ŞANAR YURDATAPAN
20 Eylül 2010 14:44 / 2639 kez okundu!
Sevgili dostum, arkadaşım Şanar Yurdatapan'dan bir mektup aldım. Desteğe ihtiyacı varmış... Kendisi için değil yine, Türkiye küçük Millet Meclisleri projesi içinmiş... Onun, uğraştığı tüm alanlarda Türkiye'ye gerçek katkısını ülkemiz henüz fark etmedi. Ülke gündeminin hep ilerisinde olmuştur zaten... 30 yıl önce İzmir'de, Kırmızı Karanfil Müzik Fesivali komitesinde, rahmetli Cem Karaca ve Timur Selçuk ile birlikte bana en büyük desteği verenlerdendir.
Yurt dışındaki politik mültecilik yıllarımda da hem Şanar hem Melike ile çok güzel projeler yaptık... Projelerin neredeyse tümü ülke gündeminin ötesindeydi. Türkiye umarım bu sefer onu yakalayabilir. Desteğiniz onunla olsun... Mektubu aşağıdadır.
***
Sevgili dostlar,
"Arkadaş" ve "İstanbul'da Olmak", ilki 36, ikincisi 26 yıl önce bestelenmiş iki şarkım.
Bu iki şarkıyı, yıllar önce sesinden dinlediğiniz eski eşim -her zaman arkadaşım- Melike Demirağ ve Attila Özdemiroğlu'nun da yardımıyla, alışılmadık bir yöntemle satışa çıkarıyorum. Bunun duyurulması için de yardımınıza ihtiyacım var.
Neden gerekti böyle birşey?
Ne kadar duydunuz, bilmiyorum. 2008 Ekim ayından bu yana “Türkiye küçük Millet Meclisleri” adlı yeni ve alışılmadık bir çalışma yürütülüyor. Yeni bir sivil adet getirmek için çalışıyoruz eski köyümüze. (Bilgi aşağıda)
Türkiye'de sivil toplum için demokrasi ve insan haklarına yönelik çalışmalara fon bulmak neredeyse imkansız. Helvayı pişirecek yağ da, un da, şeker de yurdumuzda fazlasıyla varken yurt dışındaki fonlardan para dilenmekten bıktım.
Hanım, apartmanım yok ki satıp savıp onun parasıyla yürütelim. "Ne yapsam, ne etsem?" diye düşünürken aklıma ressamların yaptığı geldi. Hani bir hayır kurumuna destek olmak için tablolarını açık arttırmayla satıp parasını hibe ediyorlar ya. Tamam, onların tabloları varsa, benim de müziklerim yok mu? O halde neden aynı şeyi yapmayalım?
Satış nasıl olacak?
36 yıl sonra Melike ile birlikte Attila’nın stüdyosuna girdik ve bu iki şarkıyı bu kez “düet” şeklinde, birlikte okuduk. Benim sesim filan yok. Bu şarkıların pek bir müzikal değer taşımadığına sizi temin ederim. Ama ilgi duyanlar için “anı olarak” bir değeri olacaktır.
İşte hiçbir yerde yayınlanmamış ve yayınlanmayacak olan bu şarkıların her birinden sadece 100’er adet DVD çoğaltıldı. DVD'ler satın alan kişinin -veya onun hediye etmek istediği kişinin adına “ıslak” imzalı ve ona hitap eden özel bir selamlama mesajı ile başlıyor. Her biri 2.000 TL bedelle satılacak. (İsteyen daha pahalıya da alabilir). Her satış için fatura vererek devlete vergisini ödeyince, geri kalan parayı -bir sürü bürokratik işe boğulmadan- rahatça harcayabileceğim.
Evet, bu iki şarkının Bu iki şarkının ikimiz tarafından düet olarak söylenmiş şekli, CD, DVD veya kaset, olarak hiçbir yerde satılmayacak. Her iki şarkıdan sadece birer cümleyi taşıyan 35 saniyelik minik klip hariç (Sitede dinleyebilirsiniz: http://www.sanaryurdatapan.net, "1 Tadımlık" bölümü), hiçbir yerde, TV’da, radyoda filan yayınlanmayacak. Yani bu DVD’yi alanlar, eşlerine dostlarına “Bu müzik dünyada sadece 100 kişide var. Ama benimki bana özel, adıma ithaf edilip imzalanmış” diyerek dinletebilecek.
Dileriz ki “Türkiye küçük Millet Meclisleri” deneyi bütün dünyaya örnek oluşturacak bir başarıya ulaşsın ve bu çorbada tuzu olanlara, aynı zamanda yepyeni bir demokratik yapının harcına bir çakıltaşı eklemenin mutluluk ve gururunu versin.
Ayrıntılı bilgi ve satın alma için: http://www.sanaryurdatapan.net
küçük Millet Meclisleri hakkında
küçük Millet Meclisleri, illerde oluşturulan, o ilin sosyal yapısını yansıtan, sivil toplum kuruluşları temsilcisi 20-25 kişilik tartışma grupları. Ayda bir gün toplanıyorlar, o ilin milletvekilleri ve belediye başkanlarını da davet ederek Türkiye'nin genel ve kendi illerinin yerel sorunlarından birini yüzyüze tartışıyorlar. Salonun girişinde, bir pano duruyor: `ÖNYARGILAR GİREMEZ`!
Türkiye koşullarında olmaması gereken bir çılgınlık gibi görünüyor ama -düşe kalka da yürüse- oluyor, bu işle uğraşan bizler bu işin "imkansız" olmadığına, olabileceğine gerçekten inandık.
Aslında böyle işleri karşılayacak kaynak Türkiye'de fazlasıyla var, açlıkla boğuşan fakir bir Afrika ülkesi olsak canım yanmayacak. Eksik olan şey, insanların bu işin olabileceğine inanmaları ve güvenmeleri, yani başarı göstermek. Ama başarabilmek için de para lazım!?.. Tavuk – yumurta kısır döngüsü gibi görünüyor ama değil. İşte TkMM'lerin durumu. Bir buçuk yılda 5 ilde başlayıp 30 ile yayıldılar. Bu yılın sonuna kadar 41 ile ulaşacağız, gelecek yıl ise tüm Türkiye'yi kapsama alanına almayı hedefliyoruz.
Sonuçta, her ilin sivil toplum ve meslek örgütleri, belediyeler, hatta olanağı olan bireyler, kendi aralarında basit bir imece yöntemiyle küçük Meclislerinin giderlerini karşılayabilirler. Artık birer ikişer bu yönteme geçeceğiz. Ama bunun oturması -ki tahminen- daha bir yıl alır. O bir yıl nasıl geçirilecek?
İşte diğerlerinden farklı olarak özenle sakladığım, reklamlarda kullanılmasına izin vermediğim iki özel şarkımı, “İstanbul’da Olmak” ve “Arkadaş”ı tam da bu noktada imdada çağırdım. Umarım bu sorunu bu iki şarkı sayesinde çözebiliriz. Şimdi de sizi çağırıyorum. Kamuoyuna duyurabilmek için katkınız çok önemli.
Sevgi ve saygılarımla,
Şanar Yurdatapan



