İzmirli Gözüyle - TUNA BAŞAR

22 Eylül 2008 04:15  

 

İzmirli   Gözüyle - TUNA BAŞAR

4 Ağustos



"Artistik ve ahlâki değerlere asırlar boyu bir türlü erişemedikleri için bunlar uğruna bir ömür harcamayı enayilik olarak gören ve güzelliği üretmek yerine onu para, şiddet ya da kurnazlıkla elde etmeyi fazilet sayan insanların ülkesindeki okullarda, en az rağbet gören ve pek ciddiye alınmayan bir ders de resimdi."



İhsan Oktay Anar'ın "Efrasiyâb'ın Hikâyeleri" isimli kitabını okurken altını çizdiğim bu cümle bütün gün aklımı kurcaladı durdu. Sanattan yoksun bir eğitim anlayışıyla yetişiyor olmamızın verdiği üzüntü bir kez daha kendini belli etti.



Picasso, Van Gogh, Salvador Dali, Monet, Da Vinci, Michelangelo, Goya; Nuri İyem, Fikret Mualla, Abidin Dino, Bedri Rahmi Eyüpoğlu gibi ressamlardan bihaber insanları, özellikle de üniversite öğrencilerini görünce insanın içi nasıl da derinden sızlıyor.



8 Ağustos



Hayatımda, ilginç bir şekilde, 8'lerin etkisini hissediyorum. Farklı zaman dilimlerinde, farklı yerlerde, farklı şekillerde bir 8 karşıma çıkıyor ve hayatımı derinden etkiliyor.



Daha önce 8 Aralık, 8 Haziran, 8 Ekim ve 8 Mart gibi günlerde yaşadıklarım bugün de tekrar etti. Belki de bugünün 8'lere özel bir tarih olmasından ve ard arda sekizlerin dizilmesinden kaynaklanıyor bu durum.



10 Ağustos



Hayat Notları -XI- tamamlandı.



Bir şiir olarak tasarladığım, 10 kısa bölümden oluşan metnin, hayat notlarına daha uygun olacağını düşündüm.

...

son ve ilk


nerde başlar, nerde biter bu gidişat

hep eksik kalacak

yıkıntılar arasında bu hayat

...



4 Ağustos



Salâh Birsel'in yazar olmak istediğini söyleyen genç bir bayana verdiği cevap; "Çok okuyacaksın, çok yazacaksın. Fransız eleştirmenlerinden Alain'in öğrencisi André Mourois'ya salık verdiği şeyi uygulayacaksın. Usta yazarların kimi yazılarını alıp, noktasına, virgülüne varınca kopya edeceksiniz."



Bu sözler bana Gus Van Sant'ın "Forrester'in Peşinde" isimli filmini hatırlattı.



19 Ağustos



Bir aşkın ayrıntılarını saklamanın hüznü peşimi hiç bırakmadı: sinema biletleri, yemek fişleri, gidilen lokantalarda peçetelere yazılan küçük hatırlatma notları, özel tarihler, birlikte yürünen sokaklara verilen isimler, hediyeler, onun için yazılan şiirler, otobüs biletleri...



Elimde kocaman bir kutuyla, şimdi, yıllar önce onun yaşadığı evde, ondan geriye kalan küçük ayrıntılar ve ölümün yaklaştığını hatırlatan saat sesiyle geçmişin izini sürüyorum.



24 Ağustos



Bir Çin atasözü der ki, "Yazları uzun okuyun, kısa yazın."

Yıl içinde derslerimin yoğunluğu nedeniyle çok fazla okumaya zaman ayıramadığım için bu yazı okumaya, özellikle de Çağdaş Türk Edebiyatı üzerine yoğunlaşmaya ayırdım.



Yıl içinde okumayı düşünüp de okuyamadığım kitap sayısı 70'i geçmiş. Ne yazık ki yaz tatili boyunca hepsini okuyamadım. 52 kitapla yazı tamamladım.

Romandan şiire, öyküden denemeye, felsefeden resime; Orhan Pamuk'tan Tezer Özlü'ye, Enis Batur'dan küçük İskender'e, Bilge Karasu'dan Ferit Edgü'ye, Ayfer Tunç'tan Aslı Erdoğan'a, Nâzım Hikmet'ten Can Yücel'e; Sessiz Ev'den Haberci Çocuk Cinayetleri'ne, Suya Seng'den Ne Kitapsız Ne Kedisiz'e, Dört Köşeli Üçgen'den Kapak Kızı'na, Taş-Kâğıt-Makas'tan Ağda Zamanı'na kadar yoğun bir okuma döneminden sonra sıra yazmaya geldi...



27 Ağustos



Cennet nedir ki?

Adem'le Havva için yaratılmış, sonra da yasak bir meyve yüzünden bütün insanlara mükafat olarak sunulmuş ‘aşk bahçesi'nden başka nedir ki?



29 Ağustos


"...

zaman ki sonsuzdur

bitmemiş şiirler gibidir



bazı hüzünleri

bazı nehirleri tutup anlatmak gibidir


biz ki zamanı tırnak içine alıp yaşadık

..."



İlhan Berk



30 Ağustos



Çok uzun zamandır aşk ve dostluk üzerine kafa yoruyordum. İki şiirsel karalama ve bir de hayat notu düşmüşüm bir kenara bu konu ile ilgili...

...



bir dostluğun değirmeninde

öğüterek kurduk aşkımızı

zamansız bir metnin satır aralarına gizledik kaybolduk ne zaman yakınlaşsak
ruhlarımıza aramızda hep virgül boşluğu yarattık ...



...

yorgun zamanların gece vardiyasında

kaçamak bir sigara dumanı kadar gizemli

yalnız bir yıldız gibi şehir ışıkları arasında kaybolan yazdıkça çoğalan bir aşk mıydı dostluk değirmeninde öğüttüğümüz bir aşk mıydı ürkekçe yaklaştığımız bir aşk mıydı farkında olmadan büyüttüğümüz...



Bu iki şiirsel karalama belki bir şiire yön verebilir.



Hayat Notu ise şöyle;

"Eğer bir gün birine aşık olacaksam, dostluk değirmeninde öğütülmüş olsun bu aşk."



Afyonkarahisar/İzmir

08.2008

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz*:
Facebook'ta paylaş
0