'ÇOCUK ve RESMİ ŞİDDET'

12 Mayıs 2009 01:08  

 

'ÇOCUK ve RESMİ ŞİDDET'

Çocuklar İçin Adalet Çağırıcıları, 1991’de çıkan ve 2006 senesinde yenilenen Terörle Mücadele Kanunu sebebiyle sanki “yetişkin”lermiş gibi, o koşullarda gözaltına alınan, sorgulanan, yargılanan, hapsedilen TMK Mağduru Çocuklar’a dair kampanyasına 12 Mayıs Salı günü, Bilgi Ü. Dolapdere kampüsünde yapılacak “ÇOCUK ve RESMİ ŞİDDDET” paneliyle devam ediyor.

Panel’de TMK Mağduru Çocuklar’ın gözaltına alınırken, gözaltında, sorguda ve hapiste gördükleri şiddetin yanı sıra, çocuk ve şiddet ilişkilenmesi hukuk, tıp, psikoloji, sosyoloji, eğitim, emniyet, medya alanından uzmanlar ile çocuğu resmi şiddete maruz kalmış ailelerce tartışılacak. Ayrıca Emniyet’te verilmeye başlanan Çocuk Hakları seminerlerinin ne kadar yeterli olduğu üzerinde durulacak

Tarih: 12 Mayıs 2009
Saat: 18: 30
Yer: Bilgi Üniversitesi. Dolapdere Kampüsü. BS2 Salonu.
Adres: Kurtuluş Deresi Cad. No: 47 34060 Dolapdere/ISTANBUL
Tel: (0212) 311 50 00 


AKIŞ

Açılış Sunumu

“Hakkari Belgeseli”

Yasemin Göksu 12 Mayıs günü Adana’da yargılanan F.E (16) ve M.K (17)’ye destek için acapella bir şarkı okuyacak.
Panel sebebiyle 12 Mayıs 2009 tarihinde Adana 6. Agir Ceza Mahkemesi'nde duruşması yapılacak TMK Mağduru 2 çocuk için bu kez farklı bir destek etkinliği düzenlemedik. TMK Magduru Çocuklar'dan F.E (16) ve M.K (17) 01.11.2008 tarihinden bu yana hapis. M. K., Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye getirilişinin yıl dönümü dolayısıyla 15.02.2007 tarihinde Adana Ova mahallesinde yapılan gösteriye katılmak, yasadışı slogan atmak ve belediye otobüsüne taş atmaktan gözaltına alındı ve hakkında örgüt üyeliği suçlamasıyla (TCK 314/2) 4 sene 2 ay hapis cezası isteniyor. F.E. ise Sınır ötesi operasyonu protesto etmek amacıyla Ova mahallesinde 09.03.2008 tarihinde saat 16.00 sularında “Edi Bese Kampanyası” çerçevesinde düzenlenen eyleme katılarak yasa dışı slogan atmak ve polise taş ve molotof kokteyli atmaktan gözaltına alındı. F. E. Hakkında (3713 sayılı kanunun 7/2 maddesinden ) örgüt propagandası suçlamasıyla 8 ay hapis cezası ve (TCK’nun 314/3, 220/6 maddesi delaletiyle) örgüt üyeliği suçlamasıyla 3 sene 9 ay hapis cezası isteniyor. 16 yaşındaki F.E. için istenen toplam hapis cezası 4 sene 5 ay.

“Diyarbakır Barosu’nun hazırladığı gözaltında ve sorguda işkence gören, öldürülen çocuklara dair slayt-show”

PANEL

Panelistler
Aynur Tuncel
Fatma Karakaş Doğan
Hülya Tanrıöver Uğur
Kasım Yağmur
Neslihan Akbulut
Serdar Değirmencioğlu
Şebnem Korur Fincancı
Zübeyde Kılıç

Türkiye Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni 19 sene önce imzaladı. Ama yeni TMK’yle bunu yok sayıyor. Üstelik bu durum Anayasa’nın 90. maddesi’ne göre suç.

Tüm dünyadaki gibi “suçlu çocuk yoktur”, “suça itilen çocuk vardır” tanımını kabul eden ve “ceza”nın çocuğa uygulanacak en son yaptırım olduğunu öngören Çocuk Koruma Kanunu da Türkiye’de mevcut. Ama yeni TMK, bu kanunu da yok sayıyor ve 12-18 yaş arası çocuklara çocuk değilmiş gibi işlem ve muamele yapıyor. Hele 15-18 yaş arası çocukların durumu çok vahim.

Çocuk Koruma Kanunu doğrultusunda eğitilmiş polis, asker, savcı, gardiyan vb devlet memurlarının sayısı çok az olduğundan TMK Mağduru Çocuklar, gözaltına alınırken, gözaltında, sorguda, hapiste fiziki ve manevi işkenceye, kötü muameleye maruz kalıyor, hatta öldürülüyor.

2008 Nevruz’unda Hakkari’de polis tarafından kolu kırılıp ardından da “devlet memuruna mukavemet” suçlamasıyla tutuklanan 15 yaşındaki C. T.’nin ekranlara yansıyan görüntülerini hatırlarsınız.

Peki ya bu 23 Nisan’da, Çocuk Bayramı’nda dünyanın en utanç verici kara-komedisi olarak, özel tim görevlisinin kafasına dipçik darbeleri indirdiği 14 yaşındaki S. T.’nin görüntüleri ?

Aynı 23 Nisan operasyonunda polisten kaçarken dereye düşüp ölen, yine 14 yaşındaki Abdülsamet Erip de var. İsmini gizlemiyoruz; çünkü “ölü çocuklar” isimleriyle bakidir, artık onlara vereceğimiz fazladan bir zarar yoktur.

Bir gün sonra ise Van’da 7 yaşındaki Maziye Aslan polis panzerinin altında ezilerek can veriyordu. 27 Nisan’da bu kez Şırnak’ın Cizre ilçesinde, 10 yaşındaki Ş. B. Kafasına atılan gaz bombasıyla ağır yaralanıyordu.

1991’den bu yana polis ve asker şiddetiyle hayatını kaybeden çocuk sayısı 328. Aralarında henüz ismi konmamış bebekler de vardı.

TMK Mağduru Çocuklar’a her gün yenileri ekleniyor. Maalesef çocukların şimdilik yargılandığı Adana, Batman, Hakkari, Hatay, İskenderun, İzmir, Mardin, Mersin, Siirt, Şırnak ve Van’da bile TMK Magduru Çocuklar’a dair toplumsal farkındalık çok az.

Ebeveynlerinin ırkları, dinleri, milliyetleri, sınıfları, ideolojileri ne olursa olsun; kendi cinsiyetleri ne olursa olsun, çocuklar sadece ÇOCUK’tur.

Mardin, Bilge köyü katliamının ardından sağ kalmış çocukların medyada kullanımı da “çocuk ve şiddet” olgusunu yeniden ve detaylı ele almamızı bir zorunluluk haline getirdi.

Çocuk ve şiddetten bahsedilince, ekseriya akla ilk gelen çocuğa uygulanan şiddet oluyor. Oysa çocuk şiddete tanıklık ettiğinde de kendisine şiddet uygulanmış kadar zarar görür.

Şiddet, bir insanın bir başka insana, arzusu harici fiziksel, sözel ya da cinsel olarak tahrip edici güç uygulamasıdır. Şiddet, yetişkinlerin ruh sağlığını ciddi biçimde tahrip ederken, çocuğun boyutları açısından bakıldığında, baş edilebilmesi çok daha zor bir olaydır. Dünya onlar için yeterince büyük ve zor iken, şiddet onların yaşama uyumlarını daha da güçleştirir. Son günlerde basında, bebeklere, çocuklara uygulanan şiddet olayları ile çok sık yüz yüze geldik, hepimizin yüreği burkuldu. Çaresiz, küçücük varlıkların maruz kaldıkları vahşet, biz yetişkinleri dehşete düşürdü. Onları, bu hale getiren yetişkinleri nefret ile kınadık. Bir kez daha, anne baba olmanın nasıl bir olgunluk düzeyi gerektirdiği ile yüz yüze geldik. Çocuklara uygulanan şiddetin başında fiziksel şiddet, dayak gelmektedir.

Dayak çoğunlukla, yetişkinin öfkesi sonucunda çocuğa uygulanır. Çocuğun yaptığı herhangi bir davranış, yetişkini öfkelendirir ve dayak gerçekleşir. Bazı anne babalar, dayağın çocuk eğitiminde gerekli olduğunu düşünürler. Çünkü onlar da kendi anne ve babalarından öyle görmüşlerdir. Çocuklarını dövdükleri için hiç rahatsızlık duymazlar. Bazı anne babalar da dövdükten bir süre sonra yaptıklarından pişmanlık duyar, çocuğa sarılır, öper hatta özür dilerler. (ya da Hakkari, Cizre olaylarında olduğu gibi polis şiddetine uğramış çocukları, hiyerarşice en üstteki yerel resmi görevliler ziyaret eder) Çocuk, canı yandığı, incitildiği için öfke duyar ama bunu ifade edemez; çünkü bunu ona yapan annesi, babası ya da bir biçimde bağımlı olduğu bir başka yetişkindir. Onlara duyduğu sevgi ile onların ruhunda yarattığı hasarı birbiriyle uzlaştıramaz. Bunun sonucunda da öfkeyi kendine yöneltir. Çocuğun kendine duyduğu bu öfke, onun tüm yaşam alanlarına yayılır. Hissettiği olumsuz duygular, yaşama uyumunu zorlaştırır. Okulda, arkadaş ilişkilerinde sorunlar yaşamaya başlar.

Bir eğitim aracı olarak kullanılan dayak, kısa bir süre için etkili olabilir. Dayak yediği andan itibaren kısa bir süre içinde çocuk istenmeyen davranışı yapmaz. Ancak, bir süre sonra çocuk, kendisini o davranışı yapmaya yönelten gereksinmeleri karşılanmadığından, yeniden aynı davranışta bulunur. Dayağın, uzun vadede çocuğa kazandırdığı hiçbir eğitici yanı yoktur. Hiç mi bir şey kazandırmaz? Kazandırır, dayağı, bir yöntem olarak o da kendi yaşamına katar. Kardeşlerini, arkadaşlarını, eşini, çocuklarını hatta annesini babasını öfkelendiğinde dövebilir. "İnsan, annesini babasını döver mi? " demeyin.

Şiddetin, en az şiddete maruz kalmak kadar tahrip edici bir diğer çeşidi de şiddete tanıklık etmektir. Babalarının, annelerine sürekli fiziksel şiddet uyguladığına tanıklık eden çocukların hem kısa, hem de uzun vadede, ruhsal ve sosyal sorunları oluşmaktadır. Keza çevresinde devamlı askerin, polisin ya da gerillanın sıradan vatandaşa şiddet uyguladığına tanık olan çocuklarda da aynen, hem kısa, hem de uzun vadede, ruhsal ve sosyal sorunlar oluşmaktadır. Bu çocuklar, kavga etmeye daha eğilimli, güvensiz ve saldırgan olmaktadırlar. Özellikle erkek çocuklarda, kız çocuklara ve kadınlara yönelik olumsuz davranışlar gelişmekte, giderek onlar da eşlerini döven birer birey haline gelmektedirler. Çünkü erkek çocuk, babayı model alır, onun davranışlarını taklit eder. Babaya benzemesi de baba tarafından onaylanır. Bu durumun benzeri çevresinde şiddet gören çocuğun, askerin, polisin, gerillanın şiddetini zaman içinde normalleştirmesine ve onu taklit etmesine sebep olmaktadır.

Yine fiziksel şiddete tanıklık etmek kadar çocuğu örseleyici bir başka şiddet biçimi de, annenin babayı, çoğunlukla da babanın anneyi sözel olarak aşağılaması, incitici sözlerle taciz etmesidir. Bu duruma tanıklık eden çocuklarda da kaygılar, korkular gelişmekte, kız çocuk ezilen, aşağılanan anneyi model almakta, erkek çocuk ise ezen, aşağılayan babayı model almakta, giderek o da annesine, kız kardeşlerine aynı şekilde davranmaya başlamaktadır. Benzer bir sözel şiddete, medya aracılığıyla ırkı, dini, sınıfı vb kimlikleri dolayısıyla maruz kalan çocuktaki gelişim de bunun izdüşümüdür. 

Tanımsal olarak, şiddetin uç noktası “terör” kavramını ele aldığımızda bireysel ya da kitlesel olarak bir grup insanın (legal bir kimlik içinde ya da illegal bir teşekkül dahilinde) sistematik olarak siyasi amaçla topluma devlete veya belli kümelere karşı ne zaman olacağı önceden kestirilemeyen yok etme hedefli şiddet eylemi göstermesidir. İletişim araçlarının yaygınlığı ve tv’lerin olayları naklen vermesi özellikle çocuklarda toplumu algılamada olumsuzlukların oluşmasına korkuların gelişmesine neden olmaktadır. 

Şiddetin TV ve filmlerde kurgusal olarak sunumunda genellikle iyi (!?), (ki görecedir), öğelerin kazanması kahramanların olayların üstesinden gelmesini izleyen çocuk gerçek hayatta karşılaşılan terör ve şiddetin boyutlarının hiç de çizgi filmlerdeki gibi olmadığını anlamakta olayların dehşetini kavranması açısından zorlanmaktadır. Bunun yanında olayların tekrar tekrar aynı biçimde izlettirilmesi birey ve topluma yanlış mesajlar verirken hem yetişkinlerin hem de çocukların duyarsızlaşmalarına da neden olabilmektedir.

Okul öncesi dönemde çocuk çizgi filmlerle karton karakterleri izleyerek şiddeti izlemektedir. Bugs Bunny, Kayotee, Disney karakterlerinin çoğu Örümcek adam gibi hayali kahramanlar her maceralarında şiddeti uygulamakta ancak hepsinden kurtulmakta ve yeni maceralara atılmaktadırlar. Çocuklar oyunlarında bu kahramanları taklit etmekte onlara benzemeye çalışmaktadırlar. Bunlar 3-6 yaş arasındaki çocukların düş güçlerini geliştirme için önemli olmakla birlikte ana baba denetiminde izlenmesi gereken ve hakkında sağlıklı bilgilerin verilmesi gereken etkinliklerdir. Şiddet öfke ve kızgınlığın frenlenememesi sonucu bireyin kendisine ve etrafına karşı gösterdiği zarar verici davranışlar olarak ele alınmakla birlikte etrafa zarar vermeyecek tarzda bireyin öfke ve kızgınlık duyguları beslemesi olağan karşılanmaktadır. Bu duyguların eyleme dönüşmemesi için nasıl baş edilmesi gerektiğinin çocuğa öğretilmesi gerekir. Etrafına, zarar vererek şiddeti kullanan çocuklara zarar verme duyguları hissettiği zaman nasıl üstesinden geleceğini oyun etkinlikleri içinde öğretmeliyiz.

Çocuklarda da şiddet duygusu iç güdüsel olarak vardır. Ve bu çok doğaldır. Çocukları bu duygunun olumsuz etkilerinden kurtarmaya çalışmak sağlıklı değildir. Bunun yapılması çocuğun şiddet duygusunu bir potansiyel olarak içine gömmesine ve patlamak için fırsat kollamasına neden olabilir. Çocuğa sevgi şefkat içtenlik duygularını aşılayıp geliştirerek bunu önlemek olasıdır. Bunun yanında şiddeti ayaklandıran bir diğer durum yeterince kural konulmamış aşırı hoş görülü ana babaların takındığı tutumdur. Çocuğun istenmeyen duygularla baş edebilmesi ve sağlıklı biçimde büyüyüp gelişmesi için ebeveynlerin kuralları ve sınırları koyan olduğunu unutmaması gerekir. Şiddet göstermek isteyen çocuk bunu, izlediği şiddet içeren filmlerden öğreneceği gibi ailede baş gösteren kimi sorunları gidermede kullanılan fiziksel şiddeti model almasından dolayı da kullanmak isteyebilir. Bu nedenle çocuğun fiziksel şiddeti uygulamaması için öncelikle ailenin çocukta bu eğilimi ayaklandıran nedeni bulması ve bunu değiştirmeye çalışması gerekmektedir. Bunun yanında çocuğu açık ve net sınırlamak da gerekir. Çocuğun kollarından sıkıca tutarak göz seviyesine eğilip doğruca gözlerine bakarak "Arkamdan bana vurmanı istemiyorum" deyip onu odasında öylece bırakıp çıkmak gerekir. Bunu kısa açık ve net olarak söylemek gerekir çünkü dolaylı anlatmayı çocuğun algılaması oldukça güçtür. Fiziksel şiddet kullanan çocukla olaydan daha sonra mutlaka konuşmak öfke ve kızgınlığı anladığınızı ancak böyle yapmaması gerektiğini sorunu çözmek için başka yollar denemesi gerektiği konuşulmalıdır. Bunun yanında aile ortamı içinde saldırganlığı kırıcı ve sakinleştirici oyunların ortama sokulması gerekmektedir. Timsah yürüyüşü oyununda öndekini itelemeye çalışma, adil kurallara göre güreşme, yastık savaşı yapma, top yumruklama, dayanma sınırını zorlayan gıdıklama oyunları gibi.

Çocuğun şiddet içeren davranışları göstermesi şu koşullar altında gerçekleşebilir.

Anne- baba çocuğun psikolojik gereksinimlerini yerine getiremez ve çocukta nefret öfke duygularını uyandırırsa çocuk şiddete yönelebilir.
Çocuklar şiddete baş vuran ana babalarını ve model aldıkları kişileri taklit ederek şiddeti öğrenir.

Ana baba çocuklarının gösterdiği şiddet hareketlerine, başka çocukları dövmeleri gibi, karşı çıkmadıkları sürece çocuk şiddete yönelir.

Çocuklar olağan şiddet duygularını boşaltacak olanaklar bulamadığı takdirde şiddet hareketlerine sapabilir.

Sadece büyüklerin izleyebileceği şiddet içeren filmleri, ana baba denetimi olmadan kendi istedikleri gibi, istedikleri sürece izleyen çocuklarda, şiddet hareketlerine öykünme, seyretmeyen çocuklardan daha sıklıkla oluşabilmektedir.

Ana babaların oldukça zorlandıkları ve çocuklarına anlatmada sıkıntıya düştükleri kavramlardan birisi de “ölüm” kavramıdır. Küçük çocukların ölüm kavramıyla tanışmaları kaçınılmazdır. Beslediği hayvanın ölmesi, çiçeklerin kuruması, hastalanan bir yakının ya da çok sevdiği bir arkadaşının veya yetişkinin kaybı ile çocuklar ölüm kavramıyla karşılaşabilecekleri gibi bu deneyimlerden birini yaşamış olan arkadaşlarının anlattıkları ile bunu merak edip sorgulamaya ve nasıl bir olay olduğunu öğrenmeyi isteyeceklerdir.

Araştırmalar çocukların 3-6 yaşlar arasında sınırlı da olsa ölüm konusunda bir bakış açısına yukarıda değinilen nedenlerle sahip olduklarını göstermektedir. Bu konunun onları çok rahatsız etmediğini araştırmalar belirtmektedir. Ancak yetişkinlerin göstermiş olduğu aşırı tepki ile çocuğun ölüm olayını algılaması yakın ilişkilidir. İlkokul sıralarında çocuklar ölümle ilgili daha gerçekçi bir yaklaşım içine girmektedirler. Herkesin öleceğini bilirler ama kendileri ile bir ilişkisi olabileceğini kuramazlar. Çocukların ölüm olayını tüm boyutları ile anlaması için ergenlik çağına girmeleri gerekmektedir. Ancak bu dönemde çocuk ölümün doğal bir olay olduğunu kavrayabilecek düzeye gelebilir.

Çocuğun ölümü algılaması yukarıda da belirtildiği gibi yaşına bağlıdır. Yaş ilerledikçe kavram olgunlaşıp gerçek kapsamına ulaşır.

2-3 yaşlar arasında çocuklar oyunlarında Ölümden bahsetmeye başlar. Dan Dan..! Sen Öldün. Fakat ölümden anladığı hareketsiz kalmadır.Yok olma değil. Oyundan basit bir uyarı ile artık sen ölü değilsin diye dönebilir. Bu dönemde ölüm hakkında hiç bir kaygı taşımaz.

3 yaşında. Ana okulu dönemi ile ayrılığa karşı duyarlılık kazanmaya başlar. Ölü böcekleri kurumuş yaprakları keşfeder. Bunun son olduğunu anlar ancak ölümün kendisine ulaşacağını düşünmez. TV de gördüğünde bunu kurgu olarak algılar.

5-6 yaşlarda. Çocuk ölümün geri dönülmez olduğunu ölenin geri dönmeyeceği bilincine varır. Ölüme neden olan etmenler hakkında fikirler edinir. Yaşlılık hastalık şiddet savaş trafik kazası gibi... Ölümle ilgili ilk ciddi soruların ve kaygıların başladığı dönemdir.

Ancak 8-9 yaşına kadar ölümün evrensel olduğunun ve kendi ölümünün de bilincine varamaz. Yetişkinle aynı algılamaya sahiptir. Ölümün kaçınılmaz olduğu bilincine varır.

Bu alanda araştırma yapan araştırıcılar ölüm kavramının dört temel bileşenden oluştuğunu ve çocuğun bu kavramı tam olarak kavrayabilmesi için bu dört temel konuyu anlamaları gerektiğini belirtmektedir.

ÇOCUKLAR İÇİN ADALET ÇAĞIRICILARI
A. Kadir İlter, Abdullah Demir, Abdulselam Duran, Abdurrahman Aytekin, Açelya Akkoyun, Adnan Bostancıoğlu, Adnan Özyalçıner, Ahmet Cemal, Ahmet Çakaloz, Ahmet İnsel, Ahmet Köktürk, Ahmet Mümtaz Taylan, Ahmet Tüzün, Ahsen Erdoğan, Ahu Parlar, Akif Karapınar, Albeniz Tuğçe Ezme, Algın Saydar, Ali Akay, Ali Barış Kurt, Ali Kiremitçi, Ali Kocatepe, Ali Nesin, Ali Poyrazoğlu, Ali Sönmez, Aliraşit Karakılıç, Ali Uysal, Ali Ziya Çamur, Alin Taşçıyan, Alişan Akpınar, Alper Ecer, Alper Görmüş, Aras Mildaoğlu, Arda Mildaoğlu, Arif Akaya, Arif Ali Cangı, Arife Köse, Arin Manca, Aris Nalcı, Arsen Yılmaz, Artin Garabedian, Arzu Başaran, Aslı Erdoğan, Aslı Mertan, Aslı Öngören, Asmin N. Singez, Asude Ustaoğlu, Aşiran Barut, Aşkın Kırım, Atilla Aydemir, Atiye Arıkan, Avi Haligua, Aycan Çetin, Ayça Atikoğlu, Ayça Damgacı, Ayça Şaki, Ayda Aksel, Aydan Çelik, Aydın Çubukçu, Aydın Engin, Ayfer Gürdal Ünal, Ayla Algan, Ayla Şeşan, Ayla Yusufoğlu, Aylin Canbek, Aylin Kotil, Aylin Cumalıoğlu, Aylin Ugun, Aynur Altun, Aynur Tuncel, Aynur Yılmaz, Ayşe Bengi, Ayşe Berktay, Ayşe Beyazova, Ayşe Bircan, Ayşe Böhürler, Ayşe Buğra, Ayşe Çavdar, Ayşe Esra Dursun, Ayşe Gözen, Ayşe Günaysu, Ayşe Hür, Ayşe Kalyoncu, Ayşe Kulin, Ayşe Lebriz Berkem, Ayşe Noyan, Ayşe Önal, Ayşe Yıldırım, Ayşe Yılmaz, Ayşegül Akdemir, Ayşegül Akyapraklı, Ayşegül Devecioğlu, Ayşegül Gökçe, Ayşegül Güryüksel, Ayşegül Sönmez, Ayşen Darendeliler, Ayşen Ertur, Ayşen Hadımıoğlu, Ayşenil Şamlıoğlu, Ayşenur Arslan, Ayşenur Demirkale, Ayşenur Doksat, Ayten Akbayram, Ayten Uncuoğlu, Ayten Zara Page, Bahar Şahin, Bahariye Alpman, Balam Kenter, Balçiçek Pamir, Banu Vardar Karabeyoğlu, Baran Fundermann, Barbaros Dinçer, Barış Sulu, Barış Tut, Baskın Oran, Başak Emre, Başak Güçlü, Başak İkiz, Bawer Çakır, Bedirhan Toprak, Belgin Çelik, Bekir Berat Özipek, Belkıs Dalkıranoğlu, Bennu Yıldırımlar, Berat Günçıkan, Berfin Zenderlioğlu, Beria Atamtürk, Berin Uyar, Berrak Sırma, Bertan Onaran, Bihter Çoban, Bilal Kayabay, Bilge Contepe, Bilge Girgin, Bilgehan Oğuz, Bilgin Adalı, Binnur Aloğlu, Binnur Feyizli, Birsen Küçükersan, Buket Uzuner, Burak Karacan, Burcu Koçyiğit, Burhan Anamur, Buse Kılıçkaya, Bülent Erkmen, Bülent Karataş, Bülent Sürme, Büşra Ersanlı, Cafer Solgun, Cahit Koytak, Can Başkent, Can İkizler, Can İzar, Canan Atabay, Canan Demir, Caner Gözübüyük, Cansile Kuday, Cansu Demir, Celal Tak, Celalettin Can, Cem Çobanlı, Cem Erciyes, Cem Örter, Cem Öztüfekçi, Cem Selcen, Cemil Ertem, Cengiz Alğan, Cengiz Güleç, Cennet Öz, Ceren Kocabaş, Ceyda Aşar, Ceyda Tufan, Ceyhan Begüm Yıldız, Cezmi Ersöz, Cihan Aktaş, Cihan Baysal, Cihan Demir, Cihan Şenoğuz, Cihan Uzunçarşılı Baysal, Cihat Madran, Civan Canova, Cuma Boynukara, Cumhur Cambazoğlu, Cüneyt Caniş, Cüneyt Cebenoyan, Çağatay Anadol, Çağdaş Aşan, Çiğdem Mater, Dağlı Özdemir, Defne Asal Er, Deniz Atamtürk, Deniz Gördük, Deniz Kavukçuoğlu, Deniz Türkali, Derya Alabora, Derya Nüket Özer, Devrim Soysal, Didem Deniz Erbak, Didem Unsur, Dikmen Gürün, Dilek Hattatoğlu, Dilek Kumcu, Dilek Kurban, Dilşah Deniz, Diren Cevahir Şen, Doğan Kuban, Duygu Öz, Ebru Akkaş, Ece Aksakoğlu, Ece Dorsay, Ece Temelkuran, Egemen Deniz Bahar, Ekin Ekinci, Ekin İncedal, Eleni Papatheodosiou, Elif Babül, Elif Çakır, Elif Özgüner, Elif Şafak, Elif Yorgancıoğlu, Elmon Hançer, Emel Çölgeçen, Emin Aktar, Emine Aksoy, Emine Çelebi, Emine Dolmacı, Emine Özkaya, Emine Uçak, Emine Uşaklıgil, Emrah Kırımsoy, Emrah Tuncer, Emre Gümüşdoğan, Emre Kınay, Emre Koyuncuoğlu, Emrullah Beytar, Engin Ertan, Ercan Ekinci, Ercan Tanrıverdi, Erdağ Aksel, Erdal Karayazgan, Erdir Zat, Erdoğan Yapık, Eren Keskin, Erendiz Atasü, Ergin Cinmen, Ergün Eşsizoğlu, Erhan İçöz, Erhan Üstündağ, Erim Şerifoğlu, Erkan Çetin, Erkan Şen, Erkan Şimşek, Erol Kızılelma, Erol Özkoray, Erol Özyiğit, Erol Üyepazarcı, Ersin Elyakut, Ersin Kalkan, Ersin Salman, Ertuğrul Kürkçü, Esen Çamurdan, Esra Çiftçi, Esra Demir, Esra Gürtuna, Esra Kahraman, Esra Mungan, Esra Zorlu Altan, Eşber Yağmurdereli, Eşref Çakar, Ethem Baran, Etyen Mahçupyan, Evren Özer, Evrim Altuğ, Evrim Kepenek, Evrim Solpan, Ezgi Başaran, Ezgi Fidansoy, Ezgi Güner, Ezgi Koman, Ezgin Sander, Faik Akçay, Faik Kestekoğlu, Faruk Arhan, Fatih Özgüven, Fatma Benli, Fatma Bostan Ünsal, Fatma Karanfil, Fatma Ufuk Gürler, Fatma Ünsal, Fatmagül Berktay, Ferda Keskin, Ferhan Ekin, Ferhat Kentel, Ferhat Tunç, Feryal Öney, Fethiye Çetin, Fevzi Gümüş, Feyzi Peker, Feyza Hepçilingirler, Feyzi Ceylan, Feza Şişman, Fırat Bingöl, Fırat Korkma, Figen Batur, Figen Şakacı, Fikret Başkaya, Fikret İlkiz, Filiz Aygündüz, Filiz Kerestecioğlu, Filiz Koçali, Filiz Kutlar, Fuat Ercan, Fuat Hendek, Füsun Özbilgen, Garo Paylan, Gökhan Gençay, Gökhan Tüfekçi, Gencay Gürsoy, Gönül Paksoy, Gönül Zarakol, Görkem Tekin, Gözde Başkoç, Gözde Durmuş, Gül Bayram, Gül Çelikkol, Gül Emek, Gülay Göktürk, Gülcan Tezcan, Gülden Sönmez, Gülen Gönül Şahin, Gülenay Akyol, Gülenay Börekçi, Güler Kazmacı, Gülgün Küçükören, Güliz Kucur, Gülizar Tuncer, Gülnur Elçik, Gülseren Yoleri, Gülsin Ketenci, Gülsüm Cengiz, Gülsüm Coşkun, Gülsüm Ekinci, Gülşen İşeri, Gülten Kaya, Gülüm Baltacıgil, Gün Zileli, Günay Aslan, Günışığı Suh, Gürşat Özdamar, Güven Borca, Hakan Peker, Hakan Tahmaz, Hakan Tuncer, Hale Akınlı, Halide Yıldırım, Halil Aksoy, Halil Berktay, Halil İbrahim Özcan, Halil Savda, Halime Sürek Kahveci, Haluk Gerger, Haluk Tekeli, Hamiyet Göksu, Handan Börtücene, Handan Öztürk, Handan Yalvac Kaplan, Hande Demircioğlu, Hasan Gürkan, HasanOnur Aras, Hatice Çoğalırlar, Hatice Uçum, Havva Yılmaz, Haydar Ergülen, Hediye Dikmen, Heja Bozyel, Hidayet Şefkatli Tuksal, Hilal Kaplan, Hulusi Zeybel, Hülya Karakaş, Hülya Tarman, Hülya Tanrıöver, Hülya Tunçağ, Hülya Uçansu, Hülya Üçpınar, Hülya Üstün, Hürriyet Mısırlıoğlu, Hüseyin Hatemi, Hüseyin Kahraman, Hüseyin Karaca, Hüsnü Öndül, Ilgıt Uçum, Işık Yenersu, Işıl Özgentürk, Işıl Yücesoy, İ.Tevfik Karatop, İbrahim Betil, İbrahim Halil Şimşek, İdil Aydınoğlu, İdil Fırat, İdris Kardaş, İlhami Algör, İlhan Döğüş, İlkay Ülkü Ertem, İlyas Odman, İnci Demirkol, İnci Ertan, İpek Ruacan, İrfan Akalp, İrfan Eroğlu, İris Yılmaz, İsmail Beşikçi, İsmail Saymaz, İsmet Yılmaz, İzzettin Önder, Jaklin Çelik, Jale Mıldalıoğlu, Jale Parla, Jülide Kural, Kaan Doğan, Kamil Ortakçı, Kamile Batur, Kawa Nemir, Kaya Genç, Kazım Balaban, Kemal Doğan, Kemal Işıktaş, Kemal Ördek, Kemal Pulgu, Kemal Yalçın, Kenan Işık, Kerem Kurdoğlu, Kezban Yılmaz, Koray Doğan Urbarlı, Korhan Gümüş, Korkut Boratav, Kutbettin Özer, Kutluğ Ataman, Küçük İskender, Kürşad Kahramanoğlu, Laçin Ceylan, Lale Alatlı, Lale Tayla, Latife Tekin, Lay Daran, Leman Yurtsever, Levent Arslan, Leyla Çetintürk, Leyla İpekçi, Leyla Uzman, M. Atih Şahin, Macide Şimşek, Mahmut Alınak, Mahmut Sansarkan, Mahmut Toğrul, Maide Tülin Coşandal, Maral Çıldır, Markar Esayan, Mebuse Tekay, Medeni Can Akın, Mehmet Aksoy, Mehmet Ata, Mehmet Atak, Mehmet Ayas, Mehmet Bal, Mehmet Baydemir, Mehmet Bekaroğlu, Mehmet Benek, Mehmet Bozgeyik, Mehmet Bozkuş, Mehmet Demir, Mehmet Ergen, Mehmet Güç, Mehmet Güreli, Mehmet Özdal, Mehmet Reşit Melik, Mehmet Sander, Mehmet Soylu, Mehmet Tarhan, Mehmet Teoman, Mehmet Uçum, Mehveş Evin, Melda Akbaş, Melek Özman, Melek Ulagay Taylan, Melih Altınok, Melisa Gürpınar, Meltem Ahiska, Meltem Gürler, Meltem Özkan, Memet Ali Alabora, Memik Horuz, Menend Kurtiz, Meral Çakıcı, Meral Danış, Meral Okay, Meral Olcay, Meral Tamer, Merve Erol, Meryem Marie Demiroğlu, Meryem Sarı, Mesud Fırat, Mete Elçi, Mete Çubukçu, Mete Sakpınar, Mete Tunçay, Metin Karadağ, Metin Uca, Migirdiç Margosyan, Mihran Tomasyan, Mihriban Karakaya, Mine Kirazlı, Mine Söğüt, Mine Vargı, Mirza Metin, Mithat Sancar, Mualla Gülnaz Kavuncu, Muammer Karadaş, Muharrem Erbey, Murat Paker, Murat Çelikkan, Murat Daltaban, Murat Dinçer, Murat Morova, Murat Muhtar, Murat Muşlu, Murat Özer, Murathan Mungan, Musa Toprak, Mustafa Alabora, Mustafa Bayram, Mustafa Çinkılıç, Mustafa Dağıstanlı, Mustafa Demirkanlı, Mustafa Dermanlı, Mustafa Elveren, Mustafa Erhan Kaya, Mustafa Kara, Mustafa Köz, Mustafa Sütlaş, Mustafa Yasacan, Mutlu Şahin, Müge İplikçi, Müge Karalom, Müge Öztürk, Müjgan Alikaşifoğlu, Müjgan Arpat, Nadire Mater, Naim Dilmener, Najla Osseiran, Nalan Erkem, Nalan Özübek, Naz Erayda, Nazan Abay, Nazlı Akçığ, Nazlı Alatlı, Nazlı Külünk, Nebahat Akkoç, Necati Kur, Necmiye Alpay, Nedim Saban, Nena Çalidis, Nergis Kulaksızoğlu, Nermin Bezmen, Neslihan Acu, Neslihan Akbulut, Neslihan Demir, Neslihan Tezel, Nesrin Aksu, Neşe Ozan, Neşe Tarhan, Neşe Yaşın, Neyyire Özkan, Nezih Başgelen, Nezir Yükselten, Nihal Bengisu Karaca, Nihal G. Koldaş, Nihal Gündüz, Nihal Yeğinobalı, Nihat Behram, Nihat Bulut, Nihat Ziyalan, Nil Demirkazık, Nil Mutluer, Nilay Erköse, Nilay Yılmaz, Nilgün Aktaş, Nilgün Öztunalı, Nilgün Yurdalan, Nilüfer Açıkalın, Nilüfer Akbal, Nilüfer Kuyaş, Nimet Tanrıkulu, Niyaz Arığ, Nuray İzgü, Nuray Şakar, Nurgül Cangüleç, Nurhan Gazeryan, Nurinisa Yıldırım, Nurten Tuç, Nurullah Can, Nurullah Şanlı, Oğuz Sönmez, Ohannes Şaşkal, Okan Arslan, Okay Temiz, Oktay Uysal, Olgun Şimşek, Onur Caymaz, Onur Günay, Onur Güngör, Oral Çalışlar, Orhan Aydın, Orhan Koloğlu, Orhan Miroğlu, Oruç Aruoba, Osman Kavala, Oya Baydar, Oya Coşkun, Ozan Gül, Ödül Celep, Ömer Ağın, Ömer Çelik, Ömer Çolakoğlu, Ömer Madra, Ömer Yıldırmaz, Övül Durmuşoğlu, Özay Erkılıç, Özcan Yurdalan, Özdem Petek, Özden Sömez, Özen Yula, Özgür Heval Çınar, Özgür Sevgi, Özgür Sevgi Göktaş, Özkan Küçük, Özlem Albayrak, Özlem Ceylan, Özlem Dalkıran, Özlem Ezgin, Özlem Gümüştaş, Özlem Saçan, Ozlem Türk, Pakrat Estukyan, Paşa İrmek, Pelin Batu, Pınar Ecevitoğlu, Pınar Keleş, Pınar Kür, Pınar Selek, Pınar Şenoğuz, Püren Dinçer, R.İhsan Eliaçık, Rabia Özgökçe, Rabiye Aksu, Ragıp Duran, Ragıp Zarakolu, Rana Arıbaş, Rauf Kösemen, Recai Hacımirzugli, Recep Maraşlı, Reha Erdem, Reha Özcan, Reşit Melik, Reyhan Yalçındağ, Rıdvan Akar, Rıza Kıraç, Rojda Şükran, Rümeysa Öz, Rüştü Demirkaya, Sadık Yalsızuçanlar, Salih Yıldız, Saliha Tuna, Sanem Öge, Savaş Büktül, Savaş Çömlek, Savaş İkiz, Sedef Ecer, Seher Sander, Selahattin Özpalabıyıklar, Selami İnce, Selçuk Esenbel, Selda Çelik, Selda Tuncer, Selen Ekinci, Selim Selçuk, Selin Top, Sema Uludağ, Semih Kaplanoğlu, Semra Somersan, Senem İşmen, Sennur Sezer, Seray Gözler, Sercan Bakır, Serdar Aydoğdu, Serdar M. Degirmencioglu, Serdar Şengün, Serhat Eren, Serfiraz Ergun, Serpil Köksal, Serpil Odabaşı, Serra Akcan, Serra Bucak, Serra Müderrisoğlu, Serra Yılmaz, Sevda Kıraç, Sevgi Alpsen Binbir, Sevgim Denizaltı, Sevim Soylu, Sevin Okyay, Sevinç Baloğlu, Sevinç İldan, Seyfettin Gürsel, Seyhan Erözçelik, Seza Mis Horuz, Sezai Sarıoğlu, Sezai Temelli, Sezgin Tanrıkulu, Sırrı Laçin, Sibel Eraslan, Sibel Köse, Sibel Özbudun, Sibel Yarız, Songül Beydilli, Stella Ovadia, Suat Oktay Şenocak, Suna Coşkun, Suna Koç, Şahika Yüksel, Şanar Yurdatapan, Şakir Sağlam, Şebnem Korur Fincancı, Şebnem Köstem, Şehadet Çitil, Şehrazat Mercan, Şehmus Ay, Şenay Kazalova, Şennur Helvacılar, Şeyhmus Diken, Şiar Yalçın, Şule Ateş, Şule Perinçek, Şükriye Tutkun, Taha Parla, Tahir Elçi, Tamer Levent, Taner Koçak, Tanıl Bora, Tannur Arat, Tarık Günersel, Tayfun Mater, Tayfun Pirselimoğlu, Taylan Tosun, Temel Demirer, Tevfik Taş, Tilbe Saran, Tolga Öztorun, Tolga Taşar, Tuba Emiroğlu, Tuba Özgür, Tuncer Cücenoğlu, Turan Eser, Turgay Tuna, Turgut Çeviker, Tülin Altılar, Tülin Bumin, Tülin Karabeyoğlu, Tümay İmre, Türkan Dağdelen, Türkan Uzun, Ufuk Şimşek, Uğur Polat, Ukaş Çıbuk, Ulvi Alacakaptan, Ülker Uncu, Ümit Biçer, Ümit Kardaş, Ümit Tunçağ, Ümmühan Atak, Ünal Asan, Üstün Akmen, Üstüngel İnanç, Vedat Demirayak, Vedat Yıldırım, Verda Pars, Veysel Sönmez, Viki Ciprut, Volkan Akyıldırım, Welat Azadi, Yalçın Baş, Yalçın Ergündoğan, Yaman Tüzcet, Yankı Yazgan, Yaprak Zihnioğlu, Yasemin Bakan, Yasemin Balkancı, Yasemin Göksu, Yasin Aktay, Yaşar Bodur, Yaşar Özer, Yavuz Pekman, Yazgülü Yıldırım, Yeliz Uslu, Yeşim Dorman, Yeşim Özsoy Gülan, Yeşim Tabak, Yıldıray Oğur, Yıldıray Şahinler, Yıldız Ramazanoğlu, Yiğit Karaahmet, Yiğit Özşener, Yiğit Sertdemir, Yusuf Alataş, Yüksel Akaya, Yücel Tunca, Zafer Gökdemir, Zakarya Mildaoğlu, Zehra İpşiroğlu, Zehra Şenoğuz, Zeki Alaysa, Zeki Dikme, Zeki Korkut, Zelal Dağ, Zeyneb Taşcı, Zeynep Arkan, Zeynep Bayramoğlu, Zeynep Erkekli, Zeynep Gambetti, Zeynep Kaya, Zeynep Kılıç, Zeynep Oral, Zeynep Özdemir, Zeynep Şanlıer Tansuğ, Zeynep Tanbay, Ziya Yağtu, Zuhal Ergen, Zuhal Focan, Zübeyde Kılıç
1276 çagırıcı

Lütfen çağırıcı listesinde isminiz yoksa COCUKHAKLARI2@gmail.com 'a bildirin, ekleyelim!

ÇOCUKLAR İÇİN ADALET ÇAĞIRICILARI İRTİBAT (Gülçin Avşar) : 0555 847 38 63
ÇOCUKLAR İÇİN ADALET ÇAĞIRICILARI BASIN (Jale Mildaoğlu) : 0532 211 80 86
ÇOCUKLAR İÇİN ADALET ÇAĞIRICILARI GÖRSEL (Gülsüm Ekinci) : 0535 938 96 39

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz*:
Facebook'ta paylaş
0