'de büyük protestolar başlar; taşlamalar, yangınlar, kurşunlar, patlamalar yaygınlaşır, ülke yangın yerine döner, Ak Parti'den kimi istifalar olur, politik alan karışır, ordu yeniden darbe hesaplarına başlar. Demokratik Açılım Kaf Dağı'nın ardına gider, taşistler sevinçten göbek atar, barış yanlıları, çocukları askerde olan anneler, babalar kabus görmeye başlarlar. Arka arkaya olumlu notlar alan ekonomi sarsılır, borsa çöker, Türkiye yeniden İMF'ye yanaşır, devletçi, elitçi, içe kapanmacı lobi bayram yapar.
İyimser Senaryo: Başta Kürtler olmak üzere herkes bunu sakince karşılamaya gayret eder. Mevcut yeni sol parti oluşturma ekibiyle birlikte DTP çevresi ortak bir parti kurmak üzere anlaşırlar. Bu hem Kürtler hem de demokrat Türkler nezdinde yeni bir umutlu hava estirir. Ekonomide küçük bir düşüşün ardından olağan seyir başlar. İMF, Devletçi, elitçi, içe kapanmacı, militarist, ulusalcı lobi avucunu yalar. Demokratik Açılım ise yeni bir ivme kazanıp sürer. Barış kazanır. Anneler, babalar rahat uyurlar.
Ben iyimser senaryo için aktif çalışmaktan yanayım. Kötümser senaryonun gerçekleşmesi için canını dişine takarak çabalayanları gördükçe, bizim gibilerin de biraz daha aktifleşmesinin zamanı geldi diye düşünüyorum. Lütfen barış fikrinden uzaklaşmayalım, çevremizi de uzaklaştırmayalım.
İlhami Mısırlıoğlu
İstanbul
11.12.2009



