Barış ve Olgunlaşma zamanı

23 Ekim 2009 17:18 / 2409 kez okundu!

 


1960'larda Şemsi Belli'nin yaptığı gibi “Anayasso” diyerek naifçe anayasal haklar istediler, devlet yüz vermedi; "Kürt Halkından söz ediyor" diye 1971'de TİP'i (Türkiye İşçi Partisi) kapattı, 1980'lerde Diyarbakır hapishanesi felaketini yaşattı; Kürtçe'yi tümden yasakladı, ...


*****

Barış ve Olgunlaşma zamanı

1960'larda Şemsi Belli'nin yaptığı gibi “Anayasso” diyerek naifçe anayasal haklar istediler, devlet yüz vermedi; "Kürt Halkından söz ediyor" diye 1971'de TİP'i (Türkiye İşçi Partisi) kapattı, 1980'lerde Diyarbakır hapishanesi felaketini yaşattı; Kürtçe'yi tümden yasakladı, 1984 yılında silahlı isyan yapıp dağlara çıktılar, devlet, bataklık ıslahı yerine tek tek sivrisinek öldürmeyi çözüm sandı; onları politik alana çekmek yerine kurdukları tüm partileri (HEP, DEP, HADEP) kapatmayı sürdürdü ve sadece dağ yolunu açık bıraktı. 

Türk’üyle Kürt’üyle 40.000 ölüyü ve 500 milyar doları toprağa gömdükten sonra 80 yıldır uyguladığımız yolun çıkmaz olduğunu anladık. PKK de silahın çıkmazını gördü. Dünyanın değişimi de zorunlu kılınca, Demokratik Açılım başladı... 

Kimin yaptığı ya da yapmak zorunda kaldığı çok önemli değildi… Önemli olan barışma umuduydu. 

Kartsın, kurtsun dediklerimizin Kürtlüğü kabul edildi; dilin yok, dilin yasak dediklerimize TRT Şeş kuruldu; Cumartesi anaları propaganda yapıyor demiştik, şimdi 17.000 faili meçhul için taburları kazıyoruz. Ülke tarihimizde ilk kez sivil-asker darbecileri yargılamaya başladık. Silah bırakıp teslim olsunlar, gerekenler sonra yapılır dedik, geldiler.... Ve gereği yapılıyor. 

Barış ilk kez bu kadar yakınına geldi ülkemizin. 

Kendisine muhalefet partileri denen, yaşlı ve hep kaybeden başkanlara sahip partiler her açılımın önünde durmaya başladılar. Galiba muhalefeti yanlış anlamışlar. Muhalefet iktidarın bir parçasıdır aslında ve bunu sen hissetmez, hissettirmezsen, sana oy verecek olanlar senin iktidar olmak isteğine asla inanmazlar ve buna izin de, oy da vermezler. 

İnsanların sevincini engellemeyin 

Bu sefer de bazıları diyor ki "Niye seviniyorsunuz? Zafer mi kazandınız? Şov yapmayın" 

Burada durun lütfen! 

Bu kadar mı empati yoksunuyuz? Bu kadar mı kibirliyiz? Bu kadar mı gerçeklere göz kapatıyoruz. Barış herkese kazandırır, herkesin sevinmesi gerek. Sevinenlere kızmak biraz anlamsız, biraz çocukça değil mi? Bırakın insanlar eğlensin. Aşırılıklar mümkünse olmasın ama olacaksa da buralarda olsun. Dağlarda gençlerin ölmesi aşırılığına devam etmek neden doğru olsun?? 

İçinde bulunduğumuz türden ortamlarda milliyetçilik seline kapılıp gitmek çok kolaydır. Bayrak, asker, hamaset edebiyatı gibi şeyler, başka bir şiddet dilinin hayatımızdaki devamıdır aslında. İnternet ortamlarında eskinin CHP’li gençlerinin bir çoğunun kaba, milliyetçi, ırkçı, şoven rüzgarlara teslim olduğunu görmek çok acı. Baykal nasıl bir gelişmenin fitilini ateşlediğinin acaba farkında mı? Bu ortamda akılcı, sağduyulu biçimde davranmak daha doğru olmaz mı? Barışa ilk kez bir şans vermek yerine, şiddet çağrılarına kapılmak hayatı yanlış okuduğumuzu göstermez mi? 

Başbakan diyor ki, “bu gösterileri doğru bulmuyorum; bir bayram sevincine ya da dostların karşılaşması şovuna gerek yok.” İlginç… Belki durum tam da böyledir Sayın Başbakan. Halk için barışın ihtimali bile bayram sevincini gerektirir. Türkler bunu algılamayıp sevinmiyor olabilirler. Ancak Kürtlerin buna daha çok sevinmesini nasıl engelleriz? Kim bilir belki barış onlar için daha kıymetlidir. Çünkü ölen Kürt evlatlarının sayısı daha çok ve üstelik tarlaları, evleri bombalanan, yurtlarından sürülenler de onlar. Bu dönemin bitmesi olasılığına da bayram kutlaması yapacak kadar sevinmelerini nasıl kınarız? En fazla onları biraz daha anlayışlı davranmaya çağırabilirdik… Ya da politik olarak daha olgun olmaya… O kadar. Ancak onlara yasal politika hakkını da neredeyse hiç tanımadığımız için, bizden daha olgun davranmalarını istemek de ne kadar gerçekçi acaba? 

Kimbilir belki artık çocukça naiflikleri bırakıp toplum olarak birbirimize yardım ederek adımlar atmalı ve Demokratik Açılım’a gerçek bir destek vermeliyiz. 

Toplum olarak birlikte olgunlaşmamızın zamanı gelmedi mi? 

İlhami Mısırlıoğlu
23 Ekim 2009

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.